DOLAR 18,6452 0.01%
EURO 19,6449 0.07%
ALTIN 1.076,83-0,31
BITCOIN 316350-0,21%
Afyonkarahisar

AZ BULUTLU

06:31

İMSAK'A KALAN SÜRE

Muzaffer Taşdelen

Muzaffer Taşdelen

15 Mart 2019 Cuma

İSTİKLÂL MARŞI’MIZ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bizim için 12 Mart 1921 İstiklâl Marşı’mızın kabul edildiği çok önemli bir gündür. 17 Şubat 1921’de bir dergide “Kahraman Ordumuza” ithafıyla yayımlanmıştır.
Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) Kurtuluş Savaşı başlarında ulusal bir ruhla kazanılmasını sağlamak amacıyla 1921’de güfte yarışması düzenler. 500 lira ödüllü yarışmaya 724 şiir katılır. Yarışmanın duygusal yönünü içine sindiremeyen Akif yarışmaya katılmaz. Ancak çevresinden Akif’e büyük bir baskı gelir. Bu baskılara dayanamayan Akif şiiri yazar, ancak 500 liralık ödülünü Türk Ordusu’na armağan edilmesini şart koşar.
Dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Meclis kürsüsünden defalarca okuduğu İstiklâl Marşı milletvekilleri tarafından çılgınca ve ayakta alkışlanır. Atatürk İstiklâl Marşı için “Bu marş, bizim inkılabımızın ruhunu anlatır” demiştir.
Akif “sanat, sanat içindir” tezini savunanlara karşı çıkmış, dini ağırlıklı bir edebiyatı benimsemiş, Milli Edebiyat akımına karşı çıkmış, aruz ölçüsüyle yazmıştır. Batılılaşma konusunda çok önemli bir şair olan Tevfik Fikret ile çatışmıştır.
Yazmadan geçemeyeceğim, öğretmenliğimde ortaokula yeni gelen öğrenciler için sınıf geçmenin üç şartından birisi de 10 kıta İstiklâl Marşı’mızı ezbere okumaktı. Diğer şart Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi, öbürü de il Halk Kütüphanesi’ne üye olmaktı. Amacımız çorbaya bir tutam tuz atmak, çocukların ulusal duygularını uyandırmaktı.
Milli Şairimize bağışladığı ölmez eser İstiklâl Marşı’mız için minnet borçluyuz.

KAĞIT PARÇASI

Bir siyasi partinin basın danışmanı olduğunu gönderdiği kağıt parçasından anladığımız şahıs, cehalet belgesini gazeteden alamadı.
İnsanlara nasıl hitap edileceğini bilmeyen, ünvanını yazıp, adını yazacak medeni cesareti olmayan zavallı…
Önceki yazımda, ilkokul çocuklarının bile yapmayacağı hatalarını ayrıntılı olarak belirtmiştim. Kim bilir ne kadar sevinmişsindir adını yazmadığın için… Şunu unutma ki hiçbir şey gizli kalmaz?
Seçim dönemi olduğu ve senin terbiyesizliğinin olumsuz yansımaması için parti ismi yazmıyorum.
Kağıt parçanı çöpe atıyorum, git oradan al!

Devamını Oku

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ – Kocatepe Gazetesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muzaffer Taşdelen 8 Mart 2019 Cuma 13:50:31
 

“Dünya Kadınlar Günü” her yıl 8 Mart’ta kutlanan Birleşmiş Milletler’in tanımladığı uluslar arası bir gündür. Kadınların sosyal ve siyasi bilinçlerinin geliştirilmesi, ekonomik, sosyal ve siyasi başarılar kazanmalarına yöneliktir Dünya Kadınlar Günü.
Vaaz eder gibi olması da analarımız kadındır. Peygamberimiz “Cennet anaların ayakları altındadır” sözünü de kadınlarımız için söylemiştir. Analarımız kutsaldır, onları belirli gün ve haftalarda anmak, anımsamak bir dahaki yıla kadar rahatlatmaz bizi. Onları her daim, her fırsatta onurlandırmak, mutlu etmek bir insanlık görevidir.
Böyle yazsak da biz de hep belirli günlerde anıyor, sağ olanların elini öpüp gönüllerini alıyoruz. Bu yılın “Dünya Kadınlar Günü” kutlamasını Rahmetli  Prof. Türkan Saylan hanımefendiyi anarak gerçekleştirmek istiyorum. Türkan Saylan’ın yaşamından başarılarından kısa pasajlar sunarak onu bu satırlarda yaşatmak, bizim ona olan minnet borcumuzu az da olsa ödemek istiyorum.
1963 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirip, daha sonra Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı olur. Bir gün arkadaşlarıyla Bakırköy Akıl Hastanesi’ne gidiyorlar. Onlara hastaneyi gezdiren görevli “gelin sizi cüzzamlılar pavyonuna götüreyim, ama sakın onlara dokunmayın” diyor. Orada çırılçıplak cüzzamlı hastaları gören Saylan çok sarsılıyor. Araştırınca cüzzamın tedavisinin olduğunu, dokunarak insana bulaşmadığını öğreniyor. Herkesin kaçtığı bir branş olan deri ve zührevi hastalıkları uzmanlık alanı olarak seçiyor. Bu ülkede cüzamlılara dokunan, onların yaralarını sarıp iyileştiren ilk doktor Türkan Saylan’dır.
Cüzzamla Savaş Derneği’ni kuruyor. 1977’de en büyük hayali olan “Lepra Hastanesi’ni” kuruyor. Yokluklar içinde Almanya’dan bağışlanan bir dikiş makinesiyle hastalarına nevresim diktirip satarak hastaneye gelir sağlıyor. Cüzzamlıların deforme olmuş ayakları için, ayakkabı atölyesi kurup yine hastalara ayakkabı yaptırıp hastalara giydiriyor. Lepra Hastanesi adeta bir sosyal merkez oluyor.
Türkan Saylan her zaman “Hastalarınıza dokunun ve onlara sevginizi verin, başka türlü iyileştiremezsiniz onları” diyen, Hipokrat yeminine sadık kalan bir hekimdi.
Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Destekleme Derneği’nin kurucusudur. Biz onu bu dernekte kız çocuklarını okutabilmek için verdiği onurlu mücadelesi ile tanırız. Özellikle kırsal kesimde yaşayan kız çocuklarının eğitimi için çalışan fedakâr bir eğitimcidir aynı zamanda. Önceleri yoksul üniversite öğrencilerine burs vererek 20 bin öğrenciyi kurtarmıştır. Pek çok kurumlarla işbirliği yaparak binlerce çocuğu okutmuştur.
Türkan Saylan’ın yaktığı meşale, 100’den fazla Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve 20 bine yakın üye ile Türkiye’yi ışıl ışıl aydınlatıyor.
Kutsal varlıklarımız olan annelerimizin KADINLAR GÜNÜ’nü kutlar ve ellerinden öperken, ebediyete göçenleri rahmet ve minnetle anar, bu vesileyle yurdu ve yurdunun insanları için büyük fedakârlıklar yapan Prof. Dr. Türkan Saylan annemizi de rahmet minnet ve şükranla yad ederiz.

Devamını Oku

KAĞIT PARÇASI – Kocatepe Gazetesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muzaffer Taşdelen 6 Mart 2019 Çarşamba 13:32:07
 

Afyon’un kalkınması, ekonomik yönden gelişmesine karınca kararınca katkı amaçlı “Proje” başlıklı bir yazı yazdım. Bu yazıda siyasi bir amaç güdülmeden, hiçbir partinin ismi verilmeden:
a) Emeklilerin yeni yaşamlarına bu bahçelerde uyum sağlamaları,
b) Bu bahçelerin ilimiz ve ülkemiz ekonomisine olumlu katkı sağlaması hedeflenmişti.
Siyasi partilerden ve başkan adaylarından iyi ya da kötü bir eleştiri gelmedi. Ancak Kocatepe Gazetesi’ne bırakılan bir not dikkat çekiciydi. Notta dikkatimi çeken husus direkt olarak saygısızca şahsıma hitap edilmesiydi.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, makam mevki ya da benzeri bir egoya sahip değilim bilenler bilir. Yıllarca Milli Eğitim’e hizmet vermiş biriyim. Makamlar ve mevkilerin geçici olduğunun bilincindeyim. Notta köşe yazıma 4,5 satırla cevap verilmiş. Yazımın sonunda kağıt parçasındaki yazıyı aynen yayınlayacağım.
Bir siyasi partinin basın danışmanı olduğunu yazdığı kağıt parçasındaki yazıdan anladığım, adı sanı yazılı olmayan kişinin yazım ve üslubu not diye gönderdiği kağıt parçasındaki ifadesinden de anlaşılacağı üzere insanın zihninde pek çok soru işareti oluşmasına neden oluyor.
Gelelim 4,5 satırlık kağıt parçasındaki incilere!
1- Başlangıçta paragraf başına gerek duymamışsınız.
2- Sonradan paragraf başı yapmışsınız. Ne kötü şey kararsızlık!
3- 4. Satırdaki “ki” ayrı yazılmaz. Eğitim şart!
4- Bir insan yazısının ve fikirlerinin altında adını açıkça yazabilmeli. Medeni cesaret bunu gerektirir.
5- Hitabınızda saygı ve görgü kurallarını göz ardı etmişsiniz. Öğrenmek şart!
“Proje” adlı köşe yazısı hiçbir siyasi partiye hitaben yazılmamıştır. Siz hiç muhatabım değilsiniz.
Öneri: Yazım kuralları yazı yazmanın ilk koşuludur.
Not: Lütfen gönderinizi gazeteden aldırınız.

Devamını Oku

PROJE – Kocatepe Gazetesi

0

BEĞENDİM

ABONE OL
Muzaffer Taşdelen 1 Mart 2019 Cuma 13:01:05
 

Adaylarımız seçim kazanmak için müthiş denecek vaatlerde bulunuyorlar. Rahmetli Hüseyin Öğdüm bile böyle vaatlerde bulunmuyordu. Elbette bu bol keseden atılan vaatler “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözüne güvenerek sallanıyor. Sözde, insan hafızası unutur diyor ya, eh sabah bunlar benim vaatlerimi unuturlar, bırakın bunları, ben bile unuturum diye düşünüyorlar galiba.
HOBİ BAHÇELERİ
Bizim adaylara hiç unutulmayacak bir hizmet önerimiz olacak. Afyon’da hobi bahçelerinin adı sanı yokken yazdık biz bu bahçeleri. Avrupa’nın birçok ülkesinde hayata geçirilen bu hobi bahçelerinin yararlarından söz ettik.
YURT DIŞINDA
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde kurulan hobi bahçelerine öyle bir işlerlik kazandırdılar ki, buralar adeta bir sosyal yaşam merkezi oldu. Bu bahçelerde bir araya gelen insanlar, sıcak dostluklar kurdular. Hatta kendi aralarında sandık kurarak, aralarındaki ihtiyaç sahiplerine yardım ettiler.
Bu bahçecilik işi o kadar ilerledi ki, Avrupalılar teraslarda, balkonlarda, merdiven kenarlarında da sebze yetiştirmeye başladılar.
AFYON’DA
Afyon’daki hobi bahçelerinde dürüstçe söylemek gerekirse Başkan Çoban’ın çok emeği var.
Bahçeler ilk görücüye çıktığında 110 kişiyi bulamadılar. Ne zaman ki bahçeler sahiplerine tahsis edildi, işte o andan itibaren bu bahçeler kıymete bindi. Ömrü boyunca çiçeği saksıda, yeşili doğada gören insanlar, kısa sürede birer tarım uzmanı olup çıktılar.
BASKILAR
Tukaka olan bahçeler bir anda kıymete bindi. Başkan ikinci hobiyi de yapmak zorunda kaldı. Bahçeler çoğalınca sorunlarda artmaya başladı. İkinci bahçe de yetmemeye başladı.
BORSA
Bahçelerin bir de borsası oluşmaya başladı. Çeşitli nedenlerle bahçesini işletemeyenler başka kişilere devretmeye başladılar. Önceleri 1-2 bin liradan devredilen bahçeler talebin çoğalmasıyla birlikte rayiç 5-6 bin liraya kadar yükseldi. Bahçeler gün geçtikçe daha çok değerlendi.
EKONOMİK DEĞER
Bahçeler sağlık yönünden, sosyal yönden değer kazanırken, ekonomik yön hiç hesaba katılmıyordu. Oysa insanlar her türlü sebze ihtiyaçlarını buradan karşılamaya başladılar.
O küçücük bahçeler 4-5 ailenin yaz boyu sebze ihtiyacını karşıladı. Sebze fiyatlarının tavan yaptığı bugünlerde, hobiciler halen kendi yetişdirtikleri biber, patlıcan, domates, soğan, fasulye gibi sebzeleri derin dondurucularından çıkarıp çıkarıp yiyorlar.
SONUÇ VE ÖNERİ
Başkan adayları vaatlerinin arasına hobi bahçelerini mutlaka almalılar. Afyon’un 500-1000 adet hobi bahçesine ihtiyacı var. Bu bahçeler bize göre başkan adaylarının en büyük kozudur. Bu bahçeleri yapacağını vaat edip birde yaparlarsa Afyon’a büyük bir hizmet getirmiş olurlar.
Amaç insanların hazır yiyici, tüketicilikten kurtulup üretici olmalarını sağlamaktır. Bu projeye hiçbir partinin değil, Afyon’un Afyonlunun yararına, ülke ekonomisine olumlu yönde katkı sağlamasına yardımcı olacaktır.
***
ADAYNAME
Bin tane hobi bahçesi yapıver.
Seçmenin kalbine demir atıver.
Adayım adayım aslan adayım.
Afyonlunun bağrına yaslan adayım.

Devamını Oku

SİYASET

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset öyle bir cambaz oyunudur ki, değme cambazları getirseniz siyaset cambazlarının eline su dökemezler. İp cambazları ipin üstünde bisikletle yürürler, seke seke, koşa koşa yürürler de hadi gel bu numaraları bir de şu siyaset arenasında göster derseniz, yok ben o numaraları yapamam, daha ben oralara gelemedim, derler.
Amma velâkin siyaset cambazları kırk tane ip cambazını cebinden çıkarır, suya götürür, su içirtmeden geri getirirler.
Siyasette lider tipindeki bir arkadaşın çevresinde bir birikim oluşur. Aşağı yukarı aynı düşüncedeki kişiler biraraya gelirler. Siyaset arenasında mücadeleye şaşarlar. Aralarında gönülden içten bir bağlılık oluşur.
O guruba, düşünceye sadık kalmaya koşulsuz şartsız uyarlar. Siyaset er meydanıdır. Kesinlikle hata götürmez. Bazen bu mücadelede etek payını kıvıranlara rastlamak olasıdır. Yani biraz daha açarsak, hem oğlan evinde hem de kız evinde oynayan, göbek atanlar çıkar. Tabii bu her iki düğün evinde oynamak da zor bir zanaattır. Bu işin de çeşitli figürleri vardır. Bu nedenle varyete denilen olayı iyi bilmek gerekir.
Bu tür varyeteciler oğlan evinde başka konuşur, kız evine gider, daha değişik senaryolar yazarlar. Bunların karnında kırk tilki dolanır da kuyrukları birbirine değmez. Hele hele bu aralar siyasi arenada bu tür varyetecilere rastlamak olasıdır. Aynı grubun, aynı düşüncenin paylaşımcısının bir de bakmışsın adı sanı diğer grupta ve afişlerde çıkar. Siz nasıl olur böyle bir şey diye düşüne durun, adam önceden hazırlamıştır minarenin kılıfını. Kılıfı minareye giydirmek için uygun bir zaman beklemektedir. Zamanı gelince kıvrak bir hareketle işi sonuçlandırır. Adam kendi grubuna gidip izin almadan, yeni gruptaki yerini garantiye alır. Sonradan da gidip boynunu bükerek, hangi yüzle olduğu meçhul, can dostlarından izin talep eder.
Siyaset arenasında bir cenahtan diğerine harbiden geçildiğini bilirdik, görürdük. Bu transferlerin son versiyonu, izin alarak diğer gruba zapping yapıldığını ilk kez gördük.
Siyaset dünyası böyledir, kim bilir daha nelere tanık olacağız.
Günün sözü: Dünyanın oku çöğmüş! (Eski bir atasözü)

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.