'Alevi'nin Sünni'nin Peygamberi Bir'

TV 3 ekranlarına konuk olan Hacı Bektaş-i Veli Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Mustafa Güllü, Muharrem ayının sevinci ve hüznü bir arada yaşanan bir ay olduğunu belirterek, 'Ehl-i Beytten biri olan İmamı Hüseyin'in katledilişine üzülüyoruz, Nuh Peygamberin gemisinin karaya ulaşması nedeniyle de seviniyoruz, aşure yapıyoruz' dedi.

TV3 Televizyonunda yayınlanan Sami Türkkan’ın sunduğu ‘TV3’te Sabah’ programına konuk olan Afyonkarahisar Hacı Bektaş-i Veli Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Mustafa Güllü, Kerbela olaylarında yas-ı matem olarak yaşadıklarını söyledi.

Başkan Güllü; “Muharrem ayında genellikle bizim toplumumuz düğün, eğlence, kesici alet kullanılması, evli insanların veya eşleriyle beraber zevki şeylerden uzak kalması, tabi bunun yanında yine temizliklerimiz, her şeyimiz oluyor. Zorunlu olmadığı sürece, bir insanoğlunun zorunlu bir iş yapmadığı nedir memur değilse sakallarımızı kesmeyiz. Yani bir nevi matem ayını yas içerisinde devam ettiriyoruz” diye konuştu.

'Alevi'nin Sünni'nin Peygamberi Bir'

İKİ HADİSE AYNI AYDA YAŞANDI

Kerbela’nın üzücü bir hadise olduğunu ancak bu aylarda güzel bir hadise yaşandığına işaret eden Hacı Bektaş-i Veli Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Mustafa Güllü, şunları söyledi:
“Nuh Peygamber Efendimizin gemisinin karaya vurmasıyla beraber oradaki insanlarımızın açlığı, yemek bulamayı için orada buğdaylarla, karışımlarla orada da aynı şekilde aşureler yapıldı. Yani bir nevi oradan da geliyor. Aslında bir tarafta üzücü bir hadise varken bir tarafta da sevindirici bir hadise var. İkisini aynı arada yaşıyoruz. Aynı Ay'a denk geldiği için o şekilde aşurelerimizi hem o hem matemi yaşımızı tutarak aşurelerimizi pişiriyoruz. Bu günler kapsamında da şöyle bir ayrım oluyor. Ben bunu da biraz yanlış buluyorum açıkçası. Yani aşure günlerinde, bu 10 gün içerisinde bu sizin dediğiniz tedbirleri almak biraz Şii, alevi tarafına çevriliyor. Yani onların özellikleriymiş gibi görenler var bunu. Ben bunu da yanlış buluyorum. Çünkü bu Hz. Hüseyin ehl-i beytten bir insandı. Ehl-i beyt sevdası olan herkesin bu manada, bu günlerde dikkatli olması, tedbirli olması gerekir. İmam Hüseyin Efendimiz biliyorsunuz Peygamber Efendimizin torunu. Hz. Fatma Anamız Peygamber Efendimizin kızı. O nedenle yani bir ehl-i beyt soyundan gelen ve torunu olan Peygamber Efendimizin şimdi burada Kerbela'da oraya çağırıyorlar Kufe’ye. İşte gelin sizi biz burada ağırlayacağız, Efendimize söyleyin, biat edeceğiz diyerek. Tabi İmam Hüseyin Efendimiz oraya varıyor ama çok değişik şeylerle karşılaşıyor. Burada her türlü zulmü, işkenceyi görüyorlar. Çadırların etrafında işkenceler yapılıyor, susuz kalıyorlar, su vermiyorlar biat etmediği için. Zalime karşı hiçbir zaman boyun eğilecek bir durum yok. Ehl-i beyt soyundan gelen bir İmam Hüseyin'imizin o Kerbela'da şehit düşmesi, susuz kalması tüm İslam aleminin ve Müslüman aleminin hepimizin bir acısıdır.”

'Alevi'nin Sünni'nin Peygamberi Bir'

“YOL BİR, İSLAMİYET BİR”

Aleviliği ve yaşananları bir taraflara çekenlerin olduğu gibi yanlış anlatanların da olduğuna dikkat çeken Başkan Güllü, “Peygamber Efendimiz tüm İslam aleminin peygamberi. Nasıl bizim de peygamberimiz İslam aleminde peygamberi. Yani Alevi'nin peygamberi ayrı, Sünni'nin peygamberi ayrı değil. Hepimizin peygamberi ayrı. Yol bir, İslamiyet bir” dedi. 
Alevilerin siyasi malzeme gibi kullanılmasından da rahatsız olduklarını dile getiren Başkan Güllü, Alevilerin bir partinin arka bahçesi olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Hacı Bektaş-i Veli Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Mustafa Güllü, “Alevi toplumu bazı siyasi partiler Alevi toplumunu siyasi geleceği için siyasi partinin arka bahçesi olarak görüyorlar. Fakat Alevi toplumunda tabi verildiği bir kesim düşüncesi sol düşünce. Fakat bu sol düşünce zaman zaman kendi arasında çekişmelerle yıpranmalarla Alevi toplumu da sağ kesimlere aşağı yukarı son 5-10 yıldır diyelim kaymaya başladı. Alevi toplumunun bir insanının yüzde 90'ının sol partiye veya diyelim CHP'ye oy verecek diye bir şey yok. Tabi işte babamın vasiyetidir, şudur, budur, fakat artık Alevi toplumu da uyandı. Hangi kişi düzgünse, hangi kişi bu hizmeti götürecekse, vatana millete kim faydalıysa o partiyi de destekliyor. Yani bizler hem Alevi'yiz deyip, hem de bir tarafta hırsızlık yapan, namussuzluk yapan bir kişinin arkasından gidildiği an olmaz. Bakın Muharrem ayını konuştuk. Muharrem ayında konuştuklarımızla bu söylediklerin birbirine örtüşmez. Madem öyle yani düzgün, namuslu, şerefli kimler varsa her insanoğlu Alevi’siyle Sünni’siyle onun yanında olmak zorunda. Yani sizin demek istediğiniz şu bir siyasi görüşe bağlı kalmadan doğru olan neyse ona gidilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

Kocatepe Gazetesi - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme