SIZLANMA VE MAĞDUR HİSSİYATI OLUŞTURAN CÜMLE KURMA

SIZLANMA VE MAĞDUR HİSSİYATI OLUŞTURAN CÜMLE KURMA

Sızlanma, yakınma ve şikâyet anlamındadır.
Örneğin, sızlanan bir ev hanımı kocasına ve çocuklarına “Sizin için saçlarımı süpürge ettim, her gün aynı şeyleri yapıyorum: yemek, temizlik, ev toparlamak… Sıkıldım artık bu hayattan!” diyebilir.
Sızlanan eğer bir müdürse bir üst birimine “Bu kadar çalışanla ancak böyle iş çıkıyor, eleman sayım az ve verimliliğim düşük.” diyebilir.
Sızlanan bir öğretmense müdürüne “Elimden geleni yapıyorum ama bu sınıfta ders anlatılmıyor, eğitim sistemi bu haldeyken öğretmenlik yapmak beni çok yoruyor.” diyebilir.
Dikkat edin, bu cümleler hep birer sızlanma ve mağdur hissiyatı oluşturma cümleleridir.
Acaba bu cümleleri kuranlarda gerçekten bir mağdurluk söz konusu olabilir mi?
Bu cümlelerin hiç birinde aslında bir mağdurluk söz konusu değildir. Tümü karşı taraftan almak istediğini alabilmek adına kurulmuş sızlanma cümleleridir, bir hedef uğruna seçilmiş yoldur.
Mağdur hissi oluşturarak sızlanma cümlesi kuranlar aslında kendilerinin fedakâr olduklarını söylerler.
Nedir fedakârlık?
Fedakârlık bir çıkar ilişkisidir. Kendimizde olan bir şeyi feda ederek karşılığında kârlılık bekleriz. Bu her ilişkide aynıdır.
Karı-koca ilişkisinde: ‘’Senin için kariyerimden vazgeçtim, şimdi yaşadığım hayata bak!’’ diyen kadın, başarısız bir yatırım yaptığını itiraf eder. Kendi kariyerini feda ederek karşılığında prenses gibi bir hayat yaşamayı hedeflemiştir. Geçen süreyle birlikte bir bakmıştır ki prenses gibi yaşamak hayali bal kabağına dönüşmüştür.
Adına “fedakârlık”’dediğimiz yatırımdan istediği sonucu yakalayamayan dunihi ilah, elinde olan imkanlarla hedefine en zahmetsizce ulaşabilmenin yolunun zavallı tanrıyı oynamaktan geçeceğini çok iyi bilir.
Nedir zavallı tanrı?
Öncelikle hiçbir tanrı zavallı olmadığını çok iyi bilir. Ancak bu yolu karşı tarafın tanrısıyla çatışmamak için seçer.
Önceki yazılarımızda gördük ama kısaca tanrılığı yani ilahlık hissiyatlarını hatırlayalım. İlahlık hissiyatı nefsimizin şerrinin görünmeyen yanıdır; ‘’Güç, hüküm, mülk sahibiyim’’ dediğimiz duygularla beslenir.
Konuyu bu çerçevede değerlendirmek üzere örneğimize geri dönelim:
Dunihi ilah uzun vadede bir plan yaptı. Kendine göre fedakârlık yaptı ve kariyerinden vazgeçti. Bunun karşılığında beklediği ise, var olan ilahlık hissiyatlarını zahmetsizce daha da kuvvetlendirecek bir hayat yaşamaktı ama olmadı. Eğer beklentisine ulaşabilseydi general tanrı olmayı hedeflemişti. Kendinde var olan ilahlık hissiyatlarını kocasının sosyo-ekonomik durumuyla güçlendirerek sağlamlaştıracaktı. Ama işler beklediği gibi gelişmedi. Bu sefer hedefine ulaşmak için zavallı tanrıyı oynamayı dener. Sızlanma ve mağdur hissi uyandırarak karşı tarafın merhametine dokunur. Kendisini zavallı ve yardıma muhtaç gösterir ki karşı taraftan istediğini alabilsin.
Şimdi düşünelim, acaba hayatımızda hiç farkında olmadan zavallı tanrıyı oynadığımız yerler var mı? Eşimize karşı, ana-babamıza karşı, iş verenimize karşı, arkadaşlarımıza karşı, özellikle çocuklarımıza karşı zavallı tanrıyı oynadığımız zamanlar oluyor mu?
Eğer ki varsa bu durum, nefsin şerrinin konuşma dilini tanıyıp bunu cennet diline hicret ettirebilmemiz için çok önemli bir farkındalık oluşturacaktır.
Sızlanma ve mağdur hissi oluşturduğumuz yerleri yakalamak neden bu kadar önemlidir?
Çünkü bu hisle hayatını sürdüren insan Allah’a sığınamaz, Allah’tan isteyemez. Eğer ilahlık hissiyatlarımızı bulup onları tek tek yok etmeye çalışmazsak bu dünyamızı “iyi bir insanım” diye geçirebiliriz ancak ahirette bir bakarız ki “iyi bir insan olmak değil iyi bir kul olmak” önemliymiş. İşte iyi bir kul olmanın yolu nefsin şerrinin konuşma dilini kesmekle başlar.
Anladık ki günlük hayatta çok kolay kullandığımız, halimizi anlatma metodu haline getirdiğimiz sızlanma cümleleri bizi Rabbimizden uzağa düşürüyor.
Aslında sızlandığımız durum “Rabbim sen bunu bana yaşatıyorsun ama ben bu durumdan şikayetçiyim.” dediğimiz yerdir. Mağdur hissi oluşturarak yakındığımız halimiz ise bize gerçekten yardım edebilecek tek ve gerçek makamın Rabbimiz olduğunu unuttuğumuz yerdir.
“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır. Ve olur ki sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir (Elif). Allah bilir de siz bilmezsiniz (Elif).” (Bakara Suresi 216)
Bilerek ya da bilmeyerek kullandığımız sızlanma ve mağdur hissi oluşturma cümlelerini bırakmalıyız. Çünkü bu cümleleri kullanarak yaşantımıza devam ettiğimizde sızlandığımız ve şikâyette olduğumuz tek yer Rabbimizdir. Ayet-i Kerime’de de belirtildiği gibi bizim için neyin hayır neyin şer olduğunu biz bilemeyiz, yalnız Rabbimiz bilir. Bilelim ki, bu dünyada bizi sızlanmaya götüren olay, sabredebilsek ahirette bizi cennete taşıyabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi