RASULULLAH (SAV)’İN  EĞİTİM METOTLARI-6

RASULULLAH (SAV)’İN EĞİTİM METOTLARI-6

İnsanın doğduğu andan itibaren gelişimi üç dönemdir. İlki 0-6 yaş dönemidir. Bu dönemde çocuk “taklit” eder. Etrafında gözlemlediği olayları, bu olaylar karşında nasıl davranması ve ne söylemesi gerektiğini ve gözlemlediği tepkileri taklit yöntemiyle öğrenir. İkinci dönem 6-12 yaş arası “talim” dönemidir. Artık çocuk ebeveyninden öğrendiği gibi hareket etmeye başlar. Onlar gibi oturur, yemek yer, olaylar karşısında verdiği tepkiler modellediği ebeveyninin tepkileri gibidir. Üçüncü dönem 12 yaş sonrası başlayan “tahkik” dönemidir. Önce taklit sonra talim yapan çocuk artık öğrendiklerini içselleştirir, özümsemeye başlar. Ergenlik diye de adlandırılan bu dönemde yetişkinliğe taşınacak huy ve karakter oluşumu şekillenir. Uzmanların “altın çağ” diye adlandırdığı ilk 6 yıl onların hayatı için çok önemlidir. Ebeveyn olarak çocuklarımıza her dönemde ama özellikle de bu evrede nasıl doğru örnek olabiliriz?
Çocuklarımızda taklit ile başlayan öğrenme hayatı biz ebeveynler üzerinde büyük sorumluluk oluşturur. Ne yaptığımız, nasıl davrandığımız, olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, tüm bunlar çocuklarımız tarafından kaydedilir. Çocuğumuzla katıldığımız bir ortamda onun istemediği bir durumla karşılaşınca bir kötü söz kullanması durumunda “bu kelimeleri nereden öğreniyor hiç anlamıyorum? Evde bunları hiç duymaz” dediğimiz haller varsa, bunlar aslında bizim onun için rol model oluşumuzla ilgilidir. Çocuk ebeveyninden gördüğü hareketi bu dönemde doğru veya yanlış diye ayırmadan taklit etmeye çalışır. Bu durum, yanlış bir davranışı öğrenmeyi pekiştirdiği gibi doğru bir davranışın da kalıcı olmasına sebep olabilir. Mesela, Kur’an-ı Kerim okunan, Rabbine yönelen, dua edilen evde yaşayan bir çocuk, büyüdüğünde Rabbine gidecek yolları Biiznillah bilir.
Şunu lütfen önemseyin; çocuklar bizim ne söylediğimize değil ne yaptığımıza bakarlar. Akşamları elinde cep telefonu tv karşısında bir ebeveynin çocuğuna kitap okuması gerektiğini söylemesi çocuk tarafından anlaşılamaz hatta çocuğa kendini dışlanmış hissettirir. Burada biz çocuğa koyduğumuz kurallarla onun gelişimine iyi yönde katkı sağladığımızı düşünsek de evde “sadece çocuk için” konulan kurallar onun kendini ebeveyninden ayrı görmesini sağlar ve aidiyetini zedeler. Aile içinde geçerli kurallar sadece çocuk için değil tüm aile için olmalıdır. Çocuğunun kitap okumasını önemseyen bir ebeveynin öncelikle yapması gereken kendilerinin de kitap okumasıdır. Bu sayede çocuk ebeveyninden bunu gözlemleyerek öğrenir. Aynı şekilde, çocuklarımıza farz ibadetimiz olan namazı sevdirmenin, onları namaza alıştırmanın yolu da örnek olmaktan geçer. Namazını ikame etmeyen bir ebeveynin çocuğuna “haydi kalk, namazını kıl” demesinin hiç anlamı yoktur. Oysa ebeveynini düzenli olarak namazda gören çocukta bu ibadete karşı bir hassasiyet oluşur, zamanla kendisi de namazı ikame etmeye başlar. Hal dili bu kadar önemlidir…
Biz hal dilinin en güzel örneklerini Efendimiz (sav)’den öğreniriz. Efendimiz (sav), çocukları sık sık mescide götürür, orada gördüğü diğer çocuklarla ilgilenirdi. Bazen Hz. Zeyneb (ra)’in kızı, ilk torunu olan Ümame’yi omzuna alarak mescide gelir, salât ikame ederken Ümame O’nu beklerdi. Bir defasında onu omzuna alarak mescide gelmiş, o omzunda iken salata başlamış, rükû ve secde için onu yere bırakarak salâtı ikame etmişti. Her rekâtta bunu tekrar etmişti (Buhârî, Salât-106; Müslim, Mesâcid-41). Hz. Âişe (ra)’den gelen şu rivayet de dikkat çekicidir: Kendisine bir gerdanlık hediye edilen Rasulullah (sav) bunu “ailesinden en çok sevdiğine vereceğini” söylemiş, oradakiler gerdanlığı Hz. Âişe’ye vereceğini düşünürken Efendimiz Ümâme’yi çağırmış, gerdanlığı onun boynuna takmıştır (Müsned, VI, 101, 260).
Hz. Hasan ve Hüseyin (ra) de gün içinde olduğu gibi Cum’a ve Bayram günleri de mescide gelir, Efendimiz (sav)’i arar bulurlardı. Rasulullah Efendimiz (sav) onlara yüksek bir sevgi ve hoşgörü gösterir, çok güzel davranırdı. Kimi zaman da Rasulullah (sav) onları bizzat kendisi mescide getirirdi.
İbn Abbas (ra), henüz küçücük bir çocukken Efendimiz (sav) ile birlikte bayram salâtı için mescide gittiğini, orada namaza katıldığını, Efendimiz (sav)’in okuduğu hutbeyi dinlediğini anlatmıştır. (Buhari, İdeyn, 16)
Ahzab 21: “Sizden Allah’a (rızası ve lütfuna) ve ahiret gününe umutlananlar ve Allah’ı çokça zikredenler için, şüphesiz ki Rasulullah (sav)’de üsve-i hasene (en güzel örneklik) vardır.”
Ayetimizden de anladığımız gibi biz inananların bu dünyadaki tek ve değişmez rol modeli hiç şüphesiz Efendimiz Muhammed Mustafa (sav)’dir. Kalem Suresi 4. Ayette “hulukin aziym” olarak vasfedilen Efendimiz (sav), ahlakıyla yani Allah ahlakıyla ahlaklanmış idrakı, hali ve fiilleriyle çocuklarına ve çocuklara davranışlarında, eşleri ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde, ticaretindeki hassasiyetinde, hayatının her haliyle bu dünyadaki rol modelimizdir. Dikkat edelim, test edelim ki rol modelimiz sadece O (sav) olsun… Bizim için hayat tarzı onun yaşantısı (sünneti) olmalıdır; onu bozmadan, Billahi manada anlayıp yaşamaya gayret etmeliyiz. Yazılarımızda günümüz pedagoji terimleriyle ifade ettiğimiz örneklere çözüm olarak sunduğumuz hal ve metotları, bu sebeple biz, daima Rasulullah (sav)’de arıyor, ondan öğrenmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda şu örnekleri de paylaşalım:
Bir gün Efendimiz (sav), koyun yüzen bir delikanlıya rastladı. Ona: “Bak, sana öğreteyim” deyip, elini (hayvanın) derisi ile eti arasına sokup koltuk altına kadar vardırdı, sonra da şöyle dedi: “Delikanlı, işte böyle yüz!” (Davud, Taharet, 73; İbn Mâce, Zabaih, 6)
Rasulullah (sav), abdestin nasıl alınacağını soran kimseye, onu bizzat abdest alarak göstermiş, hatta bazı rivayetler, bunu üç defa yaptığını nakletmiştir. ( İbn Mâce, Taharet, 48)
Rasulullah (sav)’in hayatından alıntılarla ele almaya çalıştığımız “hal diliyle öğrenme” metodu çocuk eğitiminde çok önemli ve büyük etkiye sahip olduğundan, bizler bu konuda kendimizi çocuk gibi görüp, düşünce, hayal, idrak, konuşma dili ve fiillerimizde, Kur’an Ahlakı ile ahlaklanmış Efendimiz (sav)’i rol modeli alarak yaşamaya çalışabiliriz. Aynı çocukluk dönemindeki gelişim gibi, Efendimiz (sav)’in davranışlarını önce taklit, sonra talim edip, sonra da hayatımızın merkezine oturtursak, bir kul olarak Rabbimizin razılığı çerçevesinde davranmış oluruz; çocuklarının ahlakından sorumlu ebeveynler isek de böyledir…
Allahım, Rasulün (sav)’i Billahi idrakla işiten, hakkıyla dinleyen ve O’na en güzel biçimde tabi olan, O’nu en hayrlı, en doğru şekilde taklit ve talim eden, hayat tarzı edinenler eyle bizleri (âmin).

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi