MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ  VE GELECEĞİ

MANDA YETİŞTİRİCİLİĞİ VE GELECEĞİ

1998 yılında 176bin baş olan ülke manda varlığımız, 2009 yılında 87bin başa kadar düşmüştür. İlk etapta bu düşüşün önüne geçmek, manda yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, büyüme ve gelişme kabiliyetini ve süt verimini arttırmak, pedigri ve verim kayıtlarının tutulmasını sağlamak amacıyla, çok yerinde bir karar olarak, Tarım Bakanlığı tarafından ‘Anadolu Mandasının Halk Elinde Islahı Ülkesel Projesi’ hayata geçirilmiştir.
Manda sütü ve etinin bileşiminde bulunan maddelerin insan beslenmesi açısından son derece yararlı olduğu yapılan bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur. Devlet tarafından bu alanda verilen teşvikler ve bahsi geçen ülkesel ıslah projesi vb. çalışmalar neticesinde manda yetiştiriciliği günümüzde bir ivme kazanmış, verimlerde artış sağlanmış ve ülke manda varlığımız ciddi bir artış sağlayarak 2020 yılı itibariyle yaklaşık 189bin başa kadar ulaşmıştır.
Mandacılık Anadolu coğrafyası ve aynı zamanda Afyonkarahisar için önemli bir yerel değerdir. Bizlerin de kurum olarak (çeşitli bilimsel çalışmalar, Anadolu Manda barınağı projesi, Amanda süt ve süt ürünleri ünitesi vb) destek verdiği Anadolu Mandası araştırmaları, bu alanda yüksek bir ivmelenme adına, daha da yaygınlaştırılmalıdır. Özellikle ıslah alanında fazla çalışma yapılmadığından verim yönüyle bu ırkta halen varyasyon oldukça büyüktür.
Ülkemiz manda sayısı olarak, dünya geneliyle karşılaştırıldığında, ne yazık ki henüz istenilen yerde değildir. Ancak bu alanda artan devlet destekleri ve istenen sayıda olmasa da nispeten artan ıslah çalışmaları neticesinde elde edilecek yüksek damızlık değere sahip manda boğaları ve bu yüksek kaliteli boğaların suni tohumlamada kullanımı ile, yanı sıra boğa istasyonlarının kurulması sonucu bahsedilen bu sorun önümüzdeki kısa süreç içerisinde aşılabilecek niteliktedir.
Öte yandan, bir öneri olarak belirtmek isterim ki; bu boğaların tespitinde, nesil aralığının uzun olması sebebiyle, moleküler tekniklerden de faydalanılması ıslah sürecini kısaltarak daha isabetli bir damızlık seçimi yapılabilmesini mümkün kılacaktır. Yeri gelmişken fakültemiz alt yapısının bunun için uygun olduğunu da söyleyeyim.
Dediğim gibi manda sayımız günümüzde artış eğilimindedir. 1970’li yıllarda bir milyon başın üzerinde olan manda varlığına yeniden kavuşabilmek için, bu alanda desteklerin daha cazip hale getirilmesi ve manda ürünlerine pazar oluşturabilmek adına kamu spotları, bilgilendirme katalogları gibi enstrümanların aktif kullanımı ile tüketicinin ilgisinin de çekilmesi gerekmektedir.
Fakültemiz bünyesinde ‘Amanda’ markası altında ürettiğimiz butik ve doğal manda ürünlerini şehir merkezinde Afyonkarahisar’lı vatandaşımızın beğenisine sunmuş olmamızın bir amacı da, yukarıda belirttiğim üzere, bu alana ve önemine vurgu yapmak ve dikkat çekebilmektir.
Mandacılık ülke hayvancılığı için önemli çıkış yollarından biri olarak görülmek zorundadır. Manda, sığırla karşılaştırıldığında, kalitesiz kaba yemi daha iyi değerlendirir, her türlü iklim koşuluna adapte olabilir, hastalıklara daha dirençlidir.
Manda günümüzde; eti, sütü, derisi ve boynuzundan yararlanılabilen bir hayvandır. Özellikle yüksek oranda yağlı (%7-8) olan sütü çok değerlidir. Bugün dünya süt üretiminin ortalama %5’i mandalardan sağlanmaktadır. Özel üretimde (kaymak, yoğurt, mozerella peyniri vb.) manda sütü ülkemizde de kullanılmaktadır. Manda sütü, inek sütüne göre daha yağlı olması yanı sıra, daha az su, daha çok kuru madde, protein ve mineral içermektedir. Manda sütüne karşı özellikle çocuk ve yaşlılarda intolerans gelişmediği de bildirilmiştir. Yine manda eti, sığır etine göre yaklaşık %50 daha az kolesterol ve %10 daha fazla protein içermektedir. Mandanın eti de değerli olup ülkemizde özel amaçlı (sucuk, pastırma üretiminde vd) manda eti kullanımı vardır.
Mandacılık özellikle organik hayvansal üretim yönüyle dikkat çekicidir. Bugün dünya üzerinde 40 civarı ülkede yaygın olarak manda yetiştiriciliği yapmaktadır. Özellikle İtalya, Hindistan, Pakistan ve Çin’de önemli bir yetiştirme şeklidir. Dünya manda popülasyonunun yaklaşık %95’i Asya kıtasında bulunmaktadır.
Yukarıda da bahsettiğim üzere, özetle; özellikle manda popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerimizde saf yetiştirme ve ıslah çalışmalarına önem verilmeli, damızlık değeri yüksek hayvanlar korunmalı, nispeten sığıra göre daha düşük üreme performansına sahip mandada suni tohumlama çalışmalarına önem verilmeli ve bu amaçla damızlık manda depoları tesis edilmeli, manda ürünlerine organik nitelik kazandırılmalı, üretim ve tüketim teşvik edilmeli ve manda ve manda ürünlerinin değerinin altında satışına engel olunmalı, bu alanda teşvikler arttırılmalı ve manda birliklerine proje desteği sağlanarak mandacılığın gelişimine katkıda bulunulmalıdır.
Mandacılık, geçmişe göre, günümüzde artan oranda desteklenmekle birlikte, yukarıda da bahsettiğim üzere, üzerinde daha fazla yoğunlaşılması gereken ve ülkemizin hayvancılıktaki çıkış noktalarından biri olabilecek nitelikte değerli bir hayvancılık koludur.
Selam ve muhabbetle..

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi