SELAM OLSUN

SELAM OLSUN

Türkiye nereye gidiyor?
Pandemi döneminin ağır şartlarından yeni yeni kurtulmaya başladığımız şu günlerde ülkemizin dünya ile olan ilişkilerine baktığımızda Türkiye’nin bütün güzergahlarını, hedeflerini 2023’e ve sonrasına ayarladığını görebiliyoruz.
Evet, son derece zor günlerden geçiyoruz. Yüzlerce yılda bir yaşanabilecek “pandemi” gibi sıkıntılı bir dönemin ağır yaraları ile mücadele halindeyiz. Ama “öldük-bittik” mi?
Hayır, aksine… Siyasi dilimiz ve hedeflerimiz değişti. Bakın, dünyanın devleri denilen ülkelerle olan ilişkilerimize… Şundan 10-20 sene öncesi ile uzaktan yakından ilgisi var mı? Türkiye’nin ölçeği değişti, iddiaları değişti, ilgi alanları değişti, nüfuz alanları değişti.
***
Güvenlik politikalarımız yeniden formatlandı. Sınırlarımızı “çizgi”nin hemen içinde değil, kilometrelerce ötesinde koruyoruz artık. Ekonomik rekabet ve mücadele bir seferberlik hâlini aldı. İçerde sıkılıyor, bunalıyor olsak da ihracatımız artıyor, büyüme rakamlarımız durmuyor. Toplumsal eğilim ve bilinç bu yeni hedefe yönlendirilmeye çalışılıyor.
İç piyasada “ben seni üttüm, sen beni üttün” tartışmaları süredursun, ülke olarak dünya ekonomisinde “Milli Mücadele” veriyoruz.
Bu “üttüm-ütüldüm” meselelerine de bir çözüm bulmak şart ama… Hep vardı, hep var olacak gibi görünüyor. Sözün burası ayrı mesele, başka zaman bu konuda dertleşelim inşaAllah.
Fransa Devlet Başkanı Macron’un; “Türkiye 2022 seçimlerimize müdahale edecek, içişlerimize karışıyor” demesi normal bir durum mu? Bundan 10-20 yıl önce böyle bir cümle hayal edilebilir miydi?
***
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; yüz yıl önce, Osmanlı’yı tasfiye edip memleketlerimizi yağmalayanlara, Türk Milleti’ni Anadolu’dan sürüp tarih dışına itmeye çalışanlara şunları söylüyor:
“Ülkemizi ve milletimizi, sürekli kendi iç sıkıntılarıyla meşgul ederek, son iki asırdır bu tür köklü değişimlerin dışında tutanlar, yine aynı oyunun peşindeler. Ama bu defa başaramayacaklar. Çünkü bu defa farklı bir Türkiye var.”
“Bu defa üzerinde asırlardır sahnelenen senaryoları yırtıp atan, bilhassa da son 8 yıldır önüne kurulan tuzakları birer birer yıkıp geçen, hedeflerinden asla kopmayan bir Türkiye var.”
“Türkiye’yi yeni küresel siyasi ve ekonomik düzenin asli unsurlarından biri yapmakta kararlıyız. 21’inci yüzyılı ve ötesini kuşatacak büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz.”
“Türkiye’nin bugün bulunduğu yer, şanlı tarihinin şerefli mirasıyla, geleceği için belirlediği hedefleri arasındaki ince çizginin tam ortasıdır. Büyük rüyalar görmek, bu rüyaların ardından gitmek bize medeniyetimizin emridir.”
Sizce yukarıda alıntıladığımız bu cümlelerin “partisi”, “siyasi görüşü” olabilir mi? Bu manada tartışma kabul eder mi bu cümleler?
***
Haçlı Savaşları’ndan Birinci Dünya Savaşı’na, Çanakkale’den İstiklal Mücadelesi’ne yaşadığımız her şeyi bir kez daha gözden geçirin, hatırlayın lütfen.
Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti devletler sürekliliğinin bir adım sonrasında, tam da dünya yeniden şekillenirken, bu cümleler siyaset ötesi, tartışma dışıdır bize göre. Ülkemiz için en üst siyasi kimliktir. Hedeftir, idealdir, yürüyüştür.
Aklı ve kalbi bu cennet vatana bağlı olan herkes için bütün hesapların üstündeki hesap, bu cümleler olmalıdır.
SELAM OLSUN
Çanakkale destanını oldukça akıcı ve sade bir dille anlatan, Ozan Bodur’un yazdığı “Operasyon 1915 Çanakkale” adlı kitabın girişindeki okuyucuları selamlayan şu cümlelerle (küçük ilavelerle) sözü nihayetlendirelim:
“Osmanlı’nın artığısınız dediklerinde kahroluyorum diyen Kerküklü nineye! ‘Bizi kimlere bırakıp gidiyorsunuz?’ diye haykıran Şamlı dedeye!
‘Bu vazifeyi Yavuz Han verdi, 500 yıldır İstanbul’u bekliyoruz’ diyen Halepli mücahide! ‘Türkiye için dua etmeden seccademi kaldırmam’ diyen Bosnalı teyzeye!
‘İki patik ördüm, köyüme ilk gelen Türk askerlerine vereceğim’ diyen Ahıskalı geline! Ordumuza katılmak için ceketini satan Pakistanlı gence! Şahadet parmağını İsrailli askerlere uzatarak; ‘Bir gün gelecekler’ diye ağlayan Gazzeli çocuğa!
Abdülhamid’e, Cinnah’a! Aliya’ya! Elçibey’e! Dudayev’e! Dr. Sadık’a, Resulzade’ye! Vahapzade’ye! Aytmotav’a! Akif’e! Hazar’a! Tuna’ya! Nil’e! Fırat’a! Dicle’ye! Ahlat’a! Malazgirt’e! Urimçi’ye! Fergana’ya ve Tebriz’e!… Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, Kocatepe ve Dumlupınar’a…
Velhasılı kelam… Yürek bohçasında bize dair ağıt ve umut taşıyan her yere, her sese, herkese selam olsun. Bütün şehitlerimizin ruhu için el-Fatiha.

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi