MÜBAREK GECELERDE TEFEKKÜR EDELİM

MÜBAREK GECELERDE TEFEKKÜR EDELİM

Yüce kitabımız bizi sık sık tefekküre, düşünmeye davet eder. Mübarek gün ve geceler tefekkür için, Allah rızası için gözyaşı dökmek için ayrıca bir fırsattır.
Tefekkür, ”düşünmek “ demektir. Tefekkür mâna âlemine açılan öyle bir penceredir ki; enbiyalar ve Allah’ın veli kuları hep bu pencereden ilahi sırları seyre dalmışlar ve mana aleminde büyük mesafe almışlardır.
Hz.Aişe validemiz anlatıyor:
Resulullah (S.A.V.) namaz kılıyor ve ağlıyordu. Namazdan sonra:
Niçin ağlıyorsun ya Resulallah? Dedim. Buyurdular ki:
Hakikat göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde (ve uzayıp kısalmasında) temiz akıl sahipleri için elbette ibret verici deliller vardır” (Ali imran 189)
Bundan sonra: “Bu ayeti kerimeyi okuyup tefekkür etmeyene yazıklar olsun” buyurdular.
Bir hadis-i şerifte Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.)
“Ağız tadını bozan ölümü çok hatırlayın “(et- Tacterc. Cilt:1/582 Tirmizi ve Nesai’den) İşte tasavvufun temel taşlarından birisini oluşturan “ Tefekkürül mevt- Rabıta-ı mevt “ yani ölümü düşünmek, yıkandığını, teneşir üzerine koyulduğunu, cenaze namazının kılındığını, kabire konulduğunu düşünmek insanı Allah ve Resulüne yakıştırır. Hayatımıza bambaşka bir anlam ve tad katar.
Cenâb-ı Hak Kur’an’da sıs sık bizi tefekküre yani düşünmeye davet eder, dinin emirleri zaten akıl sahiplerinedir. Deliler, akıl sahipleri ve mecnunlar dini emir ve yasaklardan ve hesap gününden muaftırlar. İşte Kur’an’dan bazı ayetler:
“(Allah) onunla (su ile) sizin için ekin (ler), zeytin(ler), hurma ağaçları, üzümler ve meyve ağaçları, üzümler ve meyvelerin her birinden ( nice rızıklar ) bitiriyor. Bunların her birinde tefekkür edecek bir zümre için elbette birer ayet vardır.” (Nahl 11)
“Geceyi, gündüzü, güneşi ayı siz(in hizmetiniz)e O raam etti. Yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Bunların her birinde aklını kullanacak bir zümre için elbette ayetler vardır.”(Nahl 12)
“O gökleri, o yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin birbirine uymaması da O’nun ( Yani Allah’ın ) ayetlerindendir. (varlığını, gücünü, kudretini gösteren delillerindendir.) Hakikat bunlarda düşünenler için ibretler vardır.”(Er Rum/ 22)
Sevgili Peygamberimiz:
“ Gözlerinize ibadetten pay ayırınız” buyuruyor. Bunu nasıl yapalım dediklerinde:
“Kur’an-ı Kerim sayfalarını okumakla, onu tefekkür etmekle ve ondaki akıllara durgunluk veren hallerden ibret almakla “ buyurdular.
Bakmakla, görmek arasındaki farkı idrak etmemiz ve aleme bakmakla yetinmeyip onu görmek lazımdır. Okumak bir bakıma görmek, görmek ise bilmeyi ve anlamayı gerektirir. Onun için “ okumak “ tan mana kitab-ı ekber ( en büyük kitap ) olan kainatı okumak, görmek, anlamak ve tefekkür etmek, oradan Allah’a varmak ve ulaşmak demektir.Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle: “Bir dakikalık tefekkür, bir gecelik ibadetten hayırlıdır.” Onun için bu gecede ve her gün ve gecede mutlaka tefekkür edelim.
ALLAH RIZASI İÇİN
BİR DAMLA GÖZYAŞI
Yüce Allah Enfal Suresi 2. ayette şöyle buyuruyor: “ innemel mü’minûne llezine izâ zükirallâhü vecilet gulûbühüm ve izâ tüliyet aleyhim êyêtühü zâdethüm îmânen ve alâ rabbihim yetevekkelûne. ( Enfal / 2 ) ” Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine güvenip dayanan kimselerdir.”
Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:
“- Kulun vücudu, Allah korkusu ile ürperdiği zaman, yaprakları dökülen ağaç gibi günahlardan sıyrılır.” (İmam-ı Gazali, Mükaşefet’ül Kulûb-Kalplerin Keşfi sayfa:14)
Yine rivayetlere göre Peygamber Efendimiz demiştir ki:
“Ulu Allah şöyle buyuruyor: Şu iki korku ile iki günü aynı kulumda bir araya getirmem. Dünyada benden korkanın Ahiretini emin kılarım. Buna karşılık dünyada iken benim korkumu yüreğinde taşımayanları Kıyamet gününde de korkuya düşürürüm.” (İ.Gazali, ihya 1.cilt.s.16)
Ulu Allah şöyle buyuruyor:
“ Felâ tehşevunnâse vehşevnî “” İnsanlardan değil benden korkunuz.” ( Maide/44)
Diğer bir ayette de şöyle buyurulur:
”Felâ tehâfühüm vehâfûni in küntüm mü’minîne ”Eğer müminseniz onlardan değil, benden korkunuz.”Al-i İmran 175)
Hazreti Ömer Kur’an’dan bir ayet indiği zaman yere baygın düşerdi. Bir gün eline bir saman kırıntısı alarak şöyle dedi.” Keşke ben de bir saman kırıntısı olsaydım, adı anılmaya değer bir şey olmasaydım. Keşke anam beni doğurmamış olsaydı.”
O çok ağlardı,hüngür hüngür yaş dökerdi. Bu yüzden yanaklarından süzülen yaşların bıraktığı iki siyah iz her zaman yüzünde görülürdü.
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki:
“-Sağılan süt memeye dönmedikçe Allah korkusu ile ağlayan kimse de cehenneme girmez”
Rivayet edilir ki, Kıyamet günü bir kul Allah katına çıkarılacak ve günahların ağır bastığı görülerek cehenneme atılması emredilecektir. Bu sırada kirpiklerinden bir tel dile gelerek şöyle diyecektir: Ey Rabbim! Senin Resulün Muhammad (s) “Kim Allah korkusu ile ağlarsa Allah onun yaş döken gözlerini cehenneme haram kılar “ diye bildirdi. Ben senin korkundan ağlamıştım.
Bunun üzerine dünyada Allah korkusu ile ağlayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir. Cebrail (AS) “Falan oğlu filan bir tel kirpik sayesinde kurtuldu” diyerek bu durumu ilan edecektir.”(İ.Gazali, İhya, c.1. s.17)
Rivayet edilir ki Kıyamet günü cehennem ortaya çıkınca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehşetinden diz üstü kapaklanacaklardır. Nitekim Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
“ ve terâ külle ümmetin câsiyeten külle ümmetin ted’â ilâ kitâbihê . el yevme tüczevne mâ küntüm ta’lemûne*” (Casiye/28 )
“… Ve sen her ümmeti diz üstü çökmüş (ne olacağını endişe ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya çağrılır.”
İnsanlar cehenneme yaklaştırıldıklarında onun öfke ve kükreyişini duyacaklar, bu kükreyiş beş yüz yıllık mesafeden duyulacaktır.
O zaman peygamberler dahil her kes kendi derdine düşerek “ben ne olacağım, ben ne olacağım” diyecektir. Yalnız Peygamberlerin Ulusu-Büyüğü olan Hz. Muhammed (A.S.) müstesna, O “ ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak” diyecektir.
O sırada cehennemden dağlar gibi bir ateş kütlesi çıkacaktır. Peygamberimizin (SAV) ümmeti “ Ey ateş kütlesi! Namaz kılanlar, doğruluktan ayrılmayanlar, Allah’tan korkanlar ve oruç tutanlar hakkı için geri dönermisin “ diye yalvararak ateşi geldiği yere göndermeye çalışacaklar, fakat ateş geri dönmeyecektir.
Bu sırada Cebrail’in (AS) “ateş kütlesi Muhammed’in ümmeti üzerine yöneldi” diye seslendiği duyulacaktır. Bunun üzerine Cebrail, bir bardak su getirerek Peygamberimize uzatacak ve “ey Allah’ın Resulü! Bunu al, ateşin üzerine at” diyecektir. Peygamberimiz
“Bu su nedir? ” diye soracak ve Cebrail’den (AS) şu cevabı alacaktır: “Bu senin ümmetinin, Allah korkusu ile ağlayan günahkarların gözyaşıdır. Şimdi ateşin üzerine serpip onu Allah’ın izni ile söndüresin diye sana getirme emri aldım “ Sevgili Peygamberimiz (SAV) Cebrail’den aldığı bardağı ateşin üzerine boşaltır boşaltmaz ateş sönecektir.” (İ.Gazali, İhya, c.1.s.18 )
Evet! Bu gecelerde bol bol gözyaşı dökelim, dökülen bu yaşlar günahlarımıza keffaret olacak, Cebrail aleyhisselamın getirdiği göz yaşları gibi cehennem ateşinin sönmesine inşallah vesile olacaktır.
Miraç ile Sevgili Peygamberimizi yücelten ve mükâfatlandıran Yüce Rabbimiz, inşallah sevgili Peygamberimizin ve miraç gecesinin ve mübarek gecelerin yüzü suyu hürmetine milletimizi ve bütün Müslümanları sıkıntılardan, belalardan kurtarır ve mükâfatlandırır.
Peygamberimiz de, dolunay halindeki aya bakıp: “Siz Allah’ı bu ayı gördüğünüz gibi göreceksiniz” buyurmuştur. (Riyaz’üs Salihin 2/1055) Cenâb-ı Hakk, cennetinde cemalini görmeyi hepimize nasip eylesin. (Amin)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi