DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 316458-0,10%
Afyonkarahisar

KAPALI

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ali Erşahin

Ali Erşahin

21 Nisan 2020 Salı

ZEYBEK BAŞKAN’LA 1 YIL

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz hafta Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Zeybek’in başkanlığının 1 yıllık değerlendirmesi vardı basın mensupları karşısında.
İşin açığı Zeybek Başkan’ın 1 yıllık icraatlarını açıkladığı basın açıklamasını dinlemedim ve takip de etmedim.
Dinlemedim ve takip de etmedim neden? Çünkü Zeybek Başkan’ın daha adaylığı sürecinde ve seçildiği ilk andan itibaren bu şehrin ihtiyacı olan ruhu karşılayacağını belirtmiştim. Neydi bu ruh? Garibanla, fakirle, fukarayla iç içe olmak, onların sofralarında bulunmak, acılarını, kederlerini kendi derdi gibi görmek kısacası halkın başkanı olmak. Şükür ki Zeybek başkan bu yazdığım kriterlerin tamamını daha ilk yılı dolmadan gerçekleştirmişti.
Bundan sonra yapılacak vizyon projeler noktasında Zeybek başkana sonuna kadar güveniyorum, halkın başkanı olandan yalan, dolan, riya olmaz.
Yalnız Başkanım son tahlilde şu anekdotu hatırlatma fayda görüyorum.
Halka hizmet hakka hizmettir düsturunda bu kadar yükün altından tek başınıza kalkamazsınız. Bu işlerde EKİP ruhu önemlidir tabi bu ruhtan önce bu ruhu diri tutacak bir ekibe ihtiyaç vardır. Böyle bir ekibiniz varsa eyvallah ama yoksa maazallah…
***
CORONA’NIN DÜNYAYA ETKİLERİ
Bilim adamlarının açıkladığına göre bir Covid-19 virüsünün ağırlığı 1gram bile değilmiş.
Bu 1 gram bile olmayan virüs başta dünyanın süper gücü olarak kendini addeden ABD olmak üzere, İtalya, İspanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya kısacası tüm Avrupa’yı felç etmiş durumda.
Covid-19, zaten birçok tavrı pamuk ipliğine bağlı olan Trump’ın dengesini iyiden iyiye bozmuş durumda. Abd başkanı canlı yayınlarda her gün eyalet valileriyle laf dalaşına giriyor onlara hakaret ediyor ve bu da tabi ki yaklaşan seçimler öncesi işini zora sokuyor.
İtalya ve İspanya bu mücadele de yalnız bırakıldıklarını belirterek AB’ye ateş püskürüyor.
Fransa’da Macron girdiği her ortamda rencide ediliyor.
Ve bir zamanlar Rus Çarı tarafından İngiliz kralına Osmanlı için söylenen ‘’Hasta Adam’’sözcüğü bugün İngiliz Basını tarafından kendi ülkeleri için atfediliyor.
Avrupa’nın hasta adamı İngiltere.
Eyy Corona sen nelere kadir (!) oldun böyle.
***
SOYLU’NUN İSTİFASINDA
MİLLETİN GÖSTERDİĞİ TAVIR ?
Geçen hafta sonu akşam saatlerinde ulusal basına bomba gibi bir haber düştü. Uzun zamandır İçişleri Bakanlığı görevini yürüten, teröre, uyuşturucuya,çetelere ve bilimum vatan hainlerine karşı efsane faaliyetler yürüten Sayın Bakan bir takım nedenlerden dolayı istifasını sunmuştu Sayın Cumhurbaşkanına. (Burada istifa nedenlerine ya da sebep olan olayları çok fazla yorumlamak değil amacım, olayın farklı bir boyutunu ele almak.)
Tam o andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı tarafından istifası kabul edilmeyinceye kadar yaklaşık 2milyon tweet atıldığı söyleniyor Sayın Bakan lehine.
Tabi bu takdire şayan bir durum. Demek ki birçok vatandaş Sayın Bakanın ayrılmasını istememiş olacak ki birçok kimseye nasip olmayacak oranda destek verildi sosyal medyada.
Şimdi asıl şu soruyla devam etmek istiyorum. Evet güzel bu 2 milyon vatandaş tweet attı seninleyiz dedi. Peki yarın Sayın Soylu siyasete devam etmek isteseydi ve bağımsız olsaydı acaba 200 bin oy alabilir miydi? Alabilirse mesele yok eyvallah. Ya alamazda nerede bu 2 milyon tweet?
Acaba biz millet olarak haklıyı mı destekliyoruz, yoksa güçlüyü mü? Bir türlü akıl erdiremedim. Varsa bir fikri olan buyursun bekliyorum…
***
İNANSIN ÇOCUKLAR
Eskilerden beri dinlediğim ve şu günlerde dilime plesenk olan bir dörtlüktür bu. Hani Çocuklar inanın, inanın çocuklar diye başlayan, güzel günler göreceğiz, güneşli günler diyen ve motorları maviliklerde sürme sözü veren dörtlük.
Tam da bu buhranlı günlerimizde ilaç gibi geliyor ruhlara.
***
EMİRDAĞ’IN ve AFYON’UN GURURU
Dünyanın Corona belasıyla uğraştığı şu günlerde Dünyanın 4 bir tarafından bilim adamları aşı çalışmalarına hız vermiş durumda.
Bunlardan bir tanesi de an itibariyle Avustralya’da İmmunolog Dr.Gökhan ÇILDIR. İmmunolog nedir diye sorarsanız kısaca şöyle açıklayayım. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışmalar yapan bilim adamı. Geçen hafta sonu CNN TÜRK’ün misafiri olarak Avustralya’da kendisinin de içinde bulunduğu ekibin yaptığı çok önemli çalışmaları anlattı.
Şahsen gurur duydum. Ne de olsa vatanın bir evladı dünyanın bir ucuna gitmiş ve orada kendisinin de içinde bulunduğu 3 kişilik bir ekipte tüm dünya insanlığına faydalı olmak için bilim uğruna çalışıyor.
Yıllar önce yaptığımız muhabbet geldi gözümün önüne ve ona söylediklerim ve yıllar sonra karşımda TV programında canlı yayında görünce onu şahsım adına hem gururlandım hem gurur duydum.
Ha bu arada kim mi bu Gökhan ÇILDIR? Öz be Öz AFYONLU Öz be Öz EMİRDAĞLIDIR.
Kalemin bileğin ilminin ucu açık olsun kardeşim.
Hayırlı haberlerinizi bekliyoruz dört gözle.
***
HAFTANIN SÖZÜ
Memleketteki asıl sıkıntı gariplerin,fakirlerin,fukaraların doyumsuzluğu değil, zenginlerin aç gözlülüğü,ihtirasları ve doyumsuzluğudur…
***
Selam,saygı ve muhabbetlerimle…

Devamını Oku

ZEYBEK BAŞKAN’LA 1 YIL

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz hafta Belediye Başkanımız Sayın Mehmet Zeybek’in başkanlığının 1 yıllık değerlendirmesi vardı basın mensupları karşısında.
İşin açığı Zeybek Başkan’ın 1 yıllık icraatlarını açıkladığı basın açıklamasını dinlemedim ve takip de etmedim.
Dinlemedim ve takip de etmedim neden? Çünkü Zeybek Başkan’ın daha adaylığı sürecinde ve seçildiği ilk andan itibaren bu şehrin ihtiyacı olan ruhu karşılayacağını belirtmiştim. Neydi bu ruh? Garibanla, fakirle, fukarayla iç içe olmak, onların sofralarında bulunmak, acılarını, kederlerini kendi derdi gibi görmek kısacası halkın başkanı olmak. Şükür ki Zeybek başkan bu yazdığım kriterlerin tamamını daha ilk yılı dolmadan gerçekleştirmişti.
Bundan sonra yapılacak vizyon projeler noktasında Zeybek başkana sonuna kadar güveniyorum, halkın başkanı olandan yalan, dolan, riya olmaz.
Yalnız Başkanım son tahlilde şu anekdotu hatırlatma fayda görüyorum.
Halka hizmet hakka hizmettir düsturunda bu kadar yükün altından tek başınıza kalkamazsınız. Bu işlerde EKİP ruhu önemlidir tabi bu ruhtan önce bu ruhu diri tutacak bir ekibe ihtiyaç vardır. Böyle bir ekibiniz varsa eyvallah ama yoksa maazallah…
***
CORONA’NIN DÜNYAYA ETKİLERİ
Bilim adamlarının açıkladığına göre bir Covid-19 virüsünün ağırlığı 1gram bile değilmiş.
Bu 1 gram bile olmayan virüs başta dünyanın süper gücü olarak kendini addeden ABD olmak üzere, İtalya, İspanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya kısacası tüm Avrupa’yı felç etmiş durumda.
Covid-19, zaten birçok tavrı pamuk ipliğine bağlı olan Trump’ın dengesini iyiden iyiye bozmuş durumda. Abd başkanı canlı yayınlarda her gün eyalet valileriyle laf dalaşına giriyor onlara hakaret ediyor ve bu da tabi ki yaklaşan seçimler öncesi işini zora sokuyor.
İtalya ve İspanya bu mücadele de yalnız bırakıldıklarını belirterek AB’ye ateş püskürüyor.
Fransa’da Macron girdiği her ortamda rencide ediliyor.
Ve bir zamanlar Rus Çarı tarafından İngiliz kralına Osmanlı için söylenen ‘’Hasta Adam’’sözcüğü bugün İngiliz Basını tarafından kendi ülkeleri için atfediliyor.
Avrupa’nın hasta adamı İngiltere.
Eyy Corona sen nelere kadir (!) oldun böyle.
***
SOYLU’NUN İSTİFASINDA
MİLLETİN GÖSTERDİĞİ TAVIR ?
Geçen hafta sonu akşam saatlerinde ulusal basına bomba gibi bir haber düştü. Uzun zamandır İçişleri Bakanlığı görevini yürüten, teröre, uyuşturucuya,çetelere ve bilimum vatan hainlerine karşı efsane faaliyetler yürüten Sayın Bakan bir takım nedenlerden dolayı istifasını sunmuştu Sayın Cumhurbaşkanına. (Burada istifa nedenlerine ya da sebep olan olayları çok fazla yorumlamak değil amacım, olayın farklı bir boyutunu ele almak.)
Tam o andan itibaren Sayın Cumhurbaşkanı tarafından istifası kabul edilmeyinceye kadar yaklaşık 2milyon tweet atıldığı söyleniyor Sayın Bakan lehine.
Tabi bu takdire şayan bir durum. Demek ki birçok vatandaş Sayın Bakanın ayrılmasını istememiş olacak ki birçok kimseye nasip olmayacak oranda destek verildi sosyal medyada.
Şimdi asıl şu soruyla devam etmek istiyorum. Evet güzel bu 2 milyon vatandaş tweet attı seninleyiz dedi. Peki yarın Sayın Soylu siyasete devam etmek isteseydi ve bağımsız olsaydı acaba 200 bin oy alabilir miydi? Alabilirse mesele yok eyvallah. Ya alamazda nerede bu 2 milyon tweet?
Acaba biz millet olarak haklıyı mı destekliyoruz, yoksa güçlüyü mü? Bir türlü akıl erdiremedim. Varsa bir fikri olan buyursun bekliyorum…
***
İNANSIN ÇOCUKLAR
Eskilerden beri dinlediğim ve şu günlerde dilime plesenk olan bir dörtlüktür bu. Hani Çocuklar inanın, inanın çocuklar diye başlayan, güzel günler göreceğiz, güneşli günler diyen ve motorları maviliklerde sürme sözü veren dörtlük.
Tam da bu buhranlı günlerimizde ilaç gibi geliyor ruhlara.
***
EMİRDAĞ’IN ve AFYON’UN GURURU
Dünyanın Corona belasıyla uğraştığı şu günlerde Dünyanın 4 bir tarafından bilim adamları aşı çalışmalarına hız vermiş durumda.
Bunlardan bir tanesi de an itibariyle Avustralya’da İmmunolog Dr.Gökhan ÇILDIR. İmmunolog nedir diye sorarsanız kısaca şöyle açıklayayım. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için çalışmalar yapan bilim adamı. Geçen hafta sonu CNN TÜRK’ün misafiri olarak Avustralya’da kendisinin de içinde bulunduğu ekibin yaptığı çok önemli çalışmaları anlattı.
Şahsen gurur duydum. Ne de olsa vatanın bir evladı dünyanın bir ucuna gitmiş ve orada kendisinin de içinde bulunduğu 3 kişilik bir ekipte tüm dünya insanlığına faydalı olmak için bilim uğruna çalışıyor.
Yıllar önce yaptığımız muhabbet geldi gözümün önüne ve ona söylediklerim ve yıllar sonra karşımda TV programında canlı yayında görünce onu şahsım adına hem gururlandım hem gurur duydum.
Ha bu arada kim mi bu Gökhan ÇILDIR? Öz be Öz AFYONLU Öz be Öz EMİRDAĞLIDIR.
Kalemin bileğin ilminin ucu açık olsun kardeşim.
Hayırlı haberlerinizi bekliyoruz dört gözle.
***
HAFTANIN SÖZÜ
Memleketteki asıl sıkıntı gariplerin,fakirlerin,fukaraların doyumsuzluğu değil, zenginlerin aç gözlülüğü,ihtirasları ve doyumsuzluğudur…
***
Selam,saygı ve muhabbetlerimle…

Devamını Oku

NE 2020’YMİŞ BE!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gerçi 2020’ye atıfta bulunmak için biraz geç oldu ama anca yazabildim. İnsan ömründe meydana gelecek felaketler resmen 4 ay içinde bu ülke insanın başına geldi.

Özel olan sıkıntıları saymıyorum bile.

Şöyle geriye dönüp 4 aya bir bakarsak; Malatya Elazığ depremi, Van’da çığ felaketi, İstanbul’da uçak düşmesi, Karadeniz’de sel felaketi, İdlib’de Kahramanlarımızın şehadeti ve son olarak tüm dünyayı kasıp kavuran Corona Vakası.

Bazen sosyal medyada dolaşan capslere gerçekten katılmamak içten bile değil. Hele bir tanesi diyordu ki: “Ulan işe bak be! 4 milyar yıllık dünyanın sezon finaline denk gel.”

2019 zaten sıkıntılı bitmişti benim için 2020 de aynı şekilde başladı. Yılın ilk ayında babamı kaybettim. Zaten geçen yılın sonunda hissetmiştim bir uğursuzluk olduğunu ve hissettiğim gibi çıktı. Bu arada acıların dostlarla paylaşıldığında hafiflediğini de yeniden test olmuş olduk bu acı günümüzde. Her ne kadar geç olsa da beni o acılı günümde yalnız bırakmayan tüm dostlarıma sonsuz teşekkür ederim. Rabbim hepsine huzurlu günler yaşatsın.

 

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ HAKKI ÖDENMEZ DE …

Şimdi bu başlık altından bi mana çıkarmaya çalışanlar illaki olacaktır. Ne de olsa toplum olarak günü birlik yaşadığımız için.

Bugün bu travmalı günler altında sağlık çalışanlarını alkışlar yarın maalesef işimize gelmedi mi yumruklarız, huyumuz kurusun bizim.

Dünyayı saran şu Corona illetinde sağlık çalışanlarımız gerçekten emeklerinin üzerinde bir güçle çalışıyorlar Allah bileklerini güçlü kılsın inşallah, her türlü övgüyü değeri de hakkediyorlar buna diyecek zerre lafımız olamaz.

Peki bu virüsle imtihan edildiğimiz şu günlerde sadece sağlık çalışanları mı? Ya belediyelerin temizlik işçileri? Onlar bir alkışı bir övgüyü bir primi hak etmiyorlar mı sizce?

Her türlü pisliğin, çöpün virüsün içinde sabahlara kadar şehirleri dezenfekte etmek için verdikleri mücadele en az sağlıkçılar kadar değerli.

PTT çalışanlarına da bir parantez açmak lazım. Onlar da aynı şekilde kargoları paketleri yerlerine ulaştıralım diye ciddi özveriyle çalışıyorlar.

O zaman sağlık çalışanlarına verdiğimiz alkışların yanına temizlik işçilerini ve PTT çalışanlarını da ekleyelim.

Allah hepsinden razı olsun…

 

  1. DÜNYA SAVAŞI MIYDI?

Zaten herkes aynı fikirdedir diye düşünüyorum. Çin’de ortaya çıkan Corona Virüsünün bugün dünyayı kasıp kavurması ve özellikle an itibariyle dünyanın jandarması ve en büyük gücü olarak atfedilen ve kendini öyle gören ABD’yi tamamen etki altına alması ve bu gücü çaresiz bırakması, virüsün etkisinin geçmesinden sonra dünyadaki dengeleri yeniden oluşturacağının aleni işareti gibi geldi bana.

Nasıl mı?

Artık AB diye bir kavram içi boş bir kavram olarak karşımıza çıkacak belki de çok büyük parçalanmalarla artık AB diye bir kurum kalmayacak.

ABD’nin yıllardır sıkıntılı olarak bilindiği lakin sürekli ülke dışında yaptığı operasyonlarla gündeme gelmeyen bu problem, bu salgından sonra bence ABD’nin dünyaya ayar vermesinden ziyade içerisindeki aksaklıkları gidermek için çaba sarfetmesi anlamına geliyor. Zira yaklaşan seçimler öncesi Trump’a bu konuda büyük tepki var.

Ve Çin’e gelelim.

Tek kurşun atmadan ülkesinde ortaya çıkan bir virüsle Avrupa 2. Dünya Savaşından beri en sıkıntılı sürecini yaşıyor, en büyük rakibi ABD salgınla mücadele etmeye çalışıyor ve Çin de dünya ülkelerine yardımlar gönderiyor.

Merak etmeyin biz size bakarız der gibi. E bu bi savaşsa kazananı kim şimdi?

 

ÜLKEMİZDEN CORONAYA BAKIŞ

Üniversitede Hukuk Felsefesi Profesörü hocam derdi ki; “Nesnelerin göreceliği kavramında nesnelere nereden bakarsanız oradan görürsünüz. Dolayısıyla tek doğru asla yoktur. Tek doğruyu anlatmak için uğraşmayın.”

Bu günlerde hocamın bu sözü aklıma geldi.

Bakıyorum da şimdi Corona yorumlarına;

Muhafazakar kesim bu bizim imtihanımız, biz yoldan çıktık Allah bizi cezalandırıyor diyor.

Laik kesim bilimden uzaklaşılırsa sonu böyle olur diyor.

Demokrat kesim bu 3.dünya savaşının başlangıcı aslında virüs mürüs yok diyor.

Peki siz ne diyorsunuz?

 

AFYON SOKAKLARI SABUN KOKTU

Çarşamba günü erken saatlerden itibaren Afyonkarahisar Belediyesi Temizlik işçileri çarşı merkezi tabiri caizse resmen sabunla yıkadılar hem de hani Afyonluca bi tabir vardır ya çitiliye çitiliye.

Halkın başkanı Zeybek başkan da temizlik işçilerinin yanından bir an olsun ayrılmayarak hem onlara moral verdi hem de çalışmaları yerinde inceledi.

Şu sıkıntılı günlerde Zeybek başkana ve Belediye temizlik işçilerine Corona virüsle mücadelede vermiş oldukları emekler için teşekkürlerimizi iletiyoruz.

 

HAFTANIN SÖZÜ

Hayatta en büyük hediye sağlıktır…

Sağlıklı ve güneşli günlerde görüşebilmek dileğiyle,

Selam ve saygılarımla…

Devamını Oku

DEPREMİN ARDINDAN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İlkokul yıllarıydı depremle tanıştığım ilk zamanlar. Sanırım 3. veya 4. sınıftaydım diye hatırlıyorum. Bir Türkçe dersinde öğretmenimiz okuma parçasını bir arkadaşımızın okumasını istediğinde dikkatle resimdeki ayrıntıya dalmıştık yıllar önce. Yıkılmış binalar, üzüntülü insanlar ve Kızılay’ın simgeleşmiş çadırları kurulmuştu boşluklara.
Yanlış hatırlamıyorsam 1930’lu yıllardaki Erzincan depreminden bahsediyordu okuma parçasında.
Takvim yaprakları 1995 yılını gösterdiğinde ortaokul son sınıftayken Dinar depremi olmuştu. Asıl bende travmayı bırakan ilk deprem hafızamı 17 Ağustos 1999 tarihinde Gölcük’te meydana gelen ve tarihe 7.6 şiddetinde geçen Gölcük depremiydi.
O gece saat 02.00 sularını gösterirken mahallemizde kim varsa sokaklara dökülmüştü. Tüm mahalleli sokakta sabahlamış evlere girmeye herkes korkar olmuştu. Tabi teknoloji bugünkü kadar da gelişmemiş olduğundan depremin korkunç boyutları gün geçtikçe daha ağır bir şekilde ortaya çıkacaktı.
Binlerce bina yıkılmış, binlerce insanımız hayatını kaybetmiş ve aylarca insan cesetleri her yandan ortaya çıkar bir hal almıştı.
Ve o günden bugüne irili ufaklı çok sayıda deprem atlattık millet olarak ve en son yaşadığımız Elazığ ve Malatya depremi de burada yerini aldı.
***
Ülkemiz, üzerinde bulunduğu fay hatlarından dolayı sürekli deprem tehdidi altında kalan bir bölge.
Jeopolitik konumundan dolayı yıllardır emperyalist güçlerin savaşlarının merkezinde olan güzide ülkemiz aynı zamanda deprem kuşağında yer alması sebebiyle doğal afetlerle de sık sık karşılaşmakta.
Zaman zaman nehir yataklarının doldurulmasında dolayı taşan seller, zaten yoğun fay hattı üzerinde bulunduğumuzdan dolayı da zaman zaman hareketlenen faylardan dolayı da sıksık depremle yaşamaya çalışan bir ülkeyiz.
Yaşadığımız her deprem felaketinin ardından TV’lerde boy gösteren deprem uzmanları, gazetelerde, radyolarda bol bol poz kesen sözde deprem uzmanları depreme karşı alınacak ya da alınması gereken, yapılması gereken çalışmaları sanki papağan gibi tekrarlarcasına anlatmaktalar.
Nasreddin Hoca misali mesele testiyi kırmadan yol göstermek olmalıyken biz her seferinde testi kırıldıktan sonra ahkam kesmeyi seven bir toplumuz maalesef.
Aslında depremle ilgili ilkokul yıllarından itibaren çocuklara zorunlu dersler konulmalı ve uygulamalı olarak onlara sürekli tatbikatlar yaptırılarak deprem gerçeğiyle yaşamanın gerekliliği öğretilmelidir diye düşünüyorum.
Bildiğim kadarıyla son yıllarda AFAD’ın yapmış olduğu çalışmalarla bu yönde çalışmalar yapılmakta. Bu iş sadece AFAD’a kalmamalı toplumun her kesimiyle birlikte hareket edilerek AFAD’ın da yükü hafifletilmeli.
***
Depremle mücadele de en temel meselenin eğitim olduğu temelinden hareket edersek daha önceleri katılmış olduğum bir TV programında şuna vurgu yapmıştım.
Demiştim ki: ”Eski bir Afrika Üniversitesi’nin giriş kapısında şöyle yazmaktadır. Bir toplumu çökertmek istiyorsanız eğitimini bitirmeniz yeterli olacaktır çünkü bu sayede iş bilmez doktorlar, adaletsiz hukukçular, liyakatsiz bireyler yetişir.” eğer ki eğitimimizi sıkı bir düzene almadığımız zaman ileride birçok liyakatsız insanla karşı karşıya kalacağız demiştim.
Şimdi geldiğimiz noktada da iş bilmeyen müteahhitler ve mühendisler neticesinde maalesef ülkemizde ki binaların bir çoğu kağıt helva gibi yırtılıp geliyor.
Bu konuda bir ekol(!) olan ve hiç unutulmayan duayen müteahit(!) Veli GÖÇER adı hiç unutulmadı ve sonradan maalesef birçokları onun yolundan yürümeyi kendilerine ilke edindi.
Japonya yılda binlerce 7 üzerinde depremle yaşarken bizim 3-5 yılda bir karşılaştığımız bu tarz depremlerde yaşadığımız reva mı?
***
Her zaman ateş düştüğü yeri yakar. Kim ne derse desin ne söylerse söylesin depremin acısını orada hisseden insan kadar kimse hissedemez.
***
Geçen hafta yaşadığımız Elazığ ve Malatya depremiyle birlikte 41 vatandaşımızın acısını yüreğimizde yaşadık.
Enkaz altında bir babanın çocuklarına kalkan olmak için kendini feda ettiği görüntülerde yüreğimiz yandı, Jandarma timlerinin ağlayan ses tonlarıyla 2,5 yaşındaki bebeği kurtarmak için zamanla yarışırken hepimiz ağladık, UMKE görevlisinin Azize Ablayla telefon konuşmasında hepimiz sanki ahizenin bir tarafındaydık, Suriyeli gencin tırnaklarıyla kazıya kazıya enkaz altından çıkardığı aileyle mutlu olduk. Kısacası her ne kadar deprem bölgesinden 1000’lerce km uzakta olsak da kalbimiz yüreğimiz hep orada attı.
Depremin gerçekleştiği ilk andan itibaren Devlet en üst makamla orada temsil edildi. Bakanlar hiç vakit kaybetmeden soluğu orada aldılar ve çalışmalara titizlikle katılmaktalar.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan çok önemli yurtdışı ziyaretinden önce programını erteleyerek deprem bölgesine geldi ve milletle iç içe yaraların taşınmasına yardım etti.
AFAD’ı, UMKE’si Jandarma birlikleri, İtfaiye ekipleri, Kızılay’ıyla birlikte bu deprem de koordineli bir çalışma yaptık şükürler olsun.
Yurdun dört bir köşesinden insanlar karınca kararınca yardımlar gönderdiler. Başta kardeş ülke Azerbaycan ve yavru vatan Kıbrıs’ta yanımızda olduğunu beyan ettiler.
Bu minvalde daha önce yazılarımızda yer verdiğimiz yavru vatanda kurulmuş olanMilli İradeye Saygı Platformu (MİSP) Başkanı Sayın Talip Sancar önderliğinde bir yardım kampanyası başlatıldı ve kampanyaya katılım her geçen gün artarak devam ediyor.
***
Bazen böyle acı elemli olaylar bizleri toplum olarak bir araya getirmekte ve bizlerin millet ruhunu her daim diri tutmakta. Bunun geçmişte binlerce kez örneğini gördük ve görmeye de devam edeceğiz. Yurdun bir ucunda bir insanımızın acısını yurdun diğer bir ucundaki insanımız yaşıyor ve bu acıyı paylaşıyorsa işte biz olmuşuz demektir.
Allah memleketimizi her türlü kaza ve beladan uzak tutsun inşallah. Memleketimize bir daha böyle afetler yaşatmasın…
Selam ve Saygılarımla…

Devamını Oku

LEFKOŞA NOTLARI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaklaşık 15 gündür Yavru Vatandaydık işlerimizden dolayı. Yoğun ders programlarımızdan arta kalan zamanda şöyle bir göz attık sağa sola acaba ne var ne yok diye. Bugünkü yazımızda Lefkoşa’da edindiğim izlenimleri siz değerli okuyucularıma aktarmaya çalışacağım elimden geldiğince. Şimdiden keyifli okumalar, hayırlı günler…
***
Lefkoşa. Dünya’da aynı anda iki ülkenin başkenti olan tek şehir. Hem KKTC’nin başkenti, hem de Rum kesiminin başkenti olarak kabul edilmiş durumda.
Şehrin ortasından geçen bir hat var şehri ikiye bölen. Kuzey tarafında Türk bölgesi, güney tarafında ise Rum bölgesi. Rum bölgesine uzaktan baktığınızda yüksek katlı binalar sanki Manhattan gibi. Türk bölgesi ise eh işte. Bazı yerlerinde şehir demeye bin şahit ister durumda.
Ne de olsa Avrupa’nın şımarık çocuğu Rumlar Avrupa’ca desteklenmekte, Türk tarafını ise tanıyan tek devlet Anavatan dedikleri T.C… Şairin dediği gibi Kıbrıs davası sanki garip gelmiş garip gidecek gibi.
Kaldığımız yurdun hemen karşısında bir mezarlık var. Küçükkaymaklı mezarlığı ve yarısı şehitlerle dolu. İlk gittiğimde de dikkatimi çekmişti bu durum. Kıbrıslı bir Türk oradan hiç şaşırmamam gerektiğini ve buradaki mezarlıkların tamamına yakınında durumun aynı olduğunu söyledi. Adada kaldığım her gün boyunca en az 1 saatimi o mezarlıklarda geçirmeye çalıştım. Hani huzur bulmadım dersem de yalan olur.
Halkın arasında Türkiye’ye bakış açıları noktasında konuşma fırsatımız oldu çarşıda pazarda misali. Barış Pınarı harekatı sırasında KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın açıklamaları aklı başında birçok Kıbrıs Türkünü rahatsız etmiş. Onun açıklamaları bizi bağlamaz diyorlar ve ekliyorlar: “Anavatan olmasa bu Rumlar Avrupa’nın desteğiyle bizi burada barındırmazlar. Dünya durdukça Anavatan dursun!’’
Mevcut hükümet tüm bakanları ve başbakan Sayın Ersin TATAR önderliğinde Anavatansız Kıbrıs’ın olmayacağını her platformda dile getiriyorlar.
Tabi bunların aksini düşünen az sayıda da olsa aklı eksik Kıbrıslı illaki var. Onlara göre Türkiye kendini Anavatan gibi görmekten vazgeçmeli ve Kıbrıs’a da yavru vatan muamelesi yapmamalı. Kıbrıs halkının geleceğine kendilerinin karar vermeleri gerektiğinin de altını çiziyorlar ama Anavatan olmasa siz naparsınız dediğimde verecek cevap bulamıyorlar.
***
Lefkoşa’da dede tarafından aslen Trabzon Sürmeneli olan ve uzun yıllardır Lefkoşa’da yaşayan, Çınar Öğrenci yurtları kurucusu Sayın Talip SANCAR beyin önderliğinde kurulmuş olan bir platform var başkanlığını Sayın SANCAR’ın yaptığı ve adına da Milli İradeye Saygı Platformu demişler kısa adı MİSP olan.
Hain darbe gecesinde Sayın SANCAR önderliğinde birçok arkadaşı ve Kıbrıslılar sokaklara dökülmüşler, günlerce evlerine girmemişler ve adadan 2 uçak dolusu insanla Kızılay Meydanına gelip demokrasi nöbetine katılmışlar yaklaşık 3 gün boyunca.
Sayın Akıncı’nın Barış Planı harekatıyla ilgili açıklamalarının hemen ertesinde Başkan SANCAR önderliğinde MİSP kalabalık bir grupla Cumhurbaşkanlığı konağı önünde büyük bir protesto gösterisi düzenlemişler ve basın açıklaması yapmışlar. Hatta bu olayın hemen ertesinde MİSP Ordumu seviyorum, Vatanımı seviyorum dekontum elimde adı altında TSK’nın hesaplarına bağış yaparak bir kampanya başlatmışlar ve Kıbrıs’ta bu kampanya yoğun ilgi görmüş durumda. Kampanyaya Türkiye’den de ciddi katılım var ama şu anda beklentilerin altında kalmış vaziyette Türkiye’deki durum. Konuyu öğrenince karınca kararınca biz de elimizden geleni yapmaya çalıştık.
-İnşallah ilerideki yazılarımızda Sayın SANCAR ve MİSP’in faaliyetlerine daha çok yer vermeye çalışacağız çünkü SANCAR ve arkadaşları yavru vatanda Anavatanın gönüllü görevlileri gibi hizmet veriyorlar gece gündüz çalışıyorlar.
15 Kasım KKTC’nin kuruluş yıldönümü. Tarihler 1983 yılının Kasım ayının 15’ini gösterdiğinde rahmetli Bilge Lider Rauf Denktaş, KKTC’nin kuruluş bildirgesini okuyarak bağımsızlığı ilan etmişti. Bağımsızlığın 36. yılında orada olmak bize de nasip oldu. Görkemli kutlamalar gerçekleşti. Anavatandan devlet erkanı Cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuad OKTAY tarafından temsil edildi ve başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN olmak üzere kabinesindeki bir çok bakan da tebrik telgrafları çekerek Kıbrıs’ın asla yalnız olmadığını ve anavatanın her mücadelesinde Kıbrıs’ın yanında olacağımızı dünyaya ilan etmişti.
***
Kıbrıs’ta ziyaret edilecek ve görülecek o kadar çok yer vardı lakin bizim zamanımız buna elverişli değildi. Oradaki ziyaretleri ve izlenimleri de bir sonraki sefere paylaşmak üzere Yavru Vatana veda etmek zorunda kaldık.
Yavru vatana veda etmeden evvel gördüğümüz genel tablo şuydu: Yavru vatan, Anavatana saygı, sevgi ve sonsuz hürmet besliyordu içlerindeki bazı karşıt görüşlülere rağmen…
***
Selam ve Saygılarımla.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.