• Haberler
  • Genel
  • Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ: 'Projeler Üreten Partiyiz, Hedefimiz 85 Milyon Vatandaşımıza Ulaşmak'

Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ: 'Projeler Üreten Partiyiz, Hedefimiz 85 Milyon Vatandaşımıza Ulaşmak'

Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Üzeyir Aladağ, 2025 yılı hakkındaki değerlendirmelerini Gazeteniz Kocatepe ile paylaştı. Aladağ, Anahtar Parti'nin toplumun her kesimine hitap eden bir parti olduğunu belirtti

Afyonkarahisar’da iş dünyası ve spor camiasındaki derneklerde etkin görevler alan Üzeyir Aladağ, 2025’in Eylül ayından itibaren Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı görevini sürdürüyor. Aladağ, partideki çalışmaları ve hedefleri Gazeteniz Kocatepe için değerlendirdi. Aladağ, 85 milyon vatandaşın tamamına hitap etmek ve ulaşmak istediklerini aktardı.Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ: 'Projeler Üreten Partiyiz, Hedefimiz 85 Milyon Vatandaşımıza Ulaşmak'

“GÖREVE GELİR GELMEZ İL BAŞKANLARINI ARADIM”

Kocatepe: 2025’i değerlendiriyoruz, 2026’dan beklentileri alıyoruz ama sizin çok özel bir durumunuz var. Siz aslında 2025’in sonlarına doğru il başkanlığına geldiniz. Ondan sonra da hızlıca çalışmalara başladınız. O çalışmalardan itibaren de Anahtar Parti’nin görünürlüğünün arttığını hissediyoruz. 2025 nasıl geçti?

Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Üzeyir Aladağ: Biz Anahtar Parti İl Başkanlığı’na 5 Eylül itibarıyla atandık. Partimiz 28 Ekim 2024 yılında kuruldu. Afyonkarahisar’da ise 1 Ocak-1 Şubat 2025 itibarıyla faaliyete başladı. Daha önce Mücahit Başkanımız vardı. Kendisinin sağlık sebeplerinden dolayı ayrılmasıyla arada 4-5 aylık bir boşluğumuz oldu. Mart ayında da ilk kongremizi hızlı bir şekilde yaptık. O gün itibarıyla yaptığımız çalışmalar sonucunda 300-400 civarında üyemiz vardı. 5 Eylül itibarıyla atandığımızda benim çok fazla bir siyasi geçmişim yoktu. Hiçbir siyasi partide üyeliğim olmadı, daha önce siyasi bir çalışmanın içinde de bulunmadım. Tabii biraz bunun acemiliğini yaşayarak öncelikle basın mensuplarını ziyaret ettim. Hem destek almak hem de bilgi almak için. Çünkü onların bilgisi benim için çok önemliydi. Bundan sonra atacağım adımları onların katkısıyla yürütmem gerektiğini düşünüyordum. Hemen akabinde diğer partilerin il başkanlarıyla görüştüm. Birlik, beraberlik ve diyalog içinde hareket edelim dedim. Ondan sonra da ekibimle birlikte çalışmalara başladık. Tüm bürokrasi ayaklarını yeniden dolaştık, onlarla temas kurduk, çalışmalara katıldık. Bizim ana hedefimiz şuydu: Diğer partiler gibi değil, Anahtar Parti olarak Türkiye’deki 85 milyon insanın tamamına ulaşabilmek. Afyonkarahisar bizim önceliğimiz elbette ama Afyonkarahisar’da da yaklaşık 800 bin nüfus var. Bunların tamamını kapsayacak bir kültür, bir medeniyet ve siyasi anlamda bir partileşme hedefliyoruz. Biz ne sadece sağcıyız, ne solcu, ne de yalnızca muhafazakâr. Bunların hepsini kapsayan bir partiyiz. Herkese kapımız açık. Çalışmaları da bir an önce başlatmak istedik. Ticaretle uğraşmamın da etkisiyle dostluk, arkadaşlık, samimiyet, hiyerarşi ve düzen çerçevesinde ilerlemeye çalıştık. Önce kendi arkadaş çevremizden başladık, sonra etrafımıza yayılmaya başladık. Bu çalışmalardan olumlu dönüşler alınca şu anda toplamda 2 bine yakın üyemiz var. 18 ilçenin 17’si atanmış durumda. 42 beldenin neredeyse 38’inde teşkilatlanma tamamlandı. Mahalle temsilcilerine kadar görevlendirmelerimizi yaptık. Geldiğimiz noktada 400 üyeden yaklaşık 2 bin üyeye ulaşarak neredeyse yüzde 400’lük bir artış sağladık. Şu anda yönetime girmek isteyen, yönetimde bulunmak isteyen çok sayıda insanımız var. Mermercilerden, esnaftan, büyük esnaftan, Afyon’daki iş insanlarından ‘Biz de beraber çalışalım’ diyen çok kişi var. Ama biz şunu hedefliyoruz: Zorluğu başlarken, temelin tuğlalarını kimlerle koyduysak onlarla yürümek istiyoruz. Her gelene de kapımız açık ama belli bir zamanlamayla ilerliyoruz. Burası diğer partiler gibi bir ast-üst ilişkisi olan yapı olmasın istiyoruz. Daha çok bir dostluk meclisi, bir aile ortamı olsun. Mesela yönetimdeki eşlerimiz bile birbirleriyle görüşüyor. Arkadaşlık ve dostluk çerçevesinde devam eden bir yapı kurduk. Siyaseti daha farklı, daha değişik bir vizyonla yürütmeye çalışıyoruz.

“HİÇBİR KURUMLA SORUN YAŞAMADIM”

Kocatepe: Son zamanlarda esnafın, ticaretle uğraşan insanların siyasetin içinde çok fazla görünmediğini görüyoruz. Siz bu parti meselesine nasıl ikna oldunuz? Yavuz Bey mi devreye girdi?

Aladağ: Ben hiçbir partiye üye olmadım. Yavuz Bey’le geçmiş yıllardan gelen bir tanışıklığımız vardı. 2024 yılında parti kurulmadan önce de birkaç kez görüştük. Afyonkarahisar’da bizden daha büyük, daha tecrübeli insanlar vardı. Açıkçası biz biraz daha geri planda kalan insanlardık. Bu isimlere teklif götürüldü ama çeşitli sebeplerle geri durdular. Yavuz Başkan’ın bu kadar emek verdiğini, yanlış giden şeyleri, hiçbir siyasi partinin anlatmadığı şekilde açık açık dile getirdiğini gördük. Bizim de çoluğumuz çocuğumuz var. Bundan sonra yaşayacak insanların, yapılan yanlışları görüp de konuşmamasının doğru olmadığını düşündük. Yavuz Bey’in bunları net bir şekilde anlatması ve siyasette doğru bir insan olduğunu bilmemiz bizi etkiledi. Bu nedenle Yavuz Bey’le yürümeye karar verdik. Göreve geldiğim günden beri diğer il başkanları veya diğer siyasi partiler hakkında olumsuz bir söylemde bulunmadık. Sadece yanlış giden bir şey varsa, bunun yanlış olduğunu ve nasıl olması gerektiğini ifade ettik. Korkulacak bir şey olmadığını göstermek istedim. Çünkü herkes ‘maliyeci gelir, şu gelir, bu gelir’ diye konuşuyor. Ama işini düzgün yaptığın zaman, evinde de işinde de dört dörtlük olduğun zaman korkulacak bir şey olmadığını ben bizzat görüyorum. Neredeyse dördüncü ayım siyasette. Ortağımdan da yeni ayrıldım, 2 Ağustos’ta ayrılmıştım. Buna rağmen hiçbir mali denetimle, hiçbir kurumla sorun yaşamadım. Bu tamamen nasıl bir duruş sergilediğinizle ilgili. Söylemleriniz, üslubunuz, vurgularınız çok önemli. Ben özellikle şuna dikkat ediyorum: Biz burada Afyonkarahisar halkı, insanlarımız, vatandaşlarımız için uğraşıyoruz. Bizim amacımız bir koltuk sevdası değil, rant elde etmek değil, kendi ismimizi yukarılara taşımak değil. Benim böyle bir derdim yok. İsminin Afyonkarahisar’da zaten bilindiğini düşünüyorum, çok büyük beklentilerim de yok. Ama sorunları dile getirmek zorundayız. Mesela geçen gün asgari ücretle ilgili bir açıklama yaptık. 28 bin liranın geçinilebilir bir rakam olmadığını söyledik. Bu konuda Saadet Partisi’nden Beytullah Bey bizden sonra bir açıklama yaptı. Onun dışında diğer partilerden böyle bir söylem duymadım. Bunlar aslında çok önemli konular. Biz de bu konuları ölçümüzü bilerek, dikkat ederek ve sorumlulukla dile getirmeye çalışıyoruz. Baktığımız zaman biz milliyetçi bir kesimiz. Ama milliyetçilik bizim için şudur: Mustafa Kemal Atatürk çok önemlidir. Lozan Antlaşması çok önemlidir. Anayasa’nın ilk dört maddesi çok önemlidir. Cumhuriyet kavramı çok önemlidir. Bunlar bizim kırmızı çizgilerimizdir. Diğer taraftan baktığımızda, CHP’nin savunduğu temel çizgiler nelerdir? Cumhuriyet, laiklik, Atatürk, Lozan… Biz zaten milliyetçi bir parti olarak bu çizgileri savunuyoruz. Milliyetçilik vatanını, milletini korumakla olur. Vatanı ve milleti korumak; Atatürk’e saygıyla, Cumhuriyet’i korumakla, bayrağı korumakla, Lozan’ı korumakla olur. Bir taraftan da muhafazakâr bir duruşumuz var. Allah bir, Peygamberimiz bir, Kur’an-ı Kerim bir. Bunları da aynı ölçüde korumak zorundayız. Diğer farklı fikirlerde olan partilere ve seçmenlerine de saygımız var. Bizim amacımız 85 milyona ulaşmak. 85 milyonun tamamını kapsayabilmek.Anahtar Parti İl Başkanı Üzeyir Aladağ: 'Projeler Üreten Partiyiz, Hedefimiz 85 Milyon Vatandaşımıza Ulaşmak'

AFYON’DA 2000’E YAKIN ÜYE VAR

Kocatepe: Gündeme getirdiğiniz eleştirilerde, ortak akıl çağrısı yaparak kurumları noktada göreve çağırıyorsunuz. Bunun sırrı nedir?

Aladağ: Bugün ben bu koltukta oturuyorum ama yarın oturmayabilirim. Diğer başkanlarım da olmayabilir. Ama biz Afyon’da birbirimizin yüzüne bakacak insanlarız. Düğünümüzde, bayramımızda, cenazemizde yan yana duracak insanlarız. Üç kuruşluk bir koltuk sevdası için o insanlarla kötü olmaya gerek yok diyorum. Çünkü çözülemeyecek hata yoktur. Sadece o hatayı yapan arkadaşımızın, siyasetçinin ya da resmi kurumun belki göremediği, aklından kaçan bir nokta olabilir. Biz sadece bu atlanan noktaya değinerek, “Bunu şöyle yaparsanız daha iyi olur” demeye çalışıyoruz. Bunun dışında başka bir şey söylemiyoruz.

Kocatepe: Son dönemde Afyon’da üst üste üye katılımları yapıldı. Afyon’daki durum nedir şu anda? 

Aladağ: Türkiye genelinde geçen hafta itibarıyla Yargıtay kayıtlarına göre 100 bin 211 üyemiz vardı. Şu anda yaklaşık 110 bin civarında aktif üyemiz var. Ayrıca yaklaşık 20 bin civarında bekleyen üyemiz bulunuyor. Türkiye’nin 74 ilinde aktif olarak faaliyet gösteriyoruz. Diğer illerde de yeni atamalar ve teşkilatlanma süreçleri devam ediyor. Yeni bir parti olmamızdan kaynaklı olarak Yargıtay onay süreçleri biraz zaman alıyor. Bizim dijital üyelik sistemimiz çok yoğun kullanılıyor. Bundan dolayı Yargıtay onay sürecinde bekleyen üyelerimiz fazla. Türkiye genelinde bekleyen üyelerle birlikte bugün Anahtar Parti’nin üye sayısı yaklaşık 130 bin civarındadır. Bu rakamlar zaten birkaç gün içinde Yargıtay tarafından net olarak açıklanacaktır. Afyonkarahisar’da ise şu anda toplamda 2 bin civarında üyemiz var. Ama ben size net rakamları vereyim, yanlış bilgi olmasın. Şu anda Afyonkarahisar’da 1.683 üyemiz var. 107 bekleyen üyemiz bulunuyor. Ayrıca bilgisi dışında başka partilere üye yapılmış 248 arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımızla görüştüğümüzde “Biz üye değiliz” diyorlar ama e-Devlet’e girdiklerinde üye görünüyorlar. Toplam üyelerimizin 529’u 30 yaş altı genç üyelerden oluşuyor. 252’si kadın üyemiz. Geri kalan üyelerimiz de erkek üyelerimizden oluşuyor.

“İTTİFAKLARIN İÇİNDE OLMAYACAĞIZ”

Kocatepe: İttifaksız da olsa seçim barajını aşabilecek durumda mısınız?

Aladağ: İttifaksız da olsa seçim barajını aşabilecek durumdayız. Genel Başkanımız CHP’yi ziyaret ettiğinde de bunu net bir şekilde ifade etti. Gerekirse tek başımıza hareket edeceğimizi, oyları yakma pahasına da olsa herhangi bir ittifakın içinde olmayacağımızı söyledi. Anketlerde AK Parti’nin ya da diğer büyük partilerin yüksek çıkmasının bir sebebi var. Şimdi ben dışarıda çalışan bir esnaf olsam, bana bir mikrofon uzatıldığında ‘Hangi partiye oy vereceksiniz?’ diye sorulduğunda, vermeyecek olsam bile AK Parti, MHP ya da CHP demek zorunda kalırım. Çünkü insanların geçim kaygısı var, gelecek endişesi var. ‘Acaba fişlenir miyim, başıma bir iş gelir mi?’ korkusuyla insanlar doğru cevap veremiyor. Bugüne kadar derneklerden, emniyet teşkilatından, askeri personelden ve birçok kurumdan bize şu geri dönüş oldu: ‘Başkanım, sizin yanınızdayız, destek vereceğiz. Ama anketlerde bunu söyleyemiyoruz.’ Hatta sendikal yapılanma olsa, diğer partilerde olduğu gibi, üye sayılarımızın oradan görülebileceğini söyleyen çok insan var. Bu konuda da çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’de 23 yıllık bir AK Parti iktidarı var. MHP köklü bir parti. CHP yılların partisi. Biz henüz birinci yılımızda olmamıza rağmen Türkiye konjonktüründe önemli bir yerdeyiz. Bizim halkla en büyük bağımız sosyal medya. Sosyal medyayı da çok iyi kullanarak sürekli iletişim hâlinde olmaya çalışıyoruz. Partimizin ilk kurulduğu dönemlerde küçük bir dezavantajı vardı. Yavuz Başkan’ın Türkiye genelinde bilinirliği yaklaşık yüzde 45 civarındaydı. Partimizin bilinirliği ise yüzde 38 civarındaydı. Şimdi bu ivmeyi biraz daha yukarı taşıdığımızda, bizim bant seviyemiz yüzde 10 dersek bunun üzerine en az 2–3 puan daha ekleneceğini düşünüyorum. Böyle bir durumumuz var.

“2026, EKONOMİ BAKIMINDAN ZOR GEÇECEK”

Kocatepe: 2026’den beklentiniz neler?

Aladağ: 2026 çok zor bir yıl olacak. Halkımız adına, esnafımız adına, ticaret yapan insanlar adına, ihracatçılar adına çok zor bir dönem bizi bekliyor. Çünkü şu anda döviz kurunda ciddi bir baskılama var. Bu nedenle yurtdışına mal satan firmalarımız, özellikle mermercilerimiz ciddi şekilde mağdur oluyor. İç piyasadaki maliyet artışlarını kur üzerinden dışarıya yansıtamadıkları için zarar ediyorlar. İç piyasada da ciddi bir para darlığı var. Esnaf ürettiğinin karşılığını alamıyor. Bugün çarşıya çıksak, birçok esnafın gün sonunda ciro yapamadığını görürüz. Bunun temel sebebi halkta para olmaması. Asgari ücret meselesi mesela… 28–30 bin lira alan bir insan kirasını mı ödeyecek, elektriğini, suyunu mu ödeyecek, mutfağını mı dolduracak, yoksa dışarıda bir şey mi yiyecek? Herkes harcamalarını minimize ediyor. Eskiden 10 tane domates alan bugün 3 tane alıyor. Ayakkabı alacak olan tamire yöneliyor. Eskiden ayakkabı tamircileri iş yapmazdı, şimdi terziler de ayakkabı tamircileri de yoğun çalışıyor. Çünkü alım gücü düştü. Hayvancılık sektörüne baktığımızda, ben yaklaşık üç-dört hafta önce hayvan pazarına gittim. Şap hastalığından sonra ilk ziyaretimdi. Şu anda şunu görüyoruz: Üretici diyor ki, “Ben bu hayvanı bu fiyattan alırsam, devlet dört ay sonra ithalatla piyasaya müdahale ederse hem zarar ederim hem emeğimin karşılığını alamam.” İnsanlar önünü göremiyor. Bu sadece hayvancılıkta değil, tüm sektörlerde böyle. Pazara indiğimizde sebzenin, meyvenin artık lüks hâline geldiğini görüyoruz. 2026’nın ilk 10 gününde nelere zam geleceğini hep birlikte göreceğiz. Asgari ücrete yapılan artış yaklaşık yüzde 28 civarında. Bunun ardından bütün sektörlerde yüzde 30–35 bandında zamlar yağacak. Emekçiye verdiğin paranın değeri nerede kalıyor? Biz bir çalışanı sabah 8, akşam 6 çalıştırıyoruz ve geldiğimiz noktada adam 28 bin lirayla ‘Ben nasıl geçineceğim?’ diye düşünüyor. Artık mesele para kazanmak değil, paranın nereden kazanıldığına bakılan bir döneme girildi. Bu durum ahlaki çöküntüye de neden oluyor. Sanal bahislerin artması, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması, insanların psikolojik dengesinin bozulması… Bunların hepsi ekonomik sıkıntılarla doğrudan bağlantılı. 2026, 2025’ten daha zor geçecek. Bunu ekonomik olarak net görüyorum. Ama seçim sürecine girildiğinde, 2027 için konuşuyorum, devlet ister istemez halkı rahatlatmak için bazı adımlar atacaktır. Bu adımlar 2026’nın sonunda mı olur, 2027’nin başında mı olur bilmiyorum ama o zaman bir miktar rahatlama olabilir. Ancak 2026 yılı hem ekonomik hem sosyal anlamda zor bir yıl olacak. Siyasi açıdan baktığımızda ise biz kendimizi çok anlatmaya ihtiyaç duymuyoruz. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin söylemleri, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemleri, CHP’deki iç kargaşa, İYİ Parti’deki istifalar, Büyük Birlik Partisi’ndeki belirsizlikler, Saadet Partisi’nin yaşadığı dağılmalar… Bunların hepsi açıkçası bize yarıyor. Çünkü bizim bugün söylediğimizle, Yavuz Bey’in 10 yıl önce söylediği şeyler aynı. Hiçbir değişiklik yok.

“YAPILACAK İLK İŞ ADALETİN SAĞLANMASI”

Kocatepe: Anahtar Parti, halkın oyuyla iktidara gelse ve gösterdiği aday da Cumhurbaşkanı seçilse ilk yapılacak iş ne olur?

Aladağ: Bence ilk yapılması gereken adaletin sağlanması olmalı. Çünkü adaletin ve hukukun olmadığı bir yerde hiçbir şey olmaz. İnsanlar güvensiz bir ortamda yaşamak istemez. Önce adaleti yerine koymak gerekir. Herkese eşit uygulama şart. Sayıştay’ın, Yargıtay’ın, Danıştay’ın düzgün ve tarafsız çalışması,  kim olursa olsun, yanlış varsa düzeltilmesi şart. Genel Başkanımız da bunu söylüyor: Bu kadar yolsuzluğa, bu kadar kayba rağmen devlet hâlâ ayaktaysa, demek ki toparlanamayacak bir durumda değiliz. Sadece muslukların ayarını yapmak gerekiyor. Biz Anahtar Parti olarak sadece tabela partisi değiliz. Eğitimden ekonomiye, tarımdan sanayiye kadar her alanda proje üreten kadrolarımız var. MYK’mızın büyük kısmı akademisyenlerden, profesörlerden oluşuyor.

YEREL GÜNDEME İLİŞKİN GÖRÜŞLER
Kocatepe: Yerel gündemle ilgili ne söylemek istersiniz?
Aladağ: Yerel gündemde çok polemiğe girmek istemiyorum. Biz haddini bilen bir partiyiz. Ama Afyon’un çok net sorunları var: Trafik, eğitim ve kentsel dönüşüm. Otopark sorunu var. Gastronomi şehriyiz diyoruz ama çarşıya gelen misafir aracını koyacak yer bulamıyor. Deprem riski çok ciddi. Eski binalar hâlâ duruyor. Eğitimde okullar yıkıldı, yenileri yapılmadı. Çocuklar ilkokul sıralarında lise eğitimi görüyor. Afyon; bakanlar çıkarmış, yıllarca iktidara destek vermiş bir şehir ama çevre iller bizi geçmiş durumda. ‘Parlayan yıldız’ deniliyor ama ben sokakta bunu göremiyorum. Hayvancılıkta kırmızı etin merkezi idik, şimdi Kırşehir bu unvanı aldı.  Ben 45 yaşındayım, çocukluğumda nasılsa Uzun Çarşı bugün de öyle. Kaldırımlar değişti ama şehir aynı.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme