Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İrfan Ünver NASRATTINOĞLU

(Türk Tarihinde Önemli Bir Yeri Olan) İbrahim Temo Ve Atatürk

Osmanlı İmparatorluğu çok uluslu bir devletti. Bu devletin aslî  unsuru yoktu ve devlet içinde yaşayan bütün insanlara “Osmanlı” deniliyordu. Bu devlette Türkçülük yapmak, örneğin Arap milliyetçiliği yapmak kadar suçtu. Yani devletin sınırları içerisinde yaşayan herkes, asli unsurdu ve tüm haklara sahipti. İmparatorluğun 700 yıla yakın bir süre ayakta kalmış olmasının başlıca nedenlerinden birisi buydu.

Romanya, Osmanlı Devletinin, ayrıcalıklı bir ülkesiydi ve bu ülke, özel bir statüye sahipti; yani özerkti.

İmparatorluğu oluşturan uluslardan ikisi; Türkler ve Arnavutlar, birbirleriyle kardeşlik ilişkisi içindeydiler. Hatta padişah nezdinde Arnavutlar’ın değeri daha fazlaydı. Nitekim Osmanlı sarayını koruyan muhafızlar, özellikle Arnavutlar arasından seçiliyordu. Çünkü padişah, Türkler’den çok Arnavutlar’a güveniyordu!…

Arnavutlar’ın büyük ölçüde İslâm dinini benimsemiş olmaları da Türk-Arnavut dayanışmasını sağlayan nedenlerden biriydi. Ancak bir başka neden de, tarihin derinliklerinde, Türkler’le Arnavutlar’ın aynı kökenden gelen unsurlar olmalarıydı,

Anadolu’da, Arnavutluk’ta, Kosova’da ve Makedonya’da bir arada, kardeşçe yaşayan Türkler’le Arnavutlar, Romanya topraklarında da kader birliği içinde oldular. Çünkü bu iki ulusun inançları, duyguları ve düşünceleri aynıydı; gelenek ve görenekleri                                                                                                    benziyor; aynı yiyecekleri yiyor, aynı giysileri giyiyorlardı. Camileri de aynıydı; aynı imamın arkasında saf tutuyorlardı…

Türk-Arnavut ilişkileri öylesine ileri boyutlara ulaşmıştı ki, giderek kan bağları, akrabalıklar oluşmuştu. Birbirlerinden kız alıp veriyorlardı. Böylelikle (bir Türk aydınının deyimiyle) her Arnavut’un kanında biraz Türk kanı; her Türk’ün kanında biraz Arnavut kanı bulunuyordu.

Osmanlı Devleti çöküp, bu büyük devletten kopan kopan milletler kendi devletlerini kururlarken; Türkler’le Arnavutlar, Mustafa Kemal Atatürk  liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuşlar; bağımsız Arnavutluk Devleti kurulurken de Türkler, Arnavut kardeşlerine destek vermişler; hatta bu devletin kurucuları arasında yer almışlardır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinde payı olanlardan birisi de İbrahim Temo’dur. Kimdir, bu İbrahim Temo?…Atatürk’le ilişkilerine geçmeden önce, hem Türk ve Arnavut, hem de Romanya yakın tarihi bakımından önemli olan bu değerli insanın özgeçmişine bir bakmak gerek.

 

İBRAHİM TEMO

            İbrahim Temo, bugünkü bağımsız Makedonya Cumhuriyeti’ne bağlı olan Struga kentinde, 1865 yılında dünyaya geldi. İlk öğrenimini Struga’da yaptıktan sonra geldiği İstanbul’da orta öğrenimini tamamladı.1888’de Askeri Tıp Mektebi’ne girdi. Burada öğrenci iken, bazı arkadaşlarıyla birlikte, 1 Mayıs 1889 tarihinde Osmanlı-Türk tarihi bakımından büyük önemi olan İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin çekirdeğini oluşturan İttihat-ı  Osmanî Cemiyetinin kurucuları arasında yer aldı ve cemiyetin 1 numaralı üyesi oldu. 1892 yılında Tabip Subay olarak okuldan mezun oldu. 1895’de yüzbaşı rütbesinde iken Romanya’ya kaçtı. Aynı yıl “Hareket” adını verdiği kitabını yayımladı. 1897’de Romanya vatandaşlığına girdi. 1898’de Sada-yı Millet (Millet’in Sesi) adlı bir gazetenin yayınını başlattı.  1906’da İttihat ve Terakki Cemiyeti yeniden organize edilirken, bu örgütün Köstence şubesini kurdu. 1908 yılında İstanbul’da özgürlük hareketlerinin başlamasıyla birlikte İstanbul’a döndü. Bir süre Darülaceze müdürlüğü ve Beyoğlu sıhhiye müfettişliği görevlerinde bulundu. 6 Şubat 1909 tarihinde Osmanlı Demokrat Partisi’ni kurdu. Bu partinin 5 Aralık 1911 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne katılmasından sonra Romanya’ya gitti. Zira İstanbul’da aradığını bulamamıştı. I.Dünya Savaşı’ndan sonra, barış görüşmelerine katılarak, Arnavutluk’un toprak bütünlüğü konusunda çaba sarfetti…

İbrahim Temo, 1920’de yapılan genel seçimlerde, senatör seçilerek Romanya Parlamentosuna girdi. 1936’da İstanbul’da toplanan Balkan Birliği Tıp Kongresine Romanya delegesi olarak katıldı. 1939 yılında, Mecidiye kentinde hayata gözlerini yumduğu güne kadar, Romanya’daki Türk-İslâm toplumunun eğitimi ve çıkarları için çalıştı.

Tıbbi konulardaki üç kitabından başka, şu kitapları yayımladı:

  1. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Teşekkülü ve Hidekati Vataniye ve İnkılâbî Milliye Dair Hatıratım (Mecidiye,1939)
  2. Atatürk’ü Niçin Severim (Mecidiye, 1937)

Bu iki kitap, yakın tarihimizi aydınlatması bakımından büyük önem taşıyan eserlerdir. Bu kitapları okuyan bir kişi,  Temo’nun Mustafa Kemal kadar Türk, O’nun kadar Türkiye’ye ve Türk Milletine bağlı olduğu kanaatine varabilir. Oysa Temo’nun Arnavut olduğu bilinmektedir. Fakat onun Arnavut’luğunun, coğrafi bakımdan Arnavut topraklarında doğmuş olmasından mı, yoksa ırken Arnavut kökenli oluşundan mı kaynaklandığı belli değildir. Çünkü Temo, kitaplarında, dolaylı olarak Arnavut olduğunu ihsas ettirmektedir ama, daha çok Türklüğü ve Türkiye’yi savunmaktadır. Bunlar bizim yukarıda belirttiğimiz, Türk-Arnavut kardeşliğinin somut bir delilidir.

Burada bir gerçeği, bir kez daha vurgulamak isterim ki; Türkiye’de Arnavut kökenli Türk vatandaşlarına kat’iyen başka bir milletin insanı olarak bakılmamaktadır. Esasen Türk; Azerî, Türkmen, Tatar, Kazak, Kırgız, Özbek, Başkurt, Çuvaş, Gagauz, Karay, Yakut, Hakas, Şor, Karaçay vb. gibi çeşitli Türk boylarının hepsine birden verilen bir soy adı ve ortak kimliktir. Her Türk Arnavut’u da, bir Arnavut Türkü olarak görmektedir. Arnavut kökenli birçok Türk, milliyetçilik konusunda, öteki bütün Türk boylarından daha etkili faaliyetlerde bulunmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün soyunda da Arnavut kanı bulunduğu söylenmektedir. Ama O, “Ne mutlu Türküm diyene!” demek suretiyle, ortak kimliğimize dikkati çekmiştir.

 

TEMO’NUN ROMANYA ANILARI

            Dr.İbrahim Temo’nun, İttihat ve Terakki Anıları’nı okurken, O’nun Romanya toprakları içerisindeki hayatına ilişkin bazı bilgiler de edinmek mümkün olmaktadır. Hatta sadece onun hayatını değil, o dönemde yaşayan Romanya Türkleri’yle Müslümanların yaşantıları hakkında bazı bilgilere de sahip olunmaktadır. Örneğin 1908 yılında ilân edilen “Hürriyet” havasını Köstence’de yaşayan Temo, şöyle yazmaktadır:

“Türkiye’de hürriyetin ilânı, Dobruca’daki bütün Türkler ve Osmanlı uyruğu arasında parlak gösterilere neden oldu. Halk ellerinde Romen ve Türk bayraklarıyla evime gelerek; yaşasın hürriyet ve hürriyeti yaratan fedakâr Türkler feryatlarıyla beni alkışladılar. Ertesi gün, Köstence’deki taraftarlar, özellikle Kırımî Ali Rıza, Mustafa Ragıp ve diğerleri, millet bahçesinde muazzam bir miting düzenlememi rica ettiler. Mitingde toplanan Osmanlı uyruğundan başka, pek çok yerli Müslümanlar, Türk mektepleri talebeleri, hatta Romen-Türk dostları ve bazı resmi kişiler karşısında, benim söylediğim nutuktan sonra pek çok nutuklar söylendikten sonra, topluca Osmanlı Konsolosluğuna tebrik için gidildi.”

            Hürriyetin ilânını sağlayanlar İttihatçılardır ve bunların 1 numaralı üyesi ise Dr. İbrahim Temo’dur. Bu nedenle Temo’ya her taraftan tebrik mesajları gelir ve Temo, yakın arkadaşlarıyla birlikte Köstence’den vapura binerek İstanbul’a gider…

İbrahim Temo daha sonra Romanya’da,  Averescu’nun kurduğu Halk Partisi saflarında yer alır ve bu partinin Pazarcık teşkilatının kurulması işini üstlenir. Yapılan ilk seçimde de Romen, Türk ve Bulgar halkının 14000 oyu ile senatör seçilerek parlamentoya girer. Onun aldığı oy miktarı çok fazladır ve ülke çapında dikkat çekmiştir.

Senatör İbrahim Temo, ilk hizmet olarak Adakale Türkleri’nin durumlarını ele alır. Artık, Tuna nehrinde sular altında kalan bu adada yaşayan 150 hanelik Türk nüfusu ortada kalmıştır. Ada Macaristan, Yugoslavya ve Romanya arasında sahipsizdir. Gerçi hukuken, hâlâ Türkiye’nin malıdır ama, o dönemde Türkiye’nin, Tuna üzerindeki bu küçük ada ile ilgilenmeye gücü yoktur. Temo ile birlikte, Romanya makamlarına başvuran Türkler, kendilerinin Romanya devletine bağlanmak istediklerini söylerler. Bunun üzerine de bir takım imtiyazlarla varlıklarını sürdürürler.

Dr.Temo, tabip olarak Mecidiye kentine tayin olunduktan sonra da Türkler’in eğitimi konusunda etkili çalışmalar yapar. Mecidiye’ye geldiği ilk günlerdeki tabloyu şöyle özetlemektedir:

“Dobruca’nın merkezi sayılan Mecidiye kasabasına tabip tayin olunduğum zamanda burasını ve bütün Dobruca Müslümanlarını derin bir taassup ve cehalet içinde, tababete, maarife riayet etmez bir halde bulmuştum. Adedi az olan münevverlere halkın güveni yoktu ve adeta dinsizler sırasına koymuşlardı.”

            Temo anılarında bu konuların aşılması için neler yaptığını anlatmakta; Tulça ve Babadağ’da yaşayan Müslüman Türkler ile de ilgilendiğini yazmaktadır. Türkiye’de Atatürk’ün gerçekleştirdiği inkılâpların Dobruca Türkleri tarafından da benimsenmesi için büyük çaba harcamıştı. Kıyafet ve yazı inkılâpları bunların başında geliyordu. Türk çocuklarının yüksek okullara girerek tahsil yapmalarını sağlıyor; onları her alanda iyi insanlar olarak yetişmeleri için teşvik ediyordu. Bunlardan bazılarının Türkiye’ye giderek, çeşitli üniversitelerde eğitim görmelerine de yardımcı oluyordu.

İbrahim Temo, sonraları Mecidiye Belediye Başkanlığına seçilince de Türk ve Müslüman halk için yaptığı çalışmalara, anılarında değinmiştir.

Dr Temo anılarında dört oğlu ve bir kızından da söz etmekte olup, onların Türk-Arnavut gelenek ve göreneklerine göre yetiştirilmiş olduklarını vurgulamıştır.

ATATÜRK’Ü NİÇİN SEVERİM?

            Dr. İbrahim Temo’nun “Atatürk’ü Niçin severim?” adını verdiği kitabı da oldukça ilginçtir. Atatürk’ü yakından tanımış, tahlil etmiş ve büyük Önder’in üstün meziyetlerini çok iyi saptamıştır. 1937 yılında Mecidiye’de yazılıp basılan bu kitabı ben, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da görmüş ve fotokopisini almıştım. Lâtin harfleriyle Türkçe basılan kitapta anlatılan Atatürk, gerçek Mustafa Kemal Atatürk’tür. Temo’nun Atatürk’ü böylesine mükemmel tahlil etmesi, O’nu yürekten sevmesi ve söz konusu kitabı yayımlayarak, duygularını nakletmesi, her türlü takdirin üzerindedir. Ancak, duygu ve düşünce, ruh birliği içinde İbrahim Temo ile Atatürk’ün birbirlerini sevmelerinden daha tabiî ne olabilir ki?…Onların ikisi de devrimci, ikisi de Türk Milletinin muasır milletler seviyesine yükseltilmesinden yanadır ve ikisi de Makedonyalı hemşehri değil midir?…

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER