RASULULLAH (SAV)’İN EĞİTİM METOTLARI 9

RASULULLAH (SAV)’İN EĞİTİM METOTLARI 9

“Efendimiz (sav) ile otururken deve üstünde biri gelip devesini mescidin kapısında çökertti, bağladı ve dedi ki: ‘Hanginiz Muhammed’dir?’ Efendimiz (sav) ashabı arasında dayanmış oturuyordu. ‘İşte dayanmış olan şu beyaz kimsedir’ dedik. Adam: ‘Ey Abdulmuttalib’in oğlu’ diye seslendi. Efendimiz (sav) ‘Buyur seni dinliyorum’ buyurdu. Dımâm, ‘Ben sana bazı şeyler soracağım ama soracağım şeyler pek ağırdır. Gönlün benden incinmesin (kızmak yok)’ dedi. Efendimiz (sav) ‘Aklına geleni sor’ buyurdu. Dımâm, ‘Senin ve senden öncekilerin Rabbi aşkına söyle, seni bütün insanlığa Allah mı gönderdi?’ Rasulullah (sav), ‘evet’ buyurdu. Adam ‘Allah aşkına söyle, bir gün ve gecede beş vakit salâtı sana Allah mı emretti?’ Rasulullah (sav) ‘Allah’ım buna şahittir, evet’ buyurdu. Adam ‘Allah aşkına söyle, senenin şu (Ramazan) ayını oruçlu geçirmemizi sana Allah mı emretti? Rasulullah (sav) ‘Allah’ım buna şahittir, evet’ buyurdu. Adam ‘Allah aşkına söyle, şu zekâtı zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti? Rasulullah (sav) ‘Allah’ım buna şahittir, evet’ buyurdu. Adam ‘Senin getirdiklerine ben iman ettim. Ben gerideki kavmimin de elçisiyim. Ben Benî Sa‘d kabilesinden Dımâm b. Sa‘lebe’yim’ dedi.” (Buhârî, “İlim”, 6; İbn Mace, “İkame”, 194)
Bu olayda da görüyoruz ki Efendimiz (sav) muhatabını önemsiyor ve dinliyor. Efendimiz’den öğrendiğimiz gibi, dinlemek iletişimin başlangıcıdır. Muhatabımızla iletişim sanılanın aksine konuşmakla değil onu dinlemekle başlar. Dinlemek, muhatabımız gibi olmanın ne demek olduğunu, onu yargılamadan anlamaya çalışmaktır. Bu sayede ona “seninle beraberim, seni anlamaya çalışıyorum” duygusunu yaşatır.
Ergenlik çağında bir yavrumuz olduğunu düşünelim. İçinde bulunduğu gelişim dönemi itibariyle zaman zaman kendini çıkmazda görebilir. Hatta bu duygusu o kadar derinleşir ki, kimsenin onun anlamadığı ve bu sıkıntıları sadece kendisinin yaşadığı zannına kapılıp dış dünyayla iletişimini kesebilir. Bu gibi durumlarda bazı anne babalar nasihat ederek konuşmayı tercih ederler ama aslında yavrumuzun ihtiyacı olan şey kendisinin dinlenmesidir. Dinlemek, yavrumuza kendini değerli hissettirir. Kendisinin ebeveyni tarafından anlaşıldığını hisseden çocuğa ulaşmak artık çok kolaylaşır. Ebeveyn olarak duygu durumuna eşlik edilen yavrumuza artık Hakk yolda tavsiyede bulunmak ve kendisinin yanında olduğumuzu hissettirmemiz gerekir. Onu dinleyip, anladıktan sonra “Yavrucuğum, bu konuda Efendimiz (sav) bize nasıl bir yol göstermiş, birlikte araştıralım mı?” diyerek bir hedef gösterebiliriz.
Peki, etkin dinleme nasıl olmalıdır? Günümüz pedagoji diliyle ifade ettiğimiz “etkin dinleme” teriminin anlamını ve yaşanışını Efendimiz (sav)’den öğrenelim. Efendimiz (sav) muhatabını dinlerken vücudu ona dönük olurdu. Karşısındaki “insanın zatı”nı muhatap alır ve ona hürmet ederdi. Dinlerken göz göze temas kurardı. Bu şekilde sükûnetle dinlediği muhatabının dillendirmediği hallerini de anlardı.
Rasulullah (sav) bir gün Hz. Aişe (ra)’ya; “Ben, senin bana kızgın olup olmadığını anlıyorum” dedi. Hz. Aişe “Nereden anlıyorsun?” deyince, Rasulullah (sav) “Benden hoşnut olduğunda, ‘Muhammed’in Rabbi’ne yemin ederim’ diyorsun, bana kızdığın zaman ise ‘İbrahim’in Rabbi’ne yemin ederim’ diyorsun (adımı bile anmıyorsun)” buyurdu. Bunun üzerine Hz. Aişe “Doğru söylüyorsun ya Rasulallah. Ama Allah’a yemin ederim ki adını dilimde anmasam bile kalbimde anarım” karşılığını verdi. (Buhârî, “Nikâh”, 108)
İşte Efendimiz (sav)’den öğrendiğimiz dinleme yöntemi budur. Öyleyse, eşimizi, çocuklarımızı ve sevdiklerimizi Efendimiz (sav)’den öğrendiğimiz bu yöntemle dinlemeliyiz. Karşımızda onlar konuşurken başka bir şeyle ilgilenmek, elimizdeki telefonla meşgul olup ama dinliyormuş gibi yapmak muhatabımız tarafından hemen fark edilir ve onda değersizlik hissi oluşturur. Bu hisle dinleyen ve dinlenen arasına mesafeler girer. Oysa dinlemek aradaki mesafeyi kapatmaktır.
Muhatabımızı dinlerken yaptığımız hatalardan bir tanesi de sadece kendi söylediğimize odaklanmaktır. Muhatabımızın sözünün bitmesini bekleyip yalnızca söyleyeceğimiz cümleyi düşünmek de bir iletişim hatasıdır.
Dinlemek nasıl önemliyse muhatabımızla nasıl konuşacağımız da çok önemlidir. Konuşma konusunda Efendimiz (sav)’in bize öğrettiklerini inşaAllah haftaya ele alalım ve Rasulullah (sav)’in duasıyla Rabbimize sığınıp, ondan isteyelim:
“Allahım, Senden kalbime yapışacak öyle bir iman istiyorum ki onunla benim için yazdığından başka bir şeyin bana isabet etmeyeceğini bileyim ve bana kısmet ettiğin geçim kaynağından hoşnut olayım. Ve Allahım, indinde en makbul olacak şekilde Seni düşünebilmeyi, Seni anlayabilmeyi, Seni dinleyebilmeyi ve Senin adına yarattıklarını dinleyebilmeyi bana öğretiver ve öğrendiğim şekilde amel edebilmeyi nasip ediver, bunu bana hayrlı ve kolay eyleyiver Ya Rabbi (âmin).”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi