DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 3614570,73%
Afyonkarahisar
18°

PARÇALI AZ BULUTLU

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Uysal: 160 belediyeydik 70’e düşürdüler

ABONE OL
25 Haziran 2012 16:31
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Uysal: 160 belediyeydik 70'e düşürdüler

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Hürriyet Gazetesi yazarı Faruk Bildirici’nin sorularını cevaplandırdı. Bildirici’ye verdiği röportajda hükemetin muhalif belediyelere karşı tutumunu eleştiren Uysal, “160 belediyeydik 70’e düşürdüler” dedi

Uysal, kendisi ve partisi ile ilgili her konuyu açık yüreklilikle anlattı. Gültekin Uysal’ın Bildirici ile yaptığı röportaj şöyle: “Gültekin Uysal, Demokrat Parti’nin yeni genel başkanı. Henüz 35 yaşında. Seçilir seçilmez de partili belediye başkanlarıyla ilgili soruşturma dalgasıyla karşılaştı. En çok dikkati çeken Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’un tutuklanması, Bodrumluların yanı sıra entelektüel camianın da ona sahip çıkmasıydı.
İktidar partisi siesta
siyaseti yapıyor
Bodrum’da DP’li Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’a kelepçe takılıp cuma namazı kılanların önünden geçirilmesi itibar kırma operasyonu. Bodrum, çok farklı düşüncede, çok farklı sosyal çevrelerden insanların beraber yaşadığı özel bir bölge. Orada ancak farklı bir anlayışa sahipseniz insanların müştereğini koruyabilirsiniz. Mehmet Kocadon, üslubu itibarıyla o müştereği yakalamış bir başkan. Bölgenin yerlisi, hali vakti yerinde bir aileden. Kendisini cezaevinde ziyaret ettim. Moralli buldum, bir yandan gözlerinden o endişeyi de okudum açıkçası. Ama kendine güveniyor: “Ben eminim. Bu isnatların boşa çıkacağını biliyorum. İnsanlarımız bize güvensin” diyor. Bodrumlu zaten kendisine sahip çıkıyor. ‘İkinci Halikarnas Balıkçısı’ tabirini kullanıyor esnaf. Poster yaptırmışlar.
BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA GÜVENİYORUZ
Yerel seçimden çıktığımızda 160 belediye başkanımız vardı. Şimdi 70’e indi sayıları. Büyük ölçüde iktidar partisine geçtiler. Şehir olarak Yalova vardı, o da istifa etti bağımsız olarak duruyor. Türkiye’de maalesef muhalefet partilerinin hizmetlerini yürütmek bakımından zorlukları oluyor. İktidarın muhalefet belediye başkanlarını idari ve adli kıskaç altına alma girişimleri oluyor. Biz belediye başkanlarımıza güveniyoruz. Adalete de güvenmek istiyoruz. Ama seçilmiş insanların nasıl yargılanacağı ortada. İnsanların itibarlarını zedeleyici bir sürece dönüşmemesi temennimiz. Hem Bodrum’da hem de belediye başkanımız İsmail Tatar’ın gözaltına alınıp bırakıldığı Orhangazi’de gördüğümüz o. Bu tür soruşturmalar, “Ya bizimle beraber siyaset yaparsınız ya bu tür suçlamalara maruz kalırsınız” mantığının yansıması.
TÜRKOCAĞI’NDA SEMİNERLERE KATILDI
Dedem 1980 sonrası DYP’nin kurucularından ama iki amcamın siyasi geçmişinde Yeniden Milli Mücadelecilik var. Beni siyasette büyük amcam etkiledi biraz. Necip Fazıl, Peyami Safa, Cemil Meriç, Nurettin Topçu’yu daha çok şuurumuz olduğu dönemlerde okuduk. Tüık Ocağı Afyon Şubesi’nde de görev yaptım. Ben de okul döneminde örgütlü bir yapının içinde olmadım hiç. Üniversitede öğrenciyken Türk Ocağı Genel Merkezi’nde de seminerlere katıldım. “6 Mayıs’ta genel başkan seçildim. Bugün önceliğimiz, genel başkanlık sıfatının içini doldurmak. Bilgisayar tabiriyle konuşursak, bugün Türkiye’de ‘softvrare’ yani işletim problemi olduğunu düşünüyorum. Siyasi mekanizma sistematik hata veriyor. Türkiye’de siyaset, tek adam demokrasisini parti düzenine dönüştüren bir yapıda”
SUSURLUK İDDİALARINA İNANMIYORUM
Mehmet Ağar’ı cezaevinde ziyaret edeceğim. Siyasette bize ön açtı. Susurluk olayı ile ilgili iddialara pek katılmıyorum. Siyaset vefadır aynı zamanda. Geçen gün Demirel’i ziyaret ettik. Süleyman Bey bizim büyüğümüz, bu partinin 1960 sonrası belki ikinci büyük kurucusu. Süleyman Bey, sabırlı olmamızı, fikriyatımızı canlı tutmamızı, hizmetlere ve ‘Büyük Türkiye’ hayaline sahip çıkmamız gerektiğini söyledi.
İÇE KAPANIK BİR GENÇTİM
Afyon’un İscehisar kasabası, 1980’li yılların ortalarında ilçe yapıldı. Orada amcam, ANAP’tan belediye başkanıydı. Dedem 1952-1960 yılları arasında ilk belediye başkanı. İlkokulu orada bitirdim, ortaokul ve liseyi İstanbul’da okudum. 1960 İhtilalinde dedemin belediye başkanlığı almıyor, hapse girip çıkıyor. Babam da o karmaşada okuma imkânı bulamıyor, o nedenle okuma özlemlerini bizimle gideriyorlar. Özel Üsküdar Fazilet Erkek Lisesinde yedi yıl yatılı okudum. 1995’te liseyi bitirdiğimde abim Houston’da işletme okuyordu. Babam beni de gönderdi. Orada siyaset bilimi eğitimi aldım. İki yıl sonra abim okulu bitirince orada kalmak istemedim. Biraz daha içekapanık, mutedil bir gençtim. ABD’den döndükten sonra Bilkent’te de siyaset bilimi okudum. Üniversiteyi bitirince önce kamu sınavlarına girdim. Mülakatta elediler bizi. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde siyaset ve sosyal bilimler dalında yüksek lisansa başladım.
İKTİDAR PARTİSİ SİESTA
SİYASETİ YAPIYOR
Bugünkü tablonun sorumlusuyuz. Açık yüreklilikle söyleyebilirim, bugünkü siyasi tablonun sorumluluğu büyük ölçüde bizdedir. O bedeli sadece biz değil bütün Türkiye ödüyor. Şimdi merkezin dolduğu kanaatinde değilim. Bu Türkiye’yi dar bir paranteze hapsediyor. İktidar partisi, adeta siesta siyaseti yapıyor; insanları meşgul edecek, tarihsel meseleleri CHP referansıyla gündeme getirerek tüm meseleleri oraya hapsetmesi Türkiye’yi öncelikli meselelerini konuşamaz hale getiriyor.
KAFA ATMAK HOŞ OLMADI
1995’ten beri partideyim.. Mehmet Ağar, 2003’te beni Afyon il başkanı yaptı. 2007 seçiminde aday olabilmek için yaşımı büyüt-müştüm. 1977 doğumluyum, 1976 yaptık. Çünkü milletvekili olmayı istiyordum. ANAP ile birleşme sürecinde hoş olmayan o olay oldu. O kongrede Prof. Dr. Timur Gürgan’a kafa attığım doğru. “Sizi tebrik ediyorum, partiyi bu hallere düşürdünüz” deyince “Bana mı söylüyorsunuz?” dedim. “Evet” deyince öyle bir şey oldu. Kavgacı biri değilim ben. Ama ne yapalım oldu ve kayıtlarda çıkıyor artık.
DEDEM ANITKABİR’LE İŞİ BAŞLAMIŞ
Bölgemiz Türkiye’de mermerin ana kaynağı. Dedemin mermerciliğe başlama hikâyesi enteresan. Anıtkabir yapılırken İtalya’dan mermer isteniyor. Onlar söylüyor, Afyon İscehisar’da dünyanın en kaliteli mermerleri var diye. Dedem de köy kâtibi. Tabii mermerciliğin ne olduğunu bile bilmiyor. Dedem işte öyle Anıtkabir için mermer üreterek başlıyor mermerciliğe. Yüksek lisansa devam ederken aile şirketinde çalıştım. Şimdi işin başında babam, abim, küçük kardeşim var. Ben de 15-20 günde bir gidiyorum. Eşim Hatice’nin bürosu da Afyon’da. Mimarlık yapıyor. Afyon’da AKP belediye Meclis üyesiydi. Dedesi uzun yıllar baro başkanlığı yapmış. Biz nişanlanınca ayrıldı siyasetten. İki kızımız var, Kayra ve Binnur.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.