“Ev karantinası akıl ve ruh sağlığını bozuyor, virüs değil yanlış tedavi öldürüyor”

“Ev karantinası akıl ve ruh sağlığını bozuyor, virüs değil yanlış tedavi öldürüyor”

SP Merkez İlçe Başkanı Orhan Arslan, koronavirüs salgınını değişik bir yaklaşımla irdeledi. Arslan, 14 gün süreli ev karantinası ile akıl ve ruh sağlıklarının bozulduğunu, çok sayıdaki ölümlerin nedeninin virüsün değil yanlış tedavi şekli ve yanlış kullanılan ilaç olduğunu iddia etti

Saadet Partisi (SP) Afyonkarahisar Merkez İlçe Başkanı Orhan Arslan, dün öğlen partide düzenlediği basın toplantısında pandemi sürecine yönelik farklı bakış açısını anlattı.

“TESTLER LABORATUVAR ŞARTLARINA GÖRE TASARLANDI”

Türkiye de 2020 yılının Mart ayında Kovid -19 adı altında bir virüsün hayata girdiğini belirten Arslan, “O günden sonra sürekli korku ve panik pompalandı. Söylediklerine göre bu virüs çok hızlı yayılabiliyordu ve öldürücü bir virüs idi. Bu yüzden tedbir almak gerekiyordu. Tedbir için test yapılması gerektiğini, maske takılmasını, en az 1,5 metre mesafe konulmasını ve sıkça dezenfektan kullanılması gerektiğini sabah-akşam tekrarlıyorlardı. Oysa yapılması istenen testler teşhis için değil laboratuvar şartlarında kullanılmak üzere tasarlanmıştı. Teşhis için kullanıldığında yüzde 97 hatalı sonuç verdiği Portekiz Mahkemesi’nce ortaya konulmuştur. Bir günde 4 defa test yaptıran bir kişinin test sonucunun ikisi pozitif, 2’si negatif çıkabiliyordu. Buna rağmen test yapılmaya artarak devam ediliyor. Maske takmanın sürecin başında zararlı olduğu söylenmişti.” dedi.

“14 GÜNLÜK EV KARANTİNASI AKIL VE RUH SAĞLIĞINI BOZUYOR”

Kovid -19 salgınının geldiği durumda her yerde maske takmanın zorunlu hale getirildiğine değinen Arslan, “Üstelik takılması istenen maskelerin ne kadar sağlıklı şartlarda üretildiği herkesin malumu iken, maskeden virüsün çok rahat geçebileceği biliniyorken ve maske ile zehir soluduğumuz ortada iken maske takma mecburiyeti getirildi. Hastalık bulaşıcı diye 1,5 metre fiziki mesafe olmalı denildi. Kovid 19 tespit edildiği söylenen bir insanın 24 saat beraber yaşadığı eşine ve çocuklarına bulaşmayan bir hastalık dışarıda karşılaştığı bir insana bulaşma ihtimali ne olabilir?  Hasta olan insanlarımıza faydasının olup, olmadığı bile bilinmeyen, yan etkileri yeterince tetkik edilmeyen ilaçlardan 8 adet sabah, 8 adet akşam yutturuldu. Hasta olan insanımızın 14 gün boyunca evden çıkmayarak akıl ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olundu. Hiçbir belirti olmasa bile hasta olduğuna, yani herkesin, sağlıklı her insanın bile aslında hasta olduğu algısı oluşturuldu.” diye konuştu.

“ÖLÜME SEBEP VİRÜS DEĞİL YANLIŞ İLAÇ KULLANIMI VE TEDAVİ”

“Tutarsızlıkları daha da artırabilirim ama sözü uzatmak istemiyorum. Şunu söylemek istiyorum.” diyen Arslan, “Sağlık Bakanı Dr. Sayın Fahrettin Koca’nın da ifade ettiği gibi bu hastalık aslında her sene yaşadığımız grip hastalığıdır. Hastalığa yakalananların en fazla binde ikisi hayatını kaybediyor. Bu hayatını kaybedenlerin büyük bir kısmı daha önceden kronik bir hastalığının olması sebebiyle hayatını kaybediyor. Bir kısmı ise yanlış ilaç kullanılmasından kaynaklanıyor. Yan etkileri olarak kalp rahatsızlığına sebep olabilecek hapları 8’erli yutan insanlar kalp krizi geçirerek hayatını kaybediyorlar. Yani ölüme sebep olan virüs değil yanlış tedavi şekli ve kullanılan ilaç.” şeklinde konuştu.

“AKLIN KULLANIMINI ÖNLEMEK İÇİN PANİK VE KORKU OLUŞTURULUYOR”

Virüs salgınının çok tehlikeli olmaması halinde neden sabah-akşam aralıksız panik ve korku pompaladığı sorusunun yanıtlanmasını isteyen Arslan şunları kaydetti: “Bu sorunun cevabı için Irkçı Emperyalizm’in inancını bilmek gerekmektedir. Onların inancına göre kendileri dünyayı yönetecek üstün ırktır ve diğer bütün insanlar onların hizmeti için yaratılmış kölelerdir. Bu inanç onların aynı zamanda hedefidir ve bu hedef için çalışmaktadırlar. Allah rahmet eylesin Necmettin Erbakan hocamız 24 Ekim 2007 yılında yapmış olduğu bir konferansta ırkçı emperyalizmin şöyle söylediğini bildiriyor, ‘Biz bugün parayı kontrol ediyoruz ama bu kontrol yetmiyor, yine de bir takım yardımlaşmalar yapılıyor, bunları önlemek için bütün dünyada bir polis devleti kuracağız. Herkesin her kıpırdayışını takip edeceğiz.’ Herkesin her kıpırdayışını kontrol etmek demek bu amaca ulaşabilmeleri için insanların sorgulamasına, aklını kullanmasına fırsat vermemek için korku ve panik havası oluşturuyorlar.”

“HERKESİ KÖLELİĞE HIZLI ŞEKİLDE SÜRÜKLÜYORLAR”

“Korksun sorgulamasın itaat etsin, itaat ettikçe daha kötüye gitsin istiyorlar. Evden çıkmasın, tek başına akıl ve ruh sağlığı bozulsun, ekonomik sıkıntılar daha da artsın istiyorlar.” iddiasında bulunan Arslan şöyle konuştu: “Maske takarak itaatkar olmayı öğrensin, mesafeli durarak kameralardan daha rahat takip edilebilsin, çip takılarak her an nerede olduğu bilinsin, herkes hasta diye kimse kimsenin yanına gelmesin ki birlikten güç doğmasın istiyorlar. Tedbir adı altında sokağa çıkmamızı, seyahat etmemizi, eğlenmemizi engelliyor, özgürlüklerimizi elimizden alıyorlar. Esnafımızı, işçimizi ve meslek erbabımızı bitiriyor, hepimizi köleliğe hızlı bir şekilde sürüklüyorlar. HES kotları ve çip vasıtasıyla tüm verileri toplamayı planlıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi ‘Az sayıda şirketin, tüm dünyanın dijital verilerini kontrol ettiği bu çarpık durum, gelecekte yaşanacak çok büyük sıkıntıların habercisidir.’ Bunları görmek gerekir.”

“DÜNYA NÜFUSUNU FAZLA GÖRENLERİN AŞISI GÜVENİLİR Mİ?”

Dünya nüfusunu fazla bulanlarca üretilen aşılara ne kadar güvenebilineceğini ifade eden Arslan şunları söyledi: “Geldiğimiz noktada aşının tek çıkar yol olduğu söylenmektedir. 40-50 yıllık grip için bulunan aşının koruyuculuğu yüzde 50 iken, 5 ayda buldukları aşının koruyuculuğu yüzde 94’e kadar çıkıyormuş. Üstelik yan etkisi de çok azmış. Ne zaman araştırıp ne zaman denediler bilmiyoruz. Faz1, faz 2, faz 3. Sadece bu aşamalar bile yıllar sürer. Ayrıca bu aşı çalışmalarında en çok adı duyulan Bill Gates daha önceki yaptığı açıklamalarda dünya nüfusunun çok fazla olduğu, dünya nüfusunun 500 milyon olması gerektiğini ifade ederek bunun aşılar sayesinde yapılabileceğini ifade ediyor. Şimdi dünya nüfusunun 500 milyon olması gerekir diyen bir isim, insanlığın kurtuluşu ve sağlığı için aşı bulacağına inanmak mümkün değildir.”

“BİRİNCİ ADIM SORGULAMA”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir konuşmasından örnek veren Arslan sözlerine şöyle devam etti: “Sayın Cumhurbaşkanı ‘Bireyi bir isim veya numaradan ibaret gören dijitalleşmenin sonu faşizme çıkar. Dijital faşizme karşı hep birlikte mücadele etmeli, hep birlikte çözüm yolları aramalıyız.’ demektedir. İşte bu mücadelenin birinci aşamasının sorgulama olduğu kanaatindeyim. İnsanı hayvanlardan ayıran bir özellik olan ‘akletme’ özelliğimizi kullanarak olayları ve sebep-sonuç ilişkilerini incelemeli ve işin sonunun nereye varacağı üzerinde kafa yormalıyız. Bunu yaptığımız zaman inanıyorum ki bir çıkış yolu bulacağız. Biz biliyoruz ki; her hesabın üstünde bir muhasip var. Yine biz biliyoruz ki; onların dağları yerinden oynatacak planları ve organizasyonları olsa bile yegâne güç ve kudret sahibi Cenabı Allah’tır.”  >> Burcu AYDIN’ın Haberi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi