ÖVGÜ CÜMLESİNDEN SAKINMAK

ÖVGÜ CÜMLESİNDEN SAKINMAK

Övünme, bir kimsenin, mal ve mevki gibi kendi varlık bütünlüğünün dışındaki değerlere ve imkânlara sahip olduğu için kendini övmesi veya kişinin kendisinde yahut ailesinde bulunan üstünlükler, şan ve şeref dolayısıyla övünmesi, böbürlenmesi şeklinde tanımlanır.
Övme ve övünmeyi hayatımızda üç türlü kullanırız:
1) Kendimizi başkalarına karşı övmek
2) Başkasını övmek
3) Kendimizi kendimize övmek
Şimdi bunları ele alalım.
1) Kendimizde olan bir değerle övünmeyi çocuk, eş, mal, soy, ev, araba gibi maddeler üzerinden yaparız. Bunların hepsinin ortak noktası “benim” sandığımız şeyler olmalarıdır, “benim” sandığımız için öğündüğümüz şeylerdir. Yani kendimizi bunların hükümdarı ve sahibi sanıp “benim” diye düşündüğümüz için bunlarla başkalarına karşı üstünlük yarışına gireriz.
Rabbimiz Tekasür Suresi’nde bizi uyarmıştır: “Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı (Elif).” (Tekasür 1-2)
Çoklukla övünme yarışı bizi neden oyalar ki?
Çokluk bizim ilahlık hissiyatı davranışımızın beslendiği yerdir. “Benim malım, benim çocuklarım, benim soyum”’ dediğimiz her durum bizdeki ilahlık hissiyatını besler. Bu hissiyatlar üzerinden yaptığımız üstünlük yarışı bizi cehenneme götürür. Bu dünya hayatında zannederiz ki çok malımız olsa hiçbir sıkıntımız olmayacak. Hayatımız boyunca, son nefesimize kadar bunun için çabalarız. Rabbimiz bize tüm bu çabaların bizim için “ahirete oyalanma” olacağını söylüyor.
Peki, ne yapacağız; mal, mülk, evlat edinmeyecek miyiz?
Bir işi yaparken Allah ile ilişkilendirerek yapmamızda hiçbir sıkıntı yoktur. Mesela işimizde bir yatırım yapacağız; doğru olan, Allah’ın rızasını kazanmak için niyet edip daha çok insana ekmek kapısı olması için çabalamaktır.
2) Başkasını övmek: Bu durumda bir övülen bir de öven vardır. Övülen, etrafı tarafından gücünün (ilahlık hissiyatının) tasdik edilmesini, öven ise iltifat edilmeyi bekler. Bu durumun her iki taraf için de kazananı yoktur.
Rasulullah (SAV) Efendimiz’in yanında birisini övdüler. Övene “Onun boynunu kestin, duyarsa iflah olmaz” buyurdu. (Buhari, Müslim)
Abartılı şekilde övülmenin temelinde bir çıkar ilişkisi vardır. İşçi, fikirlerine katılmasa da işine son vereceği korkusuyla patronunu över, ama herhangi bir sebeple işten ayrıldığı zaman artık menfaati kalmadığı için övgü bir anda yerini yergiye bırakır. İşte bu övgüler bir balon gibidir, içi boştur. Eğer bu övgülere sahip çıkar ve bunlardan beslenirsek yanlış bir zannın içine düşer, hem dünyamızı hem de ahiretimizi cehenneme çeviririz.
Takdir edildiğini duyan ne yapmalı?
Bunu Hud suresi (88) den öğreniyoruz: “Ve ma tevfîkiy illa billâh: Başarım ancak Allah’tandır.” Ayetteki bu öğüdü almış bir mümin olarak bizler “Ve ma tevfîkiy illa billâh” deyip, o olayı, o başarıyı Allah ile ilişkilendiririz.
3) Kendimizi kendimize övmek: Bu en tehlikelisidir, gizli ve derindir. İçimizdeki ilahlık hissiyatlarının en çok beslendiği yer burasıdır. “Benden güzeli var mı? Bu işi benden iyi kim yapacak? Ne kadar iyi bir kulum, ihtiyaç sahiplerine destek oluyorum! Ben tesettürümde çok hassasım, günümüzde kimse doğru tesettürde değil.” gibi cümlelerdeki bu kendini kendine övme hali bizim ilahlık hissiyatlarımızı besler. Bu hisler karşısında başka bir rakip istemez, kişi kendisini hep en iyi, başkasını hatalı veya eksik görmeye başlar. Bu her alanda böyledir. Ev hanımıysa en iyi, en temiz ev hanımı odur. Çalışansa işini en iyi yapan odur. İslamiyet’i yaşadığını düşünen bir inanansa tek doğru ibadet eden odur. Bu yüzden başkasının hayatına saygısı yoktur, çünkü o ne yapıyorsa doğrudur. İşte bu insan narsistir ve bu bir kişilik bozukluğudur. Var saydığı ilahlık hissiyatlarına sahip çıkması ama bu hissiyatların kendinde karşılığı olmaması sebebiyle dünyası ve ahireti cehennem olur, toplum içerisinde ilişkileri bozulur.
Övme ve övülme ilgili incelediğimiz bu üç maddenin üçünün de temelinde “merak” ve “kıyas” duygusu yatar. Bilelim ki, doğru idrakla yaşamadığımız merak ve kıyas duygusu bir çığ gibi büyür ve yerini övme, övülme duygusuna bırakır…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi