TİTRE VE KENDİNE GEL! NE DEMEK?

TİTRE VE KENDİNE GEL! NE DEMEK?

Benliğinden uzaklaşmış, miskinleşmiş, yaratılış gayesini unutmuş, tamamen başkalarının sunduğu reçetelerde ilaç arayan, taklitçi, gününü gün etmeyi hüner sayan, din, iman, örf, anane ve kültüründen uzaklaşmış insanlara TİTRE ve Kendine GEL denilir. İçinde közlenmiş iman kırıntıları var ise bu ikaz onda canlanmaya sebeb olabilir. Aksi takdirde yürür-gezer cesetlerde bu ikaz hiçbir işe yaramaz.
“Başkaldıran insan” adlı eserinde Albert CAMUS (Bugün İSA Kalksaydı ilk kılıcı Hristiyanlara çekerdi) der. Peki ya biz, eğer Hz. Muhammed yaşasaydı ilk itiraz ve ikazını müslümanlara yapardı diyebiliyor muyuz? Hangimiz kapımız çalındığında kim o deyince; Ben Resulu zişanım, misafirliğe kabul eder misiniz deyince telaşa kapılmadan; Buyur ya Resulullah diye kapımızı açabiliriz?
Kalbimize nur ve kuvvet vermeyen, akla merak ve sorgulama aşkını zerk etmeyen bir imanı, Kamil manada makbul bir kabulleniş ve yöneliş olarak değerlendirmek mümkün değildir. Taklit prangasından kurtulmamış, atalar kültürünü aşamamış bir birey ya da topluluğun teslimiyet beyanı da zoraki olabilir.
Dünyanın İslam gerçeğiyle tanışmaya ihtiyacı olduğu kadar, bugünün müslümanlarının da YENİDEN MÜSLÜMAN OMAYA ya da Müslüman gibi kalmaya/davranmaya ihtiyacı vardır. Hep maddi ihtiyaçlarının artması, bu ihtiyaçlarının karşılanması için dua edeceklerine; bilgi ve bilinç, ilim ve hikmetin ziyadeleşmesi yönünde dua ederlerse bereketli çalışmalara ve sonuçlara kapı açmış olurlar.*
Merhum Mehmet Akif’in;
(KAÇ hakiki müslüman gördümse makberdedir
Bilmem ama müslümanlık galiba göklerdedir”
Dizeleri bir asır öncesinden müslümanların kendi öz kaynaklarının uzağında meçhule umursuzca savrulmaya, gayesiz, hedefsiz günü kurtarmasını ifadeliyor.
Göklerle ve köklerle temasa geçmekten ürker hale gelmiş bir nesilin, kendini ilahlaştırmayı marifet sayan bir nefsin tek bir kurtuluşu vardır; İslam’ın gerçeğini anlamak ve müslümanlığın gerektirdiği gibi yaşamak. M. İkbal’in dediği gibi “Eğer İslam Rönesansı gerçek ise ki bence bu bir vakıadır. Biz de Türkler gibi zihni mirasımızı yeniden değerlendirmeliyiz.”
Anadolu’nun her karış toprağını saran milli mücadele ruhu, hürriyet ve bağımsızlık dini olan İslam’ın nuruyla canlanmış, hakkın inayetine ve halkın dirayetiyle zafer kazanılmıştır.
“Türkiye’nin, İslam dünyasının sıkıntılarının, problemlerinin ve geriliklerinin arkasında yatan bir temel sebep bulunuyor. Sözün özü şu: Eğer biz yeniden İslam’ı keşfedip inanmaz ve İslam’ı kendimize rehber kılmazsak, sıkıntılarımız azalmayıp artacak. Dünya hayatında müslümanların geri kalmışlığı ayıbımızdır. Bu ayıpla Allah’tan bize yardım etmesini nasıl isteyeceğiz! Yeniden müslüman olmaya ve İslam’ı keşfe karar verdiğimizde ilme, ahlaka, tekniğe, yardımlaşmaya, hayra, barışa, adalete, kardeşliğe, Allah rızasına koşacağız.
Hayatımıza anlam gelecek, hurafe, taassub, cehalet, gerilik, fakirlik ve acz kalkacak. Medeniyetimiz, toplumumuz uyanacak.(1) O halde TİTRE VE KENDİNE GEL.
(1) Aykut Edibali, Kuranın Aksiyon öğretisi.
* Aylık Bayrak dergisi 1320. Sayıdan yararlanılmıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir
Önceki Yazı
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi