Afyon'daki Kanlı Günün İlk Duruşması: Suçlamalar, Savunmalar ve Şok İddialar!
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, biri aynı gün boşandığı eşi diğerleri kayınvalidesi ve baldızı olmak üzere üç kadını öldürüp bacanağını da yaralayan sanığın yargılandığı dava da üç maktulün yakını A.K.'nin çarpıcı iddiası dikkat çekti. İddiaya göre sanık M.T.'nin bir yakınının cinayetten önce 'Kardeşim senin elinin kiri, öldürür atarsın.' dediğini söyleyen A.K, 'Nitekim dediklerini yaptılar. Sanıkla birlikte soyadını bilmediğim o şahıstan da şikâyetçiyim' dedi.
Geçtiğimiz yıl Afyonkarahisar, okulların açıldığı ilk gün olan 9 Eylül 2025 tarihinde Örnekevler Mahallesi’nde biri lise diğeri ilköğretim olmak üzere iki ayrı okulun yakınında öğrencilerin dağılmasına yakın bir zaman diliminde üç kadının öldürüldüğü bir cinayetle sarsılmıştı.
Kayınvalide E.K. (62), boşanılan eş K.T. (26) ve baldız A.Ç. (31) olmak üzere üç kadının can verdiği, bacanak R.Ç.’nin (35) yaralandığı olay sonucu Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, “Kadına Karşı Kasten Öldürme, Kadına ve Üstsoy veya Altsoydan Birine ya da Eş, Boşandığı Eş veya Kardeşe Karşı Tasarlayarak Kasten Öldürme, Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satım Alma veya Bulundurma, Tasarlayarak Öldürme” suç isnatlarıyla açılan kamu davasının ilk duruşması dün öğleden sonra yapıldı. Sanık ve tanık ifadesinin alındığı ilk duruşma 2 saat 30 dakika sürdü.
9 Eylül 2025 tarihinde Afyonkarahisar Aile Mahkemesinde sabah görülen duruşma ile anlaşmalı boşandığı eşini, kayınvalidesini ve baldızını duruşmadan birkaç saat sonra öldüren sanık M.T. tutuklu bulunduğu cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) bağlantısı ile katılırken sanık avukatları duruşma salonunda hazır bulundu.
“EŞİMİ HİÇBİR ŞEKİLDE MEMNUN EDEMİYORDUM”
Boşanma davası akabinde öldürdüğü eşi ile arkadaş ortamında tanışıp, kısa sürede yakınlaştıklarını, yaklaşık 1 yıl kadar flört ettiklerini belirten sanık M.T. “Eşim ile arkadaş ortamında tanışıp kısa sürede yakınlaştık. Yaklaşık bir yıllık bir flörtün ardından evlendik. Eşim evlenmeden önce dekolte kıyafetler giymezken, evlendikten sonra dışarıya çıkacağımızda mini etek ve krop giydiğini fark ettim. Kendisini usturuplu giyinmesi için uyardığımda ‘Giyimime karışamazsın’ derdi. Eşim sürekli beni arkadaşlarının eşleriyle kıyaslar onların çok gezdiklerini, daha iyi şartlarda yaşadıklarını belirterek hiçbir şekilde memnun olmaz ve beni aşağılardı. Ben bir GSM operatörü şirketinde müdür olarak ev ortamında (home ofis) olarak çalışıyorum. İşim gereği en az 2-2,5 saat süren çevrim içi (online) toplantılara katılmak zorunda kalıyorum. Eşimin bitmek bilmeyen isteklerini karşılayabilmek üzere internet üzerinden çeşitli süs eşyalarının satışını da yaparak ek gelir elde etmeye çalışıyordum. Eşim çalışmamasına rağmen hemen hemen tüm ev işlerini ben yapmak zorunda kalıyordum. Eşim kısa sürede gebe kaldı. Bebeği aldırmak istediğini çocuk için henüz erken olduğunu söylüyordu. Ben ise çocuğumuz olduğunda mutlu olacağımıza inanıyordum. Gebeliği istemediği için kendisine göre zorlamadan dolayı sürekli düşük tehdidi altında hastaneye başvuruyorduk bu durum raporlarla sabittir. Evlendikten sonra ayın en az 10 günü bana küserek annesine giderdi. Bir hafta 10 gün kalıp beni telefonla arayarak pişman olduğunu söyleyip barışmamızı isterdi. Ben tüm bunları hamilelik sürecinde hormonel geçici değişiklikler olarak değerlendiriyordum. Ama eşimi hiçbir şekilde memnun edemiyordum.” dedi.
“ANTALYA’DA Kİ ARKADAŞIM DEDİĞİ ERKEK BENDEN ÖNCEKİ SEVGİLİSİYMİŞ”
Sanık M.T. eşi maktul K.T.’nin Antalya’da samimi olduğu bir erkek arkadaşı olduğunu belirterek onunla görüşmek istediğini söylediğini, kendisinin de iş ortamında pek çok kadın arkadaşı olduğu için talebi önce makul karşıladığını belirtti. Sanık M.T., “Benimde iş ortamımda pek çok kadın arkadaşım var. Eşim O.K. adlı erkekle samimi arkadaş olduklarını, Antalya’ya giderek onunla görüşmek istediğini ilk söylediğinde bu kişinin normal bir arkadaş olduğunu sandım. Antalya’ya gidebileceğimizi, eşimin arkadaşıyla görüşebileceğini hatta benimde bu kişi ile tanışabileceğimi söyledim. Meğer durum böyle değilmiş. O.K. benden önceki sevgilisiymiş. Doğuma birkaç ay kala telefonunu sürekli rahatsız etme modun da tutuyordu. Nedenini sorduğum da eşinden boşanan ablası A.K.’nin nikâhsız olarak biriyle yaşadığını ve annesini dövdüğü için ondan utandığı ve görüşmek istemediğini söylüyordu. Telefonu sürekli şifreli idi bakmak istediğimde ‘Bana güvenmiyor musun’ diyordu. Düğünde takılan takılar başta olmak üzere evden sürekli takı ve para eksiliyordu. Kendisine sorduğumda ‘Fark etmedim, düşmüş, arkadaşımın paraya ihtiyacı vardı bozdurdum.’ diyordu. Hal böyle olunca kalan takıları ve paramı aracımda saklamaya başladım. Doğumdan 3 gün sonra yeni doğan bebeğimize anne sütü vermedi. ‘Bebeği emzirmeden de büyütebiliriz’ dedi. Üç günlük bebeğimizi mama ile beslemeye başladık.” diye konuştu.
“CİNNET GEÇİRDİKTEN SONRASINI HATIRLAMIYORUM, PİŞMANIM EŞİMİN AİLESİNDEN ÖZÜR DİLERİM”
Sanık M.T. savunmasının devamında şu ifadeleri kullandı:
“Ev ortamında online bir toplantıya girdim. Toplantı sırasında duşa gireceğini söyleyerek bebeği bana teslim etti. Her zaman 2,5 saati bulan toplantımız bu sefer erken bitti. Yatak odasına eşimin yanına gittiğimde belden üzeri çıplak bir fotoğrafını sosyal medya üzerinden birine atarken gördüm. Durumu sorunca telefonunu kapattı ve açarsam her şeyin biteceğini söyledi. Bende mülkiyeti bana ait olan ama eşimin kullandığı bu telefonu şifrenin kaldırılıp açılabilmesi için telefon tamircisine götürdüm. Aldatıldığımı ispat etmek için boşanma aşamasında delil toplamak istiyordum. Tamirci şifreyi kaldırması halinde telefondaki tüm verilerin silineceğini söyleyince vazgeçtim. Daha sonra eşimi Sahipata Polis Karakoluna götürdüm durumu anlattım. Karakoldaki komiser eşime telefon şifresini niye açmadığını sorduğunda ‘Benim özelim açmam’ cevabını verdi. Bende karakoldaki yetkililere eşimi ailesine teslim etmelerini rica ederek karakoldan ayrıldım. Olay günü sabahtan boşanma davamız görüldü ve boşandık. İki aylık bebeğimizin velayetini eşim istemedi ve bebeğin velayeti bana verildi. Boşanmanın 14 günlük süre içerisinde kesinleşeceği söylendi. Bende eşim ve yakınlarıyla herhangi bir tartışma yaşamamak için arka yolları kullanarak köyüme doğru gitmek üzere çevre yolunda ilerlerken eşim aradı ve bendeki telefonunun istedi. Telefonu avukat aracılığıyla teslim edeyim dedim. Eniştesi R.Ç.’nin boşanmaktan vazgeçmesini istediğini söyledi. Evlerinin önüne gittiğimde R.Ç. bisikletle geldi. Ona boşanma işini niye bozmak istediğini sordum. Küfürler ederek hakaret etti. Gözüme yumruk attı yere düştüm. Eline beline doğru götürünce silah çekeceğini düşündüm. Çünkü kendisi sabıkalı, şehit yakınıyım diyerek polislerden iltimas talep eden, alkol ve uyuşturucu kullanan sabıkalı bir kişidir. Kendimi korumak ve tedbir amacıyla yanımda silahla gelmiştim. Kurtulmak ve korkutmak amacıyla havaya ateş ettim. Tekrar yola koyuldum bu sefer yolun yarısında eşim telefonu teslim etmem için aradı. Ayrıldığım parkın oraya çağırdı. Eşimde bana karşılaştığımızda ağır küfürler eşliğinde ‘Sen adam mısın?’ deyince cinnet geçirip silahı çektim sonrası hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde 112’yi aradım, kolluk kuvvetlerine zorluk çıkarmadan teslim oldum. Çok pişmanım, eşimin ailesinden özür diliyorum.” şeklinde konuştu.
“BİZİ TANIŞTIRANLAR ESKİ SEVGİLİSİNİN EŞİME ULAŞMAYA ÇALIŞTIĞINI BİLDİRDİ”
Sanık M.T. K, eşi maktul K.T. ile K.S. ve eşi S.G.S. aracılığıyla tanıştıklarını belirterek, şöyle konuştu: “K.S. boşanma durumumuzu öğrendikten sonra bana anlattı. Eşimin Antalya’da samimi olduğum bir arkadaşım diye anlattığı O.K.’nın kendilerini arayarak eşimi sorduğunu, annesinin şeker hastalığından ayağının kesilmesi ve ablasını kaybetmesi gerekçesiyle eşimi arayamadığını bildirdiğini söyledi. K.S. de O.K.’ya eşimin evlendiğini ve hamile olduğunu söylediklerini dile getirdi. Bunu eşimle boşanma kararı aldığımda görüştüğümde bana anlattı. Eşimin beni aldattığı kanaati bu görüşmeden sonra kuvvetlendi.”
“ŞARJÖRLERDEN BİRİ BOŞMUŞ PLANLI HAREKET ETMEDİM”
Müşteki avukatları sanık M.T.’ye kasten ve planlı bir cinayet işlemediğini söylemesine karşın neden olay günü telefon teslim etme noktasına yanına 4 şarjör alarak gittiği sorusunu sordu. Sanık M.T. soruyu, “Böbrek taşı hastalığım var. Olaydan bir gün önce ormana şifalı su almak için gittiğimde şarjörler aracımdaydı. Hatta şarjörlerden bir tanesi boşmuş farkında dahi değilim. Eğer planlı ve kasıtlı bir cinayet planım olsa tüm şarjörleri kontrol eder dolu giderdim. Kesinlikle planlı hareket etmedim.” şeklinde cevaplandırdı.
“PİŞMAN, KASTEN ÖLDÜRME AMACIYLA HAREKET ETMEDİ”
Sanık avukatları ise sanık M.T.’nin olay günü asli amacının kendisini korumak olup kasten öldürme amacıyla hareket etmediğini, pişman olduğunu maktul eş K.T.’nin Şuhut İlçesine bağlı Mahmut Köyünden bir kadın yakını tarafından sosyal medyasındaki bazı ögelerin silindiğini belirttiler. Sanık avukatları M.T.’nin ağır tahrik altında suçu işlediğini, kasten öldürme amacı gütmediği düşüncesinde olduklarını dile getirdiler.
“SANIK SÜREKLİ KARDEŞİMİ VE BİZİ BABANIZ ARKANIZ YOK DİYE TEHDİT EDERDİ”
Maktullerden eş K.T.’nin ablası, kayınvalide E.K.’nın kızı müşteki A.K. sanık M.T.’den şikâyetçi olduğunu belirterek davaya katılım talebinde bulundu. Boşanma davasının görüldüğü gün işte olduğunu söyleyen E.K. çarpıcı bir iddia ortaya attı. E.K., “Kız kardeşimin boşanma davası görüldüğünde ben işteydim. Ancak sanık M.T. kız kardeşimi ve bizi sürekli, ‘Babanız yok, arkanızda hiç kimseniz yok’ diyerek tehdit ederdi. Aynı zamanda soyadını bilmediğim bir kadın yakınının ‘Kardeşim senin elinin kiri öldürür atarsın’ dediğine şahidim. Nitekim dediklerini yaptılar. Hem sanıktan hem de sanığın bu yakınından şikâyetçiyim.” dedi.
Müşteki tarafın avukatları sanık M.T.’nin üzerine atılı suçtan kurtulma ve alacağı cezayı azaltabilmek için çabaladığını belirterek en üst hadden cezalandırılmasını talep ettiler.
“BAĞIMLI OLDUĞUM YALAN CİNAYETİ ÖNLEMEK İÇİN ÇOK ÇABALADIM”
Öldürülen kadınlardan A.Ç.’nin eşi R.Ç. sanık M.T.’nin iddia ettiği gibi alkol ve uyuşturucu bağımlılığı olmadığını, arada alkol kullandığını ve alkollü araç kullanma sonucu geçirdiği trafik kazası nedeniyle hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması şeklinde mahkeme kararı olduğunu aktardı. R.Ç., devlet memuru olduğunu, üzerine atılı suç ve iftiraları kabul etmediğini, hiçbir zaman şehit yakını olduğu gerekçesiyle kolluk kuvvetlerinden iltimas talep etmediğini, eşini, baldızını ve kayınvalidesini öldüren M.T.’nin 112’yi aramadığını kendisinin cinayeti önlemek için çok çabaladığını ama maktul eşi A.Ç.’ye telefonla bir türlü ulaşamadığını söyledi. Öldürülen baldızı K.T.’yi sanık M.T.’nin darp ettiğini ve kendilerinin karakoldan aldığını da anlatan R.Ç., olay günü yaralandıktan sonra çevredeki ilkokul müdürü ve öğretmenlerin kendisine müdahale ederek akan kanları temizlediğini söyledi.
“KAVGAYI VE SANIĞIN SİLAHINI ALDIĞINI GÖRDÜM”
Duruşmada olayın görgü tanığı O.Y. (77) tanık olarak dinlendi. Evinin zemin katta olduğunu, astım hastası olduğu için penceresinin sürekli açık olduğunu söyleyen O.Y., “Gürültüler dikkatimi çekti. Karışmak istemesem de evladım yapmayın dövüşmeyin dedim ama kimse beni dinlemedi. R.Ç. yerde yatıyordu. Sanık M.T. aracına giderek küçük gri bir tabanca ile geri dönüp R.Ç.’nin kaçtığı yere doğru birkaç el ateş etti.” dedi.
Öte yandan mahkeme heyetine izlemeleri için 50 saniyelik video kaydı teslim edildi.
İlk duruşma sonunda mahkeme heyeti kurduğu ara kararda ikinci duruşmayı ileri bir tarihe ertelerken maktul K.T.’nin eski sevgilisi olduğu iddia edilen O.K.’nın tanık olarak dinlenmesine, sanık M.T.’nin tutukluluk halinin devamına hükmetti.
Bakmadan Geçme