NİCE KUR’AN OKUYAN VARDIR Kİ KUR’AN ONA LÂNET EDER

NİCE KUR’AN OKUYAN VARDIR Kİ KUR’AN ONA LÂNET EDER

Muharrem Günay 3 Kasım 2010 Çarşamba 02:00:00
  Kur’an “Karae” kökünden gelen bir kelimedir. “Okunak-Okunan şey” anlamındadır. Bir şeyin, bir metnin, bir mesajın Kur’an olabilmesi için okunması gerekmektedir. Okunmayan şeye Kur’an denmez. Okumak ise duyularla algılanan bir mesajın, kişiye onu amele-davranışa sevk etmek üzere bir şeyler söylemesi, görevler yüklemesi anlamına gelmektedir.
Okuma işi, dört organın eylemidir. Göz, dil, akıl ve kalp. Gözle görülür, dille telaffuz edilir, akıl okunanı tercüme eder, kalp te ona göre tavır alır; yani okunanlar davranış halinde bireyde ortaya çıkar. Göz görmüş, dil telaffuz etmiş ama akıl onu tercüme etmemiş, kalp de buna göre bir tavır almamışsa, yani okunanlar davranışa amele dönüşmemişse buna okuma denmeyecektir. Meselâ bir binanın kapısında: “Buraya girmeyin-Ölüm tehlikesi var” diye bir yazı var da siz onu gördüğünüz, okuduğunuz halde oraya girmeye kalkmışsanız, bu mesaj size bir şey dememiş ve siz onu okumamışsınız demektir.
Mevlana Hazretleri Fihi Mâfih adlı eserinde şöyle ediyor:
“Rivayet edilmiştir ki: Peygamber (Tanrı’nın selâm ve salâtı onun üzerine olsun) zamanında eshaptan her kim, yarım veya bir sure öğrenirse, ona büyük adam derler ve bir yahut yarım sureyi biliyor, diye parmakla gösterirlerdi. Çünkü onlar adeta Kur’an-ı yerlerdi. (iyice hazmederlerdi.) Bir veya yarım batman ekmek yemek hakikaten güç bir iştir. Fakat ağızlarına alıp çiğneyip, çiğneyip atarlarsa, bu şekilde yüz bin merkep yükü ekmek yenebilir . (Peygamber): “Ne kadar Kur’an okuyan vardır ki Kur’an ona lânet eder” (Hadis-i şerif) buyurmamış mıdır? İşte bu, Kur’anı okuduğu halde manasını bilmeyen (manasına göre hareket etmeyen) kimse hakkında söylenmiştir. Fakat böyle olmasa da yine iyidir. (Fihimafih sayfa 129, İst 1985, Milli Eğitim Basım Evi çeviren. Meliha Ülker Tarıkâhya)
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Vemen a’rada an zikrî feinne lehû meîşeten danken venehşuruhü yevmel gıyâmeti a’mâ.”
“Her kim de benim zikrimden (kur’ân’dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz.” (Taha suresi/124)
“Gâle rabbi lime haşertenî e’mâ vegad küntüm basîrâ.” “Ozaman kur’ândan yüz çeviren kimse) “rabbim! beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim” der.” (Taha suresi/125)
“Allah: “böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun” der.” (Taha/126)
“İşte haddi aşanları, rabbinin âyetlerine inanmayanları biz böyle cezalandırırız. ve muhakkak ki ahiret azabı (dünya azabından) daha şiddetli ve daha devamlıdır.” (Taha/127)
Kur’an-ı Kerim’i elbette mübarek günlerde ve ölülerimiz için de okuyacağız fakat Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi:
“İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin
Ne mezarlarda okunmak, ne fal bakmak için”
Kur’an-ı Kerim’in bize lanet etmemesi için:
1-Kur’an-ı Kerim’i tecvit üzere okumaya gayret etmek gerekir çünkü Cenâbı Hakk Kur’anda “Verettilil Kur’âne tertîle” (Müzzemmil/4) “Kur’an-ı Tertil-tecvit üzere, açık açık okuyun” buyurmaktadır.
2-Kur’an-ı anlayarak okumak gerekir. Bu bakımdan okuduğumuz surelerin meal ve tefsirlerini de okumalıyız. Bilhassa namazda okuduğumuz sure ve duaların namazın faziletini artırması ve kabulüne şayan olması bakımından öğrenilmesi gerekir. Hz. Ali Efendimiz: “Tedebbürsüz Kur’an okumada (yani tefekkür etmeden ve manasını düşünmeden okumada) hayır yoktur buyuruyor.
3.Okuduğumuz Kur’an-ı Kerim’in manasına uygun hareket etmek ve Kur’an-ı hayatımıza hakim kılmak gerekir. Kur’an-ı tecvitisiz, manasını anlamadan okuyup, sosyal hayatımızdan, aile hayatımızdan, ekonomik ve ticari hayatımızdan uzaklaştır ve O’nu sadece ölüler için okunan bir kitap haline dönüştürür, Kur’an’la amel etmezsek işte o zaman okuduğumuz Kur’an bize lanet eder.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi