ÖĞRETMENİM

ÖĞRETMENİM

24 Kasım 1928 Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliğini kabul ettiği gündür. Bu önemli günün 93. Yılını kutluyoruz. 24 Kasım 1981 yılından itibaren öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Bu anlamlı gün için öğretmenlik mesleğinin doğuşuna, gelişimine kısaca değinmemiz gerekiyor. Öğretmenlik mesleği öğreticilik sanatından çok yenidir. Öğreticilik ilk insandan beri vardır.
Tarih boyunca büyükler küçüklere ustalar çıraklara bir şeyler öğretmişlerdir. Çağdaş anlamda öğretmenlik ise Fransız Devrimi eseridir. Çünkü devrimin değerlerini kültürünü topluma benimsetecek öğretmenlere ihtiyaç vardı. Artık kilisenin yerini okul papazın yerini öğretmen alacaktır. Din kurumuna bağlı ümmetler yerine ulus devletlerin yurttaşları yetiştirilecekti.
Yurdumuzda ise öğretmenlik mesleği 1924 tarihli bir fermanla sadece İstanbul’daki erkek çocuklar için 1826 yılındaki fermanla da hem kız hem erkek çocuklar için zorunlu eğitim veren okulların açılmasıyla başlamıştır. 16 Mart 1848 yılında açılan öğretmen okulları yeterli ve yetkin öğretmen kadrosunun bulunmaması nedeniyle 2. Meşrutiyet dönemine kadar pek etkili eğitim verememişlerdir.
Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün yönlendirici direktifleriyle öğretmen yetiştirilmesi için çalışmalar başlamıştır.
Yurdumuzun kurtulacağına inancının o kadar kuvvetli olan Atatürk Kurtuluş Savaşı ortasında Sakarya Savaşı öncesinde Maarif Kongresi’nin toplanmasını istemiştir. Bu kongrenin açılış konuşmasında Ulu Önder öğretmenlerden Milli Maarif (Ulusal Eğitim) için çaba göstermelerini istemiştir. Savaş zamanında yapılan bu kongre bazı çevreler tarafından eleştirilmiştir. Yine onun 25 Ağustos 1924 günü Muallimler Birliği temsilcilerine (delege) söylediği şu sözler Ulusal Eğitim açısından çok önemlidir.
-Türkiye Muallimler Birliği’nin bütün yurtta örgütlenmesi Konya’da olduğu gibi Van’da Hakkari’de ve her köyde üyelerinin olmasını bekliyorum.- Yeni Türkiye’nin birkaç yıla sığdırdığı yönetim alanlarındaki devrimlerimizin etkili olması sizin yapacağınız çalışmalara bağlıdır. Hiçbir zaman unutmayın ki Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister.-
Atatürk döneminde eğitime ve öğretmene verilen önem sonraki dönemlerde giderek azalmıştır. Türkiye’nin reçetesi olan Köy Enstitüleri kapatılmış, eğitimimize her yönüyle eğitilip aydınlanmaları bilerek önlenmiştir. Eğitimsiz kalan köylümüz tarımda verimli olamayınca şehirlere inşaat işçisi olarak göçmüş, şehirler köyleşmeye başlamıştır. 12 Eylül darbesinden sonra eğitimde vakıf ve tarikatların rolü artmış, öğretmen tayinlerinde köy muhtarları etkili olmuş, asılsız suçlamalarla öğretmenlerimiz oradan oraya sürgün edilmiştir.
12 Eylül yönetimi öğretmenlerin özlük ve sendikal haklarını büyük tırpanlayarak öğretmenleri maddi ve manevi yönden zayıflatmıştır.
Atatürkçülük maskesi altında eğitimimizin bugünkü duruma gelmesine zemin hazırlanmıştır. Daha sonraki yıllarda göstermelik, grev hakkı olmayan sendikal hak verilmiştir.
Eğitim-İş ve Türk Eğitim Sen gibi Atatürkçü ve ulusalcı sendikal bu gidişe karşı mücadele vermektedirler.
Toplum ve yöneticilerimiz eğitimin önemini yeterince kavrayamamış, bugünkü sıkıntıların oluşmasına neden olmuşlardır. Eğitimimizle çağdaş ve bilim yolunda ilerleyerek bu çıkmazdan kurtulabiliriz.
Bu duygu ve düşüncelerle bir emekli öğretmen olarak tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi