Türklerin, milattan sonra 400’den itibaren yünü işlemesi ile ortaya çıkan keçe, tekstilin gelişmesine rağmen özellikle kış memleketlerinde hâlâ tercih ediliyor. Anadolu’nun dört bir yanında 1500 yıllık bu geleneği sürdüren keçe sanatçıları, Afyonkarahisar’da Zafer Meydanı’nda buluştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayesinde, Afyonkarahisar Valiliği ve Mustafa Başkan Kültür ve Sanat Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen Afyonkarahisar Yaşayan Miras Festivali kapsamında Zafer Meydanı’nda kurulan stantlarda bir araya gelen keçe sanatçıları, www.kocatepegazetesi.com’a değerlendirmelerde bulundu. “YENİ NESİLLERE AKTARMA GAYRETİNDEYİM”Keçe ile ilgili yaptığı çalışmalar dolayısıyla Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu ödülünü kazanmış olan Gülenay Yalçınkaya, “Bu kadim sanatın araştırıcısı, anlatıcısı ve uygulayıcısı olarak keçe ile sanat yolculuğu sürdürüyorum. Mümkün olduğu kadar yeni nesillere aktarma gayreti içerisindeyim. Uzun yıllardır Afyonkarahisar'da keçe sanatı ile ilgileniyorum. 2013'ten bu yana da Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanını taşıyorum. Konu ile ilgili yazılarım ve kitabım var. Basılmaya hazır bir yayınım var. Sergilerimizde keçemizi tanıtıyoruz, ayrıca keçe sanatçılarıyla bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Anadolu’nun her yerinden gelen keçeciler birbiriyle tanışma ve bilgi alışverişinde bulunma fırsatı buldu. Kültür ve Turizm Bakanlığımıza, derneğimize ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğümüze teşekkür ediyoruz. Kocatepe internet sitesine de Anadolu keçeciliğine gösterdiği ilgi dolayısıyla teşekkür ederim” dedi. “KEÇE KOLLEKTİF BİLİNCİ ANLATIR”Kadim geleneği, kadim şehir Konya’da keçecilik sanatını devam ettiren Celalettin Berberoğlu ise “Babam ve dedem de keçeci. Mevlana Müzesi’nin yanında küçük bir atölyem var. bu sanatın gelecek nesillere aktarılması için çalışıyoruz. Orta Asya’da ve Kuzey Avrupa’da çok yaygın olmasına rağmen keçeciliği yaymış bir milletiz. Klasik keçe bir zorunluluktu. Özellikle dağ ve yörük hayatında çok yoğun kullanıldı. Sanayileşme ve teknoloji ile birlikte modern tarzda keçe geleneği sürdürüldü. Sufilerin keçe ve yün ile ilişkileri olmuş. Keçenin yapım aşamasında ve yünün doğallığı dolayısıyla Mevlevihanelerde keçe sanatı, bugünkü anlamda kişisel gelişim unsuru olarak kullanılmıştır. Keçe sabrı temsil eder. İçindeki üretkenliğini ortaya çıkarıyorsun. Ritim ve disiplinle çalışmak zorundasınız. Ritim yapılırken ‘Hu’ denilirdi, bu da zikirdir. Hiç kimse tek başına keçeci olamıyor. Bir ürün haline gelene kadar 15 kişinin eline değer. Ben öznesinden biz öznesine geçiştir. Keçe kollektif bilinç için en önemli araçtır” ifadelerini kullandı. 1960’TAN BU YANA KEÇECİUNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri listesine alınan, bu doğrultuda Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ödül alan Afyonkarahisarlı Ahmet Yaşar Kocataş ise şöyle konuştu: “Babamın dedesinden keçeciliği öğrendim. 70 senedir keçecilik yapıyorum. İlkokul mezunuyum. Keçecilik kaba saba görülse de aşağı yukarı 1000 senelik bir kültür var. Makineleşince bu kültür yok olmaya başladı biz yaşatmaya çalışıyoruz inşallah muvaffak olacağız. İyi ustaların elinde iyi eserler çıkacak. Buna inanıyorum. 1960'ta başladım keçeciliğe. Babam sağlam iş yapmayı severdi. Biz senelerce iyi iş yapmaya çalıştık. 2015 yılında UNESCO’dan telefon geldi, bizi de iyi ustalar arasına katmışlar. Bizi tespit etmişler. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden ödülümüzü aldık, çok mutlu olduk.”