ABD, İran'a Girer De Çıkabilir Mi?

Amerika Birleşik Devletleri, Ortadoğu'daki emellerinden vazgeçmiyor. ABD'nin 1990'ların ikinci yarısından bu yana sürdürdüğü 'Önce Karıştır, Sonra Müdahale Et' politikasının yeni hedefi İran

Amerika Birleşik Devletleri’nin başka devletlerin işlerine burnunu sokması için iktidarda Demokratların ya da Cumhuriyetçilerin olması bir şeyi değiştirmiyor. ABD, kendisini dünyanın jandarması ilan ederek mazlum coğrafyalara müdahaleyi hak görüyor.

1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren Yugoslavya, Gürcistan, Ukrayna, Arap Ülkeleri’nde ABD tarafından sergilenen “Önce Karıştır, Sonra Müdahale Et” yaklaşımının son hedefi, günümüzde İran oldu. Afganistan ve Irak’ı doğrudan işgal eden ABD, Yugoslavya, Gürcistan, Ukrayna ve Arap Ülkeleri’nde fonlanan gençlik örgütleri ve adına “sivil” denilen farklı derneklerle halkı isyana teşvik etti. Bu toplumsal terör örnekleri, iç karışıklık ve hükümetlerin devrilmesi ile sona erdi.

ABD, şimdi bilindik senaryoyu İran’da uygulamaya çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump “Yeniden Büyük Amerika” sloganının benzerini son birkaç gündür İran için de kullanmaya başladı. İran, dünya kamuoyunun gözü önünde önce nereden çıktığı belli olmayan protestolar aracılığıyla güçsüzleştirildi ve mevcut yöneticilerin durumu böylece tartışmaya açıldı.

Şimdi de ABD cephesinden “müdahale” sesleri yükselmeye başladı. Dünya tarihinin bize gösterdiği gerçeklik şu: ABD, bir yeri işgal ederken bahaneler üretir, destek bulur. Ancak işgal ettiği (kendileri buna müdahale der) hiçbir ülkeden sağ-salim çıkamaz; ona müttefiklik eden devletler de bu işgallerden zarar görür.

İran gibi kadim bir coğrafyaya müdahale etmek kolay görünse bile ABD’nin kendi sonuna hızla yaklaştığı, Evanjelistlerin sapık inancının ABD ve bir numaralı ortağı İsrail’in yönetimini esir alındığı artık gün gibi ortada.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme