Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sezer Küçükkurt

Ülkenin Hassas Yarası: Sığınmacılar

Dün bahsettik… Ülkemizde hassas meselelerin “haşin bir şekilde” kaşınmaya çalıştığından…
Bu meselelerin başında “sığınmacılar” meselesi geliyor.
Evet, hepimiz mustarip, sıkıntılı ve şikayetçiyiz bu konuda.
Ama aynı şekilde konunun istismar edilmesine de karşıyız var gücümüzle.
Sanki bu gerçek yeni ortaya çıkmış gibi davrananlara şaşırıyoruz. Yıllardır biz bu köşeden, milli duyarlılığı olanlar da bulundukları makam ve görevlerden haykırıyorlar aslında durumu.
***
Son 8-10 yıl içerisinde “Sığınmacılar”, “Mülteciler”, “Suriyeliler”, “Iraklılar” diye değişik isimlerle adlandırılan bu konu hepimizin ortak derdi.
Lakin, “Kovalım… Defolsunlar… Barındırmayacağız…” tarzı söylemler bu derdin artarak büyümesinden başka bir işe yaramaz.
Bunun çözümü “Devletimiz” tarafından ortaya konmuştur. Bakınız Hükümet değil, Devlet…
Nüfus dengemizi, milli yapımızı, bu coğrafyadaki varlığımızı bozabilecek her şeye sonuna kadar karşısındayız.
Ülkemizde misafir edilen Suriyelilerin aşama aşama ülkelerine dönmeleri milli beka ve demografik istikbalimiz açısından mecburiyettir. Misafirlik haddinden fazla uzamıştır ve sona erdirilmelidir.
Bunların tümüne evet… Ama bu konu üzerinden siyasi istismar; ülkenin, milletin ve devletin menfaatine değil, aleyhinedir.
Tezkere konusunda PKK’nın partisiyle birlikte “Hayır” diyenlerin, terör bitmeden bunların geri dönmeyeceğini bilmemesi mümkün değildir.
“Sığınmacılar” Türkiye’nin çözmesi gereken öncelikli meselesidir. Bu mesele demografik istiklalimiz ve istikbalimiz için muhakkak çözülmelidir. Suriye’de terör örgütü PKK ve YPG temizlenmeden bu işin çözülmeyeceğini de bilmek gerekir.
Orası temizlenecek, bu insanlara güvenli alan açılacaktır ki, bu insanlar ülkemizden gönderilebilsin. Aksi takdirde Afyon’dan göndersek göndersek Antep’e kadar gönderebiliriz bu kişileri. Oradan oraya sürdüğünüz insanların ülkemiz için bugünkünden daha az sorun olacaklarını düşünmek ise saflık olur.

15 TEMMUZ’A “TİYATRO” DİYENLER

Yerel seçim çalışmaları sırasında binlerce ziyarette bulunduk. Bu ziyaretlerden birisinde heyetimizle birlikte şehrimizdeki özel bir sağlık kuruluşundaydık. Rutin konuşmaların ardından bizleri karşılayan kadın hekimlerden birisi sözü aldı ve FETÖ terör örgütünü savunan, bu noktada Cumhur İttifakı’nı suçlayan ifadeler kullanmaya başladı.
Heyetimizdeki yetkililer her ne kadar öfkelenseler de kibarlıklarını muhafaza ederek yaşanan hain darbe girişiminin vatana ihanet olduğunu anlatmaya çalışırlarken, bu kadın hekim eleştirilerini dozunu artırarak sözlerini tamamen FETÖ terör örgütü savunuculuğu ve devlet-millet düşmanlığına dönüştürmeye başladı.
Üzerlerinde misafir olduğumuz için saygıyla dinlemeye çalıştığımız bu kadın hekim 15 Temmuz ve sonrasında yaşananların “tiyatro” olduğunu savunmaya başlayınca dayanamadık. “Siz eğer 250’yi aşkın şehidimize, gazilerimizin anlattıklarına, 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkanlara inanmıyorsanız, bunlara tiyatro diyorsanız burada daha fazla kalmamıza gerek yok” diyerek orayı terk ettik.
Orada kalsak işin boyutlarının değişme ihtimali vardı çünkü.
***
Dün gazeteleri okurken “FETÖ’nün tepe isminden 15 Temmuz itirafı” haberini görünce yaşadığımız bu sahne gözümüzün önüne geldi.
Önce haberi hatırlayalım:
Fetullah Gülen’in yeğeni Ebuseleme Gülen’den sonra FETÖ’nün tepe yöneticisi Halit Esendir’den de “darbe itirafı” geldi: Darbe girişimi erken olunca Hocaefendi şaşırdı. Darbenin gece 03.00’te olacağını biliyordu. İlk sorusu da ‘Türkiye’de saat kaç?’ oldu.
FETÖ’cüler 15 Temmuz hain darbe girişimini elebaşı Fetullah Gülen’in planlamadığını savunurken, örgütün üst düzey yöneticisinden itiraf geldi.
FETÖ’nün eğitim yapılanmasının başındaki kişilerden firari FETÖ’cü Halit Esendir, “Hocaefendi akşam kalkışması olduğunda o gün Cuma biliyorsunuz. Cumadan çıkmışlardı ABD’de. Türkiye’de ise saat 21:00 civarıydı. İlk haberler çıkınca köprüler kapatılıyor, uçaklar uçuyor diye, Pensilvanya’daki arkadaşlar kapıyı çalıyorlar. ‘Hocam Türkiye’de darbe olmuş’ diyorlar. Hocaefendi bir anda şaşırıyor. Çünkü darbenin gece 03.00’da olacağından bilgisi var. Hocaefendi bir anda ‘Türkiye’de saat kaç’ diyor. ‘21.30’ diyorlar. ‘Bu saatte darbe olmaz, bu bir oyun bu’ diyor. Hocaefendinin bu ifadesini duyuramadık” dedi.
Kırmızı kategoride aranan Esendir’in itirafları, hain darbe girişiminin FETÖ’nün planladığıyla ilgili önemli bir delil daha oldu.
***
İşte böyle… İtiraflar ardı ardına geliyor. Ortaya yüzlerce, binlerce delil konuluyor. Hain darbe girişiminin ülkemizin bölünmesine ve hatta işgaline yönelik, kökü dışarıda olan bir hainlik olduğu ortaya konuyor. Ama birileri hala “tiyatro” olduğunu savunabiliyor. Gözümüzle gördük, kulağımızla işittik.
Hamdolsun, ne kadar büyük bir ülkeyiz ki; dışardakiler dışarıdan, içeridekiler içeriden yıkmaya çalışıyorlar. Ama nafile… Güçlenerek ve büyüyerek “Kızıl Elma”ya yürüyoruz.

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER