En büyük başarı, millî devlet

Türk Ocakları Bölge Toplantısı, Çakmak Marble Otel’de düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, Türk milliyetçiliği fikrinin en büyük başarısının millî bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması olduğunu söyledi Türk Ocakları Bölge Toplantısı, 12 ilden Türk Ocakları temsilcilerinin katılımıyla Afyonkarahisar Çakmak Marbel Otel’de gerçekleştirildi. Bölge Toplantısı’nda konuşan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, [&hellip]

En büyük başarı, millî devlet

Türk Ocakları Bölge Toplantısı, Çakmak Marble Otel’de düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, Türk milliyetçiliği fikrinin en büyük başarısının millî bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması olduğunu söyledi

Türk Ocakları Bölge Toplantısı, 12 ilden Türk Ocakları temsilcilerinin katılımıyla Afyonkarahisar Çakmak Marbel Otel’de gerçekleştirildi. Bölge Toplantısı’nda konuşan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, millî devlet fikrinin ilk olarak Türk Ocakları’nda ve çevresinde konuşulmaya başlandığını, millî bir devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin de Türk milliyetçiliği fikrinin en büyük başarısı olduğunun altını çizdi. Gürgür, “Bugün aradan 90 yıl geçtikten sonra dönüp başka hesapların arasında bulunmak, kuruluşun temel ilkelerini tartışmaya açmak hatta bunları gereksiz görmek, birtakım ideolojik veya felsefi nedenlerle ulus devletin artık bittiğini, küresel ortamda yaşadığımızı, dolayısıyla artık bu çağda ulus devlete, üniter devlete ihtiyaç kalmadığını ifade ederek ona yönelik bir açılım yapmaya çalışmak doğrudan Türkiye devletinin temel esaslarını dinamitlemek anlamına gelir. Bunu kendi ideolojik nedenleriyle fikri veya felsefi kozmopolit düşünceleriyle ortaya koyanlar ayrı bir problemdir. 780 bin kilometrekarelik alanda beraber yaşayan ve bin yıldır bu topraklarda huzur ve beraberlik içinde hayatını devam ettirmiş bir topluma etnik fitne salmaya çalışan çevrelerin demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan hakları gibi temel evrensel kavramları kendilerine maske ederek görüşlerini bir taraftan terör yoluyla kabul ettirme ve meclis çatısı altında bunu bir siyasal açılım şeklinde ortaya koyma çalışmaları bu devleti yıkmaya yönelik bir girişimdir” dedi.
100 yıllık bir çınar
Türk Ocakları’nın 100’üncü yılında olduğunu hatırlatan Gürgür, “Dünyada buna benzer bir başarıyı gösteren bir kültür kuruluşu yok denilecek kadar azdır. Türkiye’de de Türk Ocağı dışında bu başarıyı elde eden başka bir kuruluş yok. Bu nedenle 100. yılı anlamına uygun şekil-de kutlamak hepimizin onur meselesidir. Bu ocağı kurup bize armağan eden ecdadımıza karşı sorumluluğumuzdur, en önemlisi de milletimize karşı bizim yapmamız gereken bir ödevdir. Türk Ocağı’nın geçmişinden bahsetmek, bununla övünmek hakkımızdır. Bugünleri yaşamak, yaşatmak, aynı dirilik ve canlılıkla yarınlara intikal ettirebilmek önemlidir. Türk Ocağı’nın 100. yılını kutlarken rutin çalışmaların dışında ayrı bir çalışma sergilemek zorundayız. Gelişen dünya ve Türkiye şartlarında milli şuur sahibi insanların görevlerini yapabilmeleri, toplum hayatında etkili olabilmeleri için milliyetçi düşüncenin bugün her zamankinden daha fazla diri ve canlı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Mamak’takiler de anlatmalı
Gürgür, bir grubun sadece kendilerine haksızlık yapıldığı iddiasıyla ortaya çıktığını, ancak bu ülkede her kesime zaman zaman haksızlıkların yapıldığını hatırlattı. Gürgür, Hüseyin Nihal Atsız’ın Türkçülük Davası’ndan yargılanma sürecini, Adnan Menderes’in idamı hatırlatarak “Haksızlıkların yapıldığı tek yer Diyarbakır Cezaevi değil. Mamak Cezaevi’nde yatanların da bu konuda anlatacakları var.” dedi.
“Millet şuuruna sahibiz”
Türk Ocakları Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Demir de Türk Ocakları’nın en eski sivil toplum kuruluşlarından olduğunu belirterek “Türklük kavramı bir ırkı ifade eden etnik bir unsur değildir. Milli birlik ve bütünlüğe inanmış, birlikte yaşama istek ve arzusunda olan, ortak bir geçmişe, inanç ve kültürel değerlere sahip insanlardan oluşan topluluğa millet denir. Dolayısıyla Türk Milleti olgusu sosyolojik bir kavramdır. Türkiye’de yaşayan halkın nasıl bir millet şuuruna sahip olduğu son Van depremi felaketinde de açıkça görülmedi mi? Türkiye’nin her noktası bu felaketi yüreğinin derinliklerinde hissetmedi mi? Her fert seferber olup yardım için seferber olmadı mı? Etnik fitne eski Marksist ve liberal çevrelerin de desteğiyle Türkiye’nin etnik bir mozaik olduğu safsatasını yaymaya çalışmaktadır. Özerklik, devlet hiyerarşisini reddederek egemenliğin özerk bir yönetime devredildiği, merkezî yönetimle ilişkilerin birkaç alanla sınırlı tutulduğu, valinin mahallinden seçildiği konfedere bir yapıyı öngörür. Amerika’nın kendi şartlarında uyguladığı sistemi model olarak öne sürmek Türkiye’nin şartlarıyla kesinlikle bağdaşmaz. Bu çevrelerin demokratik özerklik adıyla öne sürdükleri istekler elverişli bir ortam bulunması durumunda bağımsızlığı, ayrılmayı amaçlayan politik bir projedir. Türkiye bu oyuna gelmeyecektir” ifadelerini kullandı. (Kocatepe)

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme