DOLAR 18,5822 0.03%
EURO 18,4860 -0.36%
ALTIN 1.022,45-0,76
BITCOIN 3765310,96%
Afyonkarahisar
11°

PARÇALI BULUTLU

12:58

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

“Akciğer sertleşmesinde doğru tanı önemli”

“Akciğer sertleşmesinde doğru tanı önemli”

ABONE OL
21 Temmuz 2020 14:40
“Akciğer sertleşmesinde doğru tanı önemli”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sami Şahan, Akciğer Sertleşmesi hakkında bilgi verdi. Dr. Şahan, 2 yüzden fazla benzer hastalık arasında doğru teşhisin konulabilmesi için bu konuda tecrübeli bir Göğüs Hastalıkları Uzmanına erken dönemde ulaşmanın önemine değindi

 

Akciğer sertleşmesine yol açan 150 kadar hastalığın mevcut olduğunu dile getiren Dr. Sami Şahan, bunların bazılarının tedaviye çok iyi yanıt verirken bazılarında tedavi ile sonuç almanın çok zor olduğuna dikkat çekti.
“HASTALIĞI ORTADAN KALDIRMAK ÇOK MÜMKÜN DEĞİL”
Akciğer sertleşmesi hastalığının toplumda görülme sıklığının ortalama olarak yüzbin de 60-100 arasında bulunduğunu bildiren Dr. Şahan, “İleri yaşlarda akciğer sertleşmesi görülme olasılığı daha yüksektir. Bu hastalık grubunda tedavinin en zor olduğu hastalıkların başında IPF diye kısaltabileceğimiz ‘İdiopatik pulmoner fibroz’ hastalığı gelir. Son yıllarda bu hastalık için işe yaradığı gösterilen yeni ilaçlar kullanıma girmiştir. Bunun dışındaki akciğer sertleşmesine yol açan diğer hastalıklarda ise çoğunlukla kortizon tedavisi kullanılır. Kortizon tedavisinin işe yaramadığı, ya da yan etkileri sebebiyle kortizon kullanamadığımız durumlarda buna alternatif immunsupresif (bağışıklığı baskılayıcı) ilaçlar denenir. Unutulmaması gereken en önemli konu; akciğer sertleşmesinde hastalığın tamamen ortadan kaldırılması, hatta geriletilmesinin çok mümkün olmadığıdır. Akciğerlerin sertleşen kısımlarının geri dönüşünü sağlayan bir tedavi günümüzde ne yazık ki henüz mevcut değildir. Başlanan tedavinin amacı; hastalığı ilerlemesini durdurmak, hatta sadece yavaşlatmaktır. Ancak bazı hastalarda, iltihaplı olan ve daha sertleşme gerçekleşmemiş alanların tedavisi bir miktar düzelme de sağlayabilir.” dedi.
“VÜCUDA OKSİJENİ AKCİĞERLER SAĞLAR”
Oksijensiz yaşanamayacağını, vücuda oksijeni sağlayan organın akciğerler olduğunu hatırlatan Dr. Şahan, “ Ağız veya burundan aldığımız hava, bronşlar yoluyla akciğerlerin en uç kesimindeki alveol denen keseciklere ulaşır. Nefes yoluyla alınan havanın içindeki oksijen alveollerin duvarındaki ince damarların içine geçer. Sonra da kan yoluyla vücuda dağılır. Akciğerin yapısı değişir, sertleşme diye tanımlayabileceğimiz fibrozis ortaya çıkarsa, alveollere kadar ulaşan oksijen, damarların içine geçmekte zorlanır. Tüm organlar oksijensizlikten etkilenir ama oksijene en fazla ihtiyaç duyan kalp ve beyin en fazla etkilenir. Akciğerin sertleşmesi-katılaşmasına yol açan hastalıklardan en sık görüleni sarkoidoz’dur. Ancak sarkoidoz yüzde 60-70 oranında tedavi gerekmeyen, ya da kendiliğinden gerileyen bir hastalıktır. Hastaların az bir bölümünde sarkoidoz ilerleyerek oksijen yetersizliği gelişir. Buna karşılık İPF’de hastalarının çoğunda hastalık ilerleyerek solunum yetmezliğine yol açar.” ifadelerine yer verdi.
“DOĞRU TEŞHİS ÖNEM TAŞIYOR”
Dr. Sami Şahan 2 yüzden fazla benzer hastalık arasında doğru teşhisin konulabilmesi için bu konuda tecrübeli bir Göğüs Hastalıkları Uzmanına erken dönemde ulaşmanın önemine değindi. Şahan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu hastalarının yarısından fazlasına başlangıçta yanlış tanı konulduğu görülmüştür. Şüphelenilen hastalıklarda akciğer tomografisi ile değerlendirme önemlidir. Bazı hastalarda sadece tomografide ki özelliklere bakılarak teşhis konulabilir. Ancak tomografinin yeterli olmadığı hastalarda tanı akciğer biyopsisi ile konulur. Solunum fonksiyon testleri ve yürüme testi hastalığın ağırlığını değerlendirmekte işe yarar.”

 

 

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.