MÜNAFIĞIN ALAMETİ ÜÇTÜR

MÜNAFIĞIN ALAMETİ ÜÇTÜR

Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ayetül münafiki selasetun: İza haddese kezebe ve ize’tümine hane ve iza vaade ehlefe”
“Münafığın alameti üçtür; konuştuğu zaman yalan söyler, söz verdiğinde sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiğinde hainlik eder.” (Buhârî, İman: 25; Müslim, İman: 25)
Müslim rivayetine göre şu ek de vardır:
“Oruç tutup, namaz kılar ve Müslüman olduğunu iddia etse bile” (Cem’ul Fevaid: Hadis No:8099)
Bazı âlimlerin dediği gibi, münafık kelimesinden amaç, hadiste geçen alametleri ahlak ve adet haline getirendir Çünkü birçok Müslüman bu hatalara düşmektedir Diğer bazı âlimlere göre de hadiste kastedilen münafıklık türü “ameli münafıklıktır.”
Hadisi şerife göre münafık konuşunca yalan söylerler. Yürekleri farklı dilleri farklıdırlar. Vaat ettikleri zaman tersini yaparlar, sözlerinde durmazlar. Zaten bir insan yalan söylüyorsa sözünde de durmaz, çünkü sözünde durmamak ta bir nevi yalancılıktır. Her şeyden önce münafıklar ezelde Allah’a verdikleri ahde/söze bağlı kalmayarak şirke ve küfre düşmüşlerdir. Allah tarafından gönderilen hükümleri, kitapları tahrif etmişler, peygamberlere itaat etmemişler hatta bazılarını öldürmüşlerdir.
Kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet ederler. Güvensizdirler, kimseye güvenmezler, kendilerine de güvenilmez. Mümin ne kadar kendisine güvenen, güvenilen, çevresine güven veren insan ise münafıklar tam tersine ne kendilerine güvenirler ne de insanlar onlara güvenirler. Bir eşya, mal teslim etsen ona hıyanetlik ederler, bir sır söylesen hemen onu ifşa ederler. Münafıklar ezelde Allah’a verdikleri ahde/söze bağlı kalmayarak şirke ve küfre düşmüşler ve iman noktasında da emanete hıyanetlik etmişlerdir.
Abdullah b. Amr (r.a.)’den rivâyete göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kendisinde dört özellik bulunan kişi mutlaka münafık olmuştur. Bu dört özellikten biri bulunursa o özelliği terk edinceye kadar o kimsede münafıklık özelliği bulunmuş olacaktır. Konuştuğu zaman yalan söyleyen, söz verdiği zaman sözünde durmayan, davalaştığında (düşmanlıkta) aşırı giden, anlaştığı zaman anlaşmasını bozan.” (Buhârî, İman: 25; Müslim, İman: 25)
Yüce dinimiz savaşta bile aşırılığı yasaklar.(Bakara 2: 190) Bir müslümanın bir başka müslümana düşmanlık beslemesi ve davalaşmasında ve düşmanlığında aşırı gitmesi nifak alâmetidir.
Aynı hadisi şerifi nakleden Kütübü sitte müelliflerinden Ünlü hadis âlimi Tirmizi, hadisini naklettikten sonra, “İlim adamlarına göre bu hadiste kastedilen, amelî nifaktır. Tekzip nifakı (itikatta nifak) ise yalnız Resulullah’ın zamanında vardır.” demektedir. (Tirmizi)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi