DP Lideri Uysal'dan Çerçeve Yasa Tepkisi: Öcalan Meclis'in Üzerine Çıkarıldı
DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, Çerçeve Yasa ile günümüzde PKK terör örgütünün 40 yıldır silahla, bombayla ve kanla başaramadığı siyasi sonuçların, bugün AKP-MHP ortaklığının yürüttüğü süreçle fiilen hayata geçirildiğini ileri sürdü.
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, “PKK Terör Örgütünün, Türkiye’nin doğu ve güneydoğu bölgelerinde yaşayanlar başta olmak üzere Kürt kökenli vatandaşların üzerindeki vesayetin kaldırılması gerektiğini, kendilerinin bu gibi vesayeti kurumsallaştıracak her teşebbüse karşı olduklarını belirtti. Uysal, DP olarak kendilerinin ‘çerçeve’lerinin bu olduğunu vurguladı.
“GAZİ MECLİS DEVRE DIŞI BIRAKILDI”
DP Lideri Gültekin Uysal, konu hakkında yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“Aziz Milletimiz, Bugün Türkiye, demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir süreçle karşı karşıyadır. İçeriği milletvekillerinden ve Aziz Türk Milletinden gizlenen bir ‘çerçeve yasa’, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan İmralı’nın onayına 'arz edilmiştir.' Bu tablo, millî egemenlik ilkesini zedeleyen, Gazi Meclis’i devre dışı bırakan ve millet iradesini gölgeleyen vahim bir anlayışın göstergesidir. AKP-MHP ortaklığının alışık olduğu düzene uygun biçimde Milletimizin vicdanında ve Cumhuriyetin ruhunda kabul bulamayacak her mesele önce tartışmaya açılmakta, sonra yaratılan fiili durum torbalara doldurularak yasalaşmaktadır. Bugün de böyle olmuştur. Bebek Katili'ne 'statü' arayışı 'Çerçeve Yasa' meclise gelmeden kendisine sunulması ile nihayete ermiş, milletvekilleri dahi içeriğine vakıf olmamışken Bebek Katili vakıf olmuş, onay vermiş bu hali ile Bebek Katili Öcalan yasama erkinin bir üyesi haline getirilmiş, hatta bu uygulama ile yasamanın da üzerine çıkarılmıştır. Bu, bir terör hükümlüsünün, elebaşının Gazi Meclis’in iradesi üzerinde etkili bir siyasi özne hâline getirmeye çalışmaktır. Bu, sadece hukuka değil, şehitlerimizin aziz hatırasına ve millet vicdanına da ağır bir saygısızlık, hatta Milletimize ihanettir. PKK terör örgütünün 40 yıldır silahla, bombayla ve kanla başaramadığı siyasi sonuçlar, bugün AKP-MHP ortaklığının yürüttüğü süreçle fiilen hayata geçirilmektedir. Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelesini hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, insan haklarına saygılı fakat kamu düzeninden asla taviz vermeyen bir anlayışla sürdürmüştür ve sürdürmektedir. Bu mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda anayasal düzenin, toplumsal barışın ve Türk Milleti'nin ortak geleceğinin korunması meselesidir. Buna en başından itibaren itiraz ettiğimizi, 'komisyon' toplantılarında, öncesinde ve sonrasında yaptığımız açıklamalarla belirtmiştik, yine üstüne basa basa belirtiyoruz.”
“TERÖRİSTLERİ KÜRTLERİN VASİSİ YAPACAK HER TEŞEBBÜSE KARŞIYIZ”
Milli birlik ve kardeşlik kavramlarının, silahlı yapıların gölgesinde değil; ortak vatandaşlık bilinci, eşit hak ve sorumluluk anlayışı ve hukukun üstünlüğü zemininde inşa edileceğini dile getiren Uysal, “Devlet ile terör örgütünü aynı düzlemde gösteren ya da dolaylı biçimde muhataplaştıran yaklaşımlar, toplumsal barışa hizmet etmez. Terör örgütü PKK’yı Kürt kökenli vatandaşlarımızın hamisi vasisi yapacak her teşebbüsün karşısındayız. Demokrat Parti olarak; Terörle mücadelede kararlılığın zayıflatılmasına, terör örgütlerinin herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi gibi gösterilmesine, infaz düzenlemesi adı ve perdesi arkasında binlerce insanımızın katline, ülkemizin güvenliğine, mücadele için harcanan büyük bütçeler nedeniyle garibin lokmasına sebep olmuş teröristlerin salıverilmesine karşı olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Türkiye’nin demokrasiyi işler kılmak, bir terör örgütüne imtiyaz sağlayarak, katilleri serbest bırakmaya kalkarak, etnik bölücülüğü ‘eşitlik’ olarak satmaya çalışarak değil, eşit vatandaşlık hukukunu tüm siyasi ve itikadi aidiyetlerden ari biçimde işleterek mümkündür. Terör demokrasi için değil beka için bir risktir ve bu risk teröristle pazarlık edilerek ortadan kaldırılamaz. Terörün ve teröriste destek veren her bir kimsenin, etnik bölücüğü destekleyen kim varsa her biri için demokrasi sadece bir söylemsel araçtır. Bir taraftan tedhiş eylemlerine, teröre, demokrasinin ruhunu meydana getiren insana ve insanın en temel hakkı olan yaşamaya hakkının hilafına iş görüp, diğer taraftan da bunu savunurken ‘demokrasi’ demek sahtekârlıktır, yalancılıktır.” dedi.
“GERÇEK NİYET ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN PARÇALANMASIDIR”
DP Lideri Gültekin Uysal, sözlerine şöyle devam etti:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi tezlerine, kurucu ilke ve değerlere karşı olmanın kıymet görmek için geçer akçe olduğunu gören bu aykırı tavırla ekmeğini tuttukları köşelerden, kürsülerden kazanan fonlanmış kimselerin PKK terör örgütü ve siyasi bağlantıları lehine yaptığı PR, etnik bölücülüğü ıkına ıkına demokrasi ile yan yana getiren zihniyet demokrasiden de itibardan da haysiyetten de uzaktır. 1984’ten beri başta Kürt kökenli vatandaşlarımız olmak üzere binlerce insanımızın hayatına mal olan, bölücülük üzerine kurulu siyasi anlayışın temsilcileri bir yandan ‘demokratik cumhuriyeti biz kuracağız’ gibi aldatıcı söylemlerle halkı oyalarken; öte yandan şiddet ve terörle milyonların özgürlüğünü, huzurunu gasp etmiş ve iktidardan aldıkları yüzle ‘pişman değiliz’ naraları atmışlardır. Bu çarpık demagojinin arkasındaki gerçek niyet; etnik temelli hâkimiyet ve ülke bütünlüğümüzün parçalanmasıdır. Demokrat Parti olarak temel itirazımız nettir: PKK terör örgütünü, iktidar eliyle herhangi bir etnik grubun ‘hamisi’ veya temsili konumuna yerleştirmek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Milletimize karşı işlenmiş en büyük ihanettir. Devletin kurumları ve milletin iradesi, terör örgütlerinin kuklası haline getirilemez. Hiçbir siyasi hesap, şehitlerimizin kanını, gazilerimizin fedakârlığını ve milletimizin birliğini pazarlık konusu yapma hakkı vermez.”
“BİZ TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAVUNUYORUZ
Uysal, sözlerini şöyle tamamladı:
“İktidarın iki ortağının, AKP ve MHP’nin teklifi ve siyasi hesaplarla ilgili yasaya ‘evet’ diyen muhalefet partileri PKK’yı veya liderini toplumsal muhatap haline getirmiştir. Türkiye'de temelde etnik ayrıma maruz kalmaksızın her bir vatandaş bir demokrasi ve insan hakları sorunu ile mücadele ederken bunu bir etnik grubun sorunu olarak idrak etmiş, bu hali ile bölücülüğe paye vermiştir. Biz; Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini, bütünlüğünü, laik ve demokratik esaslarını savunuyoruz. Etnik kimlikleri; vatandaşlarımızın onuru, kültürü ve zenginliği olarak korur, saygı duyarız, fakat hiçbir etnik kimliği, terör örgütlerinin siyasi amaçlarına alet etmeyeceğiz. Türkiye’yi parçalanmış, parçalı yönetimlere mahkûm etme peşindeki her girişimin karşısında dimdik duracağız. Türkiye’nin ihtiyacı, terörle arasına net bir mesafe koymuş, demokratik siyaseti güçlendiren, hukuk devletini tahkim eden ve milletimizin birliğini esas alan bir yaklaşımdır. Devletin otoritesini zayıflatan değil, demokratik meşruiyetini güçlendiren adımlar atılmalıdır. Bu açıklama sadece bir itiraz değildir. Bu açıklama, Gazi Meclis’in iradesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini ve Türk Milleti’nin ortak geleceğini savunma kararlılığımızın ilanıdır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Bu hükmün karşısında hiçbir örgüt, hiçbir pazarlık ve hiçbir siyasi hesap duramaz. Çözüm demokrasidir, adalettir, hukukun işletilmesidir. Demokrat Parti olarak bizim 'çerçeve'miz budur.”
Bakmadan Geçme