Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU

Mehmet Şakir Ülkütaşır (Doğumunun 130. Yıldönümünde Anarken)

Ulu Tanrı bana, Türk folklorunun dev isimlerini tanımak, tanışmak olanaklarını bahşetti. Onlarla çeşitli mekânlarda ve çeşitli nedenlerle birarada olabilme şansını elde ettim. Bunlardan birisi de Mehmet Şakir Ülkütaşır idi. Ülkütaşır, 1981’den itibaren aralıksız Başkanlığını yaptığım ve halen Onursal Başkanı olduğum Halk Kültürü (Folklor)Araştırmaları Kurumu’nun kurucularından olduğu gibi, 1955-1974 yılları arasında, bu Kurumun Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunmuştur.
Merhum Ülkütaşır ile tanıştıktan kısa bir süre sonra, 1974 yılının mart ayında, Hayrettin İvgin’le birlikte evinde ziyaret etmiş bir söyleşi yapmıştık. O tarihte ben, Ankara’da münteşir Hür Anadolu Gazetesi’nde haftanın Salı günleri yayımlanan “Folklor! Sayfasını düzenliyordum. Doğumunun 80.Yılında yaptığımız söyleşi, gazetenin 26 Mart 1974 tarihli nüshasında, tam sayfa olarak yayımlanmıştı. Aşağıda bu değerli folklorcu bilim adamımızla yaptığım söyleşinin bazı bölümlerini (zira Milli Kütüphanede başlayıp, evinde devam eden söyleşi bir hayli uzun soluklu idi.) yayınlıyorum:
İ.Ü.N: Hocam, siz Türk folkloruna uzun yıllar hizmet etmiş ve bu konuda çok yararlı olmuş bir kişisiniz. Bu nedenle yaşam öykünüz ve folklor yaşantınızla ilgili olarak bilgiler edinmek ve okurlarımıza aktarmak istiyoruz. Önce bize yaşam öykünüzü anlatır mısınız?
M.Ş.Ü: Beni hatırlamış olduğunuz için çok teşekkür ederim. Bu davranışınız beni duygulandırdı. Ben 1894 yılının ekim ayında İstanbul Üsküdar’da doğdum. Babam İstanbullu Hüsnü Efendi, annem Plevneli Lütfiye hanımdır. Babamı çok küçük yaşlarda, annemi ise ilk gençlik yıllarımda kaybettim. Lise seviyesinde mesleki öğrenim gördüm. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) yıllarında bir süre İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okutulan serbest derslere normal öğrencilerle birlikte devam ederek; tarih, felsefe, psikoloji, edebiyat gibi dersleri izledim. Her elime geçeni okudum, bundan büyük zevk duydum. Anadolu gazetelerinde 1920 yılından itibaren yazılar yayınlamaya başladım. Şunu hemen belirteyim ki, Anadolu benim köklü bir kültüre sahip olmama sebep olmuştur. Maraş’ta iken, halk dilindeki öz Türkçe sözleri, mâni ve türküleri, hülasa anonim edebiyat ürünlerini derledim. Bundan zevk duyuyordum. Beni bu yola iten şey, o devirde neşredilen İkdam, Türk Yurdu, Türk Derneği gibi Türkçü, milliyetçi yayınları izlememdir. Yine belirtmeliyim ki, halkı tamamen Türkmen olan Maraş ve dolayları iyi bir inceleme alanıdır. İlk yazılarım Sinop gazetesinde çıktı. Daha sonra Halk Bilgisi Mecmuası ve Halk Bilgisi Haberleri adlı dergilerde makaleler neşretmeye başladım. Ben Ziya Gökalp ve Fuat Köprülü ekolünün ateşli bir taraftarıyım. Hayatım boyunca yazdığım yazılarda bu ekolü savundum. O zamanlar daha çok Sinop’la ilgili yazılar neşrettiğim için bana “Sinoplu Şakir” adını takmışlardı. Birçok yazılarımın yayımlandığı Avrupa basınında da bu adla tanınıyordum.
İ.Ü.N: Efendim uzun yıllar, Türk Dil Kurumu’nda görev yaptınız. Bu Kuruma girişiniz nasıl oldu:
M.Ş.Ü: Kültürel yazılarım birçok devlet büyüğü gibi Atatürk’ün de dikkatini çekmiş ve benim Türk Dil Kurumu (TDK)’nda görev almamı istemişler. Onun emriyle 1933 yılında bu Kurumun Derleme Kolu Yardımcılığına getirildim. Önce o devrin ünlü dil bilginlerinden Prof.Ragıp Hulusi Özden ile birlikte çalıştım. Kısa bir süre sonra yaruzman ve uzman oldum. Bundan sonra 32 yıl süreyle bu Kurumda çalıştım ve 1963 yılında kendi isteğimle emekliye ayrıldım.
İ.Ü.N: TDK dışında başka hangi kuruluşlarda görev yaptınız?
M.Ş.Ü: Tabîi Türk Ocağı, Türk Halk Bilgisi Derneği, Türk Birliği, Halkevleri, Asari Atika Muhipleri Cemiyeti, Türk Folklor ve Etnografya (Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu) Derneği, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay gibi sosyal ve kültürel derneklerde uzun yıllar görev yaptım. Bu gün de bu görevlerimden bazıları devam etmektedir.
İ.Ü.N: Yazılarınız bugüne değin hangi gazete ve dergilerde yayınlandı:
M.Ş.Ü: Türkiye’de yayınlanan 7-8 gazete ve 60 kadar dergide yazılarım neşredildi. Bu gazete ve dergilerde iki bini aşkın makalem yayınlandı. Ayrıca Türk kültürüne ilişkin 15 adet de kitap neşrettim. Yazılarımın yayınlandığı gazete ve dergilerden başlıcaları şunlardır: (Değerli Hoca, burada çok sayıda gazete ve dergi adı vermiştir)… bunlardan başka Ömer Rıza Doğrul, İsmail Hakkı İzmirli ve Eşref Edib’in yönetiminde yayımlanan İslâm-Türk Ansiklopedisi’nin de folklor ve mîlli kültürümüzle ilgili bazı maddelerini ben yazdım..
İ.Ü.N: Hocam, yayımlanmış olan 15 kitabınız hakkında da bilgi lütfeder misiniz?
M.Ş.Ü:
1. Sinop Vilayeti: Tarih, Coğrafya, Halkiyat (Folklor) Tetkikleri, 1926
2. Sinop’a Candar Oğulları Zamanına Ait Tarihi Eserler, 1934
3. Türkiye Etnografya ve Folklor Sözlüğü, 1937 (1.Fasikül)
4. Türk Halk Bilgisine Ait Araştırmalar, 1938 (Eminönü Halkevi Yayını)
5. Türkoloji Ansiklopedisi Üzerine Bir Kalem Deneyi, 1938
6. Cevdet Paşa, 1945 (Vefatının 50.yıldönümü nedeniyle)
7. Uluğ Bey-I, 1946 (Ahmet Halit Kitabevi)
8. Babür Şah-II, 1946 )Ahmet Halit Kitabevi)
9. Büyük Türk Dilcisi Kaşgarlı Mahmut, 1946 (TDK Yayını), 2.Baskı 1972
10. Meşhur Türk İmparatoriçeleri, 1948
11. Sivastopol Harbi, 1948
12. Türk Ve İslam Geleneğinde Ağaç, 1963
13. Nasrettin Hoca (Cahit Öztelli ile birlikte), 1964
14. Atatürk ve Harf Devrimi, 1973
15. Türkiye’de Folklor Ve Etnografya Çalışmaları, 1973
İ.Ü.N: Sürekli yazdığınıza göre, yeni kitap çalışmalarınız da olmalı?
M.Ş.Ü: Elbette, kitap değil de broşürler hazırladım. Baskıya hazır broşürler şunlar: (Ülkütaşır burada 27 taner kitap-çık ismi vermişti)
1. Türkiye’de Bahçe sanatı ve Türk Bahçeleri
2. Türkler’de Çiçek Sevgisi ve Türk Çiçekleri
3. Türk Tarihinde Kadın (iki cilt olacak)
4. Meşhur Türk Kadınları (Kadın sultanlar, valide sultanlar, hasekiler)
5. Eski Türk Sporları
6. Tarihimizde Kürk
7. Osmanlı Vezirleri Nasıl Yaşıyorlardı?
8. Türk Kadın Kıyafetleri ve Tuvaletleri
9. Türk Erkek Kıyafetleri
10. Eski Devirlerde Esnaf Teşkilatı
11. Türk Evi ve Mutfağı
12. Sıbyan Mektepleri ve Mektep Törenleri
13. Osmanlı Sarayında ve Konaklarında Cariyeler
14. Eski Devirlerde Esnaf Teşkilatı
15. Donanmalar, Şenlikler (cülûs ve zaferlerde yapılan)
16. Türk Düğünleri
17. Bizde İlkler (İlk matbaa, gazete,banka,medrese vd.)
18. Türk Temaşası (Karagöz,meddah,kukla)
19. Mizah Tarihimizin Meşhur Simaları (Nasrettin Hoca, İncili Çavuş vd.)
20. Meşhur Türk Tarihçileri
21. Eski Devirlerde Ramazan ve Bayramlar
22. Sivastopol Muharebesi-Kırım Harbi
23. Encümen,i Dâniş (İlk Türk Akademisi)
24. Türkler’de Ad Verme Geleneği ve Türk Adları
25. Fıkra ve Lâtifeleri İle Türk Meşhurları (Keçecizade Fuat Paşa vb)
26. Eski Devirlerin Gece Sohbet ve Eğlenceleri
27. Bektaşi Edebiyatı ve Mahsûlleri (Seçme nefesler)
İ.Ü.N: Hocam, Memleketimizdeki folklorile ilgili çalışmalar nasıl başladı?
M.Ş.Ü: Folklor, memleketimizde layık olduğu önem ve değeri ancak cumhuriyet devrinde bulmuş olan bir bilim dalıdır. Bir toplumun manevi kültürünü araştıran bu bilim dalı, Batı’da aşağı yukarı XIX. Yüzyılın ortalarında tecessüs etmiş ve bir takım bilginler tarafından, biraz kapalı, çekişmeli de olsa, alanı, kadro ve araştırma metodları hakkında temel düşünceler, açıklamalar ortaya konulmuştur. Toplumların maddi kültürünü konu olarak alan etnografyanın ise daha önce etnoloji ile ortak yönleri içinde de olsa tanım ve metodları saptanıp açıklanmıştır…
İ.Ü.N: Üstadım bir de folklorun tanımını yapar mısınız? Folklor ne demektir?
M.Ş.Ü: Son yıllar içinde türlü dergi ve gazetelerde sık sık rastlamakta olduğumuz folklor sözü, İngilizce’den alınmış bileşik bir isimdir. Burada “folk” halk ve “lore”da bilgi, inceleme demektir. Bu itibarla folklor, toplu ve genel anlamıyla, halkı, yani halk düşünce ve terbiyesinin manevi tezahürlerini araştıran bilgi demektir.
İ.Ü.N: Folklor yönünden ülkemizde ne gibi çalışmalar yapmak gereklidir?
M.Ş.Ü: Memleketimizde özellikle son 10-15 yılı içinde bir takım folklor kuruluşlarının ortaya çıkmasına rağmen bu alanda –halk türkü ve oyunları dışında- ne yazık ki ciddi, bilimsel bir iş meydana getirilememiştir. Eski Halk Bilgisi Derneği kadrosunun, elverişsiz şartlar içinde dahi ne kadar verimli, ne kadar ciddi suretle çalışmış olduğunu şimdi daha iyi takdir ediyorum…
***
Üstadımız, Hocamız Mehmet Şakir Ülkütaşır’la söyleşimizin çok kısa bir özetini sundum. Ama ben böylesine deneyim yüklü olan Hocalarla geniş katılımlı toplantılar yapmanın çok yararlı olacağına inanırım. Ben, Mehmet Şakir Ülkütaşır üstadımızı ziyaret etmek, onu yakından tanımak mutluluğuna erişmiş, o ise hatırlanmaktan büyük zevk duymuştu. Doğumunun 130.yıldönümünde, büyük bilgin, büyük Türk Ülkütaşır Hocayı anarken, ona bir kez daha Allah’tan Rahmet niyaz ediyorum.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER