Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

“Laik Cumhuriyeti, üniter devlet yapısını gözümüz gibi korumalıyız”

ADD Genel Başkanı Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt, Türkiye coğrafyasında laik Cumhuriyet, üniter ulus devlet güvencesi olmazsa, tek yumruk olmuş bir ulus ve onun devleti olmazsa, devletin laik esaslar üzerinde hayatını devam ettirmemesi halinde asla bütün kalınamayacağını söyledi. Bozkurt, “Laik Cumhuriyeti ve üniter devlet yapısını gözümüz gibi korumalıyız” dedi

“Laik Cumhuriyeti, üniter devlet yapısını gözümüz gibi korumalıyız”

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt, dernek üyeleriyle birlikte MCG Çakmak Otel’de dün öğleden sonra Cumhuriyetin 100’ncü kuruluş yıldönümü ve ADD Kocatepe Kampı hakkında basın açıklaması yaptı.
“AFYON BÜYÜK TAARRUZUN YAPILDIĞI KUTSAL TOPRAKLARDIR”
Toplantının açış konuşmasını ADD Afyonkarahisar Şube Başkanı Veli Cengiz yaptı. Cengiz, dernek şubesi olarak Büyük Zafer’in 101. yıldönümü ve Cumhuriyetin 100’ncü kuruluş yıldönümü nedeniyle etkinliklerde yer almaktan büyük bir kıvanç duyduklarını söyledi. Cengiz, “Bu topraklara, kutsal topraklar diyoruz. Çünkü ülkemizin birliğinin, bütünlüğünün beraberce yol almanın, üretmenin ilk başlangıç noktası bu kutsal topraklarda gerçekleşmiştir. Ben bu toplantıda Sevgili Genel Başkanım ve yönetim kurulu üyelerimizin düşüncelerini basın aracılığıyla kent kamuoyu ile paylaşmasını Afyon için kazanç olarak görüyorum. İnşallah daha güzel günlerde, daha farklı yerlerde yine beraberce toplantılar yaparız.” dedi.
“BÜYÜK TAARRUZ DÜNYA TARİHİNDE ÖRNEKTİR”
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt, dernek olarak her yıl 23 Aralık’ta mutlaka Menemen’de olduklarını, 26 Ağustos tarihindede mutlaka Afyonkarahisar’a geldiklerini söyledi. Bozkurt, “26 Ağustos tarihinde Afyonkarahisar’da hem gençlik kampımızı yapıyoruz. Hem de Zafer Yürüyüşüne katılıyoruz. Daha sonra da bilindiği üzere törenler devam ediyor. Değerli Afyon Şube Başkanımız Veli Cengiz’in ifade ettiği üzere gerçek anlamda Türk ulusu için, Anadolu insanı için son derece önemli yaşanmışlıkların olduğu bir coğrafyada, Afyonkarahisar’dayız. Kocatepe’deyiz. Türk ulusu çok uzun yıllar büyük zorluklar yaşadı. 1683 yılında 2. Viyana kuşatmasından itibaren bir önceki devletimiz Osmanlı İmparatorluğu sürekli yenilgilerle hep geriledi. Biz bu gerilemeyi ancak 1915 yılında Çanakkale’de 1921 yılında Sakarya’da durdurabildik. Ama 239 yıl, 1683 yılından itibaren hiç taarruz savaşı yapmamıştık. İlk taarruz savaşımız, Büyük Taarruz’dur. O da 12 milyon Anadolu insanının kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla neyi varsa üçün ikisini vererek donattığı ordusuyla, İnebolu’dan cepheye, cephane taşıyan kadınlarıyla verilen mücadeledir. Büyük Taarruz’da yine askerlere mermi sandığı taşırken şehit olan Bozkırlı Ömer oğlu Hüsnü’nün 8 yaşındaki çocuklarıyla bir milletin dünya tarihinde ilk defa topyekûn yürüttüğü bir antiemperyalist ulusal bağımsızlık savaşının son hücumunun yaşandığı topraklardayız. 25 Ağustos’u 26 Ağustos gecesine bağlayan 101 yıl önce sabaha karşı 5.30’da top atışıyla başlayan Büyük Taarruz İngiliz Genel Kurmayı’nın ‘Türkler bu mevzileri 6 ayda aşarlarsa, 6 günde açılmış gibi sevinebilirler.’ lafına bakılarak olmayacak bir şeyi gerçekleştirmiş ve o mevzileri 6 saatte darmadağın etmişlerdir. Yunan ordusu 48 saat içinde bozulmuştur. Dördüncü günün sonunda yani 30 Ağustos’ta da zafer kesinlik kazanmıştır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın, ‘Ordulular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri.’ emrini alan Türk ordusu yine insan fizik kapasitesinin çok üzerinde bir yürüyüşle 400 kilometre yolu 9 günde alarak 9 Eylül akşamı Belkahve’de ve İzmir’de olmuştur. 8 Eylül tarihini 9 Eylül’e bağlayan gece Mustafa Kemal Belkahve’den alevler içindeki İzmir’i seyrederken yanındaki İsmet Paşa’ya ‘Bir rüya görmüş gibiyim İsmet. Gerçekten o 3 yıl, 3 ay, 22 gün yaşananlar 19 Mayıs 1919 tarihinden itibaren 3 yılda yaşananlar rüya olarak görse inanması güç gelir. Ama Türk ulusu bunu başarmıştır.” diye konuştu.
“MİLLETİMİZ OLMAYACAK İŞLERİ BİRLİKLE BAŞARMIŞTIR”
“Türk Milletinin Büyük Zafer öncesi içinden namuslu bir evladını Samsun’a çıkarıp onun peşine düştüğü için bugün bizler varız.” diyen Bozkurt, “Milletimiz bir namuslu evladını Samsun’a çıkarmıştır. Onun peşine düşmüştür. Bütün ihanetlere, bütün yoksulluklara, bütün yokluklara rağmen bunların hepsini aşarak gerçekten olmayacak işleri başarmıştır. Buna mucize diyenler olmuştur. Mustafa Kemal’in cevabı şudur. ‘Bizim mucizelerle işimiz yok. Biz ne yaptıysak akılla, bilimle ve milletimize güvenle yaptık.’ demiştir. Gerçekten öyle bir milletin evlatlarıyız ki dünyada bir örneği daha yoktur. Bakın bu coğrafyadan Sevr Antlaşması’yla Anadolu Türklüğü’nü Asya steplerine sürmek isteyen emperyalistlerin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra imzalattıkları ona yakın anlaşma içinde tek uygulanamayan Sevr Antlaşması’nın çöpe atılmasıyla var olmak başarılmıştır. Türk ulusunun çoluğuyla çocuğuyla, kadınıyla, erkeğiyle başardığı bu mücadeleyi dünyada başarabilen başka bir ulus yoktur. O kadar önemli topraklar üzerindeyiz ki eğer burada yani Afyonkarahisar’da 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz başarıya ulaşamasaydı yani İngilizlerin, Fransızların ve İtalyanların desteklediği Yunan ordusu Türk ordusunu mağlup etseydi inanın bugün Anadolu’da Türklük diye bir varlık asla olamazdı. Aynı Yugoslavya gibi aynı bugünün Irak’ı gibi, Suriye’si gibi paramparça olmuş bir toprak üzerinde bölük pörçük ne olduğu belli olmayan millet olma şansını bulamamış bir hale dönerdik. O bakımdan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün Kuvayi Milliye kahramanlarımıza, kadın erkek, çoluk çocuk bütün aziz şehit ve gazilerimize şükranla doluyuz.” şeklinde konuştu.
“LAİK CUMHURİYET ÜNİTER DEVLET YAPISI GÜVENCEDİR”
“Bu önemli günde 25 Ağustos 2023 Cuma günü Afyon’da söyleyebileceğim son sözler şunlardır.” diyen Bozkurt, şöyle konuştu: “Kuvayi Milliye’yi ulusal bağımsızlık savaşını, Mustafa Kemal Atatürk’ü, İsmet Paşa’yı, Kazım Karabekir’i, Fevzi Çakmak’ı diğer bütün subayları, komutanları ve ordumuzu küçültmeye çalışanlar, yurt dışında olsa anlaşılabilir. Ama maalesef kendi içimizden de hainler çıkıyor. İsmet Paşa’nın dediği gibi ‘Kendi içinden, bizden daha fazla hain çıkaran bir başka millet yoktur.’ diyor. Doğru söylüyor. Bugün de bunların örneğini görüyoruz. ‘Keşke Yunan kazansaydı.’ diyebilecek kadar alçaklaşan örnekler görüyoruz. Kurtuluş Savaşı’nın aslında bir savaş olmadığını söyleyen adının önünde profesör yazan güya tarihçiler görüyoruz. Bunların hiçbiri tabii ki bizim evlatlarımızın zihninde yer etmiyor. Ama şunu bilmeliyiz. Eğer bu coğrafyada laik cumhuriyet ve üniter ulus devlet güvencesi olmazsa bunun altını çizmek istiyorum. Laik cumhuriyet ve üniter ulus devlet güvencesi olmazsa yani birbiriyle ırk cins, etnisite, mezhep farkı gözetmeksizin tek yumruk olmuş bir ulus olmazsa onun devleti olmazsa o devlet laik esaslar üzerinde hayatını devam ettirmezse asla bütün kalamayız. Bunun örnekleri her yerde görülüyor. Etrafımıza bakın. Suriye örnektir. Irak örnektir. Libya örnektir. Somali örnektir. Sudan örnektir. Mısır örnektir. Bütün bir Afrika kıtası örnektir. O bakımdan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve sevgili ecdadımızın bize bıraktığı bu mirası bu laik cumhuriyeti ve üniter ulus devleti gözümüz gibi korumalıyız. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin varlık nedeni de budur.”
“ADD OLARAK VARLIK NEDENİMİZ EMPERYALİSTLERLE MÜCADELEDİR”
Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı: “1989 yılında Muammer Aksoy ve arkadaşları bu derneği kurarken aynen onu söylemişlerdir. ‘Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fani vücudunun aramızda bulunmamasından yararlanan iç ve dış güçler bu cumhuriyeti yıkmak, laik cumhuriyeti yok etmek, çocuklarımızın geleceğini karartmak, aydınlanma devrimlerini geçersiz kılmak için bir eylemlik halindeler. Bizler bu eylemliliği sonuçsuz bırakmak için bir araya geldik ve bu derneği kurduk.’ demişlerdir. ADD olarak varlık nedenimiz budur. Bu nedenle 342 şubemiz, 70 temsilciliğimiz, 10 binlerce üyemizle, hepimiz var gücümüzle bu cumhuriyete yönelik tehlikeleri bertaraf etmeye uğraşıyoruz. Bu tehlikeler içeriden de gelebiliyor, dışarıdan da gelebiliy