DOLAR 16,7475 -1.7%
EURO 17,6868 -1.68%
ALTIN 978,47-1,35
BITCOIN 350840-2,78%
Afyonkarahisar
21°

AÇIK

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

SEN TANRI MISIN? – 112 –

ABONE OL
3 Ekim 2019 13:23
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“HANİF OLMADAN SİSTEME YAKLAŞMAYIN” UYARISINI ANLAYALIM
Dine yaklaşabilmek için gereken diplomanın ne olduğunu bize Rum Suresi 30. ayet söyler: Haniyf olmayan yaklaşmasın. Kriter budur: Haniyf olmadan yaklaşmayın! Sisteme, İslam’a haniyf olan yaklaşır. Haniyf olmayan yöneticiler, haniyf olmayan tartışmacılar TV’de, orada burada bu konuları tartışıyorlar. O tartışmadan çok tehlikeli sonuçlar çıkacak demektir! Hazreti Ali radıyallahu anh’den rivayetle Efendimiz buyuruyor: “Şunlardan olmaktan ve şöyle grupların gelmesinden korkarım: Bir cahil etrafına cahilleri toplar, İslamî bilgilendirme yapar. O dönemin idrakında cahil demek örten demektir. Haniyf olmayan örtücü birisinin etrafına haniyf olmayanları toplayıp bu konuları tartışmasının tehlikesine karşı uyarılıyoruz, Efendimiz (SAV) bizi uyarıyor. Onun nasıl tehlikeli bir iş olduğunu Nisa Suresi 78 ve 79. ayetlerinin mealleri ile inceleyeceğiz Bu iki ayete siz sonra meallerden bakabilirsiniz. Önce Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin Tefsir-i Kebir Te’vilat’ına bakalım: “Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır, sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile. Kendilerine bir iyilik dokunsa “bu Allah’tan” derler, bir kötülük gelince “bu senden” derler. Hepsi Allah’tandır, de! Bu adamlara ne oluyor ki, bir türlü laf anlamıyorlar.” (Nisa-78)
“Sana gelen iyilik Allah’tandır, başına gelen kötülükse nefsindendir. Seni insanlara Rasul gönderdik, Şahid olarak da Allah yeter.” (Nisa-79)
Nisa 78: “Onlara söyle, iyilik de, kötülük de hepsi Allah’tandır desinler.” Bunu okuyan ne anlar? “İyilik de, kötülük de Allah’tan. Başıma gelen kötülük için bu şundandır demeyeceğim. Çünkü önerilen bu: Hepsi Allah’tandır deyin! Sonra Nisa-79’u okudum: “Sana gelen iyilik Allah’tandır, başına bir kötülük gelirse nefsindendir (kendindendir).” Bu ayet önceki ayete ters düştü! İnsan ne diyeceğini şaşırır. “Olmadı” dese bu bir ayet, günah olur! En iyisi “günaha girmektense bu işlere hiç karışmayayım” deyip meseleyi kapatır, geçer gider. Niye? Allah’ın işine karışılmaz! “Bununla uğraşırsam Dinden çıkarım, inanışım bozulur” deyip içinde bulunduğu örtülü hayata, dünya hayatına devam eder… Hem de Kur’an okuyarak!
Öncelikle şunu söyleyeyim; ayetin orijinal metninde bir zıtlık, terslik yok, gerçek meal böyle değil! Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin eserine “acaba orada da öyle mi?” diye baktık, o orijinaline uygun. Türkçe’ye çevirenler böyle çevirmiş. Haniyf olmayan biri tarafından Türkçeleştirilmiş hangi meale bakarsanız böyledir ve yanlıştır. Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin tefsiri böyle değil! Hazret Türkçe meal yazmadı, dolayısıyla birisi Türkçe’ye çevirecek. İşte onu Türkçeleştiren kişi haniyf olmadığı zaman eklemeler yaparak yanlış bir meal oluşturuyor ve o Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin meali oluyor. Ama ben size Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri adına diyorum ki, insanların kafasını karıştıran bu meal onun değil, bu haniyf meali değil!
Bir de Türkiye’de bulabileceğiniz, başvuracağınız en önemli Türkçe kaynaklardan birisi olan Elmalılı Hamdi Yazır Efendi’nin mealine bakalım: “Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişse “bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “bu senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed) de ki; “hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar.” (Nisa-78).
“Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. (Ey Muhammed) biz seni bütün insanlara bir elçi olarak gönderdik, buna şahid olarak Allah yeter.” (Nisa-79).
Bu mealde 78’de “her şey Allah’tandır” diyor, 79’da “iyilik Allah’tan, kötülük kendindendir” diyor. Bu kadar yan yana ve tezat! Bu meali okuyan Kur’an’a nasıl itimat etsin? Bu da “meali sadeleştiriyoruz” diye Elmalılı Hamdi Yazır Efendi’ye (aslında Kur’an’a) yapılan yanlışlardandır. Hanif olmadan sisteme yaklaşmayı örneklerle görüyoruz, “Hanif olmadan sisteme yaklaşmayın” uyarısını anlamaya çalışıyoruz.

“ACABA ŞEYTANA KARDEŞ MİYİM” DİYE KORKUP, “KADERİYECİLİK NEDİR, O İDRAKA GİRİYOR MUYUM?” DİYE ARAŞTIRIN
Bir de ülkemizin en önemli kurumlarından Diyanet’in mealine bakalım: “Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse “bu Allah’tandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa “bu senin tarafındandır” derler. (Ey Muhammed) de ki, “hepsi Allah’tandır.” Bunlara ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar.” (Nisa-78)
“Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır, ne kötülük dokunursa kendindendir. (Ey Muhammed) seni insanlara peygamber olarak gönderdik, şahid olarak Allah yeter.” (Nisa-79)
Fark ettiniz mi? Bu çelişkiyle nasıl amel edeceksiniz? Bu çelişki görüntüsü kime yarıyor biliyor musunuz? Kader konusunu yanlış anlayanlara, yanlış anlatanlara! Kader konusunu “yanlış bir teslimiyetçilikle” anlatacak olan Nisa-78’in bu şekildeki meallerini alıyor! Kaderi “sen muhtarsın” idrakıyla anlatacak olan ise Nisa-79’u alıyor. Kime hangi meal yarayacaksa onu dayanak olsun diye alıyor. Tefsir yaparken bu ayetlerden ona ters geleni es geçiyor, on onbeş ayeti toplayıp, topluca bir tefsir verip geçiyor. Ama arada doğru mana yok, en önemli yerin açıklaması yok!
Efendimiz (SAV)’e şeytan bir suretle gelir ve inananlar öğrensin diye bazı konuları anlatır. Muhyiddin İbni Arabî Hazretleri’nin Şeytanın Hileleri isimli kitapçığı bu hadisi ele alır. Şeytan ne tür yetkiler aldığını, insana nasıl yaklaştığını, görevini nasıl yerine getirdiğini anlatırken bir gruba ait bir özellik söyler; “kaderiyeciler benim kardeşimdir” der. Bu ifadeden anlıyoruz ki kaderiyeciler onun kardeş edindiği bir grup, bir idrak! Arkadaş değil kardeş! Yani “kaderiyeciler öyle bendendir ki” diyor. Bu yolun talibi bunu görünce şeytana kardeş olmaktan korkmalı. Ona kim kardeş olmak ister? Bu yüzden “acaba şeytana kardeş miyim” diye korkup, “kaderiyecilik nedir, o idraka giriyor muyum?” diye araştırın. Nereye başvuracaksınız? Hadis kitaplarına!
KULUN TAM İRADE SAHİBİ OLDUĞUNU İDDİA ETMEK, KADERİ İNKÂR ETMEKTİR. VE O GRUBUN İSLAM’DAN NASİBİ YOKTUR
Biz de Kütüb-i Sitte’ye bakalım. Kitabın 16. cildinin 467. sayfasında bu konudaki hadisin metni var. Hadis Mürcie ve Kaderiye’yi İslam’dan hiç nasibi olmayan iki grup olarak tanımlıyor. Buyruluyor: “Mürcie ve Kaderiyenin İslam’dan hiçbir nasipleri yoktur!” Bunu duyunca “onlar nasıl bir idraktalarmış” diye öğrenmek istiyoruz, çünkü ötelenecek konular değil, hüküm çok ağır! Ve bu idraklar geçmişte var ama bugün olmayan şeyler değil! Mürcie de, Kaderiye de birer idrakı temsil ediyor. Eğer bu idraklardan birindeysek çok korkunç! Efendimiz (SAV) Rasulullah olarak; “eğer idrakı mürcie ve kaderiye ise kişinin İslam’dan hiç nasibi yoktur” buyuruyor. Düşünebiliyor musunuz, Efendimiz (SAV) henüz hayatta ve onun zamanında bu idraklar var… Bugün de var.
Yazar, bu hadise göre kaderiyeyi şöyle tarif ediyor: KADERİYE FIRKASI kaderi inkâr eder ve kulun tam irade sahibi olduğunu iddia eder. Kaderiye Fırkası kaderi inkâr eder. Çünkü kulun tam irade sahibi olduğunu iddia eder. KADERİ İNKÂR neymiş: Kulun tam irade sahibi olduğunu iddia etmek, kaderi inkâr etmektir. Ve o grubun ismi KADERİYECİLER! Ve bunların İslam’dan hiçbir nasibi yoktur. Bu grupları Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin Gunyet’üt Talibin adlı eserinde genişçe görebilirsiniz. Orada FIRKA-İ NACİYE’yi yani Efendimiz SAV’in önerdiği idrakı da diğer fırkalara ait idrakları da okuyabilirsiniz.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.