DOLAR 16,7011 -0.03%
EURO 17,5006 -0.25%
ALTIN 968,96-0,08
BITCOIN 3409011,97%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

13:13

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SELMÂN-I FÂRİSİ NASIL MÜSLÜMAN OLDU-3

ABONE OL
7 Eylül 2012 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muharrem Günay 7 Eylül 2012 Cuma 03:00:00
  Eshâb-ı kirâm, Peygamberimizin buyurduğu gibi yapınca, Selmân-ı Fârisî radıyallahü anh bulunduğu hâlden kurtulmuş, kendine gelmiş ve açılmıştı. Peygamberimiz, Hendek Savaşındaki gayret ve hizmetinden dolayı, Selmân-ı Fârisî’ye, Selmân-ül-Hayr, “Hayırlı Selmân” buyurdu.
Selmân-ı Fârisî Müslüman olup, kölelikten kurtulduktan sonra, geçimini sağlamak için, ince hurma dallarından sepet örüp satardı. Kazancının bir kısmını da fakirlere sadaka verirdi. Resûlullah efendimizin yakınlarından olup, bâzı geceler huzûrunda bulunarak başbaşa saatlerce sohbetinde kalırdı. Kalbinde Allah ve Resûlullah aşkından başka zerre kadar bir şey bulunmayan Selmân-ı Fârisî radıyallahü anh, dünyâ malı olarak kendisine gelen her şeyi Allah rızâsı için dağıtırdı. Elinde mal bulundurmazdı. Resûlullah efendimize en yakın olanlardandı. Hazret-i Âişe buyuruyor ki: “Selmân-ı Fârisî geceleri uzun zaman Resûlullahla berâber kalır ve sohbetinde bulunurdu. Neredeyse Resûlullah’ın yanında bizden fazla kalırdı. Peygamberimiz; “Allahü teâlâ bana dört kişiyi sevdiğini bildirdi ve bu dört kişiyi sevmemi emretti. Bunlar; Ali, Ebû Zerr-i Gıfârî, Mikdâd ve Selmân-ı Fârisî” buyurdular.
Hazret-i Ebû Bekr devrinde, Medîne’den ve hazret-i Ebû Bekr’in sohbetlerinden bir an ayrılmayan Selmân radıyallahü anh, hazret-i Ömer zamânında İran fethine katıldı. İslâm ordusunun büyük zaferlere kavuştuğu bu seferlerde Selmân-ı Fârisî’nin çok büyük hizmetleri oldu. İranlı olduğundan, onlar hakkında pekçok mâlûmât sâhibiydi. İranlıları kendi lisanlarıyla dîne dâvet ediyor, onlara İslâmiyeti anlatıyordu. İranlılar savaşlarda fil kullanıyorlardı. Müslümanlar o zamâna kadar fil görmedikleri için çok şaşırdılar. Hazret-i Selmân, fillerle nasıl çarpışılacağını ve nasıl öldürüleceğini İslâm askerlerine gösterdi. İran’ın Medâyin şehri alınınca, hazret-i Ömer onu şehre vâli tâyin etti. İlmi, basîreti, vazifesindeki adâleti ve nezâketiyle Medâyin halkı tarafından çok sevilip sayıldı. Böylece İslâmiyet orada sür’atle yayıldı.
Çok sâde bir hayât süren Selmân-ı Fârisî, hazret-i Osman devrinde hastalandı. Kendisini ziyârete gelen Sa’d bin Ebî Vakkâs’a artık dünyâdan ayrılacağını ve bütün servetinin bir kâse (tas), bir leğen, bir kilim ve bir hasırdan ibâret olduğunu söyledi. Eshâb-ı kirâmdan ziyârete gelenler nasîhat isteyince, onlara hasta olduğu hâlde devamlı nasîhatte bulundu. 655 (H.35)te Medâyin’de vefât etti. Kabri Medâyin yakınlarında, Selmân-ı Pâk denilen yerdedir. Türbe ve câmisi, Osmanlı sultânı ve Bağdat fâtihi, Dördüncü Murâd Hân tarafından yeniden inşâ edilmiştir.
Selmân-ı Fârisî, Peygamber efendimizden altmış civârında hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Bunlardan otuz kadarında, Buhârî ve Müslim ittifâk edip, kitaplarına almışlardır.
İlim öğrenmeyi çok seven Selmân-ı Fârisî, Resûlullah efendimizden sonra hazret-i Ebû Bekr’in sohbetlerini hiç kaçırmadı. Onun feyz ve bereketlerine ziyâdesiyle kavuştu. Onun ilminin durumunu çok iyi bilen hazret-i Ali; “Ona öncekilerin ve sonrakilerin ilmi verilmiştir. Ondaki ilme erişilmez” ve “O, dibi bulunmaz bir deryâdır” buyurmuştur.
Öğrendiklerini öğretmek için, büyük gayret sarfeden Selmân-ı Fârisî radıyallahü anh çok âlim yetiştirdi. Ebû Saîd el-Hudrî, İbn-i Abbâs, Evs bin Mâlik onun talebeleri arasındaydı. Ebû Hüreyre ondan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Tâbiînin büyüklerinden ve o zaman Medîne’de Fukahâ-i seb’a denilen, yedi büyük âlimden biri olan, Kâsım bin Muhammed bin Ebî Bekr de, Selmân-ı Fârisî’nin talebelerinden olup, ders ve sohbetlerinde kemâle gelmiş ve Silsile-i aliyye büyüklerinin dördüncü halkasını teşkil etmiştir.
Hadîs-i şerîflerde buyruldu ki:
Ey Selmân, hastanın duâsı kabûl olunur. Duâ et ve anlıyarak duâ yap! Sen duâ et, ben de âmin diyeyim.
Ey Selmân! Kur’ân-ı kerîmi çok oku!
Cennet üç kişiye müştaktır (aşırı istekle onları beklemektedir). Aliyyü’l-Mürtezâ, Ammâr bin Yâsir ve Selmân-ı Fârisî.
Selmân-ı Fârisî radıyallahü anh bir gün yanında misâfiri olduğu halde, Medâyin’den çıktı. Yolda karınları acıktı. Yiyecek bir şeyleri de yoktu. Orada geyikler ve kuşlar vardı. Selmân-ı Fârisî radıyallahü anh, bir geyikle bir kuşu yanına çağırınca, ikisi de geldi. Onlara; “Bu kimse benim misâfirimdir. Sizi ona ikrâm etmek istiyorum.” buyurdu.
(Devamı Yarın)

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.