Dinar Depremi'nin 31. Yılında Çarpıcı Uyarı: Fayın 42 Kilometresi Hâlâ Kırılmadı!
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Afyonkarahisar İl Temsilciliği, 1 Ekim 1995 Dinar Depremi'nin 31. yıl dönümünde bölgenin deprem gerçeğine dikkat çekti. Açıklamada, Afyonkarahisar ve çevresinde 42 diri fay bulunduğu belirtilirken, 52 kilometrelik Dinar Fayı'nın 1995'te yalnızca 10 kilometrelik bölümünün kırıldığı ve bölgedeki aktif fayların segment bazında 6,8, çoklu segment kırılması durumunda ise 7,0 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeline sahip olduğu ifade edildi.
TMMOB JMO Afyonkarahisar İl Temsilciliğinden yapılan açıklamada, “Türkiye’nin sismik açıdan en aktif bölgelerinden biri olan Afyonkarahisar coğrafyası, tarihten günümüze pek çok yıkıcı depremin gölgesinde kalmıştır. Bu acı tablonun en net milatlarından biri, 1 Ekim 1995 tarihinde, saat 17:57’de Dinar ilçemizde meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremdir. VIII şiddetindeki bu felakette 90 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 14.156 bina hasar görmüştür. Afyonkarahisar, Denizli, Isparta, Burdur ve Uşak illerinden de hissedilen deprem; özellikle Dinar’ın Yakaköy, Kızıllı ve Yapağılı mahallelerinde büyük bir yıkıma yol açmıştır.
Aradan geçen yıllara rağmen bu büyük acı tazeliğini korumakta; bölgemizin deprem gerçeğini ve bu gerçeğe karşı alınması gereken tedbirlerin hayati önemini her yıl yeniden hatırlatmaktadır. KB-GD uzanımlı Dinar Fayı, kuzeydoğusundaki Akdağ yükseltisi ile güneybatısındaki Dinar düzlüğü arasındaki sınırı temsil eder ve 52 km boyunca izlenebilir. 1995 yılında meydana gelen deprem ile Dinar-Yapağıllı arasında kalan bölgede, normal faylanma ilişkili olarak yaklaşık 10 km uzunluğunda yüzey kırığı meydana gelmiştir. Dinar Fayı’nın Kızıllı segmenti üzerindeki bu kırıklar boyunca maksimum düşey yer değiştirme 50 cm ölçülmüştür. Kırıklar yerin derinliklerinde 13 km'ye kadar ulaşmıştır. 1 Ekim 1995 tarihinde Dinar’da yaşanan bu büyük felaket, aradan geçen yıllara rağmen hafızalardaki taze yerini korumakta; bölgenin deprem gerçeğini ve bu gerçeğe karşı alınması gereken tedbirlerin hayati önemini her yıl yeniden hatırlatmaktadır.” denildi.
“GEÇEN SÜREÇTE NE YAPILDI, NEREDE EKSİK KALDIK?”
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“1995 Dinar depreminden bu yana geçen süreçte bilimsel ve kurumsal anlamda bazı önemli adımlar atılmıştır. Yapı stoku açısından 1999 yılı bir milat kabul edilmiş; güncellenen Bina Deprem Yönetmelikleri, gelişen bilgisayar programları, detaylı zemin etüt raporları ve artan malzeme kalitesi ile yapı denetim süreçlerinde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi (DUAM) gibi akademik birimlerin bilimsel çalışmaları, İl AFAD Müdürlüğü koordinatörlüğünde gerçekleştirilen İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) çerçevesinde yürütülen çalışmalar bölgenin afet farkındalığını artırmıştır. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından 2026 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası ile bölgedeki fay hatları çok daha detaylı bir şekilde haritalandırılmıştır. Tüm bu gelişmelere karşın, geçmiş raporlarda vurgulanan önlemlerin hayata geçirilmesinde hâlâ eksiklikler bulunmaktadır. Kentsel dönüşümün sıklıkla binadan başlatıldığı, oysa dönüşümün zeminden, yerleşime uygunluk ve detay jeoloji haritalarından başlaması gerektiği gerçeği hala yeterince içselleştirilememiştir. Diri fayların deprem potansiyellerini belirlemeye yönelik paleosismolojik hendek kazı çalışmalarının ve fay yasası standartlarının yerel ölçekte yaygınlaştırılması büyük bir ihtiyaçtır.”
“AFYONKARAHİSAR VE DİNAR YERLEŞİM ALANLARI DEPREM RİSKİ ALTINDADIR”
Afyonkarahisar ve Dinar yerleşim alanlarının deprem riski altında olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Bilimsel veriler ışığında 2026 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası verilerine göre, Afyonkarahisar il sınırları ve yakın civarında 47 adet ana fay/fay zonu bulunmakta ve bu sayı fay segmentleriyle birlikte 61 civarına ulaşmaktadır. Bunların 42’si diri fay statüsündedir, yani bu fayların deprem üretme potansiyelleri bulunmaktadır. İl genelinde yapılan son güncellemelerle 12 yeni fay ilk defa tanımlanmış, 27 fay revize edilmiş ve ilimizin deprem tehlikesinin geçmişteki bilgilere oranla çok daha yüksek olduğu tescillenmiştir. Özellikle toplam 52 kilometre uzunluğundaki Dinar Fayı’nın 1995 yılında yalnızca 10 kilometrelik kısmı kırılmış olup, henüz kırılmayan 42 kilometrelik parçanın gelecekte deprem üretme potansiyeli en büyük tehlikelerden birisidir. Bununla birlikte, MTA tarafından bu yıl tanımlanan yaklaşık 40 km uzunluğundaki Sandıklı Fay Zonu da bölge için yeni ve önemli bir deprem kaynağıdır. Bilimsel verilere göre, Afyonkarahisar’daki aktif fayların segment bazında kırılması durumunda maksimum 6,8 büyüklüğüne kadar, çoklu segment kırılması ile maksimum 7,0 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeli bulunduğu bilinmelidir. Unutulmamalıdır ki; deprem bu coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeğidir ve Dünyamızın yaşanabilir olması için gerçekleşmesi gereken bir doğa olayıdır. Depremlerle yaşamayı öğrenmek, uygun zeminlere inşa edilecek depreme dayanıklı binalardan oluşan depreme dirençli kentler kurmak ile mümkündür. 1 Ekim 1995 Dinar Depremi’nin 31. yıl dönümünde, hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; afet bilincinin hâkim olduğu, bilimin ve akılcı planlamanın rehberliğinde afete dirençli kentler ve güvenli bir gelecek diliyoruz.” ifadelerine yer verildi.
Bakmadan Geçme

