TİLKİLER

TİLKİLER

Pandemi sürecinde dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ekonomik sıkıntılar yaşandı ve bu durum hâlâ devam ediyor. Üretici-tüketici dengesi bu süreçte bozuldu. Bu durum zam ve enflasyon olarak halkımıza yansıdı. Ama pandemi sürecine ait yasakların kaldırılmasıyla birlikte ekonomiye bir hareketlilik geleceği umut ediliyor. Bundan sonra da bir taraftan devam eden korona salgınına karşı dikkat etmemiz gerekirken, diğer yandan da üretici-tüketici dengesinin korunması ve enflasyonun düşürülmesi gerekiyor.
Bu konular istismar edilecek, siyasi malzeme yapılacak konular değildir. Birinde halkın sağlığı, diğerinde halkın refahı, huzuru söz konusudur. Muhalefet istismar etmeden bu konularda yapıcı ve çözüm üreten yol göstermeli, hükümet de böyle bir muhalefet anlayışı konusunda yapılan uyarı ve eleştirileri dikkate almalıdır. Evet içeride ve dışarıda çok büyük adımlar atıldı. Ama hükümet;

1- Pandemi ile oluşan hata ve eksiklere son vermeli.

2- Acil esnafı rahatlatacak adımlar atmalı.

3- Aileleri zora düşüren fahiş fiyat artmasına, gereksiz zamlara neşteri vurmalı.

4- İşsizliği engellemelidir.

Tabii bunları düşünüp çözüm yolları aramak isterken kapının kilit tutturamadıklarına, kuyruğu kaptıranların yaptıklarını görüyoruz.

PKK’nın siyasi uzantısının Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası görüşülürken İzmir’de “HDP’yi savunma” mitingi düzenlendi ve destekçileri tam kadro katılım sağladı ayrıca Sn. Ali Babacan’ın attığı bir tweet’de şu sözlere yer verdiğini gördüm.
“Cumartesi Anneleri senelerdir gözaltında kaybedilen yakınlarını arıyor. Devlet ise yakınlarını bulmak yerine acısı olanları yargılıyor. Yarın yine duruşmaları var. Devletin görevi yakınlarını arayan acılı annelere hesap vermektir, hesap sormak değil.”

Çocukları HD(P)KK tarafından kaçırılmış anne ve babaların eylemlerine sırtını dönüp, PKK’ya açıktan destek veren, Türk devletine düşmanlık besleyen PKK projesi olan “Cumartesi annelerine” PKK ağzıyla destek veren Babacan’ın bu tavrı her zaman olduğu gibi yine yakışmadı kendisine…

Konuyla ilgili küçük bir kıssadan hisse aktarmak isterim.

Tilkinin kuyruğu kayaya sıkışmış ve kurtulmak için kuyruğunu kesmek zorunda kalmış.
Daha sonra bir başka tilki onu gördüğünde kuyruğunu neden kestin diye sormuş.

Kuyruğu kesik olan; Böyle kendimi çok mutlu hissediyorum şimdi o kadar mutluyum ki adeta sevincimden havalara uçuyorum demiş.
Bunun üzerine diğer tilki de kuyruğunu kesmiş.
Fakat mutluluk yerine şiddetli bir acı çekmiş.
Hemen tilkiye gelip; Neden bana yalan söyledin çok canım acıdı demiş.

Tilki; Eğer acı çektiğini diğer tilkilere söylersen onlar asla kuyruğunu kesmez ve bizimle dalga geçerler demiş.
Bu iki tilki diğer tilkilere yaşadıkları mutluluğu anlatmışlar.
Böylece tilkilerin çoğu kuyruklarını kesmişler.
Çoğunluk onlara geçince bu seferde kuyruğu olanlarla dalga geçip onlara eziyet etmeye başlamışlar.

İşte böyle: Proje açık ve belli önce toplumu bozup farklılaştıracaklar, sonra da toplumu birbirine düşman etmeye çalışacaklar.

Yalnızca fert olarak değil, toplum olarak da yeni bir hikâyeye ihtiyacımız var.

Daha önce de söylediğimiz gibi… Çünkü bu, geçmişin ve geleceğin kavgası. Çünkü bu, yüzyılların mücadelesi. Çünkü bu, dar siyasi ajandalara sıkıştırılabilecek bir şey değil.

Böyle bir kavgada, hangi gerekçe ile olursa olsun, Türkiye asla yalnız değildir! Asla da bırakmayacağız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi