RAGIP ŞEVKİ YEŞİM’İN  KIZILELMA’SI (2)

RAGIP ŞEVKİ YEŞİM’İN KIZILELMA’SI (2)

Ragıp Şevki Yeşim, Kızılelma idealini Fatih Sultan Mehmet devrinde kazandığı anlam doğrultusunda ele almıştır. İstanbul’un fethinden sonra doğan yeni şartlardan dolayı Türklerin yeni hedefi daha batı, Hıristiyanlığın merkezi Roma olmuştur. Artık Osmanlı padişahları, devlet adamları, askerler ve halk için Bizans Kızılelmasından sonra Roma Kızılelmasını almak tek amaç hâline gelmiştir. Roma şehrinin Kızılelma olarak adlandırılmasındaki somut anlam, St. Pierre Kilisesi’nin kubbesinin şeklinden ve üstünün kurşun yerine kırmızı bakırla kaplanmış olmasından kaynaklanmaktadır. Yahya Kemal’de, Otranto Kalesi’ni alan Gedik Ahmet Paşa için yazdığı gazelinde Sen Piyer Kilisesi’ne ve Kızılelma idealine gönderme yapar. (Özdemir, 2008, s.512)
Çıktı Otranto’ya pür-velvele Ahmet Paşa
Tuğlar varsa gerektir Kızılelmaya kadar
Ra’d-ı tekbîr kopup gitmelidir bank-i ezan
Dâr-ı küffârda meşhûr kenîsâya kadar (Kemal, 1999, s.71).
Ragıp Şevki Yeşim, romanında bu tarihî gerçeklikten hareket etmiş, Roma Kızılelma’sının Osmanlılar için taşıdığı stratejik ve tarihî önemin üzerinde durmuş, padişahtan başlayarak tüm halk kesimlerinin aynı ideal etrafında nasıl kenetlendiğini göstermiştir.
Romanda Kızılelma ideali Fatih’in kişiliğiyle, hayalleriyle birleştirilmiştir. Yazar, Fatih’e romanın başında şunları söyletir: “Bizans hayâli gözlerime uykuyu haram etmişti. Şimdi de o haldeyim. Kızıl Elma hayâli ile gece gündüz dopdoluyum. Atam Osman Gazi’den bana devrolunan Osmanoğlu ülkesini Avrupa topraklarının derinliklerine kadar genişletmek istiyorum. Kayıhan aşiretinden nasıl cihangirâne bir devlet doğduğunu bütün dünyaya anlatmak niyetindeyim. (Yeşim, 1971, s. 22). Ragıp Şevki Yeşim, romanda Kızılelma idealinin Türk ordusu tarafından gerçekleştirilme kararlılığını başta Fatih gibi bir padişah bulunmasına bağlamıştır. Hatta Ömer, Fatih’in zehirlendiğini öğrenince artık önemli olanın İtalya’nın fethi değil, Fatih’in hayatının kurtarılması olduğunu söyler.
Fatih Sultan Mehmet’in ölmesiyle romandaki iyimser ton birden değişir. Yazar tarafından çoşkulu bir şekilde anlatılan Türk ilerleyişi, askerlerde Kızılelma idealinden kaynaklanan heyecan yerini karamsarlığa ve umutsuz bir bekleyişe bırakır. Fatih’in ölümü askerlerin Kızılelma’yı almaya olan inançlarını zayıflatmıştır. Ömer askerlerin içinde bulunduğu durumu şöyle dile getirir: “Hiçbirinin ağzını bıçak açmıyor! Bu iş başlaması ile bitti, onlar da bunu hissediyorlar. Gönüllerini büyük bir şevk doldurmuştu, şimdi bu şevkten bir katresi bile kalmadı!” (Yeşim, 1971, s. 117) Şüphesiz bu durum Kızılelma sembolüne ve tarihin bu dönemine Ragıp Şevki Yeşim’in bakış açısını en açık şekilde ortaya koymaktadır. Romanda Kızılelma ideali Fatih’in rüyasıdır ve yerine geçen, babası gibi aktif olmayan Beyazıt orduyu geri çağırarak bu rüyanın gerçekleşmesini engeller. Ragıp Şevki Yeşim, Otranto Kalesi’nin komutanı Gedik Ahmet Paşanın ağzından bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getirir: “Batı Roma İmparatorluğunu yıkmak, Kızıl Elmaya dek gitmek, tüm bu toprakları Osmanoğulları bayrağı altına sokmak nerede kaldı? …hepsi masal oldu. Yüzyıllar sonra, bizim ardımızdan… Kızılelma efsanesini okuyanların lâneti kimin üzerine olacaktır, tarih bunu yazacaktır…” (Yeşim, 1971, s. 187). Ragıp Şevki Yeşim, Kızıl Elma romanında Fatih’in Türkler için idealleriyle ve yaptıklarıyla değerli bir hükümdar olduğunun altını çizmiş, Kızılelma motifini Fatih’in Roma’yı alma arzusu olarak somut bir hedef şeklinde işlemiştir. (Özdemir, 2008, s.513) Ragıp Yeşim’in Kızılelması coğrafî sınırları ve stratejik şartlarıyla bellidir. Hedef Roma’nın ele geçirilmesidir. Onun Kızılelması Fatih döneminin Kızılelmasıdır. Amaç batıya ilerlemek ve Katolik kilisesinin merkezine sahip olmaktır. Bu yönüyle dinî bir karakter de gösterir. Ragıp Şevki Yeşim, Kızılelma idealini şartlara ve zamana göre değişen somut bir hedef yani Roma şehri olarak görmüştür. Oysa diğer iki yazarda Kızılelma tek bir gerçeklik alanında değil düşünce ve hayal dünyalarında aranmıştır. Ömer Seyfettin ve Ziya Gökalp’te coğrafî ve tarihî şartlara bağlı olmayan, daha çok ideal yönü ağır basan bir Kızılelma düşüncesi vardır. Ömer Seyfettin, Kızılelma’ya halkın kendi içinden çıkardığı ve Türk ordusuna mânevî bir destek sağlayan düşünce olarak yaklaşır. Ordu nereye yönelirse Kızılelma oradır düşüncesini savunur. Ziya Gökalp’te Kızılelma’nın daha çok ideolojik boyutuyla karşı karşıya gelinmektedir. O, Kızılelma idealini Turan fikriyle birleştirir ve şimdilik bir hayal olarak görür. İleride gerçekleşeceğine inandığı Türk birliğinin zihinlerde canlı kalmasını sağlayacak, zemine ve zamana bağlı olmayan bir imajdır onun Kızılelması. Ziya Gökalp’in Kızılelma’ya yaklaşımında diğer iki yazardan bir diğer farkı da, bu sembolü işlerken konusunu Osmanlı tarihinden almamış olmasıdır. Hatta o Kızılelma’nın tarihte başka coğrafyalarda aranmış olmasını eleştirir ve bu durumun Türk kimliği üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapar. Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin ve Ragıp Şevki Yeşim’in Kızılelma motifine yaklaşımlarındaki ortak payda ise, Türkleri siyasî, askerî ve kültürel başarıya götürecek bir manevî dayanak aramaları ve bunu Kızılelma motifinin birleştiriciliğinde bulmalarıdır.
Ortaya konulan bakış açıları ışığında, bu eserlerin bitiş şekilleri değerlendirildiğinde, Ragıp Yeşim’in eseri hayal kırıklığı ve umutsuzlukla biterken diğer iki eser geleceğe umutla bakar. Hatta Ziya Gökalp’in Kızıl Elma şiiri kişisel ve toplumsal mutluluğun gelecekte kurulacak Türk birliğinde yani Kızılelma’da olduğu düşüncesinden hareketle kaleme alınmıştır. Ömer Seyfettin’in hikâyesi de tarihî bir konuyu işlemesine rağmen geleceğe yönelik mesajlar taşır. Ona göre Kızılelma ideali Türkler için Tanrı – devlet – halk bütünleşmesini sağlayan bir düşünce, kaynağını halktan alan ve yine halkı motive eden bir semboldür (Özdemir, 2008, s.514).
Türk mitolojisinde en geniş anlamıyla ulaşılması gereken hedef olarak tanımlayabileceğimiz Kızılelma, bazen coğrafî bölgeler veya varılması gereken hedefler; bazen nerede olduğu belirtilmeyen ancak fethedilmesi gereken yabancı memleketler; bazen de tüm Türkleri birleştirme fikrinin sembolü olmuştur. Kızılelma, Türk edebiyatında bu özellikleriyle yerini alırken burada ele alınan üç eserde de bu yaklaşımların izini sürmek mümkündür. (Özdemir, 2008, s.515)
Kızılelma Roma’dır, Viyana’dır. Nereyi fethettiysek bir sonraki yer ve hedeftir. Kızılelma Allah’ın adının duyurulacağı mekân, İslam’ın tebliğ edileceği zemindir. Kızılelma âbâd ve imar edilecek toprak, tüm cihandır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi