MU’TASIM KİM,  AMMURİYE NEDEN SEÇİLDİ?

MU’TASIM KİM, AMMURİYE NEDEN SEÇİLDİ?

Emirdağ ilçesinin hemen yanı başında bulunan Amorium ya da diğer adıyla Ammuriye tarihi kentinin harabeleri üzerinde çekilen “hilafet istiyoruz” içerikli görüntüler sosyal medyada yayılınca Türkiye genelinde gündem oluşturdu. Afyonkarahisar Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü gereken tüm çalışmaları yaparak, kanunların gereğini yerine getirdi. Burası konunun başka bir boyutu.
Olayın bir diğer ve merak edilen boyutunu ise “bu insanların neden eylem için Amuriye’yi tercih ettikleri” sorusu oluşturdu.
Bu sorunun cevabını şöyle özetleyebiliriz:
Tarihçi el-Kelkeşendi “Measiru’l-İnaka Fi-Mealimi’l-Hilafe” adlı eserinde Abbasi Halifesi Mu’tasım Billah’ın Amuriye üzerine fetih düzenlemesine, Rumların elinde esir düşmüş bir Müslüman kadının “Va Mu’tasımah!” (Neredesin Mutasım) haykırışının sebep olduğunu anlatır. Günümüzde de işgal altındaki Müslüman halkların ortak haykırışına dönüştüğü belirtilen bu çığlığa neden olan hadise şu şekilde gelişmiştir:
Bugün Afyon/Emirdağ dolaylarında bulunan, eski adıyla Amuriye şehrinin Rum valisi, yağmaladığı civar Müslüman kasabalarından birisinden çıkarken birçok esir almıştır. Bu esirler içinde bulunan bir Müslüman kadın Rum valisinin kendisine eziyet ve hakaretleri karşısında “Va Mu’tasımah/Mu’tasım neredesin?!!” diye haykırmıştır. Bunun üzerine vali -dalga geçercesine-kadına: “Tabi, Mu’tasım beyaz atlı ordularıyla şimdi gelir ve seni kurtarır” der. Bu haber Hilafet sarayına ulaşır ulaşmaz Mu’tasım Billah, Rum valisine bir mektup göndererek şöyle der: “Müminlerin Emiri Mu’tasım Billah’dan Rumların köpeğine! Esir aldığın bacımı derhal serbest bırakmazsan sana öyle bir ordu hazırlıyorum ki, bir ucu burada (Bağdat) öteki ucu da orada (Amuriye) olacak.”
Ve Mu’tasım bir tek kadının “Va Mu’tasımah!” haykırışı üzerine dediğini yapar, devasa bir orduyla Amuriye üzerine yürür ve bu büyük Rum şehrini zapt eder. Kendisine haykırışta bulunan kadını kurtarır ve ona “Ey mümine hanım! Emin ol ki, çağrını işitir işitmez bir an bile beklemeden hemen yola koyuldum” der.
İbni Haldun ve İbni Esir ise hadiseyi şöyle anlatılır: “O kadının haykırışı Hilafet sarayına ulaştığında Mu’tasım Billah tahtında kurulmuş oturuyordu. Kadının bu haykırışı kulağında yankılanır yankılanmaz: “Yetiştim! Geldim! Askerler! Askerler!” diyerek yerinden fırlayan Abbasi Halifesi derhal ordunun teçhiz edilmesi emrini verdi.
İbnü’l-Imad el-Hanbeli “Şezirat’üz-Zeheb Fi Ahbarin Min Zeheb” adlı kitabında konuyla ilgili şu ilaveleri yapmaktadır: “O kadının haykırışı Hilafet sarayına ulaştığında Mu’tasım Billah çok sevdiği bir içeceği yudumluyordu. “Va Mu’tasımah!” diyerek bir kadının kendisinden imdat dilediği haberini alır almaz elindeki kaseyi hizmetkara verdi ve “O kadını esaretten kurtarmadan, o Rum valisini öldürmeden bana yeme içme yok” dedi. Mu’tasım Billah Amuriye’yi fethedince şehre girerken şöyle haykırır: “Yetiştim, yetiştim!”. Şehri zapt eden Mu’tasım Billah Amuriye valisini öldürür, kendisine haykıran kadının elinin bağlarını çözer, onu tutsaklıktan kurtarır ve hizmetkara şunu söyler: “Şimdi içeceğimi getirin”. Mu’tasım Billah içeceği içerken “İşte bunun tadına şimdi doyum olmaz” der.
Miladi 9. yüzyılda Abbasi Halifesi Mu’tasım Billah dönemi ile ilgili olarak Diyanet Ansiklopedisi’nde ise şu bilgilere yer verilmektedir:
Halife Ordusu’nun Azerbaycan bölgesindeki Bâbek isyanı ile meşgul olmasını fırsat bilen Bizans İmparatoru Theophilos 223 (838) yılında Zibatra’ya (Doğanşehir) saldırarak katliam yaptı ve şehri tahrip etti. Ardından Malatya’yı kuşattı. Bunun üzerine Halife, ordunun Türk komutanı Afşin’in Azerbaycan’dan dönmesinin ardından büyük bir ordu ile Sâmerrâ’dan bugünkü Afyonkarahisar yakınlarında bulunan Ammûriye’ye (Amorion) hareket etti (2 Cemâziyelevvel 223 / 1 Nisan 838). Halife Tarsus’tan Anadolu’ya geçerken Malatya taraflarından Bizans topraklarına giren Afşin de kuzeye doğru ilerliyordu. İki ordu Ankara’da birleştikten sonra Ammûriye’ye yürünecekti. İmparator Theophilos önce Afşin tehlikesini bertaraf etmek için harekete geçtiyse de Şâban 223’te (Temmuz 838) Kazova’da yapılan savaşta yenilerek İstanbul’a döndü. Halife, Afşin ile Ankara’da buluşarak Ammûriye üzerine yürüdü. Bizans’ın İstanbul’dan sonra ikinci büyük şehri olan Ammûriye 17 Ramazan 223 (12 Ağustos 838) tarihinde fethedildi. Ammûriye’nin fethi İslâm dünyasında büyük coşkuyla karşılanmış ve şiirlere konu olmuştur. Bu zaferi “fethu’l-fütûh” (fetihler fethi) olarak vasıflandıran Ebû Temmâm’ın “es-seyfü asdaku enbâen mine’l-kütüb” diye başlayan kasidesi meşhurdur.”
İşte böyle… Amoruim ya da Ammuriye’nin İslam kültüründeki önemi, bu kanunsuz olayla bir kez daha hatırlanmış oldu.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi