TÜRKLERDE MİLLETLEŞME SÜRECİ-OSMANLILIK  VE OSMANLI BARIŞI -2

TÜRKLERDE MİLLETLEŞME SÜRECİ-OSMANLILIK VE OSMANLI BARIŞI -2

(Dünden Yazının
Devamı)
Ortadoğu’nun Osmanlılaşması
Osmanlı Devleti, Ortadoğu’da hâkimiyetini tesis ettikten sonra timar (mîrî) sistemin uygulandığı eyaletlerin (sâlyânesiz), vergisi yıllık olarak alınan eyaletlerin (sâlyâneli) ve Kutsal yerlerin (Mümtaz) idarî yapısını kurduktan sonra, yapılan tahrirlerle eyalet veya sancak kanunnameler oluşturup, söz konusu bölgelerdeki eyalet veya sancakların yerel yöneticilerini tayin edip, buraların iktisadi, kültürel ve sosyal yapılarına müdahale etmemiştir. Bu idarî tasarruf hem yerel yapıları (kabileleri) memnun etmiş, hem de merkez ile taşra ilişkilerini kuvvetlendirmiştir. Osmanlı’nın Ortadoğu’daki idarî kadrolara tayin ettiği yöneticiler, halkın genel meselelerinin çözümünün yanında, yerel kabilevî unsurlar üzerinde sulhun sağlayıcısı, anlaşmazlıkların çözümünde hakem, hak/ hukuk konusunda adaletin uygulayıcısı olmuşlardır. Bunun sonucu bir Osmanlı Barışı (Pax-Ottomana) oluşmuştur. Esasen bu, “Osmanlı’da birlikte yaşamanın” kurumsal karşılığı olan “Osmanlı Millet Sistemi”nin bir sonucudur. Bugün Osmanlı Devleti’nden 64 ülke doğmuştur. Bunlardan 33 tanesi müslüman, biri Musevî 31 tanesi de gayrimüslimdir. Bu 33 Müslüman ülkenin en az 20 tanesi Ortadoğu’da yer almaktadır. Ortadoğu’daki toplumlar en az dört yüz yıl birlikte barış içinde yaşamışlardır. Bunun sırrı “Osmanlı Millet Sistemi” gereği toplumun Müslim gayrimüslim olarak örgütlenmesindedir. Buna göre hükümdar, “uyruklarının babası” olma gibi patrimonyal bir telâkkiden çok “tebaanın refahından şahsen sorumlu olduğu” kanaatini taşımış ve tebaasını, kendisine “Cenâb-ı Hakkın bir emaneti” olarak değerlendirmiş, onları iyi idare etmek ve her çeşit yerel zulüm ve haksızlıklara karşı korumak sorumluluğunu üstlenmiştir. Devletin karakteri âlemşümuldur. Onun bünyesinde Müslüman, Hıristiyan ve Musevi dinlerine mensup pek çok inanç, mezhep ve anasır vardır. Osmanlı Devleti’nde “Millet Sistemi” her inancın kendi dinî ruhanî liderinin/ reisinin liderliğinde/ riyasetinde örgütlenmesi ve idare edilmesidir. Müslümanlar Şeyhülislâmın, Hıristiyanlar ruhani reislerin (patriklerin), Yahudiler de hahambaşının etrafında örgütlenmiştir. Şeyhülislâm İslâm’ın (dinin) temsilcisidir. Kazaskerler, kadılar, müftüler, müderrisler ve nakibü’l- eşraf şeyhülislâmlık kurumunun üst bürokrasisi içinde yer alıyordu. Kadıasker Divân-ı Hümayûn’da adaleti; kadılar kazalarda adaleti ve idareyi; müftüler fetva makamını; müderrisler eğitim/öğretimi; nakibu’l-eşraf peygamber soyunu (seyyid ve şeriflerin); şeyhler de değişik tarikat mensuplarını; temsil ediyorlardı. Bunlar, bizatihi Şeyhülislamın oluruyla tayin ediliyordu. Dolayısıyla pâyitaht ile taşra arasında sıkı bir bağ vardı. Süleymaniye Medresesinde Sünni dört mezhep üzere eğitim verilmekteydi. Burada yetişen müderrisler, kadılar ve müftiler, Mekke, Medine, Kudüs, Bağdat, Kahire ve Şam başta olmak üzere, Osmanlı ülkesinde eğitim-öğretim, adalet ve dinî hizmet teşkilâtlarında görev yapıyorlardı. Osmanlı Devleti’nin bünyesinde yaşayan gayrimüslimler için de durum farklı değildi. Osmanlı Sisteminde “Ehl-i ahd” olarak isimlendirilen gayrimüslimler; 1. Zimmîler (İslam devletinin himayesini kabul edenler, ehl-i zimme), 2. Muâhedler (kendileriyle barış yapılmış olanlar, ehl-i hudne) ve 3. Müste’menler (kendilerine eman verilmiş olan, ehl-i eman) zümreleriden oluşmaktaydı. (Küçük, C. 1999, s.210-219) Gayrimüslim milletlerin teşkilatlanmasında İstanbul Rum Ortodoks Patrikliği önemli rol oynamıştır. İstanbul’un fethinden önce fonksiyonunu yitirmek üzere olan Ortodoks Rum Patrikliği, Gennadius Scholarius (1400-1473) ile yeniden ihya edilmiştir. Antakya Rum Patriği, Mısır-İskenderiye Rum Patrikliği ve [Makedonya] Ohri Rum Patrikliği, Fener Rum Patrikliğine bağlanmış olarak yeniden örgütlenmiştir. Ermeniler, Gregoryen adıyla ayrı bir mezhebe mensup olmaları sebebiyle İstanbul’da Ermeni Patrikliği olarak teşkilâtlandırılmıştı. Ayrıca Süryani patrikliği, Kudüs, Rum, Ermeni Patrikliği, Süryanî, Keldanî, Melkit, Marunî Patrikliği, Protestan Cemaati ve Yahudi Hahambaşılığı adı altında ayrı yapılar kurulmuştu. Bunlardan kilise bürokrasisini oluşturan patrikler, metropolitler, piskoposlar ve rahipler için hiyerarşik bir düzenleme de yapılmıştır. Kilise ve manastır mensupları için de ciddî gelir kaynakları oluşturulmuştur. Ruhanî (dinî) bürokrasi, özellikle gümrük ve kimi tekâliften muaf tutulmuştur. Ruhanî reisler, sadece dini yetkilere sahip değil, aynı zamanda hukukî, adlî, malî ve idarî yetkilere de sahiptirler. Ruhanî reislerin; kendi idarî teşkilatını yönetme, teşkilatlanma, metropolitleri tayin etme, azletme, cemaatlerin ve rahiplerin kayıtlarını tutma, devlet ile ilişkileri sağlamak gibi idarî yetkileri; zimmîlerden alınan cizye, pişkeş ve patrikhâne, kilise ve manastırların mâlî sorumluluklarını yerine getirmek; davaların görülmesi gibi adlî; suçluları sürgün, kalebend, kürek, falaka, değnek gibi cezâi müeyyedeleri yerine getirmek; evlenme, boşanma, nafaka, miras, tereke ve vasiyet vakıfları gibi medeni hukuk alanlarında son derece geniş yetkileri bulunmaktaydı.( Kenanoğlu, M.M. S.149-270) Devlet, milletlerin iç dinamiklerine karışmıyor, padişah tarafından tayin edilen ruhanî reislerin, kendi milletini yöneterek, bu yönetim üzerinden devlete karşı sorumluluklarını yerine getirmesi, Osmanlı toplumsal barışını sağlamıştı. (Alkan , 2016, s.25-29)
Osmanlı Devleti’nden Doğan Devletler:
1. Türkiye, 2. Bulgaristan (545 yıl), 3. Yunanistan (400 yıl), 4. Sırbistan (539 yıl), Karadağ (539 yıl), 6.Bosna-Hersek (539 yıl), 7. Hırvatistan (539 yıl), 8. Makedonya (539 yıl), 9.Slovenya (250 yıl), 10.Romanya (490 yıl), 11.Slovakya (20 yıl), Osmanlı ad: Uyvar, 12. Macaristan (160 yıl), 13. Moldova (490 yıl), 14. Ukrayna (308 yıl), 15.Azerbaycan (25 yıl), 16.Gürcistan (400 yıl), 17. Ermenistan (20 yıl), 8.Güney Kıbrıs (293 yıl), 19. Kuzey Kıbrıs (293 yıl), 20. Rusya’nın güney toprakları (291 yıl), 21. Polonya (25 yıl)-himaye- Osmanlı adı: Lehistan, 22. İtalya’nın güneydoğu kıyıları (20 yıl), 23. Arnavutluk (435 yıl), 24. Belarus (25 yıl) –himaye, 25. Litvanya (25 yıl) -himaye-, 26. Letonya (25 yıl) -himaye-, 27. Kosova (539 yıl), 28. Voyvodina (166 yıl) Osmanlı adı: Banat, 29. Irak (402 yıl), 30. Suriye (402 yıl), 31. İsrail (402 yıl), 32. Filistin (402 yıl), 33. Urdun (402 yıl), 34. Suudi Arabistan (399 yıl), 35. Yemen (401 yıl) , 36. Umman (400 yıl), 37. Birlesek Arap Emirlikleri (400 yıl), 38. Katar (400 yıl), 39. Bahreyn (400 yıl), 40. Kuveyt (381 yıl), 41. İran’ın batı toprakları (30 yıl), 42. Lübnan (402 yıl), 43. Mısır (397 yıl), 44. Libya (394 yıl) Osmanlı adı: Trablusgarp, 45. Tunus (308 yıl) , 46. Cezayir (313 yıl), 47. Sudan (397 yıl), Osmanlı adı: Nubye, 48. Eritre (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş, 49. Cibuti (350 yıl), 50. Somali (350 yıl), Osmanlı adı: Zeyla, 51. Kenya sahilleri (350 yıl), 52. Tanzanya sahilleri (250 yıl), 53. Çad’ın kuzey bölgeleri (313 yıl) Osmanlı adı: Reşade, 54. Nijer’in bir kısmı (300 yıl) Osmanlı adı: Kavar, 55. Mozambik’ in kuzey toprakları (150 yıl), 56. Fas (50 yıl) -himaye-, 57. Batı Sahra (50 yıl) -himaye-58. Moritanya (50 yıl) -himaye-, 59. Mali (300 yıl) Osmanlı adı: Gat kazası, 60. Senegal (300 yıl), 61.Gambiya (300 yıl), 62. Gine Bissau (300 yıl), 63. Gine (300 yıl), 64. Etiyopya’ nın bir kısmı (350 yıl) Osmanlı adı: Habeş. Habeş. http://hazirtarih. blogcu.com/osmanli-imparatorlugundan-ayrilan-ulkeler/ 4901532 (Erişim tarihi: 13. 05. 2016). (Alkan , 2016, s.27-29)
Kaynaklar:
Alkan, M. (2016) Osmanlı Devletinin “İslam Birliği” Siyaseti: Ortadoğu’nun Osmanlılaşması Akedemik Bakış, C.9. Sayı:18.
Danişmend, İ. H. (1966,). Türklük Meseleleri, İstanbul, İstanbul Kitapevi.
Kafesoğlu, İbrahim, Türk Milli Kültürü,5.baskı, İstanbul 1988.
Kenanoğlu, M.M. (2004) Osmanlı Millet Sistemi: Mit ve Gerçek, İstanbul. Klasik Yayınları.
Küçük, C. (1999).“Osmanlı Devleti’nde “Millet Sistemi”, Osmanlı, IV, Ankara 1999.
Yuvalı, A. (2016). “Türk Devletlerinde “Devlet Geleneği”Düşüncesinin Evrenselliği “, Türk Devlet Yönetimi Geleneği. Editörler: Cengiz Buyar, Mehmet Kıldıroğlu, Muratbek Kocobekov, Bişkek

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi