DOLAR 17,9586 0.08%
EURO 18,5456 0.02%
ALTIN 1.032,11-0,03
BITCOIN 4333111,47%
Afyonkarahisar
24°

AÇIK

04:22

İMSAK'A KALAN SÜRE

Zarfa TakIlIp Mazrufu Iskalamak – Kocatepe Gazetesi

ABONE OL
15 Ekim 2010 03:00
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Talha Emir 15 Ekim 2010 Cuma 03:00:00
  Fikrimin Ziyâsıyla Baş Edemiyorsun ki Cüssemin Şems’ine Dayanabilesin! (DTE)
Dağ fare doğurdu da diyebiliriz aslında.
Komik… Gerçekten komik! Somut veriler üzerinden bir şeylerin ce-vabını bekliyorsunuz, size hayaller üzerinden sadece laf kalabalığı ile çamur geliyor.
Hayatının en uzun köşe yazısını yazmış olmalı Sayın Köksal. Niye peki? Elbette ki araya kattığı hikâyenin yanında benim yazımın özetini kendi yazısı gibi vererek… Bu daha da komik! Fikir yok, bilgi yok; sadece benim yazımın özeti, bol bol da atışma ya da çamur atma var.
Soyut temeller üzerine benim hakkımda ahkâm kesmiş. Afyon dışında yaşadığımı sanıyor, Afjetzede olduğumu bilmiyor, resmimde fotoşop (vatandaş photoshop yazınca anlarmış. e, vatandaş bu işte!) kullandığım tezinde…vb. gibi bir sürü gerçeğe dayanmayan bilgi ile hüküm yürütmüş.
Ben bu mesleğe başladığımda eminim ki Köksal henüz 10 yaşlarında filandı. Eminim diyorum, çünkü Köksal’ın yaşını ve benim mesleğe başladığım zamanı biliyorum. Nasip oldu okulunu da okuduk. Yani hem mektepli hem alaylıyım. Tek başına bir dergi, gazete, kitap..vs. çıkarabilecek teknik bilgi, donanım, malzeme, tecrübeye ve kalibreye sahibim. Ulusal basında çalışmışlığım var, bu meslekte ter dökmüşlüğüm var. Yok yani öyle genel ve özel anlamda beni hariçten gazel okuyor gibi göstermek! (Reklâmsa reklâm… Arada gerekiyor.) Müstear isimle yazıyor olmam da kendi tercihim. Ya da Köksal’ın anlayacağı dilden yazayım “Kendim üzerinden kendime prim yaptırtmam!” Şimdilik böylesini uygun görüyorum. Bir sakıncası mı vardı? Ulusal basında da pek çok yazarın müstear isimle yazdığı vakîdir ve hâla çokça kullanılan bir yöntemdir.
Tüm bu gazetecilik birikimim yanında Afyon’da yaşamıyor, vatandaşın Afjetle ilgili sorularına her gün muhatap oluyor olmasam Köksal’a biraz hak verirdim. Ama durum “zan” ettiği gibi değil görüldüğü üzere.
Önemli olan benim o yazıdaki sorularıma ya da değindiklerime bir gazeteci ahlakıyla cevap verebilmekti. Yapamadı! Yapamadığı gibi çamur attı, kalitesini gereksiz bir hikâye ile ortaya döktü. Ne mütereddi ayak oyunları içindeyim, ne mütecavizim ne de birileriyle ittifak halindeyim! Bu yakıştırmaları, “kem söz sahibine aittir”e binaen iade ediyorum sahi-bine.
O günkü köşe yazısının altındaki okuyucu yorumlarına da hiç bakmamış galiba. Birinden alıntı yapayım isterseniz; “sayın yazar sanki iktidarın cok afedersin ama yalakası gibi yazmıssın hicmi eleştirelecek yanı yok sen bir yazarsın tarafsız olman gerekir. yazılarının okuyucusu olarak size yakıştıramadım. bu işin öbür tarafını araştırsana…”
Evet, Köksal’ın Afjet konusundaki derdini bir türlü gazetede yayınlamaya gerek duymadığı vatandaş bunu diyor. Bir de bu konuyla alakalı bizim gazeteye gelen yorumlara bakalım isterseniz. Köksal’ın o beğenmediği yazıma halktan gazeteye tebrik telefonları gelirken acaba Köksal kimden “aferin” aldın?
Ucuz işlere gerek yok! Yazımın konusu ve hedefi gayet açıktı. Buradan olayı şahsileştirerek kimsenin kendisine pay çıkarmasına da gerek yok! İmlâ kuralları ise ilkokul bilgisi düzeyinde beklenen şeylerdendir. Yukarıdaki yorumcu için de aynı şeyler söz konusu… Türkçemiz bu kadar heder edilmemeli. Hadi püf noktası vereyim; “Yazı yazmak için Word sayfası kullanın. Size çoğu yerde kırmızı ikazı ile yardımcı olacaktır.”
Ben gazeteci sorumluluğumla sorularımı tekrar etmek istiyorum. Cevap gelmeyecek muhtemelen ama olsun;
– “Vatandaştan haksız eleştiri telefonları…” derken neyi kastediyor Köksal?
– Yazısında iddia ettiği gibi “Bazı bölgelere sıcak su verildi” ise bu bölgeler nereleri?
– Gazete3 sayfalarında vatandaşın bu sıkıntısına ilişkin bir haber yapılmış mı?
– İki tarafı da dinleme kuralı gereği, Köksal yazısını yazmadan vatandaşla da görüşmüş mü? Okullara, hastanelere, evlere gitmiş mi yoksa birkaç tanıdığın şikâyeti ile mi kalmış?
– Gazeteci toplumun muhalif sesidir. Peki, Köksal Afjet yöneticileri ile görüşürken biraz olsun bu muhalif damarını kullanmış mı?
– Yeni hattın 15 Kasım’da, eski hattın da 15 Ekim’de faal olacağı söylendi. Bu tarihlerde verilen sözler tutulmamış olursa Köksal ve Gazete3 bunu vatandaşın hak araması adına haber yapabilecek mi?
Hâsılı kelâm, o hikâyedeki bilge olsa Köksal’a şunu derdi; “Evlad, insan ��fkeli olsa da hakikate gözlerini kapamamalı; kendi aleyhinde de olsa gerçeği kabullenebilmeli! Hem unutma, insanın gerçek yüzü öfke hâlinde ortaya çıkar.”
Bana da şunu derdi büyük ihtimal o bilge; “Bir aptalla münakaşa etmekten kaçın. Çünkü uzaktan bakanlar kimin aptal olduğunu anlayamazlar!”
Bilgeler doğru söyler! Sükût da bir cevaptır ne de olsa…
“Ayın Fıkrası” da benden olsun
Emekliliğe hazırlanan Müftümüz Dursun Kaplan, son bir hafta içinde sabah namazına İmaret Camisine her gidişinde 5-6 kişiyi camiden gizli gizli çıkarken görür olmuş. En sonunda dayanamamış bir gece camide sabahlamış. Bakmış ki caminin ortasına halka şeklinde oturmuş insanlar gözyaşları ile dualar ediyor, ortalarındaki bir kişi de onların terlerini, gözyaşlarını siliyor. Dua edenlerin tek bir isteği varmış: “Allah’ım, sen Raufsun, Kerimsin, merhametlilerin en merhametlisisin! Garibanı, fukarayı korursun… Darda kalanın yardımcısısın! Bu kullarını kış günlerinde soğuklarda bırakma. Bizlere biraz daha bahar havası ver Allah’ım! Nolursun Allah’ım, nolursun!”
Müftü Kaplan şaşırmış. Çünkü çok sert giden havalar son birkaç gün içinde bahar havasına dönüvermişti Afyon’da. Ne mübarek insanlar ki kendileri dışında yoksul insanlar için dua ediyorlar, diye içinden geçirmiş. Belki bir daha bu fırsatı bulamam, bu duası makbul zâtlarla mutlaka tanışmalıyım deyip hemen caminin ışıklarını açmış, yanlarına gitmiş.
“Size selam olsun mübarek insanlar! 40’lardan mısınız, 7’lerden misiniz, 3’lerden misiniz? Hangi hak yolun hangi ulu velîlerisiniz? Söyleyin bana da o nur gibi elinizi öpmeden bileyim” demiş.
Halka halinde dua edenler birbirlerinin yüzlerine şaşkınlıkla bakmışlar. “şey, ıııı, hmmm, kem kümler” eşliğinde, biraz da mahcubiyetle;
“Hocam, bizler Afjet’in müdürleriyiz!”
E, Müftü Kaplan zeki adam… Durumu bozuntuya vermemiş ama içinden de hem tebessüm etmiş hem de üzülmüş.
Sonra ortada dua eden bu insanların terini, gözyaşını durmadan silip duran kişiye dönmüş.
“Tamam, onları anladık da ya sen kimsin evlad?”
Genç cevap vermiş:
“Ben Yasin hocam… Gazeteci Yasin…”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.