Eğitim-Sen'den Sert Çıkış: Sorumlu Kim?
KESK Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Ender Karaaslan, iktidara seslenerek, 'Eğer insanı ve yaşamı korumayacaksa bu siyaset neden var diye soruyoruz' dedi.
KESK Eğitim-Sen Afyonkarahisar Şube Başkanı Ender Karaaslan, Şanlıurfa’nın Siverek İlçesi ile Kahramanmaraş’ta birer gün arayla gerçekleşen saldırılarda çocukları, öğrencileri ve öğretmenleri kaybetmenin derin acısı, öfkesi ve sarsıntısını yaşadıklarını belirtti.
“ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN DEMEK SİYASET MİDİR?”
“Son söylenecekleri başta söyleyelim: Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz bu noktaya nasıl sürüklendi? Bu yaşananların sebebi ne? Bugünlerin sorumlusu kim?” diyen Karaaslan, “Bu yanıtlar birbirinden ayrı düşünülemez. Ülkeyi çeyrek asırdır yöneteceksin, müfredatı belirleyeceksin, öğretmeni yetiştireceksin, eğitim politikalarını planlayacaksın, idarecileri atayacaksın, ödeneği, işleyişi, kuralları belirleyeceksin, devletin tüm kurumları emrinde olacak, kendin yazıp, kendin yönetip, kendin oynayacaksın ve yaşanan hiçbir olayda sorumluluk almayacaksın. Bu şartlar altında sorumlu aramak gereksiz bir çaba olacaktır. Sorumlu tek başına oyunlardır, dizilerdir, sosyal medyadır demek yetersiz kalacaktır. Bu sorunların muhatabı çeyrek asırdır ülkeyi yöneten iktidarın ta kendisidir. Bizler üzüleceğiz, boğazımız düğümlenecek ama çözüm üretmesi gerekenler yine siz olacaksınız. Yaşanan her acıdan sonra ‘bu münferit bir olaydır’ açıklamalarını, marş okuyalım, bayrak asalım gibi popülist yaklaşımları samimi bulmuyoruz. Okullarımızda marş da okunmakta, bayrak da bulunmaktadır. Tek öneriniz, tek somut çözümünüz bu mudur? Her sıkıştığınızda ‘aman siyaset yapmayalım’ diyorsunuz. Çocuklarımız ölmesin demek siyaset midir? Eğer insanı ve yaşamı korumayacaksa bu siyaset neden var diye soruyoruz.” şeklinde konuştu.
“ÖĞRENCİLERİ YARIŞA İTEN BU SİSTEMDEN VAZGEÇİLMELİ”
Şube Başkanı Karaaslan, sözlerine şöyle sürdürdü:
“Yıllardır kulak tıkadığınız çözüm önerilerimizi bir kez daha hatırlatalım. Mesleki itibar geri verilmelidir. Bakanlığın ‘Veliyi üzeni ben de üzerim’ bakış açısı terk edilmeli, CİMER üzerinden gelen dayanaksız ihbarlar sisteme kabul edilmemelidir. Öğretmene şiddetin cezası alt sınırdan uzaklaşmalı ve ertelenemez hale getirilmelidir. Kimse ‘ifademizi verir çıkarız’ diyememelidir. Okul kapısı ‘yolgeçen hanı’ değildir. Ziyaretçiler okullara elini kolunu sallayarak değil, randevu sistemiyle girmelidir. Rehberlik reformu yapılmalıdır. Rehber öğretmenler evrak işinden kurtarılıp tamamen öğrenciye odaklanmalı, norm kadro sayısı artırılmalıdır. Veli sorumluluk sözleşmesi ile veliler olası risklerden ve yaptırımlardan haberdar edilmeli, sorumluluk altına alınmalıdır. Kadrolu güvenlik personeli istihdam edilmelidir. Geçici personelle okul güvenliği olmaz. Okullarda, okul yaş grubuna yönelik eğitim almış, kadrolu güvenlik personelleri görevlendirilmelidir. Sınav odaklı değil, insan odaklı bir eğitim sistemine geçilmelidir. Öğrencileri geleceksizleştiren, bireyselciliğe ve yarışa iten bu sistemden derhal vazgeçilmelidir.”
“EĞİTİM-SEN OLARAK MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Başkan Karaaslan, sözlerini şöyle tamamladı:
“Çocuklarını her türlü imkânın sunulduğu ayrıcalıklı özel okullara gönderen bakanların bizi anlamasını beklemiyoruz. Sözümüz velilerimizedir. Bizler, çocuklarını mahalle okuluna gönderen aileler olarak bu imkânları talep etmeli, elde edinceye kadar da kararlılıkla ısrar etmeliyiz. Eğitim Sen olarak; eğitim emekçileri ve öğrencilerimiz için nitelikli ve güvenli eğitim ortamları talep etmeye, çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin can güvenliği için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
Peki siz sendikalar olarak ne yaptınız, delege peşinde koşmaktan, o seminer bu sempozyum kovalamaktan başka