• Haberler
  • Asayiş
  • Afyon'daki Hastane Dosyasında Neler Olmuş? İlk Duruşmada Şok Detaylar!

Afyon'daki Hastane Dosyasında Neler Olmuş? İlk Duruşmada Şok Detaylar!

Afyonkarahisar kamuoyunda 'Hastane Dosyası' olarak bilinen uyuşturucu soruşturmasının kovuşturması bugün Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde geçen yıl Temmuz ayı içerisinde uzman doktor, tıbbi sekreter, temizlik görevlisi, hastalar arasında reçete ve rapor yoluyla uyuşturucu temini, tefecilik suçlarına karıştığı iddiası üzerine hastane çalışanlarına başlatılan soruşturmanın ardından operasyon gerçekleştirilmişti. Operasyonda 18 kişi gözaltına alınmıştı.

Afyon'daki Hastane Dosyasında Neler Olmuş? İlk Duruşmada Şok Detaylar!

Bu operasyon; Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ile Narkotik Suçlarla Mücadele ekiplerince, yasa dışı faaliyetlerin önlenmesi doğrultusunda Afyonkarahisar Devlet Hastanesi'nde bazı personelin uyuşturucu temini ve tefecilik yaptığına yönelik iddialar üzerine düzenlenmişti. Söz konusu operasyonda narkotik ilaçların yasa dışı satışı araştırılırken, bazı narkotik ilaçların yasa dışı yollarla el değiştirdiği ve bu ilaçların üçüncü şahıslara satıldığı yönündeki iddialar da incelenmişti. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma ve Sağlama, Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik” suç isnadıyla haklarında kamu davası açılan toplam 18 sanığın yargılandığı ilk duruşma 3,5 saat sürdü.

Afyon'daki Hastane Dosyasında Neler Olmuş? İlk Duruşmada Şok Detaylar!

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşmada toplam 18 sanık hâkim karşısına çıktı. Sanıklardan A.K., A.D., C.U., H.S., İ.T., Ö.K.,Ö.E. tutuklu olarak yargılanırken sanıklardan biri başka bir suçtan hükümlü olduğu için tutuklu bulunuyor. Dosyada sanıklar; S.A., A.S., B.G., B.L., D.Ş.G., N.D., N.K., R.Ö., Ş.K., T.G., Y.U., tutuksuz olarak yargılanıyor.

ARA KARARDA 3 SANIK ADLİ KONTROL ŞARTIYLA TAHLİYE EDİLDİ

3,5 saatlik duruşmanın sonunda Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkeme heyeti kurduğu ara kararda; Tutuklu sanıklardan; A.K., C.U. ve H.S.’nin yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri ve duruşmaları takip zorunluluğu ile tahliyesine hükmetti. İkinci duruşma eksik hususların giderilmesi Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin tıbbi sekreterleri; U.K., E.G. ile sanık A.D.’nin annesi H.D. ve annanesi A.K.’nın tanık olarak dinlenilmesi için Nisan ayına ertelendi. Sanıklar; A.D., İ.T. ile Ö.K.’nın tutukluluk halleri devam ediyor. 
Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı duruşmaya başlamadan tüm katılımcıları duruşma salonu kurallarına uyulması ve taşkınlık yapılmaması konusunda uyararak olası bir taşkınlık halinde yasal işlem yapılacağını bildirdi.

Afyon'daki Hastane Dosyasında Neler Olmuş? İlk Duruşmada Şok Detaylar!

“ÖNCEDEN TORBACILARDAN ALIYORDUM, SONRA RAPORLA ALMAYA BAŞLADIM”

Duruşmada sanıkların ifadelerindeki çelişkiler ve suçtan kurtulmaya yönelik birbirlerini suçlamaları dikkat çekti. Tutuklu sanık A.K., 2020 yılında eşinden ayırıldığını, psikolojik sorunları olduğu için ilaç kullanmaya başladığını söyledi. 
A.K., “Ben uyuşturucuyu dışarıdan tabiri caiz ise ‘torbacı’ olarak adlandırılan kimselerden alıyordum. İşyerinde sanıklardan H.S.’den 15 bin TL ücret karşılığında doktor raporu ile dosyada ismi geçen ilacı temin etmeye başladım. İlacı eczaneden ben kendim alarak kullanmaya başladım. Hiç kimseye satış yapmadım.” dedi. 
Mahkeme Başkanı sanık A.K.’ye “Soruşturma aşamasındaki ifadenizde 8-10 kutu hap aldığınızı ifade etmişsiniz. Başka bir kişi içinde bu haplardan aldınız mı?” sorusunu yöneltti. A.K, “Sanıklardan O.E.’nin babası araçta söz konusu ilacı gördü. Kendileri aile dostum olur. Oğlunun başkaca uyuşturucu çeşitlerini kullandığını bu beladan kurtulup tek bir ilaç kullanmasını için yardım istemek için bir hafta sonra bana telefon etti. Tek bir ilaç kullanıp diğer maddeleri kullanmasın diye bunu istedi. Soruşturma aşamasında verdiğim ifadem doğrudur. Eşimden ayrıyım üç evladımın velayeti bende. Evlatlarımla birlikte anne ve babama da bakmak zorundayım. Çocuklarımla arkadaşları okulda ‘Baban cezaevinde’ diye eğleniyorlar. Çocuklarım mağdurdur. Kamu zararını karşıladım, hem tahliyemi hem de beraatımı talep ediyorum.” diye konuştu.

“ASIL SORUN İLAÇ YAZDIRACAKLARA İLACI ‘SEKRETER YAZSIN’DIR” 

Uzman Doktor R.Ö.’nün poliklinikte tıbbi sekreterlik görevini yürüten sanık A.D. duruşmada verdiği ifade de şunları kaydetti: 
“Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde 2009 yılından beri çeşitli polikliniklerde görev yaptım. Hastanede kadrolu olarak tıbbi sekreter olarak çalışıyorum. Üzerime atılı olan suçlamaları kabul etmiyorum. Hastanenin çalışma sistemi, hasta yoğunluğu, hasta mağduriyetleri olsun alışılagelmişin dışında bir çalışma tempomuz vardı. Bizim çalışma sistemimizde muayene olma ve tetkik istenilen hastaların dışında sadece ilaç yazdıracak olan hastalar kesinlikle bekletilmezdi. Benden için ‘Sekreter A… yazsın.’ diye bir çalışma sistemi söz konusuydu. Asıl sorun bundan kaynaklıdır.”

“DOKTORUN ÖNCELİĞİ AMELİYATLAR VE TİCARETTİ, MADDİYATA ÇOK ÖNEM VERİR”

Beyin Cerrahı R.Ö.’nün çok yoğun çalıştığını, cerrahın hastaları arasında ilaçlı tedavi tavsiye ettiği, raporlu ilaç kullanımını uygun gördüğü hastaların telefonla, WhatsApp mesajı aracılığıyla ve kendisini tanıyanların bu şekilde iletişime geçtiğini aktaran sanık A.D., “Bu çalışma sistemi doğrultusunda hazırlanan reçeteler vardı. Ben de kendim inisiyatif alarak ilaç yazdım. Bahsi geçen ilaç 3 doktorun imzası ve başhekim onayı ile yazılabilir. İlaç ancak bu şekilde alınabilir. Ben uyuşturucu temini ve satıcılığı yapmıyorum. Tıbbi sekreterliğini yaptığım Dr. R.Ö. çok hırslı bir çalışma anlayışına sahipti. Branşı gereği ne kadar çok hasta muayene ederse ve ameliyat ettiği hasta sayısı artarsa döner sermayeden o kadar çok pay alacağı için çok hırslı çalışırdı. Kendisinin çok sayıda hastası vardı. İfade ettiğim üzere sadece ilaç yazılacak hastalarla ben ilgilenirdim. 2002 yılındaki genel seçimde AK Parti’den milletvekili aday adayı olmaya karar verdiğinde bana şoförlük vs. işlerde ihtiyaç duyduğunu belirterek bana istirahat raporu alacağını ifade etmiştir. Ben de samimiyetine güvenmiştim. Benim araba alım satım işime de kar karşılılığında ortak olmak istedi. Bana Noter’den araba alım satımı için vekâlet çıkardı. Kendisi küçükbaş hayvancılık yapar, hastanede sucuk satışı da yapardı. Tüm hastane bunları bilir maddiyata çok önem veren bir kişidir.”

“KİMLİKSİZ SIRASIZ GELEN HASTAYA ‘BU SEFERLİK YARDIMCI OL ALİ ABİSİ’ DERDİ”

Mahkeme Başkanı sanık A.D.’ye, sanık Dr. R.Ö.’nün poliklinikte yazılan tüm reçetelerden bilgisinin olup olmadığını sordu. Sanık A.D., “Doktorun bilgisi vardı. Sanık Ö.K. ile Dr. R.Ö.’nün arası iyi idi. Sanık Ö.K., polikliniğe sıra almadan girer, kimliksiz gelip ‘İlaç istiyorum.’ dediğinde doktor bey, ‘Ali abisi bu seferlik yardımcı ol.’ derdi.” ifadelerine yer verdi. 
Mahkeme Başkanı A.D.’ye sanıklardan Ö.K.’nın herhangi bir tahlil ya da tetkikinin olup olmadığını ve doktoru neden uyarmadığını sordu. A.D. soruyu, tıp mezunu olmadığını, sağlıkçı olduğunu ve doktorun sözlerine kulak asmadığını, sırasız hatıra dayalı işlemler yapması için kendisine emirler verdiği şeklinde cevaplandırdı. 
A.D. “Benim hiç kimseden maddi ve manevi bir beklentim yoktur. Doktor bey ile 13 yıl birlikte çalıştık. Kendisinin ameliyatçı olduğu günlerde başka polikliniklerde de çalıştım. Böylesi suçlamalarla mahkemede olmaktan büyük bir pişmanlık duyuyorum. Bunu samimiyetimle söylüyorum. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma doğrultusunda verdiğim dilekçemde de herşeyi anlattım. Zincirleme şekilde uyuşturucu ticareti yapmadım. Evlat sahibiyim uyuşturucu kullanımına karşıyım.” dedi.

“İKİ ÇOCUĞUM VE ÖDEMEM GEREKEN BORÇLARIM VAR”

Mahkeme Başkanı sanık A.D.’ye iki işlem karşılığından sanıklardan T.G.’nin kendisine 11 bin TL gönderdiği iddiasını sordu. A.D., sanık T.G.’nin kendi işini kuracağı için paraya ihtiyacı olduğunu bu nedenle sanığa eşinin de şahit olduğu biçimde 11 bin TL borcu elden verdiğini söyledi. A.D. sanık T.G.’nin kardeşlerinin borç parayı parça parça getirerek ödeme yaptıklarını dile getirdi. A.D. hiç kimse ile bir husumetinin olmadığını da söyledi. İki evlat sahibi olduğunu, birçok borcu bulunduğunu çalışarak bu borçları ödeme zorunluluğunu belirten sanık tahliyesini ve üzerine atılı suçlardan beraatını talep etti.

“DOKTORDAN HABERSİZ HİÇBİR İŞLEM YAPILMADI”

Dr. R.Ö.’nün avukatının sorularını da cevaplandıran A.D., F.G.’yi Afyonkarahisar Devlet Hastanesi tıbbi sekreterlerinden E.G.’nin damadı olarak tanıdığını kendisinin araç alıp sattığından galerici olan F.G. ile bu yüzden WhatsApp üzerinden görüştüklerini söyledi. A.D., F.G. ile araba alım satımı dışında bir görüşme yapmadığını belirterek, “H.D., annem, A.K. ise ananemdir. Annemin ve ananemin ağrıları dolayısıyla hastaneye geldiklerinde çalıştığım doktorun odasında otururlardı. Doktor bey anneme de uygun gördüğü ilaçları reçete ederdi. Zaten hiç kimseye bilgisi dışında ilaç yazayamayız. SGK sisteminde yazılan ilaçların bilgisi mesaj yoluyla bildirilmektedir. Doktor bey polikliniğe geldiğinde sanık Ö.K.’ya ‘Canavar’ diye hitap ederdi. Doktor bey Ö.K.’ya ‘İlacının günümü geldi canavar.’ diye sorardı. Ö.K. dosyada ismi geçen ilaçlardan bir tanesinin kendisinde böbrek ağrısı yaptığını belirterek yine dosyada yer alan diğer ilacı raporla birlikte istedi. Bu anlattığım raporlar ve ilaçlar ben izinde iken yazılmıştır. Olay sonrası konuyu araştırdığımda 7 kişi buldum. Tetkik ve tahlil istenmeden ilaçların yazıldığını öğrendim. Hatta doktor beyin öğle yemeği arasında ilaç yazımı için bana emrivaki yapan hastalar olmuştur. Ben yemek zamanı ve istirahatimden fedakârlık yaparak çalışırdım. Doktor bey hastanede 16.45-17.00 saatleri arasında E-Nabız sistemi üzerinden kontroller yapardı. Her gün hastalarının durumuna bu sistem üzerinden tek tek bakardı. Eğer ben başkalarına sıra almış olsam doktor beyin haberi olmadan işlem yapma imkânım olamaz. Çünkü mutlaka görecektir. Dr. R.Ö.’den habersiz hiçbir işlem yapılmadı.” şeklinde konuştu.

“CİLDİYE UZMANI DOKTORUN EŞİ KENDİNE VE KORUMASINA İLAÇ İSTEDİ”

Sanık A.D., Cilt Uzmanı bir doktorun eşi işadamı A.S. ve onun koruması olarak tanıtılan İ.T.’ye de sanık Dr. R.Ö’nün tahlil ve tetkik istemeden talep ettiklerini ilacı yazdığını anlattı. A.D., işadamı A.S.’nin sözü edilen ilacı korumasının kendisinden kullandığı gerekçesiyle koruması İ.T. için ilaç raporu talep ettiğini, reçetelerin işleme konulduğu eczaneden gelen mesajların cevaplandığını, eczaneden aynı mesajların doktora da geldiğini ifade etti. A.D. “Eğer ben herhangi bir işi, işlemi yapmazsam sağlık personelinin her zaman önceliği vardır. Doktor bey gerekli özeni gösterirdi. Doktor ve sağlıkçı dayanışması vardı.”

“UYUŞTURUCU SATMAM, RAHATSIZLIĞIM İÇİN SADECE KULLANICIYIM”

Sanık C.U., savunmasında 2018 yılında kaza geçirdiği için ağrı kesici, rahatlatıcı ilaçlara ihtiyaç duyduğunu, sanıklardan H.S.’nin doktor yanında çaycılık yaptığını, H.S.’nin kendisine 15 bin TL karşılığında uyuşturucu ilacın raporunu çıkardığını anlattı. 6 ay süreli raporun süre bitiminin ardından Dr. R.Ö.’nün ilaç raporu çıkardığını, kendisine iftira atıldığını ve kamu zararını giderdiğini söyledi. C.U., “Eğer ben gerçekten uyuşturucu satıcısı olsam ilaç raporunu annemin ve babamın üzerinden çıkarırdım. Rahatsızlıklarım dolayısıyla ilacı sadece kendim kullandım. Hem engelli raporum var hem de şeker hastasıyım. Şeker hastalığı dolayısıyla insülin kullanıyorum, anneme ve babama da bakmakla yükümlüyüm. Sanıklardan O.E.’nin telefonunun şarjı yüzde 1’e indiği için ve para çekilecek bankanın da ATM’si olmadığından aynı gün içinde 1900 TL para çekerek borç ödenmesi için 10 dakika içerisinde elden verdim. O.E.’yi, A.K. sayesinde tanırım. Ben hastanede temizlik görevlisi olarak çalışıyordum. Dosyadaki isimlerin hastanede olanları tanırım.” ifadelerini yer verdi.

“TEFECİYE FAİZLE BORÇLANDIM, EŞİMLE TEHDİT EDİLDİM, İNTİHAR GİRİŞİMİM OLDU”

Tutuklu sanıklardan temizlik görevlisi H.S. üzerine atılı tüm suçlamaları reddetti. Sanıklardan C.U, O.E. ile F.G. aracılığıyla tefeciden faizle borç para aldığını belirten H.S., “Parayı ödeyemeyince bunlar beni tehdit ettiler. Hastane yönetimine ilçe hastanelerinde görevlendirilmem için talepte bulundum. Ama olmadı. Tüm izinlerimi alarak bunlardan kaçtım. Kurtulabilmek için bir süre rapor dahi aldım. İntihar girişiminde bulundum, eşim engelledi. Keşke bu durumda olmasaydım.” dedi. 
Mahkeme Başkanı sanık H.S.’ye diğer sanıkların kendisine nasıl aracılık yaptıklarını, tefeciden ne şekilde borç aldığını durumun mahsuplaşma mı olduğunu sordu. H.S. “Önceleri bana iyi davranırlardı. Ben parayı ödeyemeyince tehdit etmeye başladılar. Dediğiniz gibi durum mahsuplaşmadan ibarettir. Ben söz konusu hapları sattıklarını düşünüyorum.” Mahkeme Başkanının “F.G. kimdir?” sorusunu sanık H.S., şöyle cevaplandırdı: “Hastanedeki tıbbi sekreterlerden E.G.’nin damadıdır. Ben sinir hastası olduğumdan bir ilaç kullanıyorum. Felç tehlikem var ona rağmen ameliyatı olamadım. Beni eşimle bile tehdit ettiler.” Mahkeme Başkanı sanık H.S.’ye, “Tehdit edildiğinizi niye verdiğiniz ifadede anlatmadınız?” diye sordu. Sanık H.S., “Eşim ile de tehdit edildiğim için çok korktum. Çıkartılan reçetenin F.G.’ye ait olduğunu sonradan öğrendim. Dr. R.Ö.’yü meslektaşları bu reçete hususunda çok uyardılar, ‘İleride başına bela alırsın.’ dediler. Doktorun sekreteri sanık A.D. ile sadece iş ortamında iş için görüşürdük bir samimiyetimiz yoktur.” 
Sanık H.S.’nin ‘Uyuşturucu Ticareti Yapma’ suçu ile suçlandığını belirten Mahkeme Başkanına, H.S., “Tehditler üzerine para karşılığı ilaçları götürmek zorunda kaldım. F.G. daha çok kişiye ilaç yazdırmak istiyordu. Bu yüzden yuvasını bile tehlikeye attı, tehlikeli madde satışı yapardı. Bir kişiye satış yaparken gördüm. F.G. daha sonra Dinar ilçesine sürüldü. Çünkü A.K. ile F.G. sızarlar çalışmazlardı, sıkça tutanak yerlerdi. Bana kumpas kurdular. Bana tek hap için yalvaranlar nasıl ilaçları çöpe attıklarını söyleyebilirler? Aylardır tutukluyum. Ben devlete hainlik yapmam. Tahliyemi talep ediyorum. Kamu zararının bir kısmını borçlanarak ödeyebildim.” şeklinde konuştu.

“GARİBANIM, YİYECEK EKMEĞİM YOKTU, PİŞMANIM”

Tutuklu sanık İ.T, üç evladını kaybettiğini, defalarca yuvasının dağıldığını çok zor zamanlar geçirdiğini, ciddi geçim sıkıntısı çektiğini bu nedenle uyuşturucu madde olduğunu bilmediğini iddia ettiği ilaç kullandığını söyledi. İ.T., “Ben garibanım, yoksulluk içindeyim. Ne doğal gaz faturamı ne de kiramı ödeyemiyordum. Ev sahibimle mahkemelik olduk. Market alışverişi dahi yapamıyordum. Kiramı 3 yıl ödeyemedim. Yiyecek ekmeğim yoktu. Mecburiyetten birkaç hapı sattım. Çaresizdim yaparken dahi pişmanlık duydum. Eşimle resmi olarak boşandık ama ayrılamadık. Kanser olma şüphem var tedavi için tahliyemi talep ediyorum.” dedi.

“OLANLARDAN DOKTORUN KISMEN HABERİ VARDI”

Tutuklu sanık Ö.K, ifadesinde 2020 yılından beri hem ilaç kullandığını hem de sattığını belirterek üzerine atılı suçlamaları kabul etti. Sanıklardan tıbbi sekreter A.D.’ye mesaj atarak ilaç yazdırdığını, doktor sanık R.Ö. ile görüştüğünü belirten Ö.K. doktorla aralarının iyi olduğunu olup bitenlerden doktorun kısmen haberi olduğunu ifade etti. Ö.K, “6,5 aydır cezaevindeyim, çocuklarımın akıbetleri iyi değil. Ev sahibi evden tahliye etmek istiyor. Beraatımı değil ama tahliyemi istiyorum.” diye konuştu.

“AĞRILARIM İÇİN İLAÇ KULLANDIM, SUÇ OLDUĞUNU BİLSEM ALMAZDIM”

Sanıklardan S.A. özel bir hastanede tedavi gördüğünde söz konusu ilacı kullanmaya başladığını o hastanedeki doktorun görevi bırakmasıyla tedavisine devlet hastanesinde devam edildiğini ilacı 5 yıldır kullandığını söyledi. Sanık S.A., “Geçmeyen ağrılarım dolayısıyla ilaç kullanıyorum. Eğer suç olduğunu bilsem hiç kullanır mıyım? Tabiri caiz ise kendi ayağıma mı sıkarım. 21 yaşında kız çocuğu olan bir anneyim. Çocuklarıma kötü örnek olamam. Kamu zararının birazını giderdim. Beraatımı talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“SORUŞTURMA SIRASINDA SAĞLIKLI BİR İFADE VEREMEDİM”

Mahkeme Başkanı sanık S.A.’ya İ.T. ile aralarında uyuşturucu ticaretini andıran yazışmalar olduğunu belirtince sanık, “Psikiyatrik tedavi görüyorum, unutkanlığım var. Telefondaki görüşmelerimi hatırlamıyorum. Bu şahsın madde ticareti ve satışını yaptığına inanmıyorum. Çünkü herhangi bir şeyini görmedim. Dört gün boyunca nezarette kaldık sadece su ile beslendik. Soruşturma aşamasında da ifademi alanlara sağlıklı bir ifade veremediğimi söyledim. Baro’dan avukat temin edildi. Bana ‘S.A. hanım suçu eşinizin üzerine atalım.’ denildi. Polislerde çok sıkıştırıp baskı yaptılar. O durumda bende öyle denilirse öyledir dedim. Soruşturma sırasındaki ifadelerimi kesinlikle kabul etmiyorum.” diye konuştu.

“11 BİN TL’Yİ IBANI OLMAYAN BİR BORÇLUNUN ÖDEMESİ İÇİN AKTARDIM”

Sanık A.S. pazarcılık yaptığını ağır işler yapması nedeniyle rahatsızlıklar yaşadığını belirterek Dr. R.Ö. tarafından MR çekimi sonrası bahsi geçen ilaçla tedavinin başlandığını aktardı. A.S., “Tıbbi sekreter A.D. abi ile pazarda tanıştık. A.D. abiye balık tezgahındaki abinin borcu varmış. Ama IBAN kullanmadığı için benim IBAN’dan 11 bin TL borcun ödenmesi için para aktardım.” şeklinde konuştu.

“TELEFONDAN ATTIĞIM 12 BİN TL’NİN BU OLAYLA İLGİSİ YOK”

Sanık B.G. soruşturma sırasındaki ifadesini kabul ederek ekleme ya da çıkarma yapmayacağını, tıbbi sekreter A.D. ile pazarda balık alışverişi sırasında tanıştıklarını o sırada boyun ağrılarından bahsettiğini dile getirdi. B.G., kamu zararını giderdiğini aktardı. Sanık B.L. ise 18 yıl önce geçirdiği kazadan sonra şiddetli ağrılarının dinmesi için bir kez üniversite hastanesinde tek seferlik bir ilaç yazıldığını ifade etti. B.L., “O.E, ilaç raporu çıkarılması için 15 bin TL para talep etti. Bana önce güvenilir gelmedi. Ben ilacı uyuşturucu kullanımı maksadıyla kesinlikle kullanmadım. Eğer bilseydim asla kullanmazdım. Kamu zararını giderdim. O.E.’ye telefondan başka bir alışveriş için 12 bin TL para attım. O 12 bin TL’nin bu olayla bir alakası yoktur.” 
Sanık D.Ş.G. duruşmada verdiği ifade de şunları söyledi: “8 ameliyat geçirdim. Bu ilacı ağrılarımı geçirmesi için kullandım. Doktor R.Ö. akrabam olan sanık dışındaki diğer sanıkları tanımıyorum.”

“AİLEMİ BÖYLE BİR DURUMA SOKTUĞUMDAN PİŞMANIM”

Sanık N.D., ilk ifadesinin geçerli olduğunu, polis tarafından alınmadan 2 gün önce düğünün yapıldığını, eşinin de bir aylık hamile olduğunu ifade etti. N.D., “Annemin sağlık sorunları için hastaneye gidiyorduk. Ben de 3’üncü kez ameliyat olacaktım. İrtibatı telefonla sağlardık. Kamu zararını ödedim. Geçimimi galericilikle araba alım satımı ve yazları balıkçılıkla sağlarım. Öyle bir yerden gelecek paraya ihtiyacım yok. Ailemi böyle bir duruma soktuğum için çok üzgünüm. Ben 15 yaşımdan beri esnaflık yaparım. Beraatımı talep ediyorum takdir mahkemenindir.” dedi.

“ÜÇ SEKRETER İŞİN İÇİNDE, BENİM SEKRETERİM HADDİNİ AŞARAK DOKTORLUK YAPMIŞ, BİR ŞEBEKENİN İÇİNE DÜŞTÜM”

Sanık Dr.R.Ö., üzerine atılı tüm suçlamaları reddetti. Dr. R.Ö., şöyle konuştu: “Üzerime atılı tüm suçlamaları reddediyorum. Reçete yazılan hastalar arasında tanıdıklarım da tanımadıklarım da var. Bunları emniyet ifademden sonra araştırdım. Raporları tıbbi sekreter A.D. düzenlemiş. Emniyet aşamasından sonra durumu araştırıp tespit edince hemen Afyonkarahisar Devlet Hastanesi Başhekimliğine şikâyette bulundum. Meslektaşım Dr. H.A.’nın poliklinik sekteri E.G. malum ilacı kendisi yazdırmış. Adli Tıp Uzmanı beyefendinin bu araştırmasını öğrenince biraz rahatladım. Çünkü bu tek başına yapılabilecek bir iş değildir. İki doktorun da tıbbi sekreterinin ayarlanması gerekir. Toplam 3 tıbbi sekreter bu işin içindedir. Rapor gerektiren hastalarıma raporlarını kendim yazdım. Beraatımı istiyorum. Devletimiz eczanelere bir dönem rapor uzatılması yetkisini tanımıştı. Dolayısıyla raporlu olan bazı hastalarımda tetkik yenileme ihtiyacı hissetmedim. Poliklinik sekreteri A.D. haddini aşarak doktorluk yapmış. Hatta kendisinin ananesi A.K. ile anneannesi H.D.’ye de raporlar çıkarmış haberim olmadı. Onların adına rapor çıkararak meğer bu işin ticaretini yapıyormuş. Döner sermayeden alınacak para bellidir. Beyin cerrahları tavandan para alır. Bizim ameliyatlarımızın bedelleri yüksektir. Tıbbi sekreterler E.G., U.K.’nın tanık olarak dinlenilmelerini istiyorum. Dinlenilmesi gereken iki tanık da sekreter sanık A.D.’nin annesi H.D., ile anneannesi A.K.’dır. Ben 33 yıllık doktorum. Bu olay olduktan sonra ilk başta mesleğime olan sevgim azalmıştı. Ama bir şebekenin içine düştüğümü anlayınca yine mesleğimi eskisi gibi seviyorum. Allah izin verdikçe elim titremedikçe mesleğimi yapacağım. Bir sefer Cildiye Uzmanı doktor hanımın eşine ilaç yazdığım doğrudur. Ancak sekreterlerin birkaç dakika içerisinde yaptıkları tespit edilen işlemler bir üçkâğıdı göstermektedir. A.D. ile araba alım satım ticareti yaptığımız doğrudur. Ben para verirdim o araç alırdı. Ama hiç kar olmayınca bu işi sona erdirdim. Ben köylü çocuğuyum. Babam hayvancılık yapardı. Saraydüzü köyünde küçükbaş hayvancılığı ortakçılarla birlikte yaptım. Hayvancılığı severim. Bunun tıbbi sekreter A.D. ile bir ilgisi yoktur. Kurbanlıklar satılınca iş tamamlandı. İ., adlı eczacı kalfası da dahil tüm eczanelerin çalışanlarıyla görüşürüm. Reçetelerde olası eksiklere yönelik gereken değerlendirmeler yapılır.”

“İLACI BENİM ADIMA KÖYLÜM SANIK YAZDIRMIŞ, ŞİKAYETÇİ İKEN SANIK OLDUM”

Ş.K. iddiaları reddettiğini, galericilik yaptığını doğuştan hastaneden tiksinti duyduğu için hastaneye çok az gittiğini belirtti. Ş.K, tıbbi sekreter A.D.’ye ilaç yazdırmadığını hastane fobisi dolayısıyla sadece sıra beklememe ricasında bulunduğunu, kamu zararını komple giderdiğini anlatarak beraatını talep etti. Sanık Y.U., önceden verdiği tüm ifadelerinin geçerli olduğunu, kendisinin cezaevine girdiğini, 2024 yılında düzenlenen rapordan kendisinin haberinin olmadığını, sanık Ö.K.’nın çok fazla şikayet olduğu gerekçesiyle kendisini tehdit ettiğini, şikayetçi iken sanık pozisyonuna düştüğünü belirtti. Y.U. sanık Ö.K.’nın köylüsü olduğunu bahsi geçen ilacı kendisinin adına yazdırdığını öğrendiğini, kamu zararını giderdiğini belirterek tahliye talebini sözlerine ekledi.

“BİR SANIĞA KUMAR PARASI, BİR DİĞER SANIĞA RAPOR PARASI YOLLADIM”

Başka bir suçtan hükümlü olduğu öğrenilen sanık O.E., 6,5 yıldır uyuşturucu kullandığını, sanık A.K.’yı tanıdığını söyledi. Sanıklardan C.U.’ya gönderdiği 1900 TL’nin kumar parası olduğunu belirten O.E. başka bir para ödemediğini, kullandığı ilacın raporu çıktığında abi dediği sanık A.K.’ye 4 bin TL para gönderdiğini dile getirdi. O.E. vip araç tasarımı işi ile uğraştığını 18 aydır cezaevinde olduğunu Narkotik Şube Müdürlüğü’nde alınan ifadesinin doğru olduğunu söyledi.
Sanık T.G. karakol ifadesinin geçerli olduğunu belirterek, tıbbi sekreter A.D. ile irtibatlı olduklarını, doktorun bilgisinin bulunduğunu, ilacın günü geldiğinde abi dediği tıbbi sekreter A.D.’nin kendisine gerekenleri yaptığını söyledi. Su işi ile uğraşan esnaf olduğu için ağrılar çektiğini ifade eden T.G, kamu zararını giderdiğini, bir ilçenin Pazar yerindeki çaycının kendisine verdiği uyuşturucu maddenin polisin ev arama ve el koymasında ele geçirdiğini anlattı. Söz konusu maddeyi kullanmadığını belirten T.G. eşinin çamaşır yıkarken o maddeyi cebinden çıkardığını maddenin öylece evinde durduğunu söyleyerek, “Polis abiler evi basınca buldular. Ama öyle duruyordu. Çaycı çocuk ‘Abi belki kullanırsın yanında bulunsun’ diye vermişti.” sözleri üzerine Mahkeme Başkanı, “Bir kişinin size sırf yanınızda bulunması için uyuşturucu madde vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır.” dedi.

Sanıkların ardından yeminli olarak tanıklar; M.G., A.L., A.A., U.A., dinlenildi.
Duruşmalara Nisan ayında devem edilecek.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme