Öğrenci Gelişim Raporları'na Dikkat
Eğitim Bir Sen Afyonkarahisar 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Arslan yaklaşan karne zamanında Öğrenci Gelişim Raporlarını öğretmen, veli ve öğrenci açısından değerlendirdi.
Eğitim Bir Sen Afyonkarahisar 1 Nolu Şube Başkanı Mustafa Arslan, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) çerçevesinde ilkokullarda başlatılan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, öğretmenler üzerinde ağır ve bürokratik yük oluşturmakta, öğrenci gelişimini net biçimde ortaya koyamamakta, veliler için anlaşılır bir geri bildirim sunmaktan ziyade çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşmektedir. Eğitim-Bir-Sen olarak, ismi itibarıyla yeni müfredatın vizyonuyla uyumlu görünse de alanda karşılığı olmayan öğrenci gelişim raporlarının bürokratik bir veri girişi olmaktan çıkarılıp sadeleştirilmiş bir bildirim mekanizmasına dönüştürülmesi gerekmektedir” dedi.
Şube Başkanı Mustafa Arslan açıklamasına şöyle devam etti:
“Öğretmen için ağır, yorucu ve sürekli tekrar eden iş yükü oluşturuyor. Öğrenci gelişim raporları, sahada pedagojik bir araç olmaktan ziyade, amaca hizmet etmeyen ağır, yorucu ve sürekli tekrar eden bir iş yükü olarak karşılık bulmaktadır. Bu raporları hazırlamak, öğrencilerin becerilerini artırmak için çalışmak yerine yalnızca form doldurmak için zaman harcanan bir sürece dönüşmüştür. Her öğrenci için sosyal duygusal, akademik ve davranışsal boyutlarda onlarca kriteri sisteme girme zorunluluğu, ciddi bir zaman kaybına yol açmaktadır. Onlarca kriterin her öğrenci için özgün, tutarlı ve kanıta dayalı şekilde değerlendirilmesi, sahanın gerçekliğiyle uyuşmamaktadır. Sonuç olarak uygulama, öğretmeni yoran, tükenmişlik duygusu oluşturan ve eğitimin niteliğine katkı sağlamayan anlamsız bir istatistik tutma ve veri toplama yükü olarak algılanmaktadır. Ayrıca, bu ağır yük, raporların nesnelliğini yitirmesine ve sistemin mış gibi işlemesine neden olmaktadır. Öğrenciler, somut ve anlaşılır bir karne beklerken sayfalarca süren karmaşık raporlarla karşılaşmakta ve bu durum karnenin temsil ettiği motivasyonu ve heyecanı zayıflatmaktadır. Karmaşık yapısı nedeniyle öğrenciler tarafından sahiplenilmeyen bu raporlar, yol gösterici bir geri bildirim işlevi görmekten uzaktır. Raporlarda somut ve özet verilerin eksikliği, gelişimin takibini zorlaştırmaktadır. Öte yandan 1. sınıftan itibaren çocukların kategorize edilmesi, gelişim takibinden ziyade erken yaşta "etiketlenme" ve yetersizlik algısı oluşturma riski doğurmaktadır. Öğrenci gelişim raporlarında, veli ve öğrenci tarafından anlaşılır bir dil kullanılmalı, ölçülebilir hedefler ortaya konulmalı, ölçüt sayısı azaltılarak öğretmenin gözlem kalitesi artırılmalıdır. Hazırlanan raporlar, sadece öğrencinin durumunu tespit eden değil gelişimini destekleyecek somut çözüm önerileri sunmalı ve velilere yol haritası olabilecek dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır” dedi.