Afyon'da Kentsel Dönüşüm Gerilimi: Köksal'ın Çıkışı Herkesi Şaşırttı
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, İmar Müdürlüğü'nün Kentsel Dönüşüm birimi tarafından yapılan sunumun ardından iddialı konuştu. Köksal, 'Randevu verilmesi halinde Cumhurbaşkanına çıkar görüşürüm. Afyon sevdalısıyım, gerekirse Afyon için kendimi yakarım' dedi.
Afyonkarahisar Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Mustafa Bülent Bilen, kentsel dönüşüm çalışması ile ilgili meclis toplantısı sonunda sunum yaptı.
“BİZE SADECE PLAN YAPMA YETKİSİ VERDİLER”
Mısri Cami ile İmaret Cami çevreleri olmak üzere 2013 yılında Afyonkarahisar merkezde iki bölgenin riskli alan ilan edildiğini hatırlatan Bilen, “İlk etapta Kentsel Dönüşüm Uzlaştırma ve Proje servisi kurulmuştur. 2021 yılında araştırmalarımız doğrultusunda Kentsel Dönüşüm Derneği olarak iki tane bölge ile ilgili mahkeme süreci başlamış ve buraların riskli alandan çıkartılmasıyla ilgili çalışmalara başlanmıştır. Biz göreve geldikten sonra hukuki süreci yakından takip ettik. Afyon Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü ile İzmir Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlıklarına gittik. Bizim liste alanlarımızın devam edip etmediği, devam ediyorsa süreçlerin nasıl olacağıyla ilgili konularda bilgi alışverişinde bulunmak istedik. Hem Afyon, hem İzmir Kentsel Dönüşüm Müdürlükleri'nin ikisi de Afyon'da herhangi bir riskli alan bulunmadığını bize sözlü olarak hem bilgilendirdiler. Biz ondan sonra tekrardan hukuk servisimize gittik, yazışmalarımızı çıkardık. Yazışmalardan 6. Danıştay Dairesi’nden hala buraların riskli alan olduğunun devam ettiğinin bilgisini aldık ve 2 müdürlüğümüze de hem Afyon hem İzmir Kentsel Dönüşüm Müdürlüklerinde bizim buralarda hala riskli alanlarımız devam ediyor. Yani müdürlüklerin buraların riskli alanı olduğundan haberleri yokmuş. Daha doğrusu mahkeme sürecini riskli alanlarımızın iptal edildiğini varsayarak bize bu cevapları verdiler. Fakat biz taraf olduğumuz için direkman Afyonkarahisar Belediyesi olarak yazışmalardan 6. Danıştay Dairesinin en son onayladığı karardan buraların hala liste alanı olarak devam ettiğini kendilerine bildirdik. Sonrasında buraların riskli alanı olarak devam ettiği netleştikten sonra ilk işimiz Çevre Şehircilik Bakanlığı'ndan buraların imar planı yapma ve onama yetkisini kendilerinden talep ettik. Buradaki amacımız da şuydu. Eğer ki bir yerde kentsel dönüşüm yapılacaksa bununla ilgili olarak mahalle idarelerinin yani belediyelerin birebir içinde olması gerektiği ve onama yetkisinin oranın İTA amirinin yetkisinde olduğunu talep ettik. Fakat ne yazık ki bize plan yapma yetkisi verdiler ama onama yetkisini vermediler. Sadece plan yapabilirsiniz dediler.” dedi.
İmar ve Şehircilik Müdürü Mustafa Bülent Bilen, sözlerine şöyle devam etti:
“2020 yılında GEDAŞ yani, Gayrimenkul Değerleme Anlamı Şirketi tarafından yapılmış, Çevire ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanmış ama Valilik tarafından askı sürecine çıkacağı sürede planları iptal edilmiş olan imar planlarımıza ulaştık. O zamanki iptal sebebi de öğrendiğimiz kadarıyla şu; Kentsel Dönüşüm Derneği mahkemeye verdiği için mahkeme sürecinin beklenmesi amacıyla askıya çıkartılmadan planlar iptal edilmiş. Vatandaşların da yüzde 90'ı bu projeye hayır demişti. GEDAŞ tarafından onaylanmış planlardan bahsedecek olursak normalde mevcut meri imar planlarımızda zaten yol genişliğimiz 7 metre. GEDAŞ tarafından yapılmış olan imar planlarında da 7’şer metre kullanılmış. Dar olan bu yollarda herhangi bir afet anında müdahaleye uygun olmayan yollar. Yeşil alanlarımız bölük bölük yapılmış. İmar kanununai çok da uygun olmayan atıl vaziyette yapılabilecek imar da ki yeşil alanlarımız artı tescilli yapılarımız imar odalarının iç tarafında kalmış. Bu açıdan da bakıldığı zaman çok uygun değil. Çünkü herhangi bir kültürel amaçlı olarak da vatandaşlarımıza odalara ulaşmasında sıkıntı çıkıyor. Biz ondan sonra bu plandaki eksiklikleri veya noksanları gördükten sonra artık A karneye sahip profesyonel şehir plancılarıyla çalışalım ve güncel standartlara uygun şehrimizin gereksinimlerini karşılayacak şekilde bir imar planı çalışması yapalım dedik. Buradaki amacımızın önceliği yol genişliklerimizin minimum 12 ile 17 metre arasında olmasıydı. Atıl kalmayacak şekilde bütüncül daha aktif yeşil alanların olmasıydı. Milli Birlik Caddesi’nden Mecidiye Mahallesi’nin çıkışına kadar olan kısım ne yazık ki yoğun bir trafik işliyor. Bunun için Demiryalayan Türbesinin olduğu yerden eski Emniyet Müdürlüğü'nün olduğu alanda yol genişliğinin 17 metreyi çıkarttık ki şehir trafiğini de böylece rahatlatmak istedik. Alternatif yol düzenli olarak da düşünüldü. Bütün amaç şehrin içindeki yaşayanlar problemleri görebilsin diye birebir yerinde çözüm odaklı olarak çalışıldı. Eskişehir Kültür Varlıkları Kurulu ile görüşerek şunu dedik, tescilli binalarımızı ortaya çıkartalım. Mısri Mahallesini anlatırken bunların aynısını İmaret Camisi çevresi içinde yaptık. Yaklaşık olarak 23 tane tescilli yapımıza ait koruma alanları belirttik. Diğer taraflardaki yapacağımız imar planı revizyonlarında tescilli yapılarımıza takılmayalım. Oralar kendi iç bünyesinde korunsun şeklinde bir çalışma yaptık. Eskişehir Kültür Varlıkları Kurulu da çalışmamız uygun gördü. Mısri Cami etrafında çalıştığımız yerlere 3,5 emsal üzerinden çalıştık. Buradaki tüm amacımız da şuydu. Yerinde dönüşüm yapılabilmesi. Bize plan yapabilirsiniz denildi ama yetki verilmedi. TOKİ ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlıklarından rezerv alanı için cevap gelmedi.”
“BİZ DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ”
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal, kentsel dönüşüm ile ilgili sunumun ardından şunları kaydetti:
“Kentsel dönüşüm alanında yaşayan dar gelirli vatandaşlarımızın çıkarılacak maliyeti karşılayacak parası yok. Adamın evini elinden alıyorsunuz, üstüne borçlandırıyorsunuz. Buna kimse evet demez. Onun için dedik ki biz bunları borçlandırmayacağız ama bunları depreme dayanıklı, yeni, kullanışlı konutlarına oturtalım istedik. Bunu da nasıl yapacağız? 100 metrekarelik evi varsa buna 80 metrekare yer verip borçlandırmayacağız. Bizim derdimiz oydu, oradaki gariban vatandaşı borçlandırmadan, herhangi bir para almadan yerinde dönüşüm yapmak istedik ve ona ilişkin bir proje hazırladık. Bakanlık da dedi ki, hayır bu olmaz, emsali düşürün. Emsali düşürdüğümüzde vatandaşı borçlandırmak zorunda kalacağız. Böylesi bir durumda 100 metrekaresi olan bir adama 50 metrekarelik yer önereceğiz. Diyeceğiz ki kardeşim sen dağ üstünde bir şey istiyorsan borçlan. Ama bu insanlarımızın borçlanacak durumları yok dar gelirliler. Çoğu emekli, dul, yetim, asgari ücretli, gündelik işlerde çalışan veya sosyal yardımla geçinen vatandaşlarımız buralarda yaşıyorlar. Biz bunları düşünmek zorundayız. Biz insanlarımıza yaşadıkları yerde yeniden depreme dayanıklı, kullanışlı konutlar vermek istiyoruz. Onun için de emsali bu şekilde tuttuk. Ama bakanlık dedik ki GEDAŞ'ın projesinde olduğu gibi emsali aşağı çekin vatandaşı borçlandırın. Şimdi bu noktadayız. Birilerini suçlamadan önce doğru dürüst araştırma yapacaksınız. Doğru bilgileri alacaksınız. Doğru şekilde yapılan eleştiri başım gözüm üstüne. Bizlerde bu şekilde eksiklerimizi göreceğiz, tamamlayacağız. Ama yalan, yanlış iftiralarla insanları kandırmaya hele hele bu mübarek günde kimsenin hakkı yok. İşte o yüzden belgeleriyle pamuk bir şekilde açıklana yaptık. Hani bizi kentsel dönüşüm için suçlayan bir arkadaş vardı ya mecliste, ‘Şöyle yaptınız, böyle yaptınız’ diyordu. O arkadaşın bugün burada olmasını çok isterdim. Çünkü yüzünü gerçekten merak ediyorum. Milletin içine nasıl çıkabilecek o yüzle? İnsanları, doğru şekilde bilgilendirin. Doğru muhalefet yapın. Muhalefet yapmak, ben 9 yıl muhalefet vekilliği yaptım. Muhalefet yapacaksınız, elbette. Kaybettiniz. Muhalefet olacaksınız. Ama doğru muhalefet yapın. Doğru bilgilerle yapın. İnsanları kandırmaya çalışmayın. İnsanlara iftira atmayın. Her şeyden önce günahtır. Kul hakkına girer. Onun için eğer birilerini eleştireceksek doğru yollardan eleştirin. Gerçeklerle eleştirin. Mesela şunu eleştirin. Bu proje niye onaylanmadı? İnsanlar istiyor. Biz kentsel dönüşüm mağdurlarıyla görüşüyoruz. Çoğunluk tamam diyor. Sizin projenize yüzde 90 hayır dedi. Bizimkine de neredeyse yüzde 90’ı evet diyor. İnsanları borçlandırmadan komut ve iş yeri sahibi yapmaya ben söz verdim. Gerekirse Sayın Cumhurbaşkanı'na kadar gideceğim. Randevu verilsin gideceğim. Afyonkarahisar için ben elimi taşın altına koyarım. Afyonkarahisar için gerekirse kendimi de yakarım. Bu kadar net söylüyorum. Afyonkarahisar’da yalanlarla değil gerçeklerle konuşacağız. İnsanları kandırmayacağız. Belediyeye, Belediye Başkanına iftira atmayacağız. İftira siyasetini artık bırakacağız Gerçeklerle konuşalım. Yeter seçildiğim günden beri yalan, yanlış, iftira. Doğru şeyleri söyleyin.”