“Gürültü kirliliğine karşı tedbir alınmalı”

“Gürültü kirliliğine karşı tedbir alınmalı”

SP Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Erhan Akpınar, özellikle Devlet Hastanesi bölgesinde çalışan minibüslerin “aşırı korna” çalarak gürültü kirliliği oluşturduğunu belirtti. Akpınar, “Ayrıca motor, araba, tır ve kamyonların eksozlarından çıkan seslerde vatandaşı rahatsız ediyor.
Bu iki konu hakkında İl Emniyet Müdürlüğü’nün tedbir almasını rica ediyorum” dedi

 

 

Saadet Partisi (SP) Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Erhan Akpınar, partide düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.
“İKTİDAR SORUMLULUĞUNU
YERİNE GETİRMELİ”
Erhan Akpınar, son zamanlarda toplumun birçok zor günler geçirdiğini, milletle gerçekleştirdiklerini belirttiği geçim ittifakları kapsamında düzenledikleri “Esnaf Kongresi”nde, esnaf sorunlarının dinlenildiğini ifade etti. Ekonominin bel kemiği esnafın içerisinde bulunduğu durumun görmezden gelindiğini ileri süren Akpınar, “Esnafımızın halini ‘Görmedim, duymadım, bilmiyorum’ demenin geçerliliği artık yoktur. İşte biz size gösteriyoruz, duyuruyoruz ve artık biliyorsunuz. İktidarda bulunma sorumluluğunun gereğini artık bir saniye bile geciktirmeden yerine getirmelisiniz. Biz SP olarak şu an muhalefetteyiz ve üzerimizdeki bu sorumluluğun tüm gerekliliklerini eksiksiz yerine getirmeye de kararlıyız. Vatandaşımızın sesine ses olmaya, her bir vatandaşımızın derdini kendi derdimiz kabul ederek çözüm yollarını aramaya ve paylaşmaya devam edeceğiz. Ve iktidar, bugüne kadar olduğu gibi sorumluluklarını yerine getirmemeye devam ederse; inanıyoruz ki ilk seçimde milletimiz Saadet Partisi’ni yetkilendirecek ve işte o zaman biz bu yetkilendirmenin tüm gerekliliğini bihakkın yerine getireceğiz.” dedi.
“KISKANILACAK
EKONOMİ TABLOSU YOK”
Toplumun herkesiminin büyük problemler yaşarken, iktidarın bambaşka bir Türkiye tablosu çizmeye çalıştığını iddia eden Akpınar, “İktidarın ‘ABD bizi kıskanıyor, Avrupa bize imreniyor, yakında çağ atlayacağız; onlar da çatlayacaklar, patlayacaklar.’ gibi söylemlerle algıları yönetmeye gayret ediyorlar. Keşke anlattıkları gibi olsa, keşke ortada kıskanılacak bir ekonomi tablomuz olsa sevinirdik, emin olun. Ancak maalesef yok, ne yazık ki durum hiç de anlatıldığı gibi değildir. Hem alım gücü hem hayat pahalılığı gibi pek çok konuda dünya sıralamasında, özellikle son yıllarda diğer ülkelerin epey gerisine düşmüş durumdayız. Buna pek çok örnek verilebilir ve birçok farklı ülke ile farklı konu başlıklarında kıyaslamalar yapılabilir. Bazıları, bu da nereden çıktı, diyebilir ama yine de bir misal vermek istiyorum. Son günlerde vatandaşımız, araba fiyatlarından ve bu nedenle araç sahibi olamadıklarından epey şikâyetçi. Bu konuda bir kıyas yapmanın duruma açıklık getireceği kanaatindeyim. Bakınız; artık zorunlu bir ihtiyaç haline gelen ‘otomobil sahipliği’ noktasında dünyada ne durumdayız?” diye konuştu.
“OTOMOBİL ARTIK HAYAL
EDİLEMEZ META ÜRÜN”
TÜİK verilerinden hareketle Türkiye’de en az iki aileden birinin arabasının olmadığını ifade eden Akpınar, “EUROSTAT verilerine göre ise dünya genelinde bin kişiye düşen otomobil sayısında son sıralardayız. Gelişmiş ülkeleri bir kenara bırakalım; Bulgaristan ve Romanya’nın dahi yarısından daha az ‘otomobil sahipliğimiz’ söz konusu. Günümüzde artık zorunlu bir ihtiyaç kabul edilen otomobil almak için yıllarca çalışmanın yanında; aldıktan sonraki MTV, akaryakıt, sigorta, kasko ve diğer maliyetler nedeniyle de pek çok insanımız için artık hayali bile mümkün olmayan bir meta ürün haline gelmiştir. SP olarak biz, insanımızı böylesine kötü hayat standartlarına mahkûm eden anlayışa kesinlikle razı değiliz. Biz istiyoruz ki insanımız için en temel ihtiyaçlar, ulaşılması hayal bile edilemeyen şeyler haline gelmesin. Biz istiyoruz ki gerçekten ekonomisiyle, insanlarının alım gücüyle, hayat kalitesinin yüksekliğiyle özlem duyulan ve kıskanılan bir ülke haline gelelim.” şeklinde konuştu.
“VİCDAN KİRLİLİĞİNİN
ÖNÜNE GEÇİLMELİ”
Türkiye haftalardır süre gelen iddialar karşısında yetkililerin kafalarını kuma gömdüklerini söyleyen Akpınar şunları kaydetti: “Yargı mensupları, emniyet yetkilileri, siyasiler, iş adamları, gazeteciler ve mafya liderleri aynı cümlenin içerisinde zikredilir hale geldi. Ayrıca aynı otelde tatil yaptıkları ve para alışverişinde bulundukları iddiaları dile getiriliyor. Yaşananlar karşısında yetkililerin sessizliği ise istifhamların artmasına, iddiaların doğru olabileceğine yönelik kanaatlerin pekişmesine ve kamusal vicdanın yaralanmasına yol açmaktadır. Çevre kirliliği önemli ama vicdanlar kirlenmeye başladıysa bunun önüne geçmek imkânsız gibi. Tövbe etmekten başka çareleri yok! Bir müsilaj problemini çözemeyenlerin ülkenin problemini çözmesi imkânsızdır. Totaliter rejimler için sopa neyse bizim gibi ülkeler için de propaganda ve medya kuruluşları odur. Ülkemizde son yıllarda medyanın ne hale getirildiği ise zaten hepimizin malumudur. Şimdi ortaya atılan iddialar ve yaşanan son gelişmeler, bu düzenin nasıl tesis edildiğini, yargı-medya-sermaye düzeninin iktidara bağımlı yapısını ve bu kötü yönetme halinin ürettiği siyasi sonuçları gözler önüne serdi. Meğer vatandaştan, KYK borçlusu gençlerden alacağını söke söke alan devlet, kimlere göz yumuyormuş. Meğer çiftçiye, esnafa, vatandaşa destek olması gereken Ziraat Bankası; aslında kimlere, hangi amaçla kıyak çekiyormuş.”
“SERMAYE DÜŞMANI DEĞİLİZ DENKLEM TERSİNDEN İŞLİYOR”
Ziraat Bankası’nın Türkiye’de tarımı ve hayvancılığı destekleyip; çiftçiye, köylüye, vatandaşa destek olmak amacıyla kurulduğunu belirten Akpınar sözlerine şöyle devam etti: “Anlaşılan, burada denklem tersinden işliyor. Fakirden alıp zengine veriliyor, işçiden alınıp patrona veriliyor, esnaftan alınıp müteahhide ve medya holdinglerine veriliyor. Şunu da söyleyeyim; hiçbir zaman sermaye düşmanlığı yapmadık, yapmayız. Dürüst iş adamlarımızın arkasındayız. Ama siz memleketin içine sürüklendiği problemlerin yükünü vatandaşımızın sırtından alacağınıza onun sırtına vurursanız, buna rıza göstermeyiz. Ayrıca iddialarda adı geçen şahıslar, nasıl bir ihtiyaç duydular da milyon dolarlık kredi çekerek bir medya kuruluşu satın aldılar? Bu nasıl bir ihtiyaçtır, bu neyin desteğidir? Paran yoksa neden medya kuruluşu satın almaya kalkıyorsun. Hadi, aldın diyelim neden ödemiyorsun? 2008 yılında bir medya kuruluşunun satışında da buna benzer olaylar yaşanmıştı. Şimdi haklı olarak soruyoruz; 13 sene evvel Vakıf Bankası’ndan alınan kredi geri ödendi mi, ödenmedi mi? Bu konuların hepsinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Buradan açık çağrıda bulunuyorum; adaletten emniyete, iş dünyasından siyaset kurumuna ve devletin tüm kılcallarına varıncaya dek ortalığı saran bu müsilajdan ülkemiz bir an evvel arındırılmalıdır.”
“HASTANE ÖNÜNDEKİ MİNİBÜSLER SES KİRLİLİĞİ YAPIYOR”
Afyonkarahisar’da rahatsız edici bir ses kirliği yaşanıldığını aktaran Akpınar şöyle konuştu: “Özellikle Devlet Hastanesi Bölgesinde çalışmakta olan yolcu münibüslerinin aşırı korna çalmaları, cenazesi ve hastası olan vatandaşlarımıza aşırı rahatsızlık vermektedir. Ayrıca gerek motor, araba, tır ve kamyonların eksozlarından çıkan ses vatandaşlarımızı rahatsızlık vermekte bu iki konu hakkında ilimiz emniyet müdürlüğünün tedbir almasını rica ediyorum.”
“KIVRANANLAR HESAP VERMELİ”
SP olarak bugüne kadar milletin alın terine, emeğine ve tek kuruşuna el uzatmadıklarını dile getiren Akpınar şunları söyledi: “SP olarak bu nedenle hiç karnımız ağrımıyor, Allah’a hamd olsun. Ayrıca milletimiz müsterih olsun; bu iddiaların araştırılmasının, soruşturulmasının, çiğ yiyenlerin, milletin hakkını gasp edenlerin ve bu yüzden bugün dile getirilen iddialar nedeniyle karın ağrısından kıvrananların da hesap vermesi gerekliliğini her fırsatta ve her zeminde dile getirmeye devam edeceğiz.” >> Burcu AYDIN’ın Haberi

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi