ZAFER MÜZESİ KONUSUNA  VEDA EDERKEN

ZAFER MÜZESİ KONUSUNA VEDA EDERKEN

Cuma günü Afyon Mimarlar Od. Bşk.’nın Zafer Müzesi restorasyonu hakkındaki beyanatını okuyunca içimi tarifsiz bir sevinç ve huzur kapladı; meğer boşuna üzülüyormuşum, bu kış kıyamette çatıyı açmanın, kiremitleri toplamanın hiçbir mahzuru yokmuş, zaten kiremit altında membran (0.5 mm zift koklatılmış kağıt) varmış, ve daha da mühimi Mimarlar Odası olayları yakınen takip ediyormuş.
Değerli okurlarım, yaşadığım çok yönlü sevincimi daha iyi anlatmak için madde-madde sıralamak istiyorum ki bazıları derdimi daha iyi anlasın;
1. Son 15 yıldır Afyon Mimarlar Odası ilk defa sosyal bir konu için beyanat verdi (Her ne kadar israrlı siparişim üzerine olsa da). Şehrimizin diğer akademik odaları ve STK lar (Tabipler Odası, Barolar, İnşaat Müh. Makine Müh, Elektrik Müh. Odaları ve hatta Kasaplar, Toptancılar,.. vb ) oda mensupları, kendi konuları dışında olsa bile gerektiğinde sosyal problemler üzerine gazetelere beyanat verir.
2. Açıklama, gönüllere ferahlık veren tarzda yapılmıştır; yani kışın kiremitleri açmanın sakıncası yokmuş, devamında plakanın kırılacağından bahsetmiyorsa da artık orası önemli değil diye düşünüyor. Demek ki şu kışta palto ve ceketimizi çıkarıp rahatça dolaşabileceğiz çünkü içimizde yün fanila var..! Tabii Dr. ve eczacılar bu habere çok sevinmişlerdir.
3. Sipariş üzerine yapılan bu açıklamanın benim açımdan son faydası da şudur ki; meğer tahminlerin aksine bu olayların takipçisi imişler.!!
Değerli okurlarım; “Tavşana kaç, tazıya tut” diyenler oldukça bu tür olaylar bitmez, “haksızlıklar karşısında susanlar, dilsiz şeytandır”.., ben bunu bilir, bunu söylerim. Cuma günü bu talihsiz beyanattan sonra beni, önem verdiğim 2 dostum aradı, teselli amacıyla, ve özetle “..rüzgara karşı işeme” şu hasta halinle her şeyle uğraşma, nasıl olsa su çatlağını bulur, demesine getirdiler.
Yukarıda açıkladığım sebeplerle yaşadığım sevinç travması (!) gün boyu devam etti, gece de uyuyamadım; ertesi gün hemen gazeteye baktım acaba olayı tekzib edecek ya da hafifletecek birisi bir beyanatta bulunmuş mu diye.. Sonra aileme haber vermeden 9 aydır tedavi gördüğüm ve 2 kez ameliyat olduğum hastanemin acil servisine müracaat ettim, mide kanaması geçirmekte olduğum teşhisiyle serum bağladılar ve ayakta tedavimi yaptılar. Bununla bitse iyi, bilgisayar kayıtlarından hareketle müdavi hekimime haber verildiği için Onun tarafından arandım. Uygulanmakta oldukları tedavinin asla böyle bir sonuç vermeyeceğini, olayın sebebinin ne olduğunu sordular, mecburen yaşadığım travmayı kısaca anlattım; Şubat içinde Afyon’a 8..10 günlük seyahat için aldığım izini ve sonrakileri iptal etti.
Değerli okurlarım; “La Tahzen, innallahe meana” (Tevbe Suresi, 40. Ayet) mucibince inancım ve gerçek dostlarımın desteğiyle üzülmemeye çalışıyorum, “ormanı kesen baltanın sapının ağaçtan” olduğunun bilincindeyim ama sonuçta insanız.
Öte yandan aklımdan geçen bir hususu da arz etmeden geçemiyeceğim; Bu binanın restorasyonu (ben buna tedavi diyorum) için, eski ustalarımdan rahmetli Mahmut Kaplan, Salar köylü Şükrü Usta (Görgülü), ya da Cavcav (İhsan) Usta gibi kalfalarımızdan birine bu görev verilse, her biri birkaç mühendisi cebinden çıkaracak tecrübe ve maharete sahip olan bu kişiler, 3-4 ayda işi bitirip yüz akıyla teslim ederlerdi.
Sonuçta ümidimi asla yitirmediğim; güvenliğine teslim olduğum ve inandığım Veysel Eroğlu kardeşimin bu cadı kazanına dönen olaya müdahil olarak tez zamanda işi bitireceğine inancımı devam ettiriyorum, kutsal 3 aylarından Receb’in başladığı şu günlerde en başta sağlık ve esenlik dileklerimle bu konuyu tekrar açmamak üzere burada noktalıyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi