TERÖR VE FİTNEYE GEÇİT YOK

TERÖR VE FİTNEYE GEÇİT YOK

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde beş üniversiteye rektör atadı. Bu atamalardan birisi de Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu atandı. Muhalefet, Prof. Dr. Melih Bulu’nun geçmişte AKP’den milletvekili aday adayı olmasından dolayı ilk günden itibaren aşırı bir şekilde eleştirdi. Demokrasiyle yönetilen ülkelerde elbette eleştiri olabilir ve olmalıdır da. Sağlıklı eleştiriler eksiklikleri ve yanlışlıkları ortadan kaldırmaya çoğu zaman yarar sağlar. Fakat başını Malum partinin çektiği muhalefet kurguyu hayata geçirdi. Boğaziçi Üniversitesi önünde polisle çatışma ortamı yaratması, niyetlerini ortaya koydu. Pandemi sürecinde kalabalıkları organize etmek, o kalabalıkları polisle çatıştırmak için Boğaziçi Üniversitesi önünde toplanmak zaten başlı başına art niyettir. İnsanların sağlığını düşünmeyen, insanların geleceğini mi düşünür? Babam rahmetlinin vasiyetidir hep söylerdi sağlığında; Aklından önce bedenini kullanan adam ahmaktır diye az da olsa o gösterilere katılan öğrencilere Sn. İbrahim Tenekeci’nin sözleriyle sesleniyorum. Duyduklarımızla hareket edeceksek, gözlerimiz niye yaratıldı? Hep akıl yürüteceksek, kalbimiz niçin var? Onun için ‘ilim ve irfan’ diyoruz. Kendinizi kullandırtmayınız.
***
Genel Başkanımızın Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin, girişilen protesto eylemleriyle ilgili olarak, “Gezi parkı kalkışması çıkarmaya niyetlenmek başı ezilmesi gereken bir komplodur” açıklamasını, ‘Sanki Boğaziçi Üniversiteli öğrencilerimizin başı ezilmelidir’ demiş gibi yansıtmaya çalışmak büyük ve ahlaksız bir iftiradır. Her kim ki; gezi parkı kalkışması benzeri bir provokasyonun içinde ise, buna tevessül ederse başı tabi ki ezilmelidir.
Burada muhatap terör ve fitne odaklarıdır.
Bu kadar net ve tartışmadan uzak biçimde kamuoyu ile paylaşılan açıklamalardan, Boğaziçi Üniversiteli öğrencilerimizin kastedildiğini ifade etmek, yine kara propaganda metodudur. Bunu yaparken, yalan ve çarpıtma ile ya bir meslek grubunu veya sosyal bir kesimi MHP’yle kavgalı hale getirip, dikkatleri başka yöne çekerek, deşifre edilen terör ve fitne odaklarının izlerini kaybettirmelerine yardım etmektedir. Bu yardım ve yataklık faaliyeti Türkiye aleyhine her faaliyette kendini göstermektedir. Gezi olayları da bunlardan biridir. Gezi kalkışması, terör örgütlerinin içerisine dahil olduğu ve devamında yönlendirdiği bir isyan faaliyetidir. Biz meseleye dün de, bugün de böyle bakmaktayız. Kaldı ki, gerçek de budur. Biliyoruz bizi rahat bırakmayacaklar her anlamda Türkiye’yi bölmek için parçalamak için mücadele edecekler.
“BİZLER AYAKTA OLDUĞUMUZ SÜRECE HİÇBİR ŞEY YAPAMAZSINIZ”
Biz devletimiz milletimiz için binlerce şehit verdik ama yılmadık yıkılmadık. Hamdolsun bugün Türkiye’nin gelmiş olduğu nokta hepimizin göğsünü kabartıyor hepimizi onurlandırıyor gururlandırıyor. Bakın kısa sürede yaptıklarımıza çok şükür gönül sızımız, ciğer acımız, hasretimiz Karabağ’ın Allah’a sonsuz şükürler olsun ki şanla, şerefle ve destansı bir mücadeleyle azadlığa kavuşması 2020 yılının en büyük müjdesi oldu. Irak ve Suriye’de örgüt kafasını bile kaldıramıyor, Türkiye’de sıfır terör durumuna gelmiş durumda. Çok şükür yıllardır açılamayan Kıbrıs’taki Kapalı Maraş’ı açtık, Ayasofya’yı açtık, Doğu Akdeniz’de Karadeniz’de kendi gemilerimizle petrol arıyoruz ve çıkarmak üzereyiz Ve tüm bu olanlar lider ülke Türkiye vizyonunun adımlarıdır. Yolumuz bir ve uzundur daha atılacak nice adımlar aşılacak yollar vardır. Biz yeter ki birlik olalım. Başka Türkiye yok! Tüm bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyor, bu anlamlı günde basın şehitlerimizi yâd ediyorum ilkeli ve Türk Milletinin yanında duran, kamuoyunun sesi olma görevini yürüten tüm gazetecilerimize hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Allah yâr ve yardımcıları olsun.
Saygılarımla…

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi