Sezer Küçükkurt
Sezer  Küçükkurt
sezerkucukkurt@kocatepegazetesi.com
Şükür ve teşekkür ayı
  • 0
  • 150
  • 01 Aralık 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

2020 Afyonkarahisar Sevgi Yılı… 2020 yılı ardı ardına gelen felaketler, korona virüs başta olmak üzere bu yıl içerisinde yaşanan sıkıntılı olaylar nedeniyle bir kesim tarafından “kötü” ilan edilmiş olsa da, bizce zamanın değil, insanın kötülüğü söz konusudur.

Sevgi Yılı devam ediyor

Orman ve Su İşleri eski Bakanı, Afyonkarahisar Milletvekili Prof. Dr. Veysel Eroğlu geçtiğimiz Mart ayında Türkiye’ye örnek olan bir projenin düğmesine basmıştı. “2020 yılını Afyonkarahisar Sevgi Yılı olarak değerlendirelim” çağrısında bulunmuş ve “maddi olarak ihya ettiğimiz dünyalarımızı manevi olarak da zenginleştirmemiz” çağrısında bulunmuştu. Bu kapsamda Sevgi Yılı’nda her ay için bir konu başlığı belirlenmiş, o aylarda, o konu başlığıyla ilgili çalışmalar yapılmıştı.

Pandemi şartlarının gazabına uğrayan Sevgi Yılı çalışmaları yine de büyük bir azim ve gayretle sürdürüldü. Korona denilen illet nedeniyle istenen hedeflerin çok uzağında kalınsa da başta Afyonkarahisar Valiliği olmak üzere, tüm kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının katkıları ile 2020 Afyonkarahisar Sevgi Yılı etkinlikleri devam ediyor. 2020 Sevgi Yılı içerisinde geldik Aralık ayına.

Sevgi Yılı’nın Aralık ayı teması: “Şükür ve teşekkür”

Yaşamın seyr-ü seferinde

Hem kendimiz için, hem de toplumumuz için gerekliliği her geçen gün hissedilen iki kavram… İnsanlara teşekkür edemeyen, Yaradan’ına şükredebilir mi?

Şu yalan dünyadaki ser-ü seferimizde nasıl bir yolculuğun parçası olduğumuzu değerli ilim ve bilim insanı, yolumuzu aydınlatan, mütefekkir Mustafa Yılmaz Dündar Hocamızın anlatımı ile hatırlayalım bu noktada:

“Her nefs ölümü tadacaktır. Anlıyoruz ki ölüm yok olmak değil. DûniHİ idrak ve zannıyla yaşayanlar ölümü yok olmak sanıyorlar, onların zannı gibi değil. O bir tat; doğumu tatmak gibi bir olay. Allah’ın emir verdiği istisnalar hariç, Hz. Âdem gibi istisnalar hariç, Hz. İsa aleyhisselam dâhil her insan doğumu tadıcıdır, doğum tadılan bir şeydir. Ana karnı için ölüm, dünya için doğumdur ve hayat doğumla devam ediyor. O ana karnında bir değişim geçirdi. Neye göre? Dünyadaki hayatına göre bir değişim geçirdi. Kazanım, değişim, doğum, dünya hayatı. İnsan şimdi de bir değişim geçiriyor. Dünya hayatını ana karnı gibi düşünün. Süreç buradan devam edecek. Ana karnını nasıl hatırlamıyorsak, onun gibi “Rabbim sensin” dediğimizi de hatırlamıyoruz. Onu Kur’ân hatırlatıyor. Zamanında verdiğin sözü, röntgenini çekip Kur’ân hatırlatıyor. Bilim de ana karnını hatırlatıyor; “Ana karnında şöyleydiniz” diye. Bu ortaya konulmasa bilemeyiz. Resmini çekiyor, hareketlerini gösteriyor, hatırlatıyor. Dünyaya geldin ama değişime devam ediyorsun. Neden? Esas hayat âhirette olduğu için! İnsan âhirete gidinceye kadar Big Bang ve değişim devam ediyor: 14,5 milyar kozmik yıldır süren bir değişim var ve devam ediyor… Önce insanın yaşayacağı zamana kadar bir değişim yaşandı. Sonra insan geldi ve yaşayan insanlar bir malzeme oluşturdular. Hz. Âdem aleyhisselam bir beden kullanıncaya kadar bedenlerde değişim vardı. Hz. Âdem bir beden kullandı, sonra idraklarda değişim başladı. Bu değişimlerle esas hayata doğru bir süreç yürüyor…”

Kadir-kıymet bilmek

İşte bu süreç içerisindeki yerimizi anladığımızda çevremize teşekkür, Rabbimize şükür daha bir kolay ve anlamlı hale bürünüyor.

Şu tarla, bina, dükkan ve bahçe sahip değiştirip durdu. Şu andaki sahibi veya emanetçisi sensin, sen ölünce sahipliğin de bitecek. “Mal sahibi, mülk sahibi. Hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan. Var biraz da sen oyalan” demiş Yunus Emre.

Sadece mal, mülk, servet mi? Sağlığın, ailen, huzurun, mutluluğun, adım atabiliyor olman, su bardağını tutabiliyor olman şükür vesilesi değil mi? Kıymetini bilmediğin bu nimetlere hasret olanları bir düşün. Nefes alabilmenin bile bir lütuf olduğunu şu korona günlerinde yeniden hatırladık. Entübe olan hastalarımızın durumunu gördükçe, öğrendikçe…

Seyrani Baba da kadir kıymet bilmeyenlere şöyle anlatmış yıllar, yıllar önce:

Ateş vapurunu icat edenler

Yelken açıp yel kadrini ne bilsin

Süleyman’dır kuş dilini söyleyen

Her Süleyman dil kadrini ne bilsin

Hayvanlarda bir kaç çeşit fırkalar

Kimi düzden aşar kimi yorgalar

Necasete müştak olan kargalar

Has bahçede gül kadrini ne bilsin

Seyrani Baba’nın beli büküldü

Ağzının içinde dişi söküldü

Davut Nebi sadasından çekildi

Saz çalmayan tel kadrini ne bilsin

*

Ademoğlu dünya nimetin yerken

Bilinmez çiy sütten aş kapar kaçar

Er ekmeğin taştan çıkarır derken

Unun incesini taş kapar kaçar

*

İbn Kemâl olarak da bilinen Şeyhülislâm Kemâl Paşazâde’nin “Tevârih-i Âl-i Osman” adlı eserinde “Dünyaya ibret gözüyle bakılabilse akıl sahipleri için ders alınacak neler var neler… Değirmen   nasıl  buğday   tanelerini   un  ediyorsa,   aslında   dünya   da  durmadan   insanoğlunu değirmen misali öğütmektedir” diyerek bunu şöylece ifadelendirmiş. Tıpkı Seyrani Baba’nın “unun incesini taş kapar” dediği gibi:

“Çün teferrüc eyleyip bakdım cihânın yüzüne//Her neye bakdım ise ibret göründü gözüme//Âkıl isen cân gözün aç tut kulak [sen] sözüme//Bir değirmendir bu dünyâ un eder birgün bizi.”

Yaradana şükür, yaradılana teşekkür

2020 yılı Afyonkarahisar Sevgi Yılı’nın Aralık alı teması olan “Şükür ve teşekkür” konusu sözü nerelere getirdi. Şu 3 günlük dünyada Yaradan’a şükürden, yaradılana teşekkürden uzak kalmak ne kötü?

Sevgi Yılı’nın Aralık ayı “şükür ve teşekkür”e kapı aralanmış bir zaman dilimi olarak anılarda kalsın inşaAllah.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM