- Haberler
- Genel
- Millet Parti İl Başkanı Selahattin Genç: Afyon'un Trafik Sorunun Çözümü İçin Ulusal Yarışma Açalım
Millet Parti İl Başkanı Selahattin Genç: Afyon'un Trafik Sorunun Çözümü İçin Ulusal Yarışma Açalım
Millet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Selahattin Genç, 2025 yılında yaşanan gelişmeleri, 2026 yılından beklentileri Gazeteniz Kocatepe'ye değerlendirdi. Genç, Afyonkarahisar'ın otopark ve trafik sorunun çözülmesi için ulusal yarışma açılması önerisinde bulundu
Siyasi partiler arasında Genel Merkez Yönetimleri’nde en çok Afyonkarahisarlı’nın görev aldığı Millet Partisi, Afyonkarahisar’daki teşkilatı ile ayakta. Millet Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Selahattin Genç, 2025 yılı değerlendirmelerini, 2026 yılı beklentilerini ve uygulaması gereken projeleri Gazeteniz Kocatepe ile paylaştı.
Kocatepe: Başkanım, 2025’i geride bıraktık, 2026’ya başladık. 2025 hem ülke için hem de Millet Partisi için nasıl geçti?
Millet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Selahattin Genç: 2025, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bana göre en kötü yıllardan biri olarak geçti. Birincisi, Terörsüz Türkiye projesi adı altında Türk Milleti, başta Meclis’teki DEM Parti ve onun dağdaki uzantısı olan PKK karşısında adeta savunmasız bırakıldı. Bugün sosyal medyaya baktığınızda Türk Milletine yönelik küfür, hakaret, aşağılama alabildiğine sürüyor. Bir Türk vatandaşı kendini savunduğu anda ise hemen ırkçı damgası yiyor. Karşı taraftaki insanlar her türlü hakareti yapabiliyor ama herhangi bir yaptırımla karşılaşmıyor. 
Bu durum Türk milletini derinden yaralıyor. Türk Milleti bugün başsız bırakılmıştır. Apo denilen cani, umut hakkına değil, hesap verme hakkına sahiptir. Bu proje Cumhuriyet tarihinin en kötü projelerinden biridir ve biz buna kesinlikle karşıyız. İkinci büyük mesele hayat pahalılığıdır. 2025, 2024’e göre çok daha ağır bir geçim sıkıntısıyla geçti. İnsanlarımız umutsuz ve çaresizdir. Çünkü insan önce karnını düşünür.
Bugün vatandaşın büyük bölümü, ‘gıdadan başka hiçbir şeye para ayıramıyoruz’ diyor. Kirada olanlar ise daha da zor durumdadır. Üçüncü mesele emekli maaşlarıdır. Geçmişte aylık bağlama oranı yüzde 70’ti. Bugün o oran korunmuş olsaydı emekliler 40-45 bin lira alacaktı. O zaman emekli ailesini rahat geçindirirdi. Ama emekli, siyasi mücadeleden uzak kalsın, sadece geçim derdiyle boğuşsun diye bilinçli şekilde yoksulluğa mahkûm edilmiştir. Bir diğer konu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı başta olmak üzere bazı belediye başkanlarının yargılanmadan tutuklanmalarıdır. Bizim partimizden değiller ama adalet herkes için olmalıdır. Tutuklama istisna olmalı, yargılama esas olmalıdır. Adaletsiz bir ülkede huzur olmaz.
Bugün iktidar ‘adamına göre muamele’ anlayışıyla hareket etmektedir. Belediyeler arasında açık ayrımcılık vardır. Oysa bu belediyelerin yönettiği herkes bu ülkenin vatandaşıdır. Biz iktidarı partizanlıktan değil, adaletten yana olmaya davet ediyoruz. Bir diğer büyük mesele Suriye’dir. Rahmetli Aykut Edebali yıllar önce, ‘Suriye’ye giren çıkamaz, orası bataklıktır’ demişti. Bugün aynen dediği gibi oldu. Kuzey Suriye’de, ABD ve İsrail destekli yapılar eliyle bir Kürt devleti kurulmaya çalışılıyor. Bu yapıların Kürtlerle değil, emperyalizmle ilgisi vardır. Türkiye İran, Irak ve Suriye hattında kuşatılmaktadır. DEM çevreleri artık Doğu Anadolu’ya açıkça ‘Kürdistan’ demektedir.
Türk milletinin merhametini istismar ederek bölücülük yapılmaktadır. Gerçek Kürt kardeşlerimizle hiçbir sorunumuz yoktur. Sorunumuz, emperyalist projelere taşeronluk yapan terör yapılarıyladır. PKK, YPG gibi örgütler planlı emperyalist güçlerin zalimleridir. Türk'e hiç acımazlar, Müslüman'a hiç acımazlar. İşte Suriye'de 2025 yılının en büyük bizce sorunlarından birisi. Bu arada şunu söylemek gerekir: Türkiye hakkında ileri geri konuşan ve Kürt kimliğine sığınanların aileleri mutlaka Ermeni’dir.
Bir diğeri de Türkiye hızlı bir şekilde 2025'te bu daha ortaya çıktı. Büyük bir nüfus kuraklığına doğru gidiyor. Bunun sebebi hükümetin uygulamış olduğu ekonomik politika. Bu politikadan dolayı insanımız birincisi evlenemiyor. İkincisi evlenirse çocuk yapamıyor. Bir bez parasının, bir mama parasının, bir okul parasının hakkından gelmek mümkün değil artık. Aldığı maaş belli, giderler belli. Yani bir bebeğin aylık bez parası, aylık bez parası 2 bin lira. Mama parası 4 bin, 5 bin lirayı buluyor kalitesine göre. Sen şimdi bu bebeği nasıl büyüteceksin, nasıl ortaya çıkaracaksın? O yüzden insanımız bir, evlenmiyor
Bir diğer önemli başlık nüfus meselesidir. Türkiye hızla nüfus kuraklığına gidiyor. Gençler evlenemiyor, evlenen çocuk yapamıyor. Bez, mama, okul masrafları bir ailenin belini büküyor. Bir bebeğin aylık masrafı 6-7 bin lirayı buluyor. Bu şartlarda aile kurmak cesaret ister. 2025 Aile Yılı ilan edildi ama içi doldurulmadı. Devlet, evliliği ve çocuk sahibi olmayı teşvik edecek sosyal ve ekonomik politikalar üretmek zorundadır. Avrupa ülkeleri bunu yapıyor, biz yapmıyoruz.
Kocatepe: Millet Partisi açısından 2025 nasıl geçti? Kongre süreci ve genel merkez çalışmaları hakkında neler söylersiniz?
Genç: Millet Partisi bir dava partisidir. Bizde kongreler bir rekabet değil, bir bayrak yarışıdır. Kavgayla, hizipleşmeyle değil; birlik, beraberlik ve istişareyle yürürüz. Karşımıza çıkabilecek çok kıymetli dava arkadaşlarımız var. Ama bu bir koltuk yarışı değil, hizmet nöbetidir.
12’nci Genel Kurultayımızı Nisan ayı içinde gerçekleştirdik. Biliyorsunuz, Merhum Bilge Lider Aykut Edibali, Afyonkarahisarlı’dır, Sandıklılı’dır. Biz de Genel Başkanımız Cuma Nacar’ın liderliğinde Edibali’nin bayrağını taşıyoruz. Millet Partimiz, Afyonkarahisar’ın Genel Merkez’de en çok temsil edildiği parti olmasıyla da öne çıkıyor. Çağrı Sarıgül, Genel Başkan Yardımcımız. Merve Şanlı ile birlikte ben Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesiyiz. Hasan Akçay, Haysiyet Divanı Üyemiz. İsmail Gün, Disiplin Kurulu Üyemiz. Ali Özkalp ise yedek MKYK Üyemiz’dir.
Biz Millet Partisi olarak 2025’te Terörsüz Türkiye adı altında yürütülen aldatmaca projeye karşı Türkiye genelinde bir uyarı çalışması yaptık. Sizi de ziyaret ettik. Milletimize dedik ki: Uyan. Çünkü uyanmayan milletler, tarihte ebediyen uyurlar. Biz teröre herkesten fazla karşıyız. Ama bebek katilini meşrulaştırarak, onu siyasi aktör haline getirerek terör bitmez; terör büyür. Geçmişte Diyarbakır’da, Ankara’da teşkilat mensuplarımız teröristler tarafından şehit edildi. Bu davayı bedel ödeyerek yürüttük. O yüzden Terörsüz Türkiye’yi samimiyetle isteriz ama emperyalizmin projelerine alet edilerek değil.
Kocatepe: Başkanım, yerel anlamda Afyonkarahisar’ın en büyük sorunlarını nasıl görüyorsunuz?
Genç: Merkezi yönetimde yaşanan sıkıntıların bir yansıması da yerelde görülüyor. Afyon’un bugün en büyük sorunlarından biri trafik ve otopark meselesidir. İnsanlar araçlarını koyacak yer bulamaz hale geldi. Şehir plansız büyüdü. Bir tarafta gökdelenler, bir tarafta üç katlı binalar… Yukarıdan bakıldığında şehir adeta düğüm olmuş durumda. Bunun mutlaka bilimsel bir yöntemle ele alınması gerekiyor.
Afyon trafiği ve otopark sorunu için Türkiye genelinde mimarların, şehir plancılarının, mühendislerin katılacağı bir proje yarışması açılmalı. 1960’lı, 70’li yıllarda yapılan şehir planlamasına baktığınızda, Kale’nin etrafından çıkan yolların merkeze rahatça bağlandığını görürsünüz. O günün aklı, bugünün teknolojisinden daha planlıydı. İkinci büyük sorun konut fiyatlarıdır. Afyon’da ev almak neredeyse imkânsız hale geldi. Eskişehir, Isparta, Burdur hatta İzmir’de bile bazı semtlerde Afyon’dan daha ucuz konutlar var. Bu kabul edilebilir bir durum değil. İnsanlar ev sahibi olamıyor, kiracı-ev sahibi arasında ciddi gerilimler yaşanıyor. Hatta bu gerilimler cinayetlere kadar varabiliyor. ‘Ahirette iman, dünyada mekân’ denir. Mekânsız insan huzursuz olur, huzursuzluk topluma yayılır. Üçüncü olarak Afyon’da hayat pahalılığı ciddi biçimde arttı. Afyon eskiden ucuz bir şehirdi.
Yolların kesiştiği noktada olduğu için sebze-meyve bol ve uygun fiyatlı olurdu. Bugün pazara gidiyorsunuz; elma 60-70 lira, armut 90 lira, portakal 50 liradan aşağı değil. Vatandaş yarım kilo, bir kilo alıp çıkıyor. Cumartesi pazarına özellikle gidiyorum, hem alışveriş hem de halkın halini gözlemlemek için. İnsanların poşetleri boş. Afyon artık Eskişehir, İzmir, İstanbul gibi pahalı şehirler ligine doğru gidiyor. Oysa Afyon’un cazibesi; öğrenci, memur ve emekli için yaşanabilir, ucuz bir şehir olmasıydı. Bu avantaj kayboluyor. Denetimsizlik çok büyük sorun. Belediyelerin, merkezi idarenin fiyat denetimlerini ciddi şekilde yapması gerekiyor. Aksi halde fahiş fiyatlar artarak devam eder.
Kocatepe: Merhum Aykut Edebali’nin mücadelesi hakkında neler söylersiniz?
Genç: Aykut Edebali, son yüz yılın en büyük Türk mütefekkir ve siyaset adamlarından biridir. Legal mücadeleden asla sapmamış, gençleri şiddete bulaştırmamış, meşruiyet ilkesini esas almış bir liderdir. Siyaseti ilimle, ahlakla ve devlet aklıyla yapmayı öğütlemiştir. Kıbrıs’tan ekonomiye, eğitimden dış politikaya kadar her konuda eserleri vardır. Milliyetçi, muhafazakâr ve İslami camiayı birleştiren nadir şahsiyetlerden biridir. Refah Partisi, MÇP ve IDP ittifakını bir araya getiren de rahmetli Edebali’dir. ‘Bu millet birleşirse ittifakımız yüzde 16’dan aşağı oy almaz’ demiş ve dediği çıkmıştır. O’nun en net teşhisi şudur:
Kürt sorunu yoktur, bölücülük sorunu vardır. Bugün yaşadığımız her krizin temelinde de bu tespit yatmaktadır.
Kocatepe: Millet Partisi iktidara gelirse ilk değiştireceği sistem ne olur?
Genç: Birinci işimiz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni kaldırmak olacaktır. Türkiye’yi bu sisteme sürükleyenler bile bugün bunun yanlış olduğunu kabul etmektedir. Parlamenter sisteme, başbakanlığa geri dönülecektir. Çünkü bu sistem Türkiye’yi kaosa sürüklemiştir. İkinci olarak Kıbrıs meselesi kökten çözülecektir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ya Türkiye’ye ilhak edilecek ya da Türkiye’ye bağlı özel statülü bir yapı haline getirilecektir. Kıbrıs, Misak-ı Milli’nin devamıdır.
Milletvekilliği ve bakanlık emekliliği kaldırılacaktır.
Milletvekili maaşı, en yüksek devlet memuru maaşını geçmeyecektir.
Hazine yardımı alan partilere son verilecektir.
Seçim barajı yüzde 1’e düşürülecektir.
Emekli aylık bağlama oranı yeniden yüzde 70’e çıkarılacaktır.
En düşük emekli maaşı 30 bin TL’nin altına düşmeyecektir.
Su, toprak, çevre ve gürültü kirliliği devletin ana güvenlik meselesi kabul edilecektir.
Denizden içme suyu üretme projeleri acilen hayata geçirilecektir.
Avrupa Birliği meselesi referanduma götürülecektir. Avrupa Birliği’ne girip girmeyeceğimize milletimiz karar verecektir.
Kocatepe: 2026’dan beklentiniz nedir?
2026’yı şu şekilde görüyoruz: Birincisi, “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen ama aslında ABD ve Avrupa Birliği’nin Kürdistan projesine hizmet eden sürecin, Türk milletinin yararı gözetilerek boşa çıkarılması. Çünkü Türkiye bugün açık bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Biz buna varlık ve beka meselesi diyoruz. En büyük sorun budur.
İkincisi, hayat pahalılığının önüne geçilmesidir. Hayat pahalıysa insanlar geleceğe umutla bakamaz. Karnını doyuramayan, geçimini sağlayamayan bir toplumdan bilimde, teknolojide, tıpta büyük atılımlar bekleyemezsiniz. Bugün nice genç tıp fakültesini kazanıyor ama okuyamıyor, geri dönüyor. Sebep çok basit: Ailesi masraflarını karşılayamıyor. Lisans öğrencisinin aldığı 4 bin liralık krediyle bugün bir şehirde yaşamak mümkün mü? İstanbul’da bir akşam yemeği faturası 7 bin lirayı bulabiliyor.
İnsanlar kirayı nasıl ödesin, nasıl okusun?
Hayat pahalılığıyla birlikte emeklilerin durumu da acilen düzeltilmelidir. Bu insanlar 30–40 yıl bu devlete hizmet ettiler. Bugün aldıkları maaşla insan onuruna yakışır bir hayat sürmeleri mümkün değil. Emekli aylıkları derhal yükseltilmelidir. En az 30 bin liranın altında emekli maaşı olmamalıdır. Dul ve yetimler de aynı şekilde korunmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti kimsesizlerin kimsesi olarak kurulmuştur. Yetimi, yoksulu, çaresizi korumak devletin asli görevidir. 4-5 bin lirayla, 7 bin lirayla bu ülkede kimse geçinemez. Bir kilo balığın 1200 liraya çıktığı bir ülkede bu rakamlarla yaşam mümkün değildir.
Türk Lirası’nın bu kadar değer kaybetmesi bir onur meselesidir. Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan insanlar gelip Türkiye’de daha rahat alışveriş yapabiliyorsa burada ciddi bir itibar kaybı vardır. Türk parasının değeri mutlaka yükseltilmelidir.
Bir diğer konu, belediyelere yönelik siyasi ayrımcılıktır. Bu kesinlikle sona ermelidir. Eğer bir belediye başkanı suç işlemişse hukuk gereğini yapar, yargılar ve sandıkla gereği yerine getirilir. Kayyumla yönetim olmaz. Kayyum demek, halk iradesinin askıya alınması demektir.
Suriye politikası da acilen yeniden ele alınmalıdır. Bu mesele tek kişinin aklıyla yürütülemez. Bütün partilerin, bilim insanlarının, fikir ve düşünce adamlarının bir araya gelerek ortak bir Suriye politikası üretmesi gerekir. Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalıdır. Suriye’nin bölünmesi, Türkiye’nin özellikle Güney ve Doğu Anadolu’su için çok daha büyük sorunların kapısını açar. Türkiye komşularıyla birlikte hareket ederek bu bölünmeye kesinlikle izin vermemelidir.
Bakmadan Geçme