Özkaya: 2027 Bütçesi Alt Sınıflardan Üst Sınıflara Servet Transferi
Büro Emekçileri Sendikası Afyonkarahisar İl Temsilcisi Arif Özkaya,2027 yılı bütçesinin bir refah bütçesi olmaktan daha çok, alt sınıflardan üst sınıflara tarihi bir servet transferi belgesi olduğunu belirtti.
KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Afyonkarahisar İl Temsilcisi Arif Özkaya, iktidarın, emekçilere ve yoksullara “Biraz daha sabredin, bu yıl olmazsa sonraki yıllarda ekonomiyi düzelteceğiz ve refahınız artacak.” güzellemesi yaparak 2027 yılı bütçesini ve sonraki 2i yılın tahmini bütçelerini TBMM’ye sunduğunu belirtti.
“YOKSULLUĞA SABREDİLMESİ İSTENİLECEK”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın, bütçe açılış konuşmasında 2027 yılı bütçesinin “dayanıklılık, refah ve dönüşüm” bütçesi olacağını ifade ettiğini belirten Özkaya, “Sayın Yılmaz, aynı sunuş konuşmasında 2027 yılı bütçe tahminini 27,3 trilyon lira (net bütçe gideri olarak 27 Trilyon 276 Milyar TL) olarak açıklamıştır. Açıklanan bütçede faiz giderleri için yaklaşık 4 trilyon lira (3,98 Trilyon TL), sosyal güvenlik ve sosyal yardımlar harcamaları içinse bunun çok daha gerisinde kaynaklar ayrıldığı beyan edilmiştir. Bütçenin diğer kalemlerine bakmadan bile 2027 yılı bütçesinin bir refah bütçesi değil, alt sınıflardan üst sınıflara tarihi bir servet transferi belgesi olduğu görülmektedir. Hazırlanan bu bütçe, başta biz kamu emekçileri olmak üzere toplumun dar ve sabit gelirli kesimleri için sıkı para politikasının devam edeceğinin ve yoksulluğa sabretmelerinin yeniden isteneceğinin; sermaye ve servet sahiplerine ise bütçe kaynaklarının bol keseden aktarılacağının ilanıdır.” ifadelerine yer verdi.
“DAHA MAAŞ CEBE GİRMEDEN KESİLECEK”
İktidarın Eylül ayında açıklamış olduğu Orta Vadeli Program ve 2027 yılı bütçe verileri birlikte değerlendirildiğinde, hazırlanan bütçeyle emekçilere yeniden kemer sıkma politikalarının dayatıldığını belirten Özkaya, “Bütçenin omurgasını yüzde 85 oranıyla vergi gelirleri oluşturmakta olup, 2027 yılı için hedeflenen toplam vergi geliri 19,9 trilyon TL'dir. Ancak bu yükün dağılımına bakıldığında, halkın cebinden çıkan dolaylı vergiler (KDV, ÖTV) ile büyük kısmı ücretlilerin maaşlarından kaynakta kesilen gelir vergisinin toplamı, toplanacak tüm vergi gelirlerinin (19,9 trilyonun) yaklaşık yüzde 73'ünü oluşturmaktadır. Toplanması hedeflenen 5,5 trilyon liralık gelir vergisinin yüzde 93'ü (yaklaşık 5,2 trilyon TL) doğrudan işçi, memur ve ücretli çalışanların aylık bordrolarından, daha maaş cebe girmeden kesilecektir. İşçiler ve kamu emekçilerinin gelirleri ile zorunlu giderleri arasındaki makas hızla açılmakta, zorunlu tüketim vergilerindeki artışlarla ortalama bir ailenin (hanenin) aylık vergi yükü 60.000 TL ile 76.000 TL arasına ulaşmaktadır. Merkezi yönetim, 3 Trilyon 868 Milyar TL'lik devasa bütçe açığını kapatmak için tamamen yurttaşın ve emekçinin cebine yönelmiş durumdadır. Üretimden uzak, günü kurtarmaya yönelik politikalarla yandaş servet sahiplerine devasa kaynakların aktarıldığı görülmektedir. Sosyal yardım ve destekler için ayrılan 1,34 trilyon TL'nin tam 3 katı (3,98 trilyon TL) devasa faiz ödemelerine gitmektedir. Sermayeye "Vazgeçilen Vergi / Sermaye İndirimi" adı altında 4,87 trilyon TL, "Patronlara Doğrudan Destek" olarak 1,009 trilyon TL ve KÖİ (Kamu-Özel İşbirliği) Garanti Ödemeleri için yüzde 40 artışla 306 milyar TL nakit transfer edilmektedir” ifadelerini kullandı.
“18 MİLYARLIK FON VURGUNUNUN SORUMLUSU İKTİDARDIR”
BES Afyonkarahisar İl Temsilcisi Arif Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı: “Bütçenin önemli kısmının sermayeye vergi ve sigorta teşviki olarak verilmesi yetmiyormuş gibi, halk ve küçük yatırımcının kaynakları da vahşice talan edilmektedir. Bizlerin vergileri ile oluşturulan yandaş sermaye gruplarına SPK'nın gözetimi altında yağmalatılmaktadır. 18 milyar dolar tutarındaki bu fon vurgununun sorumlusu siyasal iktidarın kendisidir. Buzdağının görünen yüzünde bile 18 milyar dolar, yani yaklaşık 888 milyar 120 milyon TL'lik fon vurgunu tam 1 milyon memurun 1 yıllık maaşına ve 2 milyon 555 bin kamu emeklisinin 5 aylık maaşının tamamına eşittir! Hazine ve Maliye Bakanı 'kontrol altında' dese de bu soygunun, bu fon vurgununun faturası bütçeye, yani doğrudan halka ve emekçiye yıkılmak istenmektedir. Sermayeye vergi afları, teşvikler ve garantili ödemeler yağdırılırken; kamu emekçisine tasarruf tedbirleri, sefalet ücretleri ve vergi dilimi soygunu dayatılmaktadır. Bu, açıkça bir sermayenin yağmasını, talanını emekçi yoksul halkın sırtından aklama bütçesidir. Ve biz bu talana, bu yağmaya hayır diyoruz! Bu vurgunun sorumluları derhal istifa etmelidir. İşte bütçe fon vurgunu ve sermaye teşvikleriyle yağmalanınca, ‘doğal olarak’ bir yandan emekçilerin ücretleri düşürülmekte, diğer yandan ise en temel kamu hizmetleri paralı hale getirilmekte ve bütçeden kamu hizmetlerine ayrılan pay tarihin en düşük seviyelerine çekilmektedir. Genel kamu hizmetlerinin payı 2002'deki yüzde 42 seviyelerinden bugün yüzde 31,2'ye kadar daralmıştır. Tüm bu kamusal çöküş yaşanırken kamu borcu ise son 8 yılda 13,4 kat sıçrayarak 1 Trilyon 180 Milyar TL'den 15 Trilyon 893 Milyar TL'ye ulaşmıştır. Bu bütçe aynı zamanda bir savaş bütçesidir. Bütçeden halka ve emekçilere düşen pay sürekli azalırken, kamu yatırımlarında halka değil savaşa pay ayrılmakta; savunma ve güvenlik harcamaları rekor kırarak 3,45 trilyon TL seviyesine çıkarılmış, bütçe tamamen otoriter ve güvenlikçi politikalara teslim edilmiştir.”
Bakmadan Geçme