YERLİ VE MİLLİ  DURUŞ BU MU?

YERLİ VE MİLLİ DURUŞ BU MU?

 

23 Haziran yerel seçimleri öncesi bebek katili, terörist başı Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan TRT Kürdi ekranlarına çıkarılmıştı. Osman Öcalan APO’nun HDP seçmenine tarafsızlık çağrısında bulunduğunu ifade etmiş, Ekrem İmamoğlu ve CHP aleyhine ifadeler kullanarak “Kürtler için CHP’nin hiçbir projesi yoktur” demişti. Özetle HDP seçmenlerine ya AKP’ye oy verin ya da tarafsız kalın mesajı vermişti (“verdirilmişti” desek daha mı doğru olur acaba). Bundan daha da vahimi, Osman Öcalan geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, teklifin seçim öncesi TRT’den geldiğini ve son dönemde Cumhurbaşkanı’nın danışmanıyla uzun görüşmeler yaptığını ifade etti. İşte bu yaşananlar karşısında kırmızı bültenle aranan Osman Öcalan’ın “TRT’ye nasıl çıkarıldığı” ile ilgili olarak TBMM’de araştırma önergesi verildi. Önerge, AKP ve MHP milletvekilinin oylarıyla reddedildi.
TBMM çatısı altında yaşanan bir başka olay daha; İYİ Parti grup toplantısında Türkistanlı kadın kürsüye çıkarılıp Çin’in Uygur Türklerine yaşattığı mezalimi anlattığı sırada TBMM TV yayınını kesti.
İşin özü, devletin ekranı, asker katili, terörist Osman Öcalan’a serbest, Çin’de yapılan soykırımı haykıran Uygur Türk’ü Nursiman Abduraşid’e yasak.
Devletin televizyonuna askerimize silah sıkan, vatandaşımızı öldüren, devleti bölmek için uğraşan terör örgütünün yöneticisi çıkıp konuşuyor da milletin kendisi çıkamıyor.
Devlet kanalı olan TRT’nin, son dönemde AKP’nin resmi yayın organı olduğu düşünüldüğünde, yapılanların ne anlama geldiği daha da iyi anlaşılıyor. Kendilerini “Yerli ve Milli” diye tanımlarken mangalda kül bırakmayanlar, bu durumu nasıl açıklayacak merak ediyorum.
İktidarın her yaptığı bir kılıfa uydurulurken, iktidar karşıtı yapılan eleştiriler ise cezasız kalmıyor. Ülkemizde artık eleştirmek yasak. İktidar sahiplerini ya da yandaşları eleştirirseniz soluğu ya mahkemede alıyorsunuz, ya da sosyal medya engellemeleriyle karşılaşıyorsunuz.
Yayın yasağı getirilen haberler, haber alma özgürlüğümüzü engellerken kısıtlanan ve erişime kapatılan internet siteleri maalesef alışıldık kısıtlamalar arasına girdi.
“Artık bu ülkede Bilal’e “Bilal” demek, Damat’a “Damat” demek yasak mı?
Hermes’e “Hermes” diyemez misiniz?
Dört maaş alanlara “maaşlarını sormak” , SGK verilerini, Sayıştay raporlarını sormak yasak mıdır?
Toplanan paraların “nereye harcandığını” soramaz mısınız?”
Hırsızlığın, soygunun, avantanın haberini yapmak, hatta sosyal medyada paylaşımını yapmak yasak mıdır?
İktidara yakın kişilerle, yandaşlarla ilgili her türlü aleyhte yayın yasak. Hemen mahkeme kararı çıkartılıp yayın yasağı getiriliyor. Durum öyle komik bir hal aldı ki geçenlerde, Bilal Erdoğan’ın arkadaşına verilen ihale haberlerinin engellenmesi ile ilgili haberin engellenmesi haberine de erişim engeli getirildi. Durumu anladınız mı?
Yaşı yetenler Devekuşu Kabare’de Zeki-Metin ikilisin ‘Yasaklar’ oyununu hatırlar. Skeçte, Polis vatandaşın bu yoldan evine gitmesine izin vermez, ‘yasak’ der. Vatandaşla polisin arasındaki diyalog sırasında polis memurunun şu sözü hala hafızalarımızda; “Bu ülkede özgürlük var. Kimsenin eve gitmesine engel olmuyoruz, ama bu yoldan evine ulaşman yasak!”
Son Söz; “Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil bütün millet fertlerinin arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir.” Mustafa Kemal ATATÜRK

 

 

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi