SALDA GÖLÜ

SALDA GÖLÜ

Dünyada tek olan Salda Gölü’müz çok önemli bir doğal kıymettir. İlimiz Afyonkarahisar’ın da içinde olduğu bir coğrafi bölgemizdedir. Salda Gölü Burdur Yeşilova’ya 6 km uzaklıkta, jeolojik olarak 2 milyon yıl öncesi bir çöküntü havzasında oluşmuştur. Denizden yüksekliği 1139 metredir. Yaklaşık 35-40 km alana yayılmıştır. Derinliği 185 metre olup Ağustos ayı su sıcaklığı 25 derecedir. Göl kıyısında kum plajları çamur düzlükleri oluşmuştur. Göl kıyısı bembeyazdır. Gölde beyaz, mavi ve turuncu renkler dünyası vardır. Uzaktan bakıldığında mavi suyun üstünde beyaz bulut kümeleri gibi görüntüler yansımaktadır. Barındırdığı endemik türler ile önemli bitki, doğa ve kuş alanı kriterlerini sağlayan uluslar arası öneme sahip bir sulak alandır. Gölün en önemli biyolojik zenginliklerinden biri de göllerimizde ender olarak bulunan hidromagnezit kayaçlar üzerinde yaşayan göle uyumlu tatlı su sünger kolonileridir. Salda Gölü’nün doğal özelliklerini ve güzelliklerini saymakla bitiremeyiz.
Ben 80’li yıllarda Denizli-Çardak ilçesine bağlı Salda Gölü’ne çok yakın Söğüt köyünde öğretmenlik yaparken çeşitli nedenlerle bu gölü görememiştim. Buna karşılık Avrupa ülkelerinden gelen motosikletli turist kafileleri çalıştığım köyden geçerek Salda Gölü’ne giderlerdi. Biz eğitimlisi-eğitimsizi böyle doğal güzelliklerimize gereken ilgiyi gösteremiyoruz. Bunun sonucunda koruma gücümüzü de zayıflatıyoruz. Gölün mutlaka doğal yapısını ve biyolojik çeşitliliğin korunması gerekmektedir. Geçtiğimiz yıllarda göl kıyısında yapılan etkinlikler manyezitli toprakların kararmasına neden olmuştur. Bu etkinlikler kapsamında Offroad (4×4 arazi araçları yarışı) ve bisiklet festivali nedeniyle kıyı şeridi büyük zarar görmüştür.
Kurulan çadırların meydana getirdiği atıklar çirkin manzaralar oluşturmuştur.
Daha sonra yapılacak olan Salda Gençlik ve Müzik Festivali çevreci sivil toplum örgütlerinin çabalarıyla önlenmiştir.
Çevresinde az sayıda yerleşim yeri bulunan göl kıyıları yöredeki önemli turizm merkezlerinden biridir. Güncel manyezit oluşumlarının tüm aşamaları gözlenebilmektedir. Bu nedenle bilimsel araştırmalar açısından bir jeoloji laboratuvarı gibidir. Gelecek kuşaklara aktarılması çok önemlidir. Göl suyu ve çamurunun insan sağlığına faydası bilinmektedir. Suyu yara ve mantar hastalıklarına karşı etkilidir. Salda Gölü’nün Pamukkale gibi, özel bir yönetime ihtiyacı vardır. Göl çevresindeki karaçam ve kermes meşesi topluluklarının oluşturduğu alanlar korunmalıdır. Salda Gölü’nü millet bahçesi yapacağız diye beton canavarlarına teslim etmenin vebali büyük olur. Doğal hayat insansız yaşayabilir. Ama insanlar doğal hayat olmadan yaşayamazlar. Bu durumu şehirlerimizi beton ormanlarına çevirdikten sonra anladık. Şehirlerimizdeki trafik sorunu ve kirli havayla uğraşarak enerjimizi boşa harcıyoruz ve yaşam kalitemiz gittikçe düşüyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi