NEFS TERBİYESİ (Billahi Anlamda Hürriyet- DuniHi Anlamda Hürriyet)- 19

NEFS TERBİYESİ (Billahi Anlamda Hürriyet- DuniHi Anlamda Hürriyet)- 19

Esfele Safiliyn Formata Sevgi Kapalıdır, esfele safiliyn şartlar içerisinde sevgi yoktur. Esfele safiliyn hayat tarzı içerisinde insan bir şeyi veya birisini sevip sevmeme tercihini iki kriterle yapar. Dikkat edin, yine tercih diyoruz. Çünkü bir şeyi veya birisini sevip sevmemek bir tercih meselesidir ve insana sorumluluk yükler. Birisini sevip sevmeme tercihinin yapıldığı iki kriterden birisi kendi tanımladığı sevgi duygusunu ölçü almasıdır, diğeri ise duniHi anlamda hürriyetini kullanarak yapmasıdır, yani duniHi algı ve zannlarının ürettiği heva ve heveslere göre yapmasıdır. Sevip sevmeme bu iki kriterle yapılıyor. Sevgi duygusunu zaten kendisi tanımlamıştı, o tanımladığı sevgi duygusunu esas ölçü olarak alır, o ölçüyü kullanırken duniHi anlamdaki hürriyetinden, hürriyet anlayışından istifade eder. Yani duniHi algı ve zannlarıyla ürettiği heva ve heveslere göre bu tercihini yapar. Ancak böyle bir tercih yapmasına rağmen, esfele safiliyn kendisinin tanımladığı bu sevgi duygusu ile bir türlü tatmin olamaz, kendisinin tatmin olacağı bir sevme ve sevilmeye bir türlü ulaşamaz, çünkü bu sevme ve sevilmeler için bir karşılık tanımlamıştır. Dolayısıyla bu tanımladığı karşılıkları asla bulamaz. Asla o karşılıklar onu tatmin etmez. Böylece de arzuladığı sevgi ve sevilmelere bir türlü ulaşamaz. Çünkü esfele safiliyn formatın bilgi platformunda gerçek sevgi dosyası bulunmaz, sebebi budur. Kişi bulunmayan bu dosyanın boşluğunu sevgi arzusu için kendi verileri ile yaptığı tanımlarla doldurur. Esfele safiliynin bu amaçla kullanacağı tek veri nefret duygusudur; kendisinde hissedebildiği en düşük nefret seviyesini sevgi olarak adlandırır, böyle bir tanım yapar. Enteresan şeydir, dünya hayatı içerisinde hayatlar, romanlar, hikâyeler, masallar, filmler, şiirler bu aldatmacadan çıkar. Sadrı duniHi algı ve zannlarının hâkimiyetinde olan esfele safiliyn formatlı insanın maalesef tüm sevgileri bu kapsamdadır; eşler arasındaki sevgileri, çocuklar ve ebeveynler arasındaki sevgiler, akraba, eş dost sevgileri hep bu çerçevededir. Düşük nefret seviyesini sevgi zannederek davranan bu insanların hayvan, bitki, doğa sevgileri sahte, yanlış ve başka amaçlıdır. İnsanlar arasındaki nefret dolu yaşantı sebebiyle gerilmiş ve bir ev gibi büyümüş olan sadrlarını, insanlar çok düşük nefret seviyeleriyle yaklaştıkları şeylerle ki böyle şeyler genellikle hayvanlar, bitkiler ve doğa gibi şeylerdir, onlarla sadırlarını rahatlatmak, dengelemek isterler. Çalışanlarına nefretle ve faşizan yaklaşan bir yöneticinin yalnızca şoförüne mülayim olması böyledir. İş yerinde nefretinden gerilen yönetici evine giderken yol boyunca şoförüne düşük nefret seviyeleriyle bakar ve evine dengelenmiş olarak sakin ulaşır. Eğer böyle yapamaz da evine iş yerindeki gerilmiş nefretle ulaşırsa o nefret evde de devam eder. Hayat tarzında alkolün yeri önemli olanların işten sonra eve gitmeden bir yerlere uğramaları da bu sebeplerdendir.
Hayatını duniHi anlamda hürriyetle dizayn edenler esfele safiliyn kurallarına dahil olduklarından işin tabiatı olarak yakın ve uzak tutmayı formatlarına göre ortaya koyarlar. Allah esfele safiliyn formatı kendisinden uzağa attığı için, Allah’a göre uzağa düşmüş, aşağıların aşağısına inmiş esfele safiliyn insan yakın ve uzak oluşturmayı Allah ile yapamaz, Allah’ın yakın saydığı şemsiye altında yapamaz, kendi ilahlık hissiyatı şemsiyesi altında yapmak zorundadır. Dolayısıyla, Allah’ın yakın tutması gerçek sevgi, duniHi ilahların yakın ve uzaklıkları ise nefret olarak ortaya çıkar. Allah’ın kulunu kendisine yakın tutması “gerçek sevgi” olarak, duniHi ilahların yakınlık ve uzaklık davranışları ise “nefret” olarak ortaya çıkar.
İnsanın fıtratına uygun olarak gerçek sevgi hislerini aktifleştirebilmesinin şartları vardır:
1) Billahi anlamda iman.
2) Bu imanın gereği olarak nefsin şerrinin konuşma dilini kullanmamak.
3) Sadrı duniHi algı ve zannlarından, kalbi kılıfından temizleme gayretlerini hayat tarzı haline getirmek.
4) Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nun esas halkasına dâhil olmak.
Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu halkasının dışında olmayı, uzakta olmayı Kendinde Kendine Göre Var olan hal yapar. Kendi adı namına “BEN” demekle kul daim bu halka dışında, uzakta kalır. Dolayısıyla, Kendinde Kendine Göre Var olan hal Allah adı namına “BEN” takdimi yapmalıdır. Kendinde Kendine Göre Var hali Allah yokmuş gibi davranışlardan kurtarmak gerekiyor. Bunları yapınca kul Allah’ın rızası kapsamına girer. Allah kuluna razılığını hissettirince o kulda gerçek sevgi hisleri aktifleşir. Rasulullah (SAV) Efendimiz bir hadislerinde “Müminler bir vücudun organları gibidir. Organlardan birisi rahatsız olsa bütün vücut bu rahatsızlığı hisseder ve ilgilenir.” buyurmuşlardır. Bir insanı ve organlarını düşünün, insan organları için yakınlık uzaklık diye bir davranışta bulunmaz. Bütün organları insana yakın anlayışından daha yakındır. Dolayısıyla hadisle öğretilen tarif, gerçek sevgiyi insanlara anlatabilecek bir modeldir. Dedik ki, kişi Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunu, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusu’nun esas halkasına dahil etmelidir. O esas halkaya dâhil olunca (yaşanan hissiyat), bir kişinin organlarını düşünmesi gibi bir şeydir, bütün insanlarla olan ilişkisi böyle olur. Bir insanın vücudunu esas halka gibi düşünün, bütün organlar o halkanın içerisinde, artık insanlar orada, dünya hayatına göre, bir yakınlık uzaklık muamelesi uygulamazlar. Efendimiz (SAV) buyuruyor ki “müminler de birbirlerine işte böyle davranırlar.” Çünkü onlar bu halkaya dâhil olmuşlarsa birbirleri için uzak ve yakın tanımlarını heva ve heveslerine göre yapmazlar, Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunun esas halkasına dahil olmuş müminler olarak artık onlar tektirler, “BİZ”dirler ve böylece bu halkada uzaklık-yakınlık kavramları heva ve heveslere göre belirlenmez. Çünkü artık o halkada “illa Billah kuralları” gereği tek ve biz olunur. Allah’a ve yarattıklarına karşı nefret ve öteleme işte bu halkada bulunmaz. Çünkü Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunun esas halkası kula şah damarından daha yakındır. İnsan bazıları için sevgi arzusunu belirtirken yakınlığı o kadar yakın yapmak ister ki “kalbimdesin” der. Ancak nefsin şerri “kalbimdesin” derken onun kalp zannettiği sadrıdır, kalbinin kılıfıdır; böyle olduğu için esfele safiliyn insanın söylediği “kalbimdesin” ifadesi hiçbir zaman gerçek manasını bulamaz. Kalbimdesin halini yalnızca Kayıtlı Kendini Hissetme Duygusunu bu duygunun esas halkasına dâhil etmiş olanlar, bu hallerini esas halkada yaşayabilenler bilir. Allah’ın veli kulları için “onlara iltifat eden de hakaret eden de birdir” denilmesi bu yüzdendir. Yunus Emre Hazretlerinin çok söylenen şu sözü de bu sözün temeli de bu gerçekten gelmektedir: Biz yaratılanı Yaradan’dan ötürü severiz.
Gerçek sevginin yaşanıyor olmasının göstergesi, böyle kişilerin çevrelerine “huzur” veriyor olmalarıdır. Her türlü insanın esas aradığı şey huzurdur. Billahi imanın ve salih amelin yani kişinin Sırat-ı Müstakiym’de olmasının işareti, böyle insanların huzur kaynağı olmalarıdır, onlar bu halleriyle anlaşılır. Ancak bazı insanların huzursuzlukları o kadar yerleşiktir ki içine girdikleri huzuru fark edemez, göremez ve anlayamazlar… Elbette onların da anlayacakları bir zamanları gelir… Halkın diliyle ifade edecek olursak, Billahi anlamda iman ile olmak şartıyla Allah’a yakınlığın insanda sevme arzusunu karşılayan hisleri gerçek sevgi; ilahlık hissiyatıyla Allah’tan uzaklığın insanda sevme arzusunu karşılayan hisleri de nefrettir.
Esfele safiliyn hal Allah’tan uzağa konuşlandırıldığı için böyle insanlarda Allah’ı tanımama, Allah’tan uzak durma, kaçma, uzak olduğuyla didişme duyguları açığa çıkar. Elbette, söz konusu yakınlık ve uzaklık fiziksel manada değildir. Ama buna rağmen insanların bazıları Allah’a öyle uzak ve nefretlidirler ki kızdıkları kimseler için “Benden uzak, Allah’a yakın olsun” derler. Bu zavallı insanlar, ne söylediklerinin bilincinde değiller…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi