MİLLİ TAKIMIMIZ  EURO 2020 “FROM DARKL HORSES TO DİSASTER”

MİLLİ TAKIMIMIZ EURO 2020 “FROM DARKL HORSES TO DİSASTER”

Britanya Yayın Kurulşu (BBC), EURO 2020’deki Türk Milli Futbol Takımı’nı analiz etti ve yukarıdaki başlığı attı analiz yazısına.. Analizde, İngilizce favori gösterilmeyen ancak sürpriz yapma potansiyeline sahip olanlar için kullanılan “dark horse”(siyah at) sözüne gönderme yapılarak Ay-Yıldızlıların performansının kabul edilemez olduğu vurgulandı.. BBC, Türkiye’nin Avrupa şampiyonları tarihindeki en kötü 5. performansa imza attığını yazdı..
Böyle yazıyor elin oğlu.. Büyük beklentilerle gittiğimiz Euro 2020 turnuvasında “Ne umduk ne bulduk!” sözü “hayal kırıklığımızı özetliyor..
Pembe tablolar çizmiştik turnuva öncesi.. ”Finali İtalya-Türkiye oynar “ diyenler bile vardı.. Nasıl demesinler, elemelerdeki guruptan çok kolay çıkmıştık, genç bir kadromuz vardı, takımın çoğunluğu Avrupa’nın önemli takımlarında oynuyorlardı. TFF çok iyi şartlar sağlamıştı; “futbolcularımzın “Ha dediği yere hamam yaptırıyordu”..
Elemelerde 8 şut çektik yedisi gol oldu, ancak oynadığımız oyun tatmin etmiyordu futbolseverleri… Letonya’dan üç gol yemiştik.. Es geçtik.. Oyun anlamında eksiğimiz çoktu halbuki.. Hızlı ve çabuk paslaşmalarla top çevirip rakip savunamanın dengesini bozma ve değişik varyasyonlarla hücum aksiyonları yaratma konusunda yeterli değildik. Nitekim İtalya, Galler ve İsviçre karşısındaki oyunlarımızda, savunmadan çıkarken “mevsimler geçiyordu”.. Takım olarak değil bireysel becerilerle gol aradık …”Kimse yemedi” tabii..
Ve yarı yoldan geri döndük.. Futbol tarihimizin en dramatik bir sürecini yaşadık.. 1 gol 0 puan ve -7 averajla …
Galler maçı biter bitmez başladı ağır eleştiriler… Başta Şenol Güneş ve futbolculara, TFF’ye, Selim Soydan’a yardımcı antrenörlere eleştiri hatta hakarete varan sözler..
Eleştiriler her başarısızlıktan sonra yapılır.. Ancak bizde doğu toplumlarına özgü “ifrat ve tefrit” oluyor.. Önce göklere çıkarıyoruz sonra da batırıyoruz yerin dibine..
Milli takım bir kulüp takımım değildir.. Teknik direktör, değişik takımlardan seçtiği elit futbolculardan oluşan takımla belli süreler ve şartlar altında çalışır ve maçlara çıkar.. Ancak “takım ruhu” ,“takım olma“ süreci kolay yönetilemez.. ”Sistem”, taktik”, strateji”… Çocuk oyuncağı değil bunlar..
Takımı eleştiren bir futbol yazarı: ”Ronaldo kadar savaşacak, Kroos kadar mücadele edecek, Mbabpe kadar koşacaksınız” diyor.. “Lafla peynir gemisi yürümez”; o dediğin futbolcular 6-7 yaşlarında ehil antrenörler elinde 19 yaşına kadar 10.000 (on bin) saat antrenman yaparak yükselmişler oralara..
Bizde bırakın alt ligleri, GS’ FB’ BJK alt yapıları, elit takımları kaç futbolcu veriyorlar, üstlere ve de milli takıma ..
Ülkemizin, çok önemli bir futbol potansiyeline sahip olduğunu söylemek isterim.. Kendi futbolcusunu kendi üreten az da olsa takımlar var.. Genç nüfusu, futbolu seven insanlarımız, son yıllardaki spor tesisleri ve devam eden yatırımlar hiç de küçümsenemez.. Ancak ehil antrenörler, yöneticiler, bilim ve tekniği kılavuz alacak ruh ve kafalar lâzım buralara…
“Taşı delen suyun gücü değil, dalgaların sürekliliğidir” “Lambayı yanık tutmak için içine sürekli yağ koymak zorundayız”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi