UYGARLIK

UYGARLIK

Tüm yazılarımda belirttiğim gibi her şeyin temelinde eğitim vardır. Uygarlığın medeniyetin temelinde de eğitim vardır. Günümüzün eğitimi çok dinamik, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden bir eğitim sistemi olmalıdır. Bunu gerçekleştirmek ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar eğitim ve öğretim elemanlarından geçer. Gösterişli bir bina yaparak içine para getiren öğrencilerle, derleme hocalarla başarılı bir eğitim, öğretim yapılamadığını yıllar sonra anladık. Bu kurumlarda elbette başarılı öğrenciler, değerli hocalar mevcuttu. Fakat bireysel başarılar eğitim sisteminin başarısı olamıyor. Teknolojik araçların kullanımında eğitimsizlik veya bilgisizlik bu araçların kullanımınıda insanlara yarardan çok zarar verebiliyor.
Son teknoloji telefonların küçük yaştaki çocuklara zararlı olduğu bilimsel kanıtlarla açıklandı. Ailele, bu konuya çok önem vermelidirler. Bundan başka bir örnek de trafik kazalarıdır. Bu teknoloji ürünü araçların bakım ve kullanma kurallarına uyulmadığında meydana gelen trafik kazalarında savaşlar kadar ölümler olmuştur. Yaralanma, sakat kalma, madde kayıplar korkunç boyutlara ulaşmıştır. Yaşamda bilmesi gerekeni bilmeyenler çevrelerine çok zarar verirler. Gerçi kötülüğü sadece cahiller değil bilginler de yapabilir. Bu kötülüğü en güzel örnek şehirlerimizde ki çarpık yapılaşmadır. Bu çarpık yapılaşmadan en büyük zararı bir tarih ve kültür hazinesi İstanbul çok büyük zarar görmüştür. İmparatorluklara başkentlik yapmış bu şehrin tarihi ve doğası aç gözlü insanlar ve yöneticiler tarafından talan edilmiştir.
Şehrin hafızası yok edilmiştir yaşanmaz bir hal almıştır. Bu kötülüğü herkesin bildiği gibi inşaat sektörü yapmıştır. Yöneticilerde bu duruma göz yummuştur. Bu inşaat furyasıyla ülkemizin tarım arazileri de büyük zarar görmüştür. Düşmanlarımıza bir karış toprağı vermemek için canımızı feda ederken güzelim tarım arazilerinin talan edilmesine millet ve devlet olarak seyirci kalmışızdır. Sonuç olarak bütün tarım ürünlerini ithal eder duruma düştük. Ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı ülkemiz için bu vahim bir durumdur. Bu durumlara hem cahilliğimiz hem de yanlış yönetimler sonucu düştük. Elli yıldır köyden şehre göçün güya cazip gösterilip köyler boşalırken şehirlerin çevresinde varoşlar oluşmuştur. Herkes şehirli olmanın sevincini yaşarken yıllar sonra anlaşıldı ki ne şehirli olabilmişiz ne de köylü.
Şehirlerde ki varoşlar sermayenin kölesi olmuş veya Almanya’nın yolunu tutmuştur. Devlet suyu, ormanı, tarımsal alanı korumak zorundadır. Güneş ve rüzgâr enerjisi kullanım oranları artarsa sanayileşmiş çağdaş bir ülke olabiliriz. Biz zor şartlarda büyük işler başarabilmiş bir milletiz. Bunun en güzel örneği Kurtuluş Savaşımız ve 100. yılını kutlayacağımız Türkiye Cumhuriyetimizdir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi